• İstanbul23 °C
  • İzmir24 °C
  • Ankara19 °C
  • Manisa22 °C
  • Adana22 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TEL FIRTINALARI VE PTT

19 Mayıs 2019 Pazar 21:58

PTT’ nin son yıllarda daha da gelişen altyapısı ve müşteri iletişimi ile Pazar payındaki rekabetçi kazanımlarındaki başarıyı büyük bir mutlulukla izliyoruz.

Son haberlerde PTT ‘nin gözü Afrika’ nın 75 milyar dolarlık e-ticaretinde diye bir başlık okuduk.

Biz PTT ‘yi seviyoruz… PTT ile ilgili haberlere özel bir ilgi gösteriyoruz. PTT’ nin, Türkiye’ nin bu güzide kurumunun hem mazisi derin, hem de geleceği açık yönetim kültürüyle önemli bir kamu hizmetini yetine getirdiğini düşünüyoruz.

Düşünün daha 1840’ larda temeli atılan bir kuruluştan söz ediyoruz; önce Posta Nezareti olarak çalışmaya başlamış, 1855 yılında Telgraf nezareti kurulmuş; 1871’ de bu ikisi birleşerek Posta ve Telgraf Nazırlığı oluşturulmuştur...

İşte PTT, bir kere Osmanlı dönemini de içine alan modernleşme tarihimiz açısından önemlidir...

Bu dönem çok açık bir şekilde Devletin kendini dönüştürmesi, İmparatorluk bakiyesinin ‘yenidünya düzenine’ uyarlanabilmesinin çabasını gösterir bize… Tanzimat Fermanı bu dönemde yazılmıştır, Maliye Nazırlığının kuruluşu da; Mısır ve Boğazlar, özellikle Sırbistan’ dan başlayan Balkan meselesi de bu dönemdedir, Islahat Fermanı da…

Osmanlı’da Modernleşme ve PTT

Osmanlı’ nın modernleşme sürecini anlamaya yönelik bir ayrıntı verelim; bu tür ‘yenileşme’ hareketlerinde önceleri, 3. Selim’le başlayan, 2. Mahmut’la devam ederken önce ‘idari-siyasi’ yapıya pek dokunulmamıştır. 1800’ lerde ise özellikle rejim-yönetim, anayasa gibi ya da idari yapıya yönelik devlet-yurttaş ilişkilerini tanımlayan reform uygulamalarına ağırlık verilse de yine de ‘son’dan kurtulamamıştır…

Çünkü ‘medeniyet’ temelinde kültürel altyapı, sosyolojik değişimler, uluslar arası rekabette ölçülebilir kriterlerin öne çıktığı verimlilik; gelenekselden evrensele aktarılacak, ‘somut bilgi; entelektüel değişim üzerinde durulmamıştır…

Gelişmişlik farkları büyüdükçe, daha da hızlı bir şekilde, Sultan Abdülmecit, 2. Abdülaziz ‘le ve büyük ölçüde 2. Abdülhamit’e uzanan süreçte; hem ‘hasta adam’ benzetmesindeki kendi coğrafi bütünlüğünü koruyabilme kaygısının zirve yaptığı bir Osmanlı’ yı görüyoruz,

Hem de Batılı devletlerle gelişmişlik farkını kapatmaya çalışan ‘yenileşme’ faaliyetlerini…

Devlet, ta 200 yıl öncesinde Osmanlı’ yı ‘modernleşme’ ihtiyacına zorlayan rakip ülkelerin gerisine düştüğü gerçeğinin farkında olmuş ancak çöküşü durduramamıştır…

Buna karşılık ‘modernleşme’ çabasının ardında yatan merkezi idarenin güçlendirilmesi yatırımları, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ nin Milli Mücadele alt-yapısına destek olmuştur...

Milli Haberleşme kanalları ve lojistikte PTT ‘ nin rolü

 

PTT’ sinin ilk temellerinin atıldığı Posta-Telgraf işletmesinin kuruluş amacı, merkezi İdarenin kontrolünün sağlanmasına yöneliktir…

PTT, bu teşkilatlanma yapısının güvenlikli haberleşme kanallarının temelini attığı için önemlidir.

PTT, aynı zamanda Milli Mücadele’ nin örgütlenme ve sivil insiyatiflerinin kullanılması açısından önemlidir. Bunları söylüyoruz ki, Osmanlı Devleti’ yle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ‘medeniyet’ tasavvurundaki kurucu değerlerini tartışmaya açanlara küpe olsun!...

Şimdi bazı örnekler verelim.

İşgal İstanbul’un da askere telgraf sansürü

Kurtuluş Savaşımız bir anlamda ‘Telgraf’ üzerinden yürütülmüştür, diyebiliriz.

Bir tarihi olay anlatalım;

İşgal döneminde Harbiye Bakanı Süleyman Şefik Paşa, Kolorduların kendi aralarında şifreli konuşmalarını yasaklamıştır.

Bu ‘yasak kararı’ Kolordu Komutanlarını hareket tarzının işgalci güçlerce takip edileceği anlamına gelir.

Bunun üzerine Kazım Karabekir Paşa, ‘askeri sırları açıklamanın cezasının idam olduğunu’ hatırlatıp, ‘yasak kararı mevcudiyetimize düşman olanların menfaatine kaydedilebilir’ cevabını verir. 20 Kolordu Komutanı Ali Fuat paşa ise daha da ileri gider, Şefik Paşa’ yı telgraf başına çağırtarak, ‘şifre yasağının 24 saat içinde kaldırılmasını, aksi takdirde bütün postaneleri askeri işgal altına alarak kendi aralarındaki haberleşmeye devam edileceğini’ bildirir;

İşte haberleşme kanallarının ‘bağımsız ve milli’ olmasının bir tarihi gerekçesi de budur.

Tel Fırtınaları ve Milli Mücadele

‘Bağımsızlık’ ve ‘haberleşme’ ilişkisini Mustafa Kemal Paşa’ da çok açık bir şekilde görebiliriz;

Paşa, hem Heyet-i Temsiliyye (Türkiye Büyük Millet Meclisi) iradesinin halka duyurulması hem de Kurtuluş mücadelesinin stratejik eylemlerini, taktik savaşlarını hep şifreli yazışmalarla, telgrafla bildirmiştir.

Mesela İzmir işgali sırasında birçok Anadolu şehrinde protesto gösterileri sonrasında ahalinin telgrafhanelere hücum etmesi ile ‘işgalin kabul edilemez olduğunu’ bildiren mesajları çekilmiştir. Bu mesajların İstanbul Hükümetini nasıl telaşlandırdığını görmek için, telgrafhanelerin ne tür baskılarla karşı-karşıya olduğunu bilmek gerekir; neyse ki kahraman telgrafçılarımız vasıtasıyla haberleşme kanalları açık tutulabilmiştir.

İşte bu türden çok sayıdaki protesto, eleştiri ya da kamuoyu desteğini harekete geçirmek adına, siyasal bir baskı amacıyla telgraf iletişiminin yoğun olarak kullanılması Milli Mücadele tarihimizde ‘Tel Fırtınaları’ olarak adlandırılır. Siyasal İktidara karşı böyle bir tavır, tartışmalı bir dönem bile olsa daha küçük ölçekte, Rumeli’ de Hürriyet İlanı ve 31 Mart Vakası’nda da görebiliriz.

Mustafa Kemal Paşa, hem tel fırtınaları aracılığıyla Anadolu ayaklanmasını örgütlerken, hem de Heyet-i Temsiliyye kararlarının arkasındaki ‘bağımsızlık fikriyatının’ halka anlatılmasında telgraf’tan yararlanmıştır.

 Mesela Amasya Tamiminde,  3. Maddesinde ‘Milletin istiklâlini yine milletin kendi azim ve kararlılığı kurtaracağı…’

4. Maddede, ‘Milletin hak isteyen sesini dünyaya duyurmak, duruma çare bulmak için her türlü etki ve kontrolden uzak bir milli heyetin kurulması’ gerektiği;

Erzurum Kongresi’ nde 2. Maddedeki, ‘Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâlinin sağlanması için Kuvvay-ı Milliye’ yi amil ve milli iradeyi hâkim kılmanın şart olduğu.’

8. Maddede ise, ‘Milli Meclisin kurulması gereği’ savunulması kararları ile Anadolu Halk hareketinin bağımsızlık mücadelesinin fikri alt-yapısının da kitlelere ulaştırıldığı söylenebilir.

İşte bu anlamda Milli Mücadele bir yanıyla ‘Telgraf Savaşı’ olarak adlandırılabilir. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı örgütlenmesi ile Milli meclis yapısı ve İstanbul Hükümetine karşı yürüttüğü stratejiyi telgraf yoluyla kamuoyuyla paylaşmıştır.

Bugün şükür ki Tel Fırtınaları’na gerek duyulacak bir işgal altında değiliz. Ancak iletişimimizi ve haberleşme güvenliğimizi sağlayacak Milli bir teşkilata her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Umarım yakın gelecekte kendi uydusu, özel bankası, iletişim ağı ve görüntü teknolojisini kuran bir PTT görürüz ve daha da mutlu oluruz. 

 

Bu yazı toplam 671 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • KELEBEK ÇOCUKLARI YARARINA MUHTEŞEM BİR DEFİLE
  • Türkiye Petrolleri, Akdeniz'i karış karış arıyor
  • TÜRKİYE DOĞAL GAZ İTHALATINDA DÜNYA ALTINCISI
  • Dionysos tiyatro kampında her gece bir etkinlik
  • “Rüya – Dream” Türkiye piyasalarına 21 Haziran’da girecek.
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA