• İstanbul9 °C
  • İzmir11 °C
  • Ankara0 °C
  • Manisa10 °C
  • Adana6 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

‘Yerelde gazetecilik ve TAŞRA tartışması üzerine’

14 Aralık 2019 Cumartesi 12:37

Yerel gazeteler zorda. Ulusal gazetelerin işlerinin de pek kolay olmadığı biliniyor ama demokratik anlamdaki lobileri arkasına alması nispeten daha kolay.

Peki yerel gazeteler ne yapsın?

Kendi aralarında birleşsinler deniyor; ülkede bazı örnekleri var; ama ‘çıkar gurupları’ farklılaştıkça gazetelerin künyelerini ‘sadeleştirmek’ KOLAY DEĞİL!

Artık dünya dijitale kayıyor, bu doğru. İlla da yazılı basında yer alacaksanız yerelde kamuoyunun desteğini almak gerçek ‘gazetecilik’ işini yapmaya bağlı…

Gerçek gazetecilik derken; yerelde haberle uğraşmanın, ulusal basında çalışmaktan daha zor olduğunu biliyorsunuzdur değil mi!

Bir süre önce yerelde gazetecilik yapan kişilerle konuştuk. Bu gazetecilerin çalışma hayatı kolay değil, bize bazı sıkıntıları anlattılar.

Para-pul anlamındaki zorluklarından söz etmiyorum bu ayrı mesele.  Gazetelerin sermaye yapılarındaki baskı guruplarına dönüşmesi ya da yargı aşamalarında basın ahlak yasasının sınırlayıcı maddelerinin olumsuz yorumlarına da değinmiyorum;

Haber kaynağının güvenlik korunmasına ilişkin adalet mekanizmasının işleyişinde bazı sıkıntılar var mı; ona da değinmiyorum.

Bunlar bir yana bizim söylemek istediğimiz esas sorun ’mesleki’ anlamda haber yapma kaygılarıyla ilgili.

Bakın normalde haber değeri taşıyan ya da yorumlarında yer verecekleri zaman bürokrat, siyasi parti kadrosu, eşraf, ya da ‘etiket’ taşıyan önemli kişilerin en ufak eleştiriye dahi tahammülsüz olduklarını söylediler bize.

‘Diyelim ki bir yerde taciz tecavüz var..

Veya bir hastanenin çöp torbaları sözleşmedeki standartlara uygun mu diye laboratuvarda teste tabi tutuyorsunuz, uygun değil. Bu haberleri yayınlamayı düşünürken birkaç gün içinde testi yapan kişiler, ‘aman abi yazma, tehdit edildim!’ diyor.

‘Ya da bir şehrin 64-65 yıllarında yapılan bir binası neredeyse tarihi eser sıfatına alınacak; binayı alan şahıs oraya iki kat aşağıya inip, zemine alışveriş ve üstüne otel yapacak, şehir hareketlenecek… Bir bakıyorsunuz şehrin mimarları, estetik daireleri ayakta!..

Sorun şu, madem tarihi eserdi, çok kıymetli bir manevi değeri vardı, ya belediye ya da halktan para toplayıp alsaydınız diyeceksiniz; ama yoookk!

Sorun trafikse, o binayı alanın suçu ne, belediye ya da Meclis üyeleri veya temsil edilen siyasi partiler veya İktidar sorumlu değil mi?.. Bunca yıldır imarı yapmayan-yapamayan; yaptırmayanlar suçlu değil mi?...

Diyeceksiniz de, diyemiyorsunuz!’

Yani söylemek istediğim eylemlerde fikirde bir mantık tutarlılığı olmalı.

Ama varmış… Yukarıdaki örnekte şehrin gelişmesini istemeyenlerin olduğunu söylüyor bazı yereldeki gazeteciler;

‘Çünkü işin arkasında bir yerlerde, o şehrin Batı kısmında yeni binaları diken ve çok yüksek paralarla alıp-satanların, şehrin içindeki bu başıbozukluktan istifade ettiğini,  ‘rant’ peşinde olduklarını fark ediyorsunuz,’ diyorlar.

Veya bir şehrin –kendince- ekabir sıfatını hak edenlerin şehre kalıcı bir fayda sağlamadıklarını görmek bir yana, ne kadar kültürel hazımsızlık çektiğini söylüyorlar bize; işte fırsat, ‘siyasal caka’ larını parayla kol-kola sarmaş dolaş havalarıyla ukala kesildiklerini ti’ ye alacaksınız…’

Olmaz;

Oysa bir batı ülkesinde bunlarla çok güzel dalga geçersiniz. Bir karikatür ne güzel oturur!

‘Veya bir belediyenin seçimde 3-4 defa internet fişi çekilerek yenilenen sayımda oyların değiştiğini öğrenirsiniz; çıt yok…!’ diyorlar.

Tabii bence bunlar hep iddia.

‘Ya da telefon tacizi veya evde zorla alıkoyma dahil birçok ahlaksızlığı yapan birinin birçok makamlarda gezdiğini görmek gerçekten ibretliktir; söylemezsiniz…’

Diyorlar; yerelde gazetecilik yapan kişiler.

Bir de şu ‘hemşerilik’ olayı. Tam bir komedi, hiç anlatmayayım.

Mesela birinin ‘hırsız’ olduğunu biliyorsunuz, -küçük yerlerde bu bilinir- …

Ya da ‘liyakatsiz birinin’ işgal ettiği makamda hak – hukuk ilkelerini dikkate almadan hareket ettiğini gördünüz;

Veya ‘görevini kötüye kullanma’ tasarrufunda bulunan bazı kişilerin sırtını ‘üst düzey tanıdıklarına’ dayayarak ‘kral kesildiğini’ gördünüz…

Ya da politik bir ‘yanlışlıktan’ söz edeceksiniz.

Daha önce dediğimiz gibi yerelde birçok haber var aslında.

Ancak bu gazetecilerin çalışma hayatı kolay değil. ‘Taşra gazetecileri’ ulusal yayın kuruluşlarında çalışanlardan daha büyük sıkıntı içinde.

Bu sorunların bir nedeni yerel gazetelerde yer alan haber ve isimlerin ulusal gazetelerde yer alış biçiminden çok daha fazla duygusal içeriğe sahip olmasından kaynaklanıyor.

Çünkü YERELDE insanlar birbirinin yüzüne bakmaktadır, ya da adresi ulaşılabilecek kadar yakında bulunmaktadır.

Eğer ‘haber konusu’ doğrudan bir isimle ilişkilendiriliyorsa ve olumsuz ise fısıltılar dolaşır; ailesine, geçmişine, kişiliğine, yakın çevresine bakarken ‘büyüteçler’ kullanılır. Eğer olay maddi boyutta ise belge, siyasal boyutta ise ‘eleştiri’ anlamındaki değerlendirmeler daha kritik bir öneme sahiptir.

Bu nedenle yerel gazetelerde kişilerin itibarı daha bir önemlidir.

Dedim ya olumsuz tipler için söylenilen şeyler bunlar.

Konuştuğumuz gazeteciler genel olarak Taşra zihniyetinden şikâyetçiler aslında!

'Bu insanları deşifre etmeye kalktığınızda hemen kötülenirsiniz, hemen sivil-bürokratik egemen güçler harekete geçirilir,' dediler.

Bunlar tamam… Peki, ‘Ya fikir yazıları için ne dersiniz,’ diye sordum.

‘Pardon ağabey, o söylediğiniz yazılar Taşra'da okunuyor muydu?’ dediler.

Uzatmayalım konuyu; şunu öğrendim ki YEREL bir taşra kenti değildir…

‘Esas taşralık bazı insanlarda.’

 

 

Bu yazı toplam 651 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA