• İstanbul29 °C
  • İzmir36 °C
  • Ankara32 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana34 °C

Ümit Taydaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Üzdün Bizi Sayın Erol!

16 Temmuz 2012 Pazartesi 01:48

  Şehit babamız Habip Yalçın’dan bir telefon geliyor:‘‘Başkanım, oğlum 1988’de Kozluk/Batman’da şehit oldu, yüreğim yanıyor. Şimdi ise Tunceli’de halı saha maçı yapmakta olan polis memuru torunum teröristlerin açtığı ateş ile ağır yaralı. Elazığ’da bir hastanede yaşam savaşı veriyor. İçim o kadar sıkıldı ki bu duruma, anlatamam.’’ Metin ol babacım derken, gözlerimden yaşlar süzülüyor. Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Manisa Şubesi Başkanıyım. Yönetim kurulu üyelerime,‘‘ Hazırlanın, Şehit Ailesinin acısını paylaşmaya Alaşehir’in Gümüşçayı Köyüne gidiyoruz’’ dedim. Teröristlerin haince polislerimize saldırmaları, onları katletmeleri, ağır yaralamaları kabul edilebilir mi? Günahsız bu insanlardan ne istediniz? İnsanlıktan nasibini almamış pislikler! Gümüşçayı Köyüne geldiğimizde, Habib Amcam ve annemin feryatları ile karşılaşıyoruz. Şehit Ailesinin evine ikinci kez ateş düşüyor. Kendilerinden geçmiş bu güzel insanlar; bir ellerinde 1988’de şehit olan oğullarının fotoğrafını tutarken, diğer ellerinde polis memurumuzun yani ağır yaralı olan torunlarının fotoğrafını tutuyorlar. Düşünün, bu insanların halini… Yanıyorlar desem durumları tam olarak anlaşılır mı? Ölüyorlar desem durumları tarif edilebilir mi? Şehit gelmiş Habib Amcamın evine, oğlu kaybolup gitmiş. Torununu 10 gün sonra kucağına alan Habib Amcaya o zamanın valisi: ‘‘ Üzülme artık babacığım!’’ diyerek şehidimizin ismini Şehit Mehmet olarak torununa verelim, diye konuşmuş. Şehit annemize ağlayan yüzün torununa verdiğimiz bu isim ile gülen yüze dönsün demiş… O zamanın valisi aslında öyle güzel bir yaklaşım sergilemiş ki, Şehit Ailesi biraz olsun rahatlamış. Halen ailemiz gözleri dolarak bu anıyı anlatıyor. Öyle kötü olduk ki bu evde, tarifi mümkün değil sanırım. Şehit Ailesi feryat ediyor; devlet büyüklerinin kendilerine ziyarette bulunmasını istediklerini belirtirken, arzularının maddi destekten ziyade acılarının paylaşılarak hafifletilmesine yardımcı olunmasını söylüyorlar. Konuşmaları esnasında Killik Jandarma Karakolu’nun kendilerine yakın olduğunu, fakat bu acı olay üzerine gelen giden olmaması sebebiyle sıkıntı içerisinde olduklarını haykırıyorlar. Ben de hemen telefonumu elime alarak, ‘‘ Annecim, babacım siz merak etmeyin. Manisa Jandarma Alay Komutanı Albay Vural Erol’u arayıp, durum hakkında kendisine bilgi vereyim’’ dedim. Hatta telefonu açarsa, ilk ağızdan sayın komutana isteklerinizi söylersiniz, şeklinde konuştum. Telefonu açan bir askerimiz, Alay Komutanımızın misafiri olduğunu söyledi. Ben de kendisine durumun hassas olduğunu ayrıntıları ile anlatıp, Şehit Ailesinin yanında olduğumu belirttim. ‘‘Komutanımıza söyleyin, ben buradayken acı içerisinde olan bu insanlarla kendisini görüştürelim’’ dedim. Belli bir süre beklememize rağmen, arayan olmadı. Sayın Komutanın misafiri çok ağır birisiydi galiba! Biz Şehit Ailemizle vedalaşarak, Manisa’ya doğru hareket ettik. Telefonum çaldı, Vural Albay arıyor. Telefonu açtım ve konuyu kendisine hızlı bir şekilde aktardım. Öyle bir şey söyledi ki, inanın çok şaşırdım!


Yapmayın böyle şeyler ya!
Nasıl evine gidilmemiş?

Cevabım şu oldu: ‘‘ Ben bir şey yapmadım, Şehit Ailesi feryat figan ediyor. Orada gazeteci arkadaşlar ve yönetim kurulu üyelerim de vardı. Herkes kim ne söylediyse, onu iyi duydu. Benim amacım Alay Komutanına bilgi verip, bu ailenin rahatlatılmasına yönelik yardımcı olmaktı. Sayın Albayım, ben ve ekibim hiç durmadan gece gündüz demeden Şehit Aileleri ve Gazilerimiz için çalışıyoruz.’’ Siz öyle bir şey söylüyorsunuz ki, yol boyunca düşünmeme sebebiyet veriyorsunuz. Kafamın dalgınlığından neredeyse kaza yapacağımızı biliyor musunuz? Arabanın içerisinde olan bir gazeteci arkadaş ve yönetim kurulu üyelerinin hepsi şaşkınlık içinde birbirimize bakarak, ‘‘Ne hata işledik acaba?’’ diyoruz. Biz ne yaptık ki? Şehit Ailesi bizi aradı, durumunu anlattı; koştuk acılarını paylaşmaya… Üzüntüleri öyle bir seviyeye gelmiş ki, Allah sabır versin demekten başka bir çare yok. Söylediklerini komutana bildirelim de, gereken önlemi alsın; bu da zaten bir dernek başkanı olarak benim ve yönetimimin görevi değil mi?

Aile gelinmedi diyor!
Siz gittik diyorsunuz! 
Halleri öyle perişan ki!
Bir daha gitseniz ne olur?
Ya da daha daha daha…
Gitseniz…

Bizler, oraya kendi imkânlarımızla gidiyoruz. Elimizden ne gelirse yapıyoruz. Ben sizi arayarak hata yapmışım, bir daha aramam…
Kusura bakmayın! 

 

Bu yazı toplam 661 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA