• İstanbul20 °C
  • İzmir16 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa12 °C
  • Adana19 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yaslıyız Yaralıyız...

11 Ekim 2015 Pazar 23:49

 “Ellerinde pankartlar  / Gidiyor bu çocuklar./ Kalkın ayağa kalkın,/ Gidiyor bu çocuklar”

Acımız büyük. Kaçıncıdır gidiyorlar çocuklar. Otuz yıl önce ölen Ruhi Su’ nun dizelerinde belirttiği gibi çocuklar gidiyor yıllardır da birileri de hep izliyor ve hep gitmesine göz yumuyorlar çocukların.

Çocukları, gençleri izlemek keyifli olabilir ama üzmemek, kırmamak, kana bulaştırmamak şartıyla!

Dünyanın neresinde olursa olsun sol ideoloji hep kendine malzeme yapar bu çocukları. Sermayeye, güce karşı olan cephesinde onlara hep ihtiyacı vardır ve o mücadelede sınır tanımadan, gözünü kırpmadan kullanır onları. Buluğ çağını bile beklemez; ellerine silah verir, sopa verir ve yüzlerini de gizleterek salar meydanlara da izler. O devasa güçlerin karşısında hep telef ettirir gencecik fidanları. Sonra telef ettirdiklerini yeni telef adayları için sembolize eder, cansız bedenleri üzerine efsaneler üretir ve idolleştirir adeta.

Ölmeye ölmeye ölmeye geldik diyen futbol holiganları seviyesinden kurtulamadıkları için üretimden, üretmekten men ederler çocukları ve bir öfke seline iterler acımasızca. Hep tahrik mısraları, hep tahrik kitapları verirler ellerine sonra da tahrip kalıpları tutuşturup salıverirler ortalık yerlere. Bakın o gün patlamanın hemen öncesinde halay çekenlerin okuduğu dizelere ve görün başta alıntı yaptığımız dizelerin devamını: Bu meydan kanlı meydan / Ok fırladı çıktı yaydan / Kalkın ayağa kalkın / Biz şehirden siz köyden /”

Bugün artık çocukluk yaşlarını geçirmiş olsalar da bir sürü insanımızın belleklerinde hep o gidenlere ait izler bulunmakta. Biraz kanlı, biraz buruk…

Şu veya bu amaçla Ankara’da toplanıp belki de siyasi konumları gereği ülkenin bütün değerlerine küfredip, kinlerini ortalığa saçacak birileri de diyebilirsiniz ama onlarca vatandaşımızı; insanı, komşumuzu; tartışma konumuz onlarca değerimizi yitirmenin üzüntüsü içerisindeyim.

Üstelik cumhuriyetimizin başkenti, son Türk Devletinin merkezinde aldık bu yarayı.

Ülkesini, cumhuriyetini, komşusunu seven, her şeye rağmen insan kalabilen herkesin önce bu vahşete karşı yekvücut olması gerekiyor: gerekiyor ki kendi başkentlerinde bu tür planlar yapanlar, bizim bu kenetlenmemiz karşısında hesaplarını tekrar gözden geçirebilsinler.

Evet, her cinayetin, her acının elbette bir içe dönük hesabı vardır, sorumluları, ihmalleri elbette değerlendirilecektir ama gün, elleri ovuşturup yeni zafiyetler çıkararak kendi başkentlerinde bizim ülkemiz için kirli hesaplar yapanları kesinlikle sevindirme gününe dönüştürülmemelidir.

Devlet zafiyete düştü, askerin polisin iyileri küstürüldü, görevden uzaklaştırıldı ya da olmadık makamlarda olmadık insanlar yer alıyor da diye başlayan cümlelerin sürece hiçbir olumlu katkısı olmadığı gibi bizim üzerimizde asırlardır hesap yapanların ekmeğine yağ süreceğini de unutmamamız gerek.

Devlet adamlığı, sadece ekmeğini yerken değil, vefasızlık görüp, bir köşeye bırakıldığında da aynı ferasetle ve vakar ile devletin yanında olmayı gerektirir. Var oluş nedenin olan canilerle aynı cümleleri kurmaya başladıysan tez zamanda tedavi için kollarını sıvama vakti gelmiştir diye düşünebilirsin.

Yeni Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve bizi asırlardır dünya birinciliği konumunda tutan hanedanın yenilerce gönderilme vakti geldiğinde ve hatta gönderildiklerinde bile asla böyle davranmamışlardı. Yine 12 Eylül’ün eli kanlı ve durumdan vazife çıkaran darbecileri, ülkenin geleceğine pusu kuran yabancı işbirlikçilerle iş tutan yerli maşalarla onlara fırsat vermemecesine mücadele eden adı üstünde milliyetçileri aynı kefeye koyduğunda bile onlar o zindanlarda kan tükürseler dahi ihanete asla teşebbüs etmemişlerdi.

Şimdi kanallarda görüyorum da bazı sözüm ona eski emniyet mensuplarını, eski anlı şanlı makam sahiplerini de bakıyorum neredeyse zil takıp oynayacaklar gibi. Rövanşist duygularla öç alma uğraşındalar.  

Biz mi acaba yanlış tanımıştık beyefendileri?

Anadolu….

Bunca asırlar geçirmemize rağmen halen eski güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişçesine güzel ve çekici.

Talipleri, iç geçireni, düşmanı çok. Biz ise belki biraz yorgun, biraz rahat, biraz da ona karşı kendimizden emin olmaktan mıdır nedir bilemiyorum ama sanki ona layık olmaktan, onu yine bütün dünyanın gözbebeği yapabilme ülküsünden sanki biraz geri kalmış gibiyiz.

Her yurt, her vatan her dava belli bedeller ister. Kendimiz olmasak bile bakın çevremizde, dibimizde yine bizlerden birileri o bedelleri ödüyorlar. Ödeyenin rengi, meşrebi önemli değil. Kendi başkentlerinde birileri kanlarımız, canlarımız üzerinden hesaplar yaparken biz kendimizle uğraşmakta hep kendi içimizde aramaktayız suçluları.

Maşaları, piyonları bizde olsa bile bu tür vahim cinayetleri kimlerin işletebileceğine dair yakın tarihte bile bir sürü bilgi var, örnekler var. Onlarla iş tutan yerli işbirlikçiler yok mu? Alenen uluslar arası kulüplerin, enternasyonal oluşumların temsilcileri olduğu kadar da kendini sözde yerli tanıtıp yerli değerlerle asla barışık olmayan ve birazcık huzura kavuştuğumuzda bile bardağın sürekli boş tarafına bakmayı alışkanlık haline getirip güçlü olmamızdan en az yabancılar kadar rahatsız olan tosuncuklarımızı nasıl görmezden gelebiliriz ki?  

Gün bir olma günü vesselam. Gün içimizdeki yaraları kaşıyarak birbirimize düşme günü değil. Bugün Türk Milliyetçileri yaralandı başkentlerinde vurularak. Solumuz yaralandı gencecik fidanlarıyla. Sağımız yaralı ve artık dualarını yeniden gözden geçirerek yeni şeyler söylemenin arayışındalar. Zenginimiz daha tedirgin ve fakirimiz sadece kendi karnının derdinde değil! Yani ülke olarak, millet olarak, çevre olarak yaslıyız, yaralıyız.

Başımız sağ olsun!   

                                                                                                      

Bu yazı toplam 795 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Şehit Yakınları ve Gazilerden, Başarılı Genel Sekretere teşekkür
  • Irak ve Suriye tezkeresi Resmi Gazete'de yayımlandı
  • Şehit Ailelerine ziyaret
  • İran Devi Esteghlal Türk Teknik Direktör istiyor
  • Fenerbahçe 2-1 Beşiktaş
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA