• İstanbul18 °C
  • İzmir21 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa20 °C
  • Adana21 °C

Hakan Karlıbulut / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tayyip Erdoğan’a kurulan kumpaslar

30 Nisan 2018 Pazartesi 04:50
1. RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I OYUN DIŞINA ALMA OPERASYONU
O günlerin mimarları darbeci generaller, 28 Şubat darbesi 1000 yıl sürecek demeçleri veriyorlardı. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan,  17 Aralık 1997 günü Siirt’te Ziya Gökalp'e ait bir şiir okudu ve hapis cezasına çarptırıldı.
ASKER DUASI
Minareler süngümüz,
Kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız,
Müminler asker,
Bu ilahi ordu dinimi bekler,
Allah u Ekber Alla hu Ekber.
 
Siirt'te okumuş olduğu “Asker Duası ”şiiri nedeniyle 1999 yılında Kırklareli Pınarhisar Cezaevi'ne girdi ve dört ay yattı.
Adalet ve Kalkınma Partisi seçim kazandı ama partinin doğal lideri olan ERDOĞAN hapisteydi. Erdoğan’ın giderek artan popülaritesi sorun olarak değerlendirildi. Dış mihraklar ERDOĞAN’ı kendi elleriyle büyütmekte olduklarını değerlendirdiler. Bu sebeple ERDOĞAN partinin başına getirmeye karar verdiler. Siyaset arenasına çekilen ERDOĞAN’ı burada siyaset tarihine gömmeyi hedeflediler Hakkındaki mahkeme kararı gereği ERDOĞAN 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamadığı için milletvekili seçilememişti. Adalet ve Kalkınma Partisi başına Başbakan olarak geçti ve bu gün kendisine karşı bir rol üstlenen kardeşim diyerek hitap ettiği Eski 11. Cumhurbaşkanı, Abdullah GÜL’ü Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.
 
Dış mihraklar, kendi elleriyle hapse attıkları lideri yine kendi elleriyle çıkarmak zorunda kaldılar. Bununla da kalmadı; özel bir yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önünü açmaya mecbur oldular. Siirt’te yenilenen milletvekili seçim ile Erdoğan, Siirt Milletvekili olarak parlamentoya girmiş oldu. Şimdi bu siyaset kompartımanında oynanacak oyunla itibarı, kariyeri ve liderliği elinden alınacak ve halkın gözünde yerle yeksan edilerek siyasi tarihin tozlu raflarına sürüklenerek atılacaktı.
 
2. 17-25 2013 ARALIK OPEASYONU
17 Aralık 2013 günü, Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç talimatıyla operasyonun düğmesine bastı. Suçlamalar; ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kaçakçılık ve görevi kötüye kullanmaktı. 
 
Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Rıza Sarraf ve Ali Ağaoğlu. Diğer şahıslarla birlikte toplamda 89 kişi gözaltına alınmıştı.
 
25 Aralık’ta ikinci bir operasyon dalgası gerçekleştirildi.
Şahıslar suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak ve rüşvet vermekle” suçlanıyordu.
Bu operasyonu ise, Savcı Muammer Akkaş yürüttü. Aralarında Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da yer aldığı toplam 41 kişiyi emniyet yetkililerinin derdest edilmelerini reddetmeleri sonucunda girişim başarısızlıkla sonuçlandı. İlgili dosya Savcı, Muammer Akkaş’tan alındı. Her iki davanın sonucu da takipsizlik ile neticelendi. Böylelikle; aslında direk hücum ettikleri Recep Tayyip ERDOĞAN bir kere daha kurulan bu kumpastan başarıyla çıkmış oldu.
 
Dış kaynaklı operasyonun yönetimi; bu günler için kurgulanan, beslenen ve büyütülen FETÖ’ye ihale edilmişti. Oyun büyüktü. Bu tamamen dış kaynaklı bir planla içerde yargıya ve emniyet güçlerine ihale edilmiş derin bir operasyondu. Lakin milletin anlaması da biraz zor bir durumdu. O zaman bu Paralel FETÖ oyununu çözen ERDOĞAN’ı çevresindeki bazı insanlar bile anlamıyordu. Devlete paralel bir yapı nasıl olabilirdi? Taki; 15 Temmuz 2015 günü Türkiye’yi ele geçirme, hain operasyonu icra edilmeye çalışıldı işte o kara gün olup biten her şeyi aydınlattı. 
 
3. HAKAN FİDAN OPERASYONU
 
07 Şubat 2012 sabahı, Başbakan Erdoğan İstanbul'da ve ameliyat olmak için hastane yolunda. MİT Müsteşarı, Hakan FİDAN Oslo’da icra edilen görüşmeler ile ilgili ifadesinin alınması üzere kendisini savcılığa davet ediyorlar.
 
Hakan FİDAN devletin gizli yürüttüğü bu operasyon hakkında herhangi bir merciye onay almadan bilgi vermesi söz konusu olamazdı. FİDAN, o dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ü aradı. Sayın Gül “İfade vermende bir sakınca yok .” cevabını verdi. Başbakan o saatlerde ameliyatta olmalıydı. Derin plan ince işlenmiş ince işlenmişti. Erdoğan’ın kıpırdayamayacağı gün ve saatler kullanılmıştı. Oslo görüşmelerinin devlet açısından önemi ve gizliliğinin hayati öneminin bilinmemesi mümkün müdür?
 
Vakit ilerler, son dakikalar, ERDOĞAN ve FİDAN iletişim kurarlar. ERDĞAN “ Kesinlikle ifade vermeye gitmeyeceksin. FİDAN’ın konutunu kuşatan Özel Harekat Polisleri içinse gerekiyorsa vurun, talimatını vererek FİDAN’ın izleyeceği yol haritasını ve dahi emrini vermiştir. Böylelikle de doğacak olan sorumluluğu cesur bir lider olarak üstlenmiştir. Bu durumdan haberdar olan özel harekat polisleri kuşatmayı kaldırarak FİDAN’ın konutundan ayrılmışlardır.
 
4. 27 Mayıs 2013 GEZİ PARKI KALKIŞMASI
27 Mayıs 2013 tarihinde başladı ve iki ay sürdü. Gezi Parkında bulunan ağaçlara sahip çıkmak için bir olay daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetine karşı bir girişime evirilmiştir. Olay büyüdü ve ülke geneline yayılmaya başladı. BDP illet vekili Sırrı Süreyya ÖNDER olayları daha da provoke ederek ortamı daha da ısıtmıştır. IMF’e olan borcumuz kapatılmış ve ülkenin imarıyla ilgili birçok proje gündeme getirilmiş ve bir kısmı da projesi bitirilerek yapım aşamasına geçtiği bir dönemdi o dönem. 
 
Birçok il ve ilçede başlayan bu olayların organize bir olay olmadığını söyleme veya inanmak aşırı bir saflık olur. 
 
Zaten amaçta bir müddet sonra ortaya çıktı. Hükümetin istifa etmesi isteniyordu. Gene hedefte ERDOĞAN vardı. Mısır’da yapılan darbeyi yapmak ve MURSİ’ye yapılan muameleyi ERDOĞAN’a da yapmak istiyorlardı. Mehmet Ali ALABORA twitinde “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hala anlamadın mı? Hadi gel.” Mesajını tatbiki anladık, buna bir cevap vermek istiyorum. Sizin hainlik içerisinde olduğunuzu, bozguncu olduğunuzu, sosyal bir darbe kurguladığınızı ve SAROS’un da sizi finanse ettiğini anladık. Kimin gizili ve uyuyan insanlar olduğunu ve uyandırıldığınızı anladık.
 
 
5. MİT TIRLARININ DURDURULMASI
19 OCAK 2014 tarihinde MİT tırları Hatay’da  ve Adana’da durdurularak operasyonlar başlatıldı. Operasyonunu Adana Baş Savcısı Süleyman BAĞRIYANIK, Adana Cumhuriyet Başsavcısı. Özel Yetkili Savcı Aziz TAKÇI bizzat operasyonu sahada yürüten kişi oldu. Adana Jandarma Bölge Komutanı Hamza CELEPOĞLU, işin Jandarma ayağını FETÖCÜ personelle desteklemekteydi. 
 
Görüntüler hem yurt içine ve hem de yurt dışına servis edilerek kaosun düğmesine basıldı. Türkiye’nin terör örgütlerine destek olduğu yönündeki kirli haberlerde peşinden yayınlandı. MİT Tırlarına refakat eden görevlilerin ısrarına rağmen tırların dorselerinin açılması taleplerinden vazgeçmiyorlardı. Personeli silah zoruyla indirip darp ettiler.
Türkiye’nin emperyalist güçler tarafından Teröre ve terör örgütlerine destek olma suçlamasıyla karşı karşıya gelinmesine vesile olunmuştur. Türkiye’nin itibarına yönelik olarak saldırılmıştır. ERDOĞAN’ın uluslararası Lahey mahkemede yargılanarak hüküm giymesi hedeflenmiştir. 
 
1991 SSCB’nin yıkılması ve dünya dengelerinin yeniden kurulması gerekiyordu. Burada Batı bloğunun lideri ABD ön alarak Tek Kutuplu bir sistemi oturtmaya çalıştı. Tek Kutuplu Sistemin oturtulamaması, başka bir denemenin yapılmasını icap ettirince düzmece 11 Eylül vakası kurgulanarak uygulandı. Afganistan’dan başlayarak ülkeler işgal edilmeye veya Balkanlarda olduğu gibi parçalanıp ufaltılarak hazmedilmesi ve yönetilmesi kolaylaştırılmaya başlanıldı. Son olacakta Ortadoğu’ya hücum edildi.  Türkiye, NATO toplantılarında parçalanmış olarak yansıya verildi. Türkiye’nin parçalanmış haritası hakkında ne bir hata nede bir özür dilenmedi.
 
Sıkıntıları belli; bu coğrafyanın ve Türkiye’nin parçalanması gerekiyordu. Lakin ERDOĞAN bölgede bir hamiliğe soyunmuştu Emperyalistlerin oyununu yine bozuyordu. Oysa kendisine Eş Başkanlık payesi dahi verilmişti. Oyunu kurallarına göre oynamıyordu. Kendi başına buyruk stratejiler geliştiriyordu. ERDOĞAN’ın bitirilmesi gerekiyordu ama yapılan operasyonlar bir türlü başarılı olmuyordu. MİT Tırlarının Durdurulması Operasyonu da sonuç getirememişti. Artık sonlanması gerekiyordu. Bu iş çok uzamıştı.
 
 
6. 15 TEMMUZ 2016 HURUÇ HAREKATI
Son çare olarak ERDOĞAN’ın düşürülmesi. Sayın Cumhurbaşkanını derdest edebilmek için Özel Kuvvetlerden bir tim bile kurmuşlar başına ise General Gökhan SÖNMEZATEŞ’i koymuşlardı. Türkiye’nin belinin kırılması ve SAROS’un da değindiği gibi, emperyalist güçler adına ve lehine, Türk Askerinin hem bölgeye sahip olması hem de bölgede düzenin sağlanmasında kullanılması hedeflenmiştir.
 
15 Temmuz’dan sonrada birçok finansal, politik, siyasi ve sosyal projelerle saldırdılar icra edildi lakin hiçbirinde tam bir başarı elde edemedi.
 
Şükürler olsun ki gerek Allah’ın takdiri gerek liderimizin bir dik duruş sergilemesi ve gerekse büyük Türk Milletinin cesaret ve vatan aşkıyla bu gelen bela yerle yeksan edilmiştir.
 
ERDOĞAN, bir ideoloji değil bir medeniyet kurgusunun peşindedir. İdeolojiler dönemi bitmiştir. Yeni ve adil bir düzenin kurgulanmasının zamanı, çağı gelmiştir. Adil,, farklılıklara saygılı, vicdanı ile yaşayan, yardımlaşma bilinciyle var okunulacağına inanılan bir Bizim genlerimizde bulunan ve bizim çok iyi bilip yaşadığımız medeniyet dönemi yeniden başlamaktadır. 
 
Batı ve onun içerideki hücreleri Başkanımızı almayı ve bizi müstemleke bir ülke yapmayı başaramayacak, bizi bölemeyecek, parçalayamayacak ve de yıkamayacaktır. NOKTA.
 
Bu yazı toplam 1460 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA