• İstanbul7 °C
  • İzmir6 °C
  • Ankara-2 °C
  • Manisa6 °C
  • Adana12 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türk; beklenendi….

09 Mart 2018 Cuma 13:44
Türk: sofrada, nimette, iyi günde, güzel havada hatırlanmasa da kötü günde, çilede yolu gözlenen, beklenen kara gün dostuydu.
 
Vatanın bağrına düşman dayayınca hançerini; 13 Ocak 1921 de Mustafa Kemal’in dediği gibi: “bulunur elbet kurtaracak, bahtı kara maderini” dercesine ortaya çıkandır Türk.
 
Hasbilerin elini usul usul çekip hesabilerin hesap üstüne hesap yaptığı, habire kartları karıp karıp dağıttıkları, mazlumların başlarını eller arasına alıp iyice umutlarını kestikleri anda, Yaradan’ın da vardır bir hesabı diyerek ileri atılan, Allah’ın elinin değip ileri sürdüğü milletin adıdır Türk.
 
Sınır tanımadan dünyanın her bölgesindeki mazlumların çok yakından tanıdığı, zalimlerin isminden bile ürktüğü milletin adıdır Türk.
 
Irkı, dini, dili ne olursa olsun yurtlarında zulme uğrayanların sığındıkları ülkenin adıdır Türk Yurdu.  
 
Bu yüzden beşyüz yıl önce İspanya’daki Hiristiyan zulmünden kaçan Yahudinin de, Rus’un zulmünden kaçan İsveç’li Hiristiyan’ın da, yurtlarında zulüm gören Iraklı, Suriyeli, Arabın da, Yezidinin de, hatta diyar diyar asırlarca sürgün üstüne sürgün yiyen Ahıskalı, Kırgız, Türkmen kardeşlerimize de sinesinde yer açan yüce bir gövdenin adıdır Türk.
 
Koca koca ordularıyla masum milletlerin üzerinde güçlerini ölçen zalim devletlerin arasından usulca elini uzatarak Kore’deki yetim Eunja Kim’e merhametiyle uzanan, onu hayata bağışlayıp, ikinci vatan olan, Ayla’nın manevi babası, Süleyman Dilbirliği’nin mensubu olduğu milletin adıdır Türk.
 
Siz zalimlik yaptığınız sürece, biz kırk kişi kalsak da size saraylarınızda dahi olsa rahat vermeyeceğiz diyerek koca Çin İmparatorluğuna korku salarak, koca Çin Seddini yaptıran heybetin, azametin adıdır Türk.
 
Hiç kimseden çekmediği kadar kendi sinesine aldıklarından çeken, bağrına bastıklarından görmediği ihanetleri gören ama buna rağmen zulme asla rıza göstermeyendir Türk.
 
Esirleri arasında namaz kılanları sürekli affeden ve bunun için kendisini uyararak bazı esirlerin Müslüman olmadıkları halde sırf serbest kalmak için namaz kıldıklarını hatırlatanlara ise: “Aldanırsam Allah ile aldanayım. Beni Allah ile aldatsınlar. Dostla aldanan aldanmaz!” tavrıyla tanıdığımız Hazreti Ömer’in hitabına 21. Yüzyılda, Anadolu’da mukabele eden çilekeş insanların ismidir Türk. 
 
Cenab-ı Hakkın son kitabında, Fetih Süresinde: “birbirlerine karşı merhametli, zalimlere karşı şiddetli ve azametli” hitabıyla şereflenen başka bir topluluk var mıdır acaba tarihte Türk’ten başka? 
 
İşte o şerefle, o sorumluluk ve o vicdan muhasebesiyle bugün Afrin önlerindeyiz.
 
Bütün sağır dünyanın, sahillerimizdeki cansız küçücük bedenini sadece seyrettiği Aylan Bebek için, gözü yaşlı bütün anneler için Türk yeniden tarih sahnesinde.
 
 
Henüz üstte gök çökmedi, altta yer yarılmadı!
 
O zaman töremiz de bozulmadı biz de bozulmadık.
 
Öğretilen bir kavram değil, damarlarda akan kan, genlerdeki kıvılcım, gözlerdeki yaş, kalplerdeki can ve bizi ayakta tutan heyecandır Türk.
 
Sanma ki artık kırk kişiyle Çin’e kafa tutan Kürşat’lar kaldı!
 
Kürşat’lar biter mi Türk’te bak Afrin önlerindeki arslanlara da sen isim ver tek tek.
 
Bir Kürşat gitmiş, yüzlerce Kürşat: Uğur Palancı, Arif Demirel, Burhan Açıkkol, Abdullah Taha Koç, Mehmet Dinek, Recep Çetin, Rıdvan Çevik, Göksu Şahin, Ali Akdoğan suretlerinde çökmüşler Türk düşmanlarının üzerlerine. 
 
Bir Ulubatlı Hasan’ımız şimdi: Burak Akalın, Hasan Kuş, Enes Sarıaslan, Oğuzhan Ekiz, Hüseyin Şahin, Hamza Karacaoğlu, Serdar Ege, Koray Karaca, Halis Koca, Sergen Pamukçu olarak burçlardalar.
 
Anafartalar, Galiçya, Yemen cephelerinde türküleri yakılanların Kızıl Elma ülküleri şimdi Yunus Emre Doğan, Ömer Bilal Akpınar, Şahin Kaya, Bekir Evren, Ahmet Bayram, Halil İbrahim Aygül, Ufuk Aktağ, Fevzi Gürsu, Ali Yılmaz’ların şehadetleriyle taçlanıyor.
Kut’ül Amare’deki Süleyman’ın yerini şimdi Afrin önlerinde Kurmay Pilot Yüzbaşı Mehmet İlker Karaman, Üstteğmen Erdem Mut, Üstteğmen Oğuz Kağan Ustta, Teğmen Ahmet Aktepe almış.
 
Ölmeye değil, dirilmeye giden; yok etmeye değil, var etmeye gidenlerin öyküsü bu.
 
Pakistan’lı şair Muhammet İkbal’in peygamberin manevi huzurunda, bize hediye olarak ne getirdin diye sorulması üzerine: “Size bir kâse sunuyorum efendim. Bu kâse içindeki şey cennette bile bulunmaz. Bunun içinde ümmetin onuru parlıyor. Bu kâsenin içinde âlem-i İslam’ın bekası için Trablus’ta can veren Türk askerinin kanları var efendim” demişti. Yıllar değişti roller yine değişmedi. Son peygamber; o iki cihanın serveri, bütün alemlerin sevgilisinin yolunda can vermek yine Türk’e nasip oldu. Ona ikram edilen kâsede yine Fatih Mehmethan, Ali Gümüş, Musa Özalkan, Mehmet Muratdağı, Mustafa Ozan Gökçe ve Afrin yolunda can veren nice atsız Türk’lerin kanları var.
 
Ruhları şad olsun!
Adıyla, şanıyla, diniyle, töresiyle, diliyle sonsuza dek Türk var olsun!
                                                                                                                   
Erdal ÇİL

cerdal48@gmail.com
 
 
 
  
 
 
  
 
 
 
Bu yazı toplam 1974 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA