• İstanbul18 °C
  • İzmir21 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa20 °C
  • Adana21 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tamam mı Devam mı yoksa aman mı?

09 Mayıs 2018 Çarşamba 19:23
Yıllar var şöyle adam gibi bir seçime gidemiyoruz!
 
Yılını hatırlamıyorum ama Sevgili Hocam Namık Açıkgöz kullanmıştı o sözü:
 
“Mermi gibi oy atmak!”
Yine şarjörlerimiz dolu, yine gerildik yine seçim akşamına yönelik beklentilerimiz had safhada.
 
Ahir ömrümüz şöyle ağız tadı ile bir seçim göremeden geçip gidecek gibi.
 
Ben öncelikle Allah’ın takdirine sonra da bu milletin ferasetine güveniyorum.
 
Temennim; seviyenin dip yaptığı ülkede parlamentodan başlayarak seviyenin yükseliş trendine girmesi ve bir kişinin bile bu seçim yüzünden bir damla kanının akmaması.
 
Dostlarım, kardeşlerim ve üzerinde azıcık hakkım olanlardan istirhamım ise: dişimle, tırnağımla kazandığım bütün birikimlerin, bu tür seçimler uğruna heder edilmemesi.
 
1977 lerde, henüz on altılı yaşlardayken İzmir’de okuduğum lisenin duvarlarına kadar ismim yazılarak, elleri silahlı örgütlerin hedefi olacak kadar bir mukaddes duruşun insanı olabildiysek, o yaşlarda birçok yaşıtımızın cenazesine omuz verme kudretinde olduysak, öz yurdumuzda bacak kadar çakalların ulumasını duymak için çekmedik onca cefayı.
 
Yaşıtlarımızın çoğu, moda tabirlerin ardı sıra ülke ülke dolaşıp hayallerini Küba, Şili, Amerika, Vietnam, Rusya, Çin dilleri ile kurarken biz türkü söylemeyi, Turan ellerine ağıtlar yollamayı o yaşlarda öğrendik. 
 
Devlete, millete, dinime, dilime, bütün mukaddesatıma düşmanlık yapmayı hayat biçimi haline getiren zavallıları da, başları ufak yollu sıkıntıya girdikçe ilk fırsatta batılı dostlarının kucaklarına atılmayı marifet bilen entelleri de, öz yurdunda garip, öz vatanında parya olan yiğitleri de, düşmanın attığı oktan ziyade uğruna ölümü şahadet saydığı devletinin vefasızlığına karşı yine de ayağına gelen Avrupalı fırsatçılara delikanlı duruşu da o yaşlarda öğrendik.
 
Şimdi bütün bu öğrendiklerimizi, biriktirdiklerimizi aman ha aman, heder edip tüketmeyin dostlar!
 
Üç oy uğruna, simsar kılıklı sansarlara ülkünüzü, ülkenizi aman ha çiğnetmeyin dostlar.
 
İnternet üzerinden bütün kinlerini, zehirlerini dünyanın dört bir tarafından kusan Türk düşmanı, İslam düşmanı çevreler, uydurdukları hikayelerle, süslü hashtaglerle, ellerine geçirdikleri tencere tava gürültü yapan ne varsa kopardıkları tantanalarla yine sahnedeler.
Neymiş de arslan, ceylan, sırtlan, zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyormuş demektir. 
 
Kardeşim: Bir kere şunu kafana koy ki Ülkücü; ülkesinde yangın varsa kaçan da değildir, yangına benzin taşıyan da değildir! Ülkenin dört yanını değişik ülkelerin bayraklarının kapladığı bir anda dahi ay-yıldızı onurla taşıyabilmektir marifet.
 
İngiliz dilinin tabelaları, Arap kültürünün de neredeyse bütün manevi havaları, küfür dilinin ise bütün konuşmaları kapladığı boz bulanık ortamda dahi Türk kalabilmek, Türk gibi yaşayabilmek, Türkçe konuşabilmektir marifet.
 
Elin bütün güçleri bir olup karşıdan taş atarken kendi mahallenin çocuğuna onların safına geçip taş atmak değil, çocuğuna sahip çıkmak ama asla çocuğuna da haram lokma yedirmemek, yoldan çıktığı zaman, yaramazlık yaptığı zaman, sapıttığı, kusurlar işlediği zaman da başkasının kılıcıyla değil Ömer’in sahabileri gibi onu kendi belimizdeki kılıçlarla düzeltmektir marifet.
 
Bana nasıl olur diye de sakın sormayın!
Gırtlağına kadar, iliklerine kadar İngiliz Muhipler Cemiyetinin içine düşen, Pensilvanya ağzı ile konuşan, gezici-bozucu küfür diline dolananların önce bir adım geriye çekilmeleri ya da titremeleri gerek ki beni anlayabilsinler. 
 
İktidarı beğenmeyebilirsiniz! Hiç milli ve hiç yerli de bulmayabilirsiniz. Hatta yalancı, hırsız, haram ve helal konusunda zayıflar da diyebilirsiniz. Ama o zaman yerlerine daha iyilerini koyabilmeniz gerekmiyor mu?
 
“Önce Tayyip gitsin!” sığlığında bir muhalefet ancak yıkıcı-gezici-çapulcu bir söylem olmaktan öteye gitmez.
 
Gün şımarıklara, kirli paralarla siyaset yapanlara, kimliğinden utananlara; bu ülkenin yerli çocuklarını aynı enternasyonal solun yaptığı gibi düşman görenlere bir had bildirme günüyse evet, had bildirelim ama kendi dilimiz, kendi elimiz ile ve asla küfre düşmeden, seviyeyi düşürmeden.
 
Aman ha yoksa Midyat’a giderken ya da kör ile yatarken ya da dinime küfredenlerin müselmanlığını düşünmeyelim bir de.
 
Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saff, 61/8)
Bu yüzden tercihiniz ister tamam isterse devam olsun ama lütfen ne birikimlerinizi heder edin, ne de  geçmişinize ihanet edin! 
Ben artık değiştim; artık ne ülküm ne ülkem var tarzında düşünenleri ise koyverin gitsin!
Yerli ve milliliği yeni yeni dillerine dolayanların iktidarında dahi ezilen milyonlarca yerliden biri olarak sizi benden iyi kim anlayabilir ki?
Kaderin garip cilvesiyle dört bir yana savrulan, yıllar boyu başının çaresine bakmayı bilmiş, sırf devletinin bir lokma ekmek hakkı için bir sürü çirkinliğe bulaşmadan baş etmeyi bilmiş bir neslin temsilcisi olarak artık malâyâni ağızların tükürük hokkası olmaya da rıza göstermeyeceğimizin bilinmesi gerekir.
İktidarlara hep sabrettik ama devletin de karşısında olmayı hep zül bildik!
Devletin yine de karşısında olmayacağız ama iktidarların da artık karşımızda sabredilen değil saygı duyulan olma zorunluluğu var.
Bütün alternatiflere uyarım: Aman ha aman. Sabrımızı ölçmeyin!
     
Erdal ÇİL
         
cerdal48@gmail.com
  
 
 
Bu yazı toplam 901 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA