• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • İstanbul 12° PARÇALI AZ BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI

İşte süresiz nafaka mağdurları!

1-Mahmut Karakoç

Resmi nikâhlı olarak 1 ay evli kaldım. Evlenmeden önce İzmir’de yaşıyordum. Memleket Kahramanmaraş. Evleneceğim insan da Maraş’lı. Bir bankada çalışıyordum. Banka Maraş’ta açılma durumunda, orda yaşarız yoksa İzmir’de yaşarız dedim. Kabul etti. Ancak “banka açılmıyor, İzmir’de yaşayacağız” dediğimde bana, “işi bırak gel, burada inşaatta çalış” dedi. Kabul etmeyince boşanma davası açmış. Dava açıldığından son duruşmada haberim oldu. Bin bir iftira atmış. Psikolojim bozuldu. Haklı iken haksız duruma düştüm. 3 yıldır nafaka ödüyorum. Şimdi evliyim ve 1 çocuğum var. Asgari ücret ile çalışıyorum.

Bir gün oğlumun maması ve bezi bitti, para yok, o gece oğlum ağladı, ben ağladım. Artık çekilmez bir hal aldı, yuvam dağılma durumuna geldi. Şimdi bu şartlar altında ölmek mi lazım öldürmek mi? Kadın cinayetlerinin bir kısmı emin olun bu yüzden işleniyor.

1 ay evlilik sadece resmiyette oldu ve 300 gr takı taktım, 5 bin TL’lik kendisine ve ailesine kıyafet ayakkabı aldım. Hepsi gitti.

350 TL nafaka ödüyorum. Bu gidişle ömür boyu ödemeye devam edeceğim.

 

 

2-Ömer ŞAHBAZ

2009 yılında sadece 40 gün süren bir evlilik yaptım ve çocuksuz olarak boşandım. 2017 yılı itibarıyla bu kadına tam 8 (SEKİZ) senedir nafaka ödüyorum. Bu şartlarda Ölünceye kadar ödemek zorunda kalacağım. Evlilik öncesi ve sonrası durumuna bakıldığında yoksulluğa düşmüş bir hali yok ama mahkemede bunu ispat etmek imkansız. Bu çaresizlik beni perişan etti ve psikolojim bozuldu.

Sonra beni yeniden hayat sevinciyle dolduran ikinci eşimle tanıştım ve evlendik, çok şükür çok mutluyum. Bir kızımız var. Sorumluluklarım arttı ve tabi ki utancım da. Bana tekrar gülmeyi hatırlatan eşim ve kızımdan utanıyorum. Onları bu Süresiz Nafaka zulmünden kurtaramıyorum. Bana bunca acıyı ve zulmü çektiren kadına, ailemin rızkından her ay para göndermek zorunda kalıyorum.

Şimdi şu kadın hakları derneklerine, savunucularına soruyorum “Benim eşim ve kızım kadın değiller mi? Onların hakları yok mu?” Erkeklerin haklarını sormuyorum bile!

Bu arada eski eşim beni mahkemeye vermiş, nafaka artırım davası açmış, geçinemiyormuş!!! Hiç bitmeyen, ölünceye kadar devam edecek olan ve giderek artan bir borç sahibi oldum!

 

3-Aytekin Toprak:

2003 yılında evlendim. Evliliğim bir yıl sürdü, çocuğumuz yok. Eşimle geçimsiz bir hayatımız vardı. Aile içi özel hayatımızı abartıp yalan söyleyerek dışarıya anlatıyordu. Hatta bir gün kendi kendine boğazına bıçak tutup komşular yetişin beni öldürüyorlar diye bağırdı! Amacı beni rezil etmek ve haksız duruma düşürmekti. Böyle bir insanla evli kalamazdım. Çocuksuz boşandığım kadına 2009’dan beri nafaka ödüyorum. Ne yazık ki Ölünceye kadar ödemek zorundayım. Üstelik sabit bir işim yok. Ödeyemezsem hapse atılacağım. Mahkeme kâğıtlarının sürekli işyerine gelmesi sebebiyle işimden de oldum.

Borç harçla, akrabalarımın yardımıyla ödüyorum nafakayı. Eğer iş olursa günlük yevmiyeli olarak arkadaşımın yanına gidiyorum. Eski eşim sürekli nafakayı artırma talebinde bulunuyor. Gerçekten bu durum beni çok yoruyor. Ömür Boyu Nafaka mutlaka belirli bir süreyle sınırlandırılmalı.

 

4- Dilek SÜTÇÜ, Kadın (2. eş):

2015 Şubat ayında eşimle tanıştım. 2016 Şubat ayında evlendik.

1 yıllık nişanlılık süresince eşimin eski karısı hakkında her gördüğüm akraba, arkadaş, kim varsa olumsuz şeyler söylediler. Anlatılanlar inanılır gibi değildi. Abarttıklarını ve eşimi haklı gösterecek şeyler söylediklerini düşündüm bir süre.

Eşimin 2. Evliliği olduğu ve ayrılıktan 2 sene sonrası olduğu için eşimden hiçbir mihir ve takı talebinde bulunmadım. Hiçbir ek masraf zorlayıcı bir şey yapmadım. Çünkü amacım huzurlu ve mutlu bir yuva kurmaktı.

Evliliğimizin 5.ayında 16 Temmuz günü tatil dönüşü kapımda bulduğumuz PTT notu ile kabus başladı.

PTT’ye gidip gelen paketi orada açtım. İçinden kanlı bir kitap çıktı! Sayfaları yırtık, küfürler yazan bir kitap! Eşimin eski karısı göndermiş!

Şahsıma gönderilmesinin amacı beni korkutup boşanmamı sağlamaktı!

O günden bugüne 2 sene geçti ve hala küfür, hakaret ve tehditlerine sosyal medyadan devam ediyor.

 

Eski eşin;

Şahsıma hakaret, küfür ve tehdit etmesi,

Evimin açık adresini verip, kadın pazarlandığını söyleyip, beni açık hedef haline getirmesi,

PTT aracılığıyla adıma KANLI KİTAP yollaması,

Tüm akrabalarımı arkadaşlarımı sosyal medyada rahatsız etmesi,

“Dikkat et f.h.ş.n balkondan düşmesin”, diyerek şahsımı ölümle tehdit edip buna yüksekten düşme süsü vereceğini söylemesi,

Bu tehdidi sosyal medyadan yapması,

Açtığı saçma sapan davalarla bizi yıldırmaya çalışması,

gibi birçok nedenle, huzurlu götürmeye çalıştığım evliliğimi huzursuz etti.

Her an korku içinde yasamak ruhsal açıdan beni olumsuz etkiledi.

Bu sebepten çocuk sahibi olmak istemedim.

Hayatımı ve evliliğimi olumsuz etkileyen bu kadın elini kolunu sallayarak geziyor!

Ve SÜRESİZ YOKSULLUK nafakası alıyor!

Bu kadın genç, çocuksuz, üniversite mezunu ve kaçak çalışıyor.

Evli bir kadın olarak ben, o kadından daha yoksulum ve zor durumdayım…

 

5- Feridun AKAGÜNDÜZ, Emekli polis memuru

Eski eşimle 1986 yılında Bayburt’ un Ozansu köyünde evlendik. 2006 yılı Ocak ayına kadar evliliğimiz devam etti. 2 Ocak 2006 günü kayınvalidemin bizde olması suretiyle bir bahane çıkararak annesiyle birlikte benimle bir kavgaya tutuştular. Çok ağır hakaretler ederek evden 2 Ocak akşamı ayrıldılar. Ben 2 çocukla birlikte evde kaldım. O zaman kızım 18 yaşında oğlum 17 yaşındaydı. Çocuklarımla 3 yıl hayatımızı böyle idame ettirdik. Barışmak umuduyla 1 yıl boşanma davası açmadım. Barışmak için her yolu denedim. Eş, dost, akraba ve kendi yakınları dahil hiçbir şekilde diyalog kuramadık. Çocukları defalarca gönderdim, her seferinde kovdu. Bir defasında jandarmayla kovdu.

Bu arada öğrendim ki bu bir planmış. İplerin koptuğu günden bu yana 12 sene geçmiş. 12 sene boyunca bu kadının ne yüzünü gördüm ne de nerde olduğunu biliyorum. Evli mi, dost hayatı mı yaşıyor, hiç bir bilgimiz yok. Dayısının kızı avukat, ona vekalet vermiş. 2007 Haziran ayından bugüne hiç bir duruşmaya gelmedi. Ben birkaç defa hakimi ikaz ettim, belki barışırız diye. Bir sonuç çıkmadı. Mahkemeler sonucu 20 bin lira tazminat ve yoksulluk nafakası (12 yıldır ödüyorum, daha ne kadar süreceği belli değil). Mahkeme masrafları, avukatlık ücretleri, Yargıtay aşamaları maddi olarak bana 100 bin liraya mal oldu. Halen de devam ediyor. Sonuç nereye gider o da meçhul.

Mahkeme bizi eşit kusurlu buldu. Dava bittikten sonra hakim hanım karşı tarafın avukatının da olduğu son duruşmada bana şunu söyledi. “Sen barışmak yerine kendini savunsaydın bu dava tamamen senin lehine sonuçlanırdı. Barışmak istemiyor neden bu kadar ısrar ediyorsun” Yani tam 19 yıl 19 gün evli kaldım. Hep hüzün yaşadım. Bunu da tamamen çocuklarımın huzuru bozulmasın diye yaptım. Bu arada hem mahkemelerle uğraştım hem de çocuklarıma üniversite tahsili yaptırdım. 2009 yılında şimdiki eşim Zeynep hanımla evlendim. 1 oğlumuz oldu, şimdi 8 yaşında. Çalışırken maaşım daha iyiydi. Şimdi aldığım 2200 TL emekli aylığına karşılık 600 lira nafaka ödüyorum. Sağlığım bozuldu ne yapacağız onu da Allah bilir. Ömür Boyu Nafaka cezasına süre sınırı getirilmesini istiyorum.

 

 

6- Hikmet ÇELİK

Malatyalıyım. 2015 yılının Ekim ayında evlendim. Evliliğim 3 ay sürdü, boşandım. Ayrıldığım bayan benim ekonomik durumumu beğenmeyerek evi terk etti. Evimi terk etmesine rağmen,  aile büyükleri ve mahkeme vasıtası ile “eve dön” çağrısında bulundum. Ancak evine dönmedi. Evine dönmeyeceğine dair mesaj ve telefon ses kayıtlarını mahkemeye delil olarak sundum. Eski eşim bana üstelik “mahkemeler kadından yana” diyerek bana 40 bin TL maddi, 40 bin TL manevi tazminat davası da açtı, fakat kaybetti. Ben şu an düğün borçlarını ödeme sıkıntısı içindeyim. Asgari ücret alıyorum, borçlarını ödeyemiyorum. Boşandığım bayan ise kayıt dışı çalışmakta ve çalıştığı yeri de bilmeme rağmen ekmeğinden olmasın diye ihbar etmiyorum. Mahkemeye kendisinin yoksul olduğunu ileri sürerek yoksulluk nafakası bağlanması istedi ve kazandı. Kendisine nafaka ödüyorum. Borçlar ile boğuşmaktayım. Allah rızası için süresiz nafaka zulmüne son verilsin. Benim gibi binlerce insan ömür boyu, adil olmayan nafaka mağduru. 32 yaşındayım ve ben daha ne zaman evleneceğim, ne zaman çocuk sahibi olacağım? Her kadın süresiz nafaka ödeyen biriyle evlenmek istemiyor. Bizlere yardım edin….!

7- İsrafil YILDIRIM

Eşimle ayrılma sebebimiz, evlendiğimizden beri had safhada psikolojik bozukluğu vardı. Bunun artmasıyla 6 yıl sonra anlaşmalı olarak ayrıldık. Mahkeme beni 500 TL’den başlamak üzere eski eşime Ömür Boyu Nafaka Ödeme cezasına çarptırdı. 8 ay nafaka ödendiği halde icra davası açarak elimde dekontları olmasına rağmen kazandı. Velayet davası açtı, onu da kazandı. Hem çocuğa, hem de geriye dönük olarak dilekçe verdiği tarihten itibaren borçlu duruma düştüm, maaşıma icra, arabama da haciz konuldu. Benden aldığı nafakayla birlikte annesinin emekli maaşını da alıyor. Babasının evi olduğu halde rahat yaşamak için kiraya çıkmış. Ortada ne adres var, ne telefon numarası. Çocuğumla irtibata geçemiyorum. Tekrar evlendim ve 2. eşimden iki tane çocuğum var. Ona ödediğim para kadarıyla dört kişilik ailemi geçindirmeye çalışıyorum…!

8- İsrafil’in eşi

7 yıl önce evlendik. Eşimin eski karısı ilk evlendiğimiz ay icra davası açtı. Elimizde dekontlar olduğu halde davayı eski eş kazandı. Eşimin bir oğlu var onun velayeti de bizdeydi. Sahte darp raporları, yalancı şahitlerle o davayı da kazandı. Mahkemede çocuğa nafaka talep etmediğini söyledi. Ama İki yıl sonra çocuk için nafaka davası açtı. Bize sadece eski eşin kazandığına dair mahkeme celbi geldi. Eski eşe 500 TL nafaka veriyoruz, çocuğa da 500 TL bağlanmış. Geriye dönük olarak nafaka farklarını icra yoluyla ayda 500 TL ve avukat, mahkeme ve icra masrafları da bize aitmiş. Biz bunu duyunca delirdik. Ayda 1.700 TL ödemek çok zor! Bir umutla itiraz davası açtık ve ilk defa kazandık! Kazandık dediğim de ayda 1.700’den 1.300’e düşürdü! Buna da şükür dedik. Şimdi bir arabamız var ama o da hacizli. Eşime çocuğunu da göstermiyor! Her sene otomatik nafaka artacak, çünkü eski eş kendini daha yoksul göstermek için kayıtlarda kiraya çıkmış gibi göstermiş! Masrafları çokmuş! Babasının iki katlı evi var oturmuyor. Sırf daha rahat gezip tozmak için! Annesi emekli, ölmüş. Onun maaşını da alıyor. Bizimkiyle birlikte bizim iki çocuğumuz var. Daha fazla giderimiz var ama onun iki kişiyi geçindirdiği parayla biz dört kişi idare etmek zorundayız…!

9- Uğur AKÇAY

Kayınvalidem tam bir paragözdü. Para için yapmayacağı şey yoktu. Evlendiğimiz günden itibaren eşimi işe koyup çalıştırmam için günde en az 10 defa arayıp durdu. Neymiş, eşim çalışıp ailesine para yardımı yapacakmış! Ben her ne kadar olmaz dediysem de bu seferde kayınvalidem Erzurum’dan akrabalarımı arayıp kızımı çalıştırsın, diye baskı kurmuş. Bir gün kayınvalidem telefon etti ve dedi ki; eşimi benden önce isteyen bir subay varmış. Bu subay demiş ki, elimde 5 bin TL var, damadına söyle, boşanması karşılığında bu parayı ona vereyim, demiş. Bunu duyunca kriz geçirdim ve kayınvalideme bağırıp çağırdım. Bizde namus para değil ki para için namusumuzu bırakalım! Bu konuşmadan kayınvalidem eşimi bana karşı hep doldurdu, kışkırttı. İşe girdikten bir hafta sonra eşimi isten almaya gittim ama eşim çoktan kaçıp gitmiş! Aradım taradım bulamadım.

Ben de dava açtım. Ancak eşim boşanmak istemedi. Çok fazla nafaka istedi. Karşı taraf ne kadar nafaka istediyse hakim hemen tamam deyip bağladı. Düğün borçlarını ödeyemezken bir de nafakaya esir oldum. Dava reddedilince neden boşanmak istemedikleri ortaya çıktı. Meğer davayı kendi şehirlerine çekip istedikleri gibi oyun oynamakmış amaçları. Şimdi dava Kilis’te görülüyor ve istedikleri gibi yargıyı ellerinde oynatıyorlar. İspatı, kanıtı olmayan iftiralarla mahkeme kazanıp duruyorlar. Ben nafakayı ödeyemediğim için her hapis cezasında kredi çektim. Kredi limiti dolduğu durumlarda borçlanarak ödedim. Dava devam ederken çocuğum olduğunu öğrendim. Çocuğumun sadece resimlerini görme imkanı oldu. Çalışmadığım halde 850 TL nafaka bağlandı. Önümüzdeki günlerde icra yoluyla hapis yolu beni bekliyor.

Sorarım size, kanıtı olmayan iftira nasıl delil sayılır? Daha çok şeyler var ama terbiyem müsaade etmiyor anlatmaya!

Düğün borcum yetmezmiş gibi bu nafaka yüzünden yaptığım diğer borçlar 10 bine ulaştı. Hem kendim hem de günahı olmayan annem-babam benim yüzümden sıkıntı çekiyor!

Aylık 1400 TL düğün kredi taksitini ödeyemezken nafaka da üstüne gelince hepten tıkandım. Karşı taraf da zaten hapse attırmak istediği için hemen icraya veriyor. Polis kelepçeyi takıyor. Ailem sağdan soldan borç bulup ödüyorlar da içeri girmekten kurtuluyorum. Gerçi bıraksalar ne olacak, bu borçlar nasıl bitecek? Şu an toplamda 35 bine yakın borcum oldu. Bunlara nasıl yetişeyim? Psikolojim iyice bozuldu. Cinnet geçirmemek elde değil!

 

 

10- T. P.

Polis memuruyum.

2003 yılında evlendim. Eşimin evlilik süresince bana daha önceden göstermediği yüzü açığa çıkmıştı. Gecesi gündüzü belli olmayan mesaisi uzun bir polis memuruyum. Hayatım işimle evim arasında gelip gider, sosyal hayat istesem bile yaşayamıyorum. Bu aramızda ki sorunlardan bir tanesiydi ve eşim çok kıskançtı. Eşimin kız kardeşi, ben geceleri çalışırken sevgilisi ile birlikte evimizde kalıyormuş. Bunu öğrenmem aramızda ki olayların tuzu biberi oldu. Bu konu için eşimle tartıştık. Bana “sen buna karışamazsın” diyordu. Baldızım ailesi ile sıkıntı yaşar diye büyüklerimize bildirmedim. Bu konu hakkında eşim ile uzlaşamadığım için eşim bana evi terk edeceğini söyleyerek gece mesaisine giderken kendisini ailesinin evine bırakmamı istedi. Kendisi ile evliliğe devam edemeyeceğimi anladım. Boşanmak istediğimi söyledim. Ailesi bana boşanmamam için ev ve son model araba teklif ettiler. Onurlu bir insan olarak bu tekliflerini reddettim. Eşim bana bundan sonra olacaklardan benim sorumlu olduğumu, günahın kendisinden gittiğini söyleyerek yanımdan ayrıldı.

Evliliğimiz fiilen 10 ay kadar sürdü. Karşılıklı boşanma davası açtık. Evimiz “Biri Bizi Gözetliyor” evi değildi ki her yerde kamera olsun, ses kaydı olsun! Yaşadıklarımız kapalı kutu gibi idi.

Mahkeme sürecinde baldızımın sevgilisi, askerlik yaptığı Hakkari’de aleyhime vermiş olduğu yalan ifadesinde evimize ben varken gelmediği halde misafir olarak gelmiş gibi ve onların yanında eşime hakaret ettiğime tanık olduğuna dair beyanda bulunmasına dayanan hakim hanım beni kusurlu bularak boşanmamıza karar verdi. Tedbir nafakasını yoksulluk nafakasına çevirdi. Bir de üstüne tazminat ödedim. Artı düğün borçları da vardı.

 

 

11- Ömer ATAPEK

Nevşehirliyim. 2006 yılının Ağustos ayında boşanma davası açtım ve 2007 Şubat ayında boşandım. Bu evlilikten de bir kızım var. Şimdi 15 yaşında. Kızım annesinin yanında idi. Sırf beni zor durumda bırakmak için 2008 yılında eski eşim annesi kızımı bana verdi. “Ben senin sıpana bakmak zorunda değilim” diyerek çok aşağılık sözler kullandı. 2008 yılının Nisan ayında işlerimin kötü gitmesi nedeniyle nafaka ödeyemedim ve 1ay hapis yattım. Bu arada ikinci evliliğimi yaptım. Şimdiki evliliğimden iki çocuğum var. 11 yıldır da nafaka ödüyorum. Nafaka 300 TL çocuğa 400 TL eski eşe. Sürekli nafaka arttırıldığı için de bana durmadan birikmiş nafaka borcu çıkarılıyor ve nafakayla birlikte maaşımdan 870 TL kesiliyor. Kalan parayla da evimi geçindirmem lazım. Çocuğumun biri de ilkokula gidiyor. Zaten işler de kötü, iki aydır maaş alamıyorum, ne yapacağım bilmiyorum. Daha anlatacak çok şey var ama buna zaman yetmez.

 

12- Recep YERDELEN

Boşanma davam 3,5 senedir devam ediyor. 100 bin maddi, 100 manevi tazminat talep ediyorlar. 4,5 yaşında bir kızım var. Eşim evlenmeden 3 sene önce psikiyatri tedavisi görmeye başlamış. Hamilelik döneminde ilaçlara ara verince hastalık yeniden tetiklendi. Hormon değişikliği de eklenince iş içinden çıkılamaz bir hal aldı. Kadının her sinir krizinde çağırmasıyla eve polis geliyordu. Polis her seferinde tutanak tutmam gerekiyor, diyordu. Bir gün kadın beni babasına şikayet etmiş babası kadını alıp avukata götürmüş, kadının anlattığından biliyorum, avukat da koruma talebi ve uzaklaştırma istemiş. Üç ay uzaklaştırma çıktı bana, kadın bir ay sonra eve geri geldi, uzaklaştırmanın kaldırılması için dilekçe verdiyse de hakim bir maddesini kaldırmamış. Kadının bana o dönemde anlattığına göre uzaklaştırma cezası çıkınca “birileri beni aradı seni mor çatıya alalım falan gibi şeyler dediler” demişti. Eve döndükten sonra aile danışmanına gittik. Psikoloğun tarzını beğenmediği için doktoru dava edeceğini söyleyip tedavi sırasında odadan çıktı ve bana tekrar boşanma davası açtı. Avukatı tekrar uzaklaştırma istemiş. İki boşanma davası arasında geçen süre bir aydı ve üç gün hapis cezası aldım hiç bir şey yapmadığım halde! Aradan iki ay geçmişti ki kadın “ben çok pişmanım eve dönmek istiyorum” demeye başladı. Ben de cezanın kalkması için dilekçe ver, dön eve, dedim ama hakim cezayı kaldırmıyormuş. Ben de kabul etmedim eve dönmesini böyle olunca kadın bana daha çok kızmaya başladı. Sinir krizleri esnasında beni bir iki kere daha şikayet etmiş, ben sadece uzaklaştırma çıktığında haberdar oluyordum. Hatta bir seferinde beni takip ediyor diye şikayette bulunmuş. Polis “çok ceza alırsın, mobese kayıtlarını çıkarırsam” demişti. Polise yalvarmıştım “çıkar abi, ben o gün oraya gitmedim bile” dediysem de bu sebepten üç gün hapis yattım. Yani iki kere hapis cezası aldım, psikopat kadının sadece ifadesiyle!

Ben eve kabul etmediğim için benden daha çok nefret etmeye başladı. Kadın, “sen bizi terk ettin, çocuğumdan uzak dur” demeye başladı. Çocuğu da sadece icra ile görmeye başladım.

 

13- Osman Uke

2011 yılında evlendim. Eşim sinirsel rahatsızlığı olan şizofreni hastası bir bayandı. (evlendikten sonra fark ettim. Ailesine durumu bildirdim, ailesi bilgimiz var dediler, doğruladılar).

1 yıl 2 ay evli kaldım. Bir sabah eve geldim annesi ve babası vardı (saat 7:30).

Bana “kızımızı götürmeye geldik bu evlilik yürümez” dediler. Ben ne kadar karşı çıktıysam da engel olamadım. Kurulmuş yuva yıkılmasın, problem neyse konuşalım, çözüm arayalım dedim. Şizofren hanımefendi geceden ne anlattıysa bilmiyorum. Çünkü götürdüler kızlarını.

Evliliğim boyunca hem aileme karşı hem bana karşı duymadığım hakaret kalmadı. Buna rağmen ne kendisine zor kullandım ne de bağırdım. Kendisinin mutluluğu için elimden gelenin en fazlasını yaptım

Başımdan geçen iki üç örnek vermek isterim:

– Bir gün evde oturuyoruz, ben ve eşim gazete okuyoruz. Annem tesbih çekiyor namaz sonrası.

Babam TV’de haber izliyor. Ortada hiç bir şey yokken bir anda gazeteyi kapattı. “Baba sen kafirsin kimliğini değiştir” dedi. Babam gülümsedi ne desin zavallı haklısın kızım bende onu düşünüyorum dedi.

-Bir gün eşim arkadaşlarını eve davet etmiş. Misafirler için hazırlık yapılıyor, koşarak mutfağa gitti. Aniden tabak kırılması sesi geldi. Gittim baktım, eşim anneme bağırıyor, “yemekler güzel olmazsa senin o örümcek kafanı kırarım” diye kadına bağırıyor. Tabii bu duruma da sessiz kalmak zorunda kaldım.

Eşimle sadece 1 defa birleşmemiz oldu, başka olmadı. Çünkü çocuk olmasından korkuyordu. Belki inanması güç ama çocuğum olursa öldürürüm, düşürürüm, gibi şeyler söylüyordu. Bir gün anneme ilişkimizin olmadığını söylemiş.

Neyse mahkeme günü şahitler dinleniyor, benim tam 18 şahidim var. 9’u dinlendi, 9’u koridorda bekliyor. Her şey delilli ispatlı.

Eşimin 3 şahidi var, ikisi benim lehime konuştuğu halde ben ağır kusurlu bulundum. 14 bin TL tazminat 256 TL nafaka cezası verildi.

Mahkemede ne benim avukatım ne de ben bir kelime dahi konuşturulmadım. Çünkü hakim hanım resmen taraf tuttu. Çünkü eşim, avukat ve hakim birbiriyle bağlantılıydı. Sonradan araştırıp öğrendim.

 

14- İsmet Turgut

Eski eşe 10 yıldır nafaka ödüyorum. Mal paylaşım ücreti + 2 çocuk nafakası + eş nafakası ödüyorum. Sınıf Öğretmeniyim. Ancak borç + nafaka ödemekten mesleğimin gereği gibi yaşayamaz hale geldim. Güncel kalmam içim kitap alıp okuyamıyorum. Okulumdaki ve günlük hayatımdaki sosyal faaliyetlere katılamıyorum. İkinci evliliğimi yaptım geçinmekte zorlanıyorum. Zaman zaman ikinci eşimle huzurumuz bozuluyor. İcra, borç, nafaka, dava vesaire ikinci evliliğimi sarsıyor. Sabır sabır nereye kadar bilmiyorum. Allah rızası için birisi Ömür Boyu Nafakaya dur desin. Boşandığım kadın 42 yaşında 90 yaşına kadar yaşarsa 58 yıl nafaka ödemek zorundayım. Böyle adaletsizlik olur mu?

30 yıldır devam eden medeni kanununun 175. Maddesi “ süresiz yoksulluk nafakası” ödenmesine devam edilmektedir. Bitmeyen bir borç yükümlülüğü altında ezilmekteyiz. Bize yardımcı olabilir misiniz? Lütfen…

 

15- Hasan KIYAK

2015 yılının Ağustos ayında 25 yaşımda ilk evliliğimi yaptım. Ekim ayında düğün oldu. Benim ilk evliliğim, “eski” eşimin 2. Evliliği idi.. Toplamda 9 ay kadar evli kaldım. Resmi nikah tarihinden önce babam, asgari ücretli çalıştığım için bana bir ev satın aldı.

Eski eşim Antalya’da ikamet ediyordu. Evlendikten sonra benimle birlikte Ankara’da yaşamaya başladı. 9 ay süren evliliğimizde mecburiyetten 1 kaç iş değişikliğim oldu. Bu süreçte 1 ay kadar işsiz kaldım. Sonra toparladım.

Evliliğimin 7.ayında eski eşim bana bir kaç kez ilk eşinin ismiyle hitap etti. Ayrıca kullandığı telefon faturası ilk eşinin soyadıyla gelmekteydi. Fazlasıyla rahatsızdım. Çok uyardım ama bunu önemsemedi. Bu sebepten aramızda tartışmalar yaşandı. Ayrıca eski eşim oturduğu evden-mahalleden memnun olmayan, sürekli benden maddi taleplerde bulunan, yaşam standartlarımın üstünde talepleri olan biriydi. Bunlardan dolayı aramızda şiddetli tartışmalar yaşanıyordu.

Eski eşim bana evlilikten, yani nikah tarihinden önce babamın bana aldığı evi sattırmak istedi. Evi satmamı, aksi takdirde dava açacağını söyledi. Ben evdeyken kayınpederim, kayınvalidem ve eşim, evimi basarak evdeki eşyaların neredeyse yarısından fazlasını alıp tehditler savurarak gittiler. Tanık olarak annem yanımdaydı. Boşanma davası açtılar. Onları evden kovmadığım halde evden kovdu, şiddet uygulamadığım halde şiddet uygulandı, alkolik olmadığım halde alkolik diyerek şahsım hakkında bu tür iddialarda bulundu. 1500 TL nafaka ve 10000 TL maddi manevi tazminat talebi oldu. Dava sonunda hakim eşit kusurlu saydı.  400 TL yoksulluk nafakası ve 16 aylık birikmiş nafaka bağladı. 16 aylık nafakayı ödemek için kredi çektim. 380 TL kredi, 400 TL nafaka ödüyorum. Geriye bana 600 TL para kalıyor. Eski eşim evi terlettikten sonra uzun süre keyfi olarak çalışmadı. Şimdi çalışıyor, en azından asgari ücret aldığını varsayarsak, benden aldığı nafakayla birlikte aylık 1800 TL gelire sahip. Benim maaşım 1400 TL ve otomatikman 1000 TL’ye düşüyor. Kredi nafaka derken her ay 600 TL parayla idare ediyorum…

Bu arada eski eşim düğünde takılan takıları kendi iradesiyle bozdurmuş, paranın bir kısmını bankaya yatırarak kendi kullanımına almış, bir kısmını da giderken götürmüştü. Yani takılar kanunda olduğu gibi eski eşime aitti. Boşanma davasıyla birlikte takı davası açtı ve eski eşim takıları yalan beyanla  zorla elinden aldığımı harcadığımı beyan etti. Ben eşime ait banka dekontlarını ve takıları bozdurduğu kuyumcuyu tanık gösterdim. Bilmiyorum sonuç ne olacak ve ayrıca nikah tarihinden önce satın almış olduğum evi değer artış payından yararlanmak istiyorum diyerek yalan beyanla delilsiz, (aile harici) tanıksız, evime de göz koyulmaktadır davalar devam etmektedir. Özetle zaten evliliği bitiren, boşanmayı getiren olay da evimin zorla bana sattırılmak istenmesidir…

 

16- Kenan KAHRAMAN

Davayı eski eşim açtı. Mazereti, şiddetli geçimsizlik idi. Çocuk var diye biraz alttan aldım, belki düzelir diye. Ama daha da çıkmaza girdi. Çok sayıda iftira attı bana, çok suçlama yöneltti. Şükürler olsun topladığım evraklarla her iftirasını çürüttüm. Ama nafile, ERKEKSEN SUÇLUSUN! yasalar önünde. Tazminat ve tedbir nafakası (nafaka halen ödemekteyim) ödedim. Uzaklaştırma aldım. Bir de utanmadan 6 ay önce nafaka artırma davası açtı. Halen devam ediyor ve maalesef artacak gibi gözüküyor. Hepsi bir yana, ne kadar art niyetli bir insan olduğu çocuk görüş dosyasında belli oldu. Ama “ERKEKSEN, HAKSIZSIN!” Kadın erkek eşit diyorlar ya kocaman bir yalan.

Her hangi bir şekilde fiziki ve ekonomik şiddet de uygulamadım. Yuva yıkan taraf olmayayım dedim. Ama ok yaydan çıkmış bir kere dönüşü olmadı.

 

17- Kemal UZUN

2000 yılında 2. evliliğimi çalışmayan 1 (bir) çocuklu ev hanımı ile yaptım. Bu evliliğim 9 yıl sürdü. Hiç bir neden olmaksızın, 2009 yılında sadece bayanın kendi ifadesine dayanarak, darp, şiddet, rapor vs. kanıt olmaksızın boşanma davasını kendi bir bahane uydurarak açtı ve dava 3 yıl sürdükten sonra sona erdi, boşandık. Kendisine yoksulluk nafakası ödemeye hükmedildim. Katkı payı davası ise halen devam etmektedir. Kadının kendi adına gayrimenkulleri bulunmakta, vefat eden babasından dul ve yetim aylığı bulunmakta olup, kasıtlı olarak nafaka alabilmek için SGK’dan talep etmemekte, annesiyle birlikte hem babasından kalan aylığı hem de nafakayı almaktadır. Sağlık hizmetini ise şu anda çalışan kendi kızı üzerinden yararlanmaktadır. Mahkeme, bütün sunulan bu belgeleri (dava dosyasında mevcut)  dikkate almamıştır.

Çocuk yok, şiddet yok, darp yok, kanıt yok, sadece kendi ifadesi dikkate alınmıştır.

 

Meclis’te görüşü biten 26/1 399 sıra sayılı rapor önerileri kanunlaşmalıdır. TMK175/176. maddeleri yeniden düzenlenmeli. Yoksulluk nafakasına hükmedilirken, mahkemeler, boşanma aşamasında mal varlıklarının ve gelirinin olup olmadığı tam olarak araştırılmalı. Tüm tapu kayıtları, SGK bilgileri iyice araştırılmalı. Süresiz (Ömür Boyu) nafakaya hükmedilmemeli, mutlaka süre getirilmelidir. Süre sonunda ise oluşturulacak fondan karşılanmalı. Bu yasalar fırsatçı ve kötü niyetli, çalışmadan, parazit gibi yaşamak isteyenlere fırsat vermektedir. Boşanan kadına öncelikle kadının boşanmış olduğu, yıllardır yüzünü dahi görmediği boşandığı eşi değil, öncelikle kendi 1.derece yakınları (kızı, oğlu, damadı kardeşi anne, babası ) hukukta mevcut olan yardım nafakası verilmelidir.

 

18- Mehmet ERDEM

Konyalıyım. 2017 yılında evlendim. Mutlu bir evliliğimiz vardı. 5 ay sonra bana karşı olan tavırları değişti.

Kısmi felçli olan babam, evlendikten sonra 2 evinden birini bize tahsis etmişti. Kira falan almıyordu.

Eski eşim bu evin tapusunu benim almamı istedi. Ben karşı çıkınca bana aileme tavırları sertleşti.

Evde 2 yabancı gibi olduk.

Alkol, sigara vb bir kötü alışkanlığım yok. Evden işe, işten eve gelip giderim. Evin tüm ihtiyaçlarını ve kendi şahsi ihtiyaçlarını görürüm. Kalan paramdan harçlık verirdim. Bir gün parayı yüzüme çarptı ve hakaretlerde bulundu. Evin tapusunu alacaksın, diye baskı kurmaya başladı. 29 Haziran 2017’ de ben işte iken eşimin babası aradı ve kızını götüreceğini söyledi. Eve geldiğimde eşim hazırlanmıştı bile. Kapıyı çarpıp yola düştü, ben de peşinden… Yolda durdurdum, derdin ne diye. Gideceğim, peşimi bırak, zorlarsan polisi ararım dedi. Ben de “seni dövmedim, hakaret etmedim, abartıyorsun, dedim. Bu arada eşimin babası geldi ve kızını alıp götürdü.

Bu sıralarda işimden de oldum, psikolojim bozuldu, tedavi görmeye başladım.

Terk etmeden önce eşim hamileydi. 5 ay sonra bir kızımın doğduğunu öğrendim. Kızımı görmeyi çok istiyorum fakat eşimin ailesi beni öldürmekle tehdit ediyor. Aralık-2017’ de nafaka davası açmış. Doğumdan önce ve sonra “bir ihtiyacı var mı” diye  aradığımda telefonda hep hakaret etti, yüzüme kapattı.

Eşim ve ailesinin derdi babamın evinin tapusu imiş. Şimdiki derdi ise ziynetler, eşyalar ve Ömür Boyu Nafaka!

Böyle bir eşe ömür boyu nafaka ödenir mi?  Allah beni ve benim durumumda olan herkesi bir an önce elimizden bir kaza çıkmadan kurtarsın inşallah. Benim durumumda olan onca insan var fakat gurur meselesi yapıp dışarıya yansıtmıyor.  Ben şimdi asgari ücretle çalışıyorum ve pozitif ayrımcılık yüzünden başıma gelecekleri az çok tahmin ediyorum.  Ben hiçbir suç işlemedim ama Ömür Boyu Nafaka cezasına çarptırıldım!

 

19- Hasan PEKTAŞ

Gaziantepliyim. Eşimle anlaşarak evlendik. Evlenmeden önce durumumu anlatıp, dar gelirli olduğumu söylemiştim. O da kabul etmişti. 2 tane çocuğumuz olduktan sonra  geçinmek biraz daha zorlaştı. Eşim sürekli şikayet ediyor, aldığım paranın azlığını bahane ediyordu. Gece-konduda otuyorduk. Eşim dairede oturmak istiyordu, yani sürekli bahane üretiyordu. Sonunda evi terk etti. Boşanma davası açtı. Dava çekişmeli olarak 3 sene sürdü. Tek sebebi maddi sıkıntı idi. Hakim benim konuşmamı hiç umursamadı bile. 20 bin TL maddi-manevi tazminat, 250 TL eski eşe, 325 TL çocuklarıma, toplamda 575 TL nafakaya hükmedildi. Eski eşime ömür boyu nafaka verecekmişim. Vermezsem senelerce hapse atılacağım. Ben hapse atılırsam çocuklarımın durumu ne olur?

Çaresizim.

Şimdi işim yok, ruh halim bozuk. Temyize götüreceğim ama oradan da umudum pek yok.

Devletimizden Adalet istiyorum.

 

1 İsimsiz

Merhaba. Eşimden boşandım. Eşim benden daha fazla maaş aldığı halde 100 bin TL tazminat davası açtı ama kusurlu olduğu için hakim reddetti. Kusuruna rağmen 300 TL nafaka bağlandı. Mahkeme öncesi işten çıktı. Kendini işsiz gösterip mağdur olduğu ispatlamak için işten ayrıldı. Maddi durumum iyi olmadığı için nafakayı hiç ödeyemedim. Ayrıca eşim “topraktan ev projesinden” aldığım evin sözleşmesini evden ayrılmadan önce çalmış haberim olmadan. Şimdi müteahhitle anlaşmış, evimi alamadım, ödediğim para ise boşa gitti.

Ailemin yardımıyla 1 sene önce yeniden evlendim.

 

 

 

2 İsimsiz :

2007 de evlendim. Bu evliliğim eski eşimin ailesi tarafından 3 ayda noktalandı. Ayrı şehirlerde yaşadığımız için benim evimi kendi yaşadıkları yere götürme düşüncesindeydiler. İşim kendi memleketimde olduğu için bir yere gidemezdim. Benim evde olmadığım vakit annemle tartışmış ve ailesini çağırmış. Ailesi eski eşimi götürmeye geldiler. “Biraz kafa dinlesin, geri getireceğiz” diye götürdüler ve bir daha geri getirmediler. Daha sonra bana telefon açıp “evini buraya taşırsan bu iş olur” diye telefonla baskı kurmaya çalıştılar. Son ana kadar bekledim ama iş olacak gibi görünmüyordu. Sonrasında boşanma davası açtılar. Benim şahitlerim ve delillerim hiç göz önünde bulundurulmadan dava aleyhime sonuçlandı.  Bize hiç de yakın olmayan, ayrı şehirde yaşayan şahitler tutup haklı gösterdiler. Evimde olan şiddetli geçimsizliği nasıl görmüş, nasıl şahit olmuşlar, bunların şahitliğini hakim nasıl kabul etti anlamış değilim. Evlenirken süt parası adı altında o zamanın parasıyla 3 bin lira başlık parası verdim. O zamanın parasıyla 15 bin liralık takı taktım. Giderken hepsini yanında götürdü. Ev eşyalarını da ben almıştım. Mahkeme eşyaları bana, takıları da eski eşime verdi. Bir de şiddetli geçimsizlikten dolayı 15 bin TL tazminat verildi. Oysa ortada şiddetli geçimsizlik söz konusu değildi, severek evlenmiştik. Evliliğin üçüncü ayı, cicim aylarındayız, en mutlu olacağımız zaman.

Şimdi soruyorum size, burada yoksullaşan taraf kim? 3 ayda her şeyimi alıp gitti ve 2007 den beri bir de yoksulluk nafakası ödüyorum! Ayrıca müşterek çocuğumuz yok. Burada benim hem hayallerimi çalıp gitti, hem de maddi yönden belimi doğrultamaz hale soktu.

Ondan sonra ikinci evliliğimi yaptım. 2 çocuğum oldu ve onların rızkını, artık yüzünü bile unuttuğum birisine vermek beni kahrediyor. Bir de bu nafakanın süresiz olması beni psikolojik olarak yıktı. İkinci evliliğimde 2. eşimi çocuklarımı mutlu edemez hale getirdi. Eski eşimle sözde ayrıldık ama dolaylı yönden hala hayatımda. Empati yaptığım zaman bu 2. eşimin ne kadar zor bir durum olduğunu anlıyorum. Artık bu maddi ve manevi huzursuzluğumuzun bitmesini istiyoruz.

Eski eşimi ailesi alıp götürüyor ama bakmakla yükümlü olan kişi ben oluyorum! Hem de ne zaman biteceğini belli olmayan bir süre boyunca. Bazen cinnet geçiriyorum, geceleri gözüme uyku girmez oluyor. Bunun ne kadar acı bir şey olduğunu yaşayan bilir. Kanun “haysiyetsiz hayat sürerse veya evli gibi yaşarsa nafaka düşer” diyor. Farklı şehirlerdeyiz ve gayri resmi birlikte olduğu biri olsa bunun araştırmasını ben nasıl yapabilirim? Bu yük bile bizim omuzlarımızda! Zaten kavgalı ayrıldık, karşılaşırsak iyi şeyler olamayacağı kesin! Artık bu yasaların biran evvel düzelmesi lazım. Bu erkeğe ve ikinci eşe zulüm oluyor.

 

3 İsimsiz:

4 sene önce eşim başka adama kaçarak beni aldattı. Eski eşim ağır kusurlu bulundu, boşandım. Daha sonra 2. Evliliğimi yaptım. Eski eşimden 12 yaşında müşterek bir kızım var. 2 senedir kızımı göremiyorum. Göremediğim, çocuğa ödeyemediğim nafaka borcum yüzünden gecenin bir vakti 2 polis eşimin ve 6 yaşındaki eşimin oğlunun gözü önünden evimden beni aldılar ve 2 gece nezarette 5 gün de cezaevinde yattım. 3 aylık şikayetçi olunan nafakayı 2. eşim ödedi de öyle çıkabildim. Cezaevinde olduğum için olaya hukuki yönden müdahalede edemedim. Eşim para bulamadığından dolayı parayı denkleştirmek için cep telefonunu ve oğlumun diz üstü bilgisayarını sattı. Eski eşim beni sürekli şikayet ediyor. Mahkeme direkt tutuklama kararın çıkartıyor ve biz ödemeyi gerçekleştirip tutuklama kararını kaldırtıyoruz. Çünkü düzenli ödeme durumum yok ve görmediğim, telefonla bile konuşamadığım çocuğuma, üstelik bana ihanet eden kadına, para vermek erkeklik gururumu ve onurumu zedeliyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında mahkeme kararını da alarak çocuğumu görmeye Ankara’dan Gebze’ye gittim. Kızım, karşısında polisi, psikoloğu görüp travma geçirmesin diye icraya vermedim. Ama eski eşim ve ailesi kızımın gözü önünde, 6 kişi, sopayla beni tehdit etti ve çocuğu elimden aldılar. Yanımda 2. eşim, yeğenim ve oğlum da vardı. Madem bakamıyorsunuz verin kızımı dedim. Üstüme yürüdüler. Olay çıkmasın, kimse zarar görmesin diye karakola gittim, şikayetçi oldum tutanak tutturdum ama hiç bir şey çıkmadı. Elimde bütün somut delillerim mevcut. Ben kızımın velayetini almak ve ödediğim nafakaların iadesini istiyorum. Her mahkeme kağıdı eve geldiğinde oğlum “babamı yine mi hapse atacaklar” diye ağlıyor. Eşim de oğlum da ben de psikolojik ve ekonomik baskı altındayız. Bu eşitsizlik kalksın artık istiyoruz.

 

4-İsimsiz

28 yaşındayım. 2015 yılında boşandım. Aylık 1200 TL’ye çalışıyorum.   2 çocuk ve eski eşime 850 TL nafaka ödüyorum.

Aynı şehirdeyiz. 2 senedir çocuklarımı göremiyorum, eski eşim göstermiyor. Zorbalık yapıp çocukların psikolojisini bozmak istemiyorum. İcrayla görmek için maddi durumum yeterli değil. Çocuklarım bana baba demiyor, adımla sesleniyorlar (EYS-Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu). Kızım, bir sokak ilerideki anaokuluna gidiyor ve ben onu göremiyorum. Tembihlenmiş, gösterilmiyor. Hakkımda sürekli tutuklama çıkıyor. Hayatım altüst oldu. İkinci evliliğimi yaptım. Eşim hamile ve benim tutuklamam çıkmış durumda. Ayrıca bu ay da mahkeme var, bir tutuklama daha çıkacak.

Ben aldığım parayla geçinemiyorum çok mağdurum, eşim mağdur. Bir yandan çocukları göremiyorum. Yaşları çok küçük, velayet de alamıyorum. Bitmiş haldeyim. Geçirdiğim kazadan dolayı askerlik yapamadım elimde ve ayağımda problem var. Her işte çalışamıyorum. Bu durumu bile bile hakim gelirimi sormadan bu nafakayı bağladı. Aylık 400-500 TL’den fazla para ödeyecek gücüm yok. Sonuna kadar çocuklarıma nafaka ödemeye razıyım. Ayrıldığım bir kadına nafaka ödemek zoruma gidiyor. Eski eşim güllük gülistanlık yaşıyor, ben ise mağdurum. Bozulan psikolojimi kim düzeltecek? Sürekli davalar, hapis kararları, 2. eşimle huzur bırakmadı. Şu an bile tutuklamam var, yakalansam 3 ay içeri gireceğim ve hamile olan 2.eşim çok zor duruma düşecek. Ailece bitik durumdayız. Benim 2.eşim in suçu ne? Adalet istiyoruz.

Ömür Boyu Nafakadan kurtulmak için cinnet geçirip öldürmem mi gerekiyor? Canıma tak etti artık, bıktım. Benim hakkım nerde? Ver parayı gör çocuğu! Ama gösteren de yok! Para yoksa çocuk zaten yok! Para yoksa cezaevine gir, yat, aylarca! ADALET BUNUN NERESİNDE? Ben evimin kirasını ödeyemez oldum. Sokakta mı yaşamalıyım cezaevine girmemek için? Allah rızası için bir yardım edin! BEN MAĞDURUM, BİTİK DURUMDAYIM!

 

 

 

 

5- isimsiz

Merhabalar. Ben devlet memuruyum. Maalesef 2 sene önce eşimden ayrılmak durumunda kaldım. Çocuğumuz yok. Kendi isteğimle 20 bin TL verdim, zinetleri eşime verdim. Mahkemeden sonra ayrıca 20 bin TL tazminata ve  her ay 500 tl nafakaya mahkum edildim, ödemekteyim. Toplumsal bir sorun olan ömür boyu nafakanın insan fıtratına aykırı olduğu, bu yasanın erkeği hapis ile suçlayıcı, küçük düşürücü bir duruma ittiği, sonuçlarının cinnetler olduğu bilinmektedir.

Medeni Kanun’un  çocuksuz eşe beni ömür boyu para ödemeye mahkum etmesi, bu durumun helal veya doğru olduğu manasına gelmez. Diyanet’in görüşü de bu doğrultudadır. Şimdi ben de mağdurum evlenemiyorum. Boşandığımdan ötürü bana madalya takılmadı. Her gün boşanmanın bana verdiği ruhsal sıkıntı içerisindeyim. Eski eşim nasıl  yoksulluğa düşmüş anlayamadım, şimdi benden daha iyi durumda!

Dinimiz iddet süresi diyor, medeni kanun ömür boyu ödeyeceksin, ödemezsen hapis, haciz, icra seni bekler diyor. Boşanmalarda çocuklu-çocuksuz şeklinde evliliğin sınıflandırılması lazım.

Yeniden evlensem, nafakadan dolayı maaşım azalacağından 2. eşim de maddi sıkıntı için girecek.

25 yaşlarında olan bir kadın, yoksulluktan kurtulmak için İş-Kur’a müracaatı var mı, geçen sürede işe girme girişiminde bulunmuş mu? Avrupa da bile olmayan uygulamanın halkı müslüman olan bir ülkede varlığı nedendir?

Ödediğim nafaka helal değildir, bana hayatı zindan eden birine çocuğum olmadan neden ömür boyu para ödeyeyim? Çocuksuz boşanmış kadın  ne gider sigortalı çalışır, ne de evlenir.

Medeni kanunun 175. maddesinde değişiklik yapılarak, 399 sayılı Meclis Raporu öneriler bölümünde belirtilen ifadelerin yasalaşmasını itiyorum.

 

6- isimsiz (Bir Anne yazıyor…)

Evlenmekten soğumuş, adalete güven duygusunu yitirmiş, tüm geleceği ipotek altına alınmış bir oğulun hikayesi…

Oğlum ilk evliliğini, daha önce iki kez evlenip boşanmış 25 yaşında bir kadınla yaptı. Oğlum 27 yaşındaydı. Oğlum bir şanssızlık sonucu işsiz kalınca -ki bu geçici bir süreydi- ve bu sürede ben anne olarak her türlü maddi desteği verdiğim halde dört ay içinde oğlumu terk etti. Bu süre içinde kendisi de çalışmıyordu. Ondan böyle bir beklentimiz de yoktu. Ailesi, anne ve babası hiç bir şekilde rahat bırakmadılar. Kız kardeşleri de dahil sürekli taciz ettiler. Ailesi ile her telefon görüşmesi sonrası sürekli sorun çıkardı. Oğlum ve ben maddi beklentilerine yetişemiyorduk. Boşanma davası açtı. Mahkemede yalancı şahitlerin “alkolikti, evine bakmıyordu” gibi yalan beyanlarıyla eşit kusura karar verilerek işsiz oğlum Ömür Boyu Nafaka ödemeye mahkum edildi. 5 koca yıldır kendisine her ay nafaka ödeniyor. Bu süre zarfında eski eş, üç yıl boyunca yılın 8 ayı çalışıyor, 4 ayı işsiz görünüyor, belli aralıklarla çalışıyor ya da çalışmıyor görünüyordu. Beş yıldır kesintisiz nafaka alıyor. Ortak çocukları yok.

Şimdi bu kadın çalışmıyor görünüyor, evlenmiyor da. 2014’te nafaka arttırma davası açtı. Kendisini komşunun yanında yaşıyor gibi gösteriyor.

Oğlum üniversite mezunu, yüksek lisans yapıyor. Yüksek lisans öğrencisi olduğundan nafaka arttırılmadı. Şimdi ise doğru düzgün bir işte çalışmıyor. Sürekli takip ediliyor çünkü çalışıyor mu diye… Eski eşin annesi, babası ve kendisi Ankara’nın kiraları yüksek olan semtlerinde ayrı evlerde oturuyorlar. Bunu oğluma söyleyemiyorum gider takip eder diye… Düşünebiliyor musunuz ne kadar çaresizim. Oğlum psikolojik tedavi görüyor. Doktor “haksızlığa uğramışlık sendromu” yaşıyor dedi, hayatı söndü, maaşı olursa nafakanın arttırılacağından ve her ay maaşından kesileceğinden korkuyor. Doktor “kalıcı anksiete oluşmuş” diyor oğlum için. Morali bozulmasın, o tarafla uğraşmasın diye bu kadının nafakasını her ay ben emekli maaşımdan yatırıyorum.

Kısa süreli ve çocuksuz evliliklerde, eşit kusur kararı veren mahkemeler (eşit kusur kararı verilirken de kadının yarattığı algı etkili oluyor) erkeklerin tümünü kötü algılıyor sanki. Ömür boyu nafaka mağduru olmak çok kötü bir durum. Özetle ben oğlumun süresiz nafaka mağduru yapılmasını hiç bir mantık, adalet ve hukuk sistemine sığdıramıyorum. Bu parayı hak etmeyen birine vereceğime, okuyan ihtiyacı olan bir öğrenciye vermek isterim. Bir anne olarak yapacak bir şey bulamadım ve imza kampanyası başlattım. Kısa süreli evlilikler ve çocuksuz boşanmalarda ömür boyu nafaka bağlanması çok büyük haksızlık. Oğlumun durumunda çok mağdur erkek var. Yazık değil mi bu gençlere. Evlenmekten korkar haldeler artık. İkinci bir hayat kurmalarına engeldir bu yasa. Kısa süreli, çocuksuz evlilikleri hiç olmazsa göz önüne alınıp eşit kusura süresiz nafaka verilmemesi gerekiyor. Hiç verilmesin demiyorum. Bir ya da iki yıl olabilir, ömür boyu bağlayıcı bir şey bu. Her yıl arttırma davası açılabiliyor. Hiç bir bağınız kalmayan, genç, sağlıklı, çalışıp hayatını devam ettirmesi gereken bir insana, ömür boyu mahkumsunuz. Ona artık, evlenirse kalkar deniyor. Bunun bir garantisi yok ki… Haysiyetsiz hayat sürerse kalkar deniyor. Bunu nasıl kanıtlayacaksınız? Takip edecek ya da dedektif mi tutacaksınız? Hem bu çok onur kırıcı bir durum değil mi? Ya da haysiyetsiz hayatın kıstasları nedir? İlle birisiyle yakalamanız mı gerekiyor? Bunu nasıl yapacaksınız? Bizlere, ailemize bu yakışmaz ki! Çocuksuz bir kadına hangi hakla ömür boyu bir genç mahkum edilebilir ki? Bir, iki yıl neyse de biz 7 yıldır ödüyoruz. Daha kaç yıl ödeyeceğiz bilmiyorum. Evlenmediği takdirde ömür boyu bir borca mahkum ediliyorsunuz. Hem de karşınızdaki isterse her yıl arttırma davası açabiliyor. Yasalar kadını koruyoruz derken ayarları o kadar kaçırmış ki, kurunun yanında yaşın canını çok acıtıyor. Gençler adalete güven duygusunu yitiriyor. Yazık değil mi bu gençlere, evlenmeye korkuyorlar. Çünkü kadın en ufak bir tartışmada bile çantasını alıp gidebilir ve davayı o açsa da fark etmiyor! Ömür Boyu nafaka bağlatabilir kendisine. Bu yasalar fırsatçı ve kötü niyetli olanlara yarıyor. Çalışan kadına faydası yok. Çalışmadan yaşamak isteyenlere ömür boyu her yıl artabilen, her ay ödenen, ödenmediği takdirde hapisle cezalandıran bir katkı payı. Kötü erkek ise kadını korkutup, sindirip nafaka almasını engelliyor zaten. Yani bu yasalardan ezilen düzgün erkekler oluyor. İşsiz kalıp hapis yatıyorlar. Bir kaç kez hapse girip çıkmak en düzgün adamın bile psikolojisini bozar. Yasalar insanları bu hale getiriyor maalesef. Fırsatçı taraf zaten iftiralarla, yalancı şahitlerle kusurunuz az olsa da sizi kusurlu ya da eşit kusurlu hale getiriyor. Tüm erkekler kötü, tüm kadınlar melek, mazlum algısı ile hakimler zaten buna çoktan hazır hale gelmiş durumda..

 

Süresiz nafaka hakkaniyet ilkelerine göre süreli olmalıdır ve bu süreye karar verilirken:

a-) Evlilik süresinin göz önüne alınması

b-) Çocuk olup olmadığına bakılması

c-) Tarafların kaçıncı evliliği olduğuna bakılması

d-) Kadının yaşı ve iş gücü, sağlığı, çalışabilirlik durumuna bakılması

e-) Evlilik yüzünden gerçekten yoksulluğa düşüp düşmediğinin çok iyi tespiti

f-) Nafakayı arttırmak için dava açtığında çalışmak için girişimi olup olmadığına, yaşına, iş gücüne ve sağlık durumuna bakılarak bu davayı açmasına şart konulması

g-) Eşit kusur durumunda nafaka bağlanmaması ya da sürenin çok kısa tutulması

h-) İşsiz kişinin sırf erkek diye eşit kusura rağmen nafakaya mahkum edilmemesi,

biçiminde bu yasanın düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

 

7- isimsiz

 

2 lisans, 2 de yüksek lisans olmak üzere 4 üniversite bitirdim.

Boşanma davasını ben açtım, boşanma sürecim halen devam etmektedir.

Boşanmaya götüren nedenler; Ana neden eşimin yalanları ve büyü takıntısıdır.

Evlenmeden önce eşim “Anaokulu öğretmeniyim” diyordu. Ayrıca 13 sene önce babasının öldüğünü söylemişti. Hatta nişan-düğün davetiyelerde babasının ismi yoktu. Evlendikten sonra öğretmen olmadığını lise mezunu olduğunu öğrendim.

Evlendikten 3 sene sonra çocuğumuz oldu. Bir daire aldık. Daire aldıktan sonra, ölmüş zannettiğim babası ortaya çıktı.

Ayrıca evde her köşede Arapçaya benzer yazılar vardı, çocuğun boynuna da muska yaptırdı, büyücülere para yedirdi.

 

Boşanma davamın ilk celsesinde benden 200 bin maddi + 150 bin manevi toplam 350 bin tazminat

ve 2 bin tedbir 1.500 TL çocuk iştirak nafakası olmak üzere toplam 3 bin 500 TL bin nafaka istedi.

 

Hakim 300 TL tedbir ve 300 TL iştirak nafakasına karar verdi, ayrıca çocuğumu her Çarşamba ve Cumartesi görebileceğimi söyledi.

Bu süreçten sonra çocuğumu hep icra ile almak zorunda kaldım, göstermedi. İcra ile alamadığım çok zamanlar oldu her sefer için icraya 300 TL veriyordum.

 

Ben ve çevremdekilere, çocuğumu göstermemek için bir çok iftira attı. Çok komik sebeplerden defalarca uzaklaştırma aldım. En sonunda çocuğumu il dışına, İstanbul’dan Ankara’ya kaçırdı. Ben de “çocuğumu kaçırdı” diye icra davası açtım. Çocuğumu 1 senede sadece 5-6 kez görebildim.

Bu konuda her yerden yardım istedim, bimer, cimer şikayetim var, alo 183, sosyal hizmetler il, ilçe müdürlükleri… Hiç biri yardımcı olamadı.

 

Ben de onlarca icra, polis tutanakları var. Boşanma haricinde 5 tane ceza, 3 tane icra davamızda devam ediyor.

    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Çocuklarda Antropometrik ölçüm yöntemleri

    HIZLI YORUM YAP

    sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
    494.351

    VAKA

    400.242

    İYİLEŞME

    13.558

    ÖLÜM

    94.109

    AKTİF VAKA

    sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
    62.804.417

    VAKA

    40.194.888

    İYİLEŞME

    1.460.437

    ÖLÜM

    22.609.529

    AKTİF VAKA

    TÜMÜ

    VİDEO HABERLER

      Yazarlar
      Video
      Galeri
      Optimus Haber'e üye olun

      Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

      Optimus Haber'e giriş yapın

      Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.