• İstanbul20 °C
  • İzmir16 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa12 °C
  • Adana19 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Yalnızca sevgi dolu bir insanın sözcükleri duyulabilir”
13 Ocak 2016 Çarşamba 15:00

“Yalnızca sevgi dolu bir insanın sözcükleri duyulabilir”

Sevgi bir enerji, bir çekim gücüdür. Biyolojik doğamızın gereğidir. İnsanların ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenek, ruhun gıdasıdır.

İnsan taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanır. Sevmek, insana bahşedilmiş en güzel ve anlamlı duygulardan biridir. İnsanoğlu’nun ilk duygusu olarak tanımlanan sevgi, evreni döndüren güçtür. Sevgi, sözlüklerde “insanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlanırsa da, bu duygunun birkaç kelimeyle tanımlanması kolay değildir. Sevgiyi en mükemmel şekliyle yaşayabilen varlık insandır. Sevgi bir enerji, bir çekim gücüdür. Biyolojik doğamızın gereğidir. İnsanların ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenek, ruhun gıdasıdır. Çocuk doğduğunda ilk sevdiği şey kendisidir. Annesini ise, kendisine bakım yapan kişi olduğu için sever. Zamanla kendinden başkalarını, almadan sevmeyi öğrenir ve bu duygusu çevresindeki değerler çerçevesinde eğitilir. Ailesine, akrabalarına, çevresine, köyüne, kasabasına, şehrine, ülkesine, milletine, gittiği ülkelere, bu ülkelerin insanlarına, yeryüzüne, kainata ve kainatın içinde bulunan her şeye, hayallerine, rüyalarına sevgi besler. Yardımlaşma, dostluk, merhamet, şefkat, fedakarlık gibi duygular, sevginin kardeşidir. Sevgi de diğerleri gibi gözle görülüp elle tutulamayan bir duygu olup, ancak insanın merhamet, şefkat, fedakârlık gibi değergam (özgecilik, özverili, fedakar olmak, başkalarının hakkını hukukunu tanımak, korumak) tavır ve davranışlarıyla ortaya konulabilir. Tavır ve davranışlara ve söze iyi dökülebildiği zaman insanda gerçek mutluluğu oluşturan yüce bir duygudur sevgi. Çoğu iyi düşünen insan gibi, Charles Morgan da, “İnsanda sevilmek kadar sihirli etki bırakan bir şey yoktur” diyerek sevginin gücünü ifade etmiştir.

Sevgi kapasitesi yoğun insanlardan oluşan bir toplum, hayatın yaşamaya değdiği, insan olmanın zevk verdiği, insanlar arası ilişkilerin kaliteli olarak yaşandığı bir dünya olacaktır. Dünyanın daha yaşanabilir olması, sevginin insanlardaki oranıyla bağlantılıdır. Dünya üzerinde ve yakın çevremizde devam edegelen savaşlar, çeşitli terör olayları, toplumda kişiler arası ve aile içi şiddet, yokluğun tezahürleri değil, sevgisizliğin tezahürleridir. Bosna’da, Azerbeycan’da (26 Şubat 1992), Irak’ta, Mısır’da, Tunus’ta, Cezayir’de, Filistin’de, Suriye’de son 20 yıldan beri aralıksız devam eden kesif şiddet olayları, insanoğlunun “medenileşme” ya da “medenileştirme” kalıpları içerisinde ortaya koyduğu birer vahşet, birer insanlık ayıbıdır. Su nasıl konulduğu kabın şeklini alıyorsa, insan da yaşadığı çevrenin değerleriyle beslenir, onun şeklini alır. Bu ortamın içinde, çevresinde bulunan çocukların, gençlerin hatta yetişkinlerin sağlıklı yaşamaları mümkün görünmemektedir. Bu çevre unsurlarına, gelişen ve değişen dünyanın olumsuzlukları, hayat şartları, ailelerin duyarsızlıkları eklenince farklı ortamlarda insanlar arasında şiddet artmaktadır. Bu olayların cinsiyeti de yoktur. Erkek ya da kadın her cins, yaş ve eğitim seviyesinden insan, şiddet uygulamakta ya da şiddete maruz kalmaktadır.

Hemen her gün medyaya yansıyan yürek kaldırmayacak kadar acı görüntüler, artık insanlar için alelade, yürek burkmayan görüntüler haline gelmiştir. İnsanoğlunun artık şiddete son vermek ya da azaltmak için tedbirler alması ve çözüm yolları üretmesi gerekmektedir. Şüphesiz, sevgi sadece bir gün hatırlanacak bir duygu değildir. Ancak şiddet görüntülerinin artması sebebiyle, sivil toplum kuruluşları tarafından 2013 yılı, 14 Şubat “Sevgililer Günü’nün tüm dünyada ve Türkiye’de “Şiddete Karşı Durma” eylemi şeklinde gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Şiddeti tel’in amaçlı, dünya genelinde yapılacak olan bu hareket genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk, dernek, grup ve her meslekten insanın katılabileceği bir tür “İnsan Hakları Hareketi”dir. Bu şekilde, tüm dünyada şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, şiddet gören her türlü fert ve varlığın korunması, gözetilmesine dikkat çekilmek amaçlanmaktadır. Bu çalışma, şiddetin her anlamda tahrip edici yönlerine karşı, şiddete zorla, güçle, zorbalıkla hayır demek yerine “kadınsı” bir ruh ve yumuşak bir güçle tüm dünyada bir dans hareketine dönüştürülmüştür. Ankara, İzmir ve İstanbul gibi şehirler başta olmak üzere bu küresel harekete Türkiye de cevap vermiş ve çeşitli şehirler, 14 Şubat günü sokakta dans eylemi hazırlığına başlamışlardır. Program eş zamanlı olarak tüm dünyada 14 Şubat günü saat 14.00’te başlatılacaktır.

Sözlerimi hak aşığı, halk aşığı, Yunus Emre’nin tüm kainata ibret olabilecek, evrensel, ve duygu yüklü şiiriyle tamamlamak isterim.

 

“Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım

Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz

Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz

Ben gelmedim da’vi için benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim”

 

Henry David Thoreou’un da söylediği gibi, Yalnızca sevgi dolu bir insanın sözcükleri duyulabilirSözümüzün, sözcüklerimizin duyulabilmesi dileğiyle…

Kaynak:
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Şehit Yakınları ve Gazilerden, Başarılı Genel Sekretere teşekkür
  • Irak ve Suriye tezkeresi Resmi Gazete'de yayımlandı
  • Şehit Ailelerine ziyaret
  • İran Devi Esteghlal Türk Teknik Direktör istiyor
  • Fenerbahçe 2-1 Beşiktaş
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA