kuşadası escort

İzmir escort Bursa escort Ankara escort Antalya escort Eskişehir escort Konya escort Kayseri escort İzmit escort Alanya escort Kocaeli escort Kuşadası escort Gaziantep escort Malatya escort Diyarbakır escort Denizli escort Samsun escort Adana escort Bodrum escort Dubai Escort

Serenay Sarıkaya ile Beren Saat Arasındaki Üç Fark!

Serenay Sarıkaya, sevgilisi Deniz Bulutsuz’u darp etmekle suçlanan Ozan Güven hakkındaki suskunluğunu önceki gün Instagram Hikayeler’den paylaştığı mesaj ile bozmuştu. Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, sessiz kalmakla eleştirilen Serenay Sarıkaya’yı yayınladığı mesajın ardından Beren Saat ile karşılaştırdı ve iki isim arasındaki 3 farkı sıraladı.

İşte o yazı…

Beren Saat metinlerini biliyoruz. tarzını da öğrendik. Nereden öğrendik? Kendisiyle ilgili olarak magazin basınında çıkan dedikodulara karşı kaleme aldığı yazıdan… Peki iki ismin yazı yazma tarzı arasında nasıl bir fark var? Siz yorulmayın. Ben üç temel farkı çıkardım:

– BİR: Beren daha çok deniz kıyısında meditasyona dalmış da aklına geleni entelektüel bir iç çekişle yazıyor gibi… Serenay ise çok büyük bir hınçla, “yetti gayri” der gibi, muazzam öfkeli bir patlama şeklinde yazıyor…


– İKİ: Beren “Bakın ben neler de biliyorum” edasıyla dudaklarına bilmiş bir tebessüm kondurarak yazıyor… Serenay ise ağır haksızlığa maruz kalmışlara özgü keskin bir bakışla ama imla kurallarına özen göstermeyi de unutmayarak yazıyor.

– ÜÇ: Beren “harmoni”, “kolektif”, “doğa ana”, “frekans” gibi sözcükleri araya serpiştirmeye bayılıyor… Serenay ise “Seni olduğu gibi asla yansıtmayan varsayımların bir tezahürü olduğun varsayımına…” gibi uzun ve afili cümleleri…

SERENAY SARIKAYA NE DEMİŞTİ?..

Serenay Sarıkaya ile Beren Saat Arasındaki Üç Fark!

“Ben de insanım benim de duygularım var2 diyen güzel oyuncu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Yahu bir insanın bu kadar da üstüne gelinmez ki! Sesi çıkmıyor diye bu kadar da ileri gidilmez ki artık!!! Üstelik sonu gelmiyor, bitmiyor, bitmiyor. Daha birini iyileştiremeden, daha da serti zaten hazırda bekliyor. ‘Bu mesleği seçmenin bedellerinden’, ‘olacak o kadar ünlüsün’, ‘isminin olduğu her şey çok okunuyor, dikkat çekiyor’, ‘sesimizi çıkarmayalım büyümesin’ deniyor. Kabul etmiyorum!!… Sınırı aşalı çok oldu! Ne kola oldu insanların hayatına iftiralar atmak, sınır, etik, ahlak bilmeden saldırmak… Ben her iftiraya yok öyle değil diyemem ki. Bu ne kadar yorucu… Ama özellikle sosyal medyada bir sesin, varlık belirtin yoksa, sanki bütün varsayımlar gerçekmiş gibi bir de senelerce üzerine yapışıyor. Bir süre sonra senin başkaları tarafından bilinen kimliğin haline geliyor bütün bu saçmalık. Ben bunların hiçbiri değilim ki… Ben de bir insanım, benim de duygularım var. Sanatçı kişiliğim sebebiyle neden hep bir entrika olmak zorunda ismimin geçtiği her konuda. Neden beni ilgilendirmeyen konuların da kahramanı olmak zorundayım? Bunun usturuplu, ahlaklı bir yolu yok mu yahu? Halbuki her şeyim ortada, bir gizemim de yok ki. İşlerim ortada, duruşum ortada, ne yaşadığım belli, neye inandığım belli, neyi temsil ettiğim belli, neyin arkasında durduğum belli. Buna rağmen; seni olduğun gibi asla yansıtmayan varsayımların bir tezahürü olduğun yanılsamasına herkesin delilercesine inanma isteği neden?… Bu çok eskide kalmadı mı artık? Güzel olanı değil de, kötü olanı, yanlış olanı çoğaltmak mı güzele, iyiye taşıyacak bizi? Bu da şiddetin başka türlüsü değil mi? Yeterer…!!!”


Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2020, 09:19

YORUMLAR