• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • İstanbul °
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI

1915 Olayları ve Türk-Ermeni Uyuşmazlığı

Her ne kadar Osmanlı Hükümeti tehcir edilenlerin bakımı, korunması ve yeterli beslenmeleri yönünde planlama yapmışsa da, Ermenilerin çoğu büyük acılar yaşamışlardır. İç çatışmalar nedeniyle daha da zorlaşmış savaş koşulları, intikam peşindeki yerel gruplar, eşkıyalık, açlık, salgın hastalıklar ve çöküş halindeki bir devletteki genel hukuksuzluk durumu, tüm ihtimaliyet hesaplamalarının ötesinde bir trajedi yaşanmasına yol açmıştır. Ermeni konvoylarına karşı suç işleyen bazı itaatsiz Osmanlı devlet görevlilerinin de bulunduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, tarihi belgeler Osmanlı Hükümetinin sözkonusu olayların yaşanmasını amaçlamadığını, aksine, bu suçları işleyenleri cezalandırdığını ispatlamaktadır. Hükümetin tehcirin düzenli ve güvenli bir şekilde uygulanması yönündeki talimatına uymayan devlet görevlileri Divan-ı Harp’te yargılanmışlar ve suçlu bulunanlar Birinci Dünya Savaşının bitişinden çok önce, 1916 yılında, Hükümet tarafından idama mahkum edilmişlerdir. İki halk arasındaki ilişkiler, 1915 trajedisi ile Türk ve Ermeni orduları arasında 1918-1920 döneminde yaşanan savaşlara rağmen 1960’lara kadar önemli bir sorunla karşılaşmadan devam etmiştir. Ancak, Soğuk Savaş dinamikleri Ermeni tarafının acı hatıraları ile kederlerini istismar etmiştir. Bu durum bazı milliyetçi Ermeni grupların radikalliğini körüklemiş ve Türk karşıtı şiddet eylemlerine neden olmuştur. Tüm Türkler için hatırlamanın acı verici olduğu terör saldırıları dünya kamuoyunun dikkatinin Ermeni tezlerine çekilmesi için bir araç haline gelmiştir. 1975’den itibaren 30’dan fazla Türk diplomatı ve aile mensubu Ermeni militanlarca düzenlenen terör saldırılarına kurban gitmişlerdir. Bu dönemde, Ermeni görüşleri ve soykırım tezi zaman zaman sahte belgelerin/fotoğrafların da kullanılmasıyla geniş şekilde yayılmaya başlamıştır. Ermeni tezini destekleyen yazılı kaynaklar nüfus rakamlarını açıklayabilmek için güvenilir olmayan metotlara başvurmuşlardır. Şüphe götürür bazı hatıratlar kullanılmış ve bunlar “soykırım”ın tanınması için tez oluşturabilmek amacıyla devamlı surette kaynak gösterilmiştir. Diğer taraftan, soykırım tezinin ciddi eksikliklerine dikkat çekmek Ermenilerin büyük acılar yaşadıklarını ve çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini inkar etmek anlamına gelmemektedir. Esasen asıl konu rakamlar değildir; en küçük sayıdaki masum insan kaybı bile trajiktir. Aynı dönemde hayatlarını kaybeden ve Batılı tarihçiler tarafından çoğunlukla görmezden gelinen milyonlarca Müslüman Osmanlı’nın mevcudiyeti de, Ermenilerin çok sayıdaki kayıplarının göz ardı edilmesi veya küçümsenmesi için bir sebep teşkil etmemelidir. Ancak, Türklerin kayıplarını görmezden gelirken Ermenilerin yaşadıklarını tanımlamak için tek seçenek olarak soykırım üzerinde ısrarcı olmak, ne hayatını kaybedenlerin hatıralarını onurlandırmakta, ne de tarihi kayıtları doğru şekilde yansıtmaktadır. 1915 olaylarının ne şekilde tanımlanacağına dair siyasi, bilimsel veya hukuki oydaşma bulunmamaktadır Mesele, her iki tarafta itibarlı tarihçilerin yer aldığı, meşru bir akademik tartışmanın konusudur. Acılı bir geçmişe sahip Ermenilerle dayanışma halinde olunduğunu göstermek için Türk karşıtı uzlaşmaz Ermeni görüşlerini tartışılmaz olarak kabul etmek, diğer birçok halk tarafından yaşanan büyük acı ve kederi göz ardı etmekte, dolayısıyla adil olmamaktadır. Merhamet duygusunun, seçici olduğunda sorunlu hale geldiği unutulmamalıdır. Batı ülkelerinde yaşayan Ermeni topluluklar genellikle 1915 olaylarının uluslararası toplumca soykırım olarak tanınmasına odaklanmış bir Ermeni kimliği yaratmayı hedeflemiş, iyi örgütlenmiş milliyetçi dernekler tarafından temsil edilmektedir. Bunun sonucu olarak, Ermeni ulusal tarih anlatısı, Ermeni tezlerinin genel kabul gördüğü, hatta üzerinde oydaşma bulunduğu gibi bir algı yaratan, aktif halkla ilişkiler kampanyaları sayesinde yaygın şekilde duyulmuştur. Bununla birlikte, konu üzerinde bir “siyasi oydaşma” olduğunu söylemek yanıltıcıdır. Esasen dünya üzerindeki yaklaşık 200 ülke arasından sadece 20 civarındaki ülke parlamentosu Ermeni tarih anlatısını destekleyen, çoğunluğu bağlayıcı olmayan kararlar almıştır. Tüm 1915 Olayları ve Türk-Ermeni Uyuşmazlığı 3 bu ülkelerde güçlü Ermeni topluluklarının bulunduğu da bir gerçektir. Ayrıca parlamentolardaki her oylamada, sözkonusu Ermeni yanlısı kararlar aleyhinde oy vermiş çok sayıda parlamenter bulunduğu da unutulmamalıdır. 1915 olaylarına ilişkin “akademik oydaşma”dan bahsetmek de sözkonusu değildir. Ermeni tezlerini savunan akademisyenlerin yanısıra, soykırım tezini desteklemeyen yabancı tarihçiler de mevcuttur. Bu akademisyenler Ermenilerin acılarını inkar etmemekte, ancak 1915 olaylarının soykırım olarak tanımlanamayacağını düşünmektedirler. Soykırımın uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış spesifik bir suç olduğu çoğu kez unutulmaktadır. 1948 Sözleşmesi neyin soykırım olduğunu ve bunun nasıl belirleneceğini anlatmaktadır. Buna göre, bir olayın soykırım olup olmadığına ancak yetkili bir uluslararası mahkeme karar verebilir. Holokost, Ruanda ve Srebrenitsa için böyle bir mahkeme kararı bulunmasına rağmen, 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendiren herhangi bir uluslararası ceza mahkemesi kararı bulunmamaktadır. Bu itibarla, konu üzerinde hukuki bir oydaşmadan da söz etmek mümkün değildir.

Kaynak:Dışişleri Bakanlığı

    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Beşiktaş’ta Adriano’nun sözleşmesi feshediliyor

    Hızlı Yorum Yap

    sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
    157.814

    VAKA

    120.015

    İYİLEŞME

    4.369

    ÖLÜM

    37.799

    AKTİF VAKA

    sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
    5.498.849

    VAKA

    2.233.180

    İYİLEŞME

    346.306

    ÖLÜM

    3.265.669

    AKTİF VAKA

    SIYASET HABERLERI İbrahim Kalın: Ramazan Bayramı’nda bir çok önlem alınması kuvvetle muhtemel
    SIYASET HABERLERI İsmail Küçükkaya’dan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne Selçuk Bayraktar eleştirisi
    SIYASET HABERLERI Bayramda sokağa çıkma yasağının olup olmayacağının kararı Pazartesi verilecek
    SIYASET HABERLERI Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan salgın hastanesinde inceleme
    SIYASET HABERLERI Bayramda sokağa çıkma yasağı kaç gün olacak? 65 yaş üstüne 3 saatlik izin geliyor
    SIYASET HABERLERI SON DAKİKA! Canan Kaftancıoğlu ifadeye çağrıldı
    TÜMÜ

    VİDEO HABERLER

      Yazarlar
      Video
      Galeri
      Optimus Haber'e üye olun

      Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

      Optimus Haber'e giriş yapın

      Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

      Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

      Galeri Alanı

      828 x 470