• İstanbul21 °C
  • İzmir23 °C
  • Ankara23 °C
  • Manisa26 °C
  • Adana20 °C

Hatice Özkan / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Söylenilmesi zor yazılması kolay duygularımız

04 Ağustos 2018 Cumartesi 20:38
Merhabalar,   yazarak iletişim kurmak çoğu kez kullanılan bir yöntem olmuştur. Bununla birlikte insanlar birçok duygu ve düşüncesini özellikle de dile getirmekte zorlandıkları için yazmayı seçmektedirler. Çünkü bu bir anlamda itiraf etmek olurken diğer yandan bir kaçıştır gözlerdeki teması ve vücut dili ile saklanılması çok zor olan şeyleri duygu ve düşünceleri yazarken süslü püslü kelimeler ile çokta güzel bir şekilde gizleyebilmekteyizdir.  Bu ilk yazımda her birimizin çok aşina olduğu, bizlere özgü duygulardan söz ederek başlamak istiyorum. Şöyle ki okuduğum bir yazıda diyordu ki: Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. Bu sözleri yazmaktansa söz ile dile getirildiğini farz edersek eğer büyük ihtimalle şu şekilde olurdu. Öfke ile kalkan zarar ile de oturur gibi bir ifade kullanılırdı.
 
Bir diğer yazılı kavram ise gücenme duygusu olsun . Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. Bu uzun dolaylı yazılmış satırları ilk okuduğunuzda büyük bir ihtimalle anlayamayacaksınız. Hiç endişe etmeyin yalnız değilsiniz. Çünkü ben de ilk okuduğumda bir karşılaştırmanın yapıldığı dışında pek bir şey anlayamamıştım. Burada yazanlardan daha önemli bir şey fark ettim ve onu paylaşmak için sözü yani yazımı dolandırıyorum. Bir şey okumak amacıyla bir şey okunduğundan çoğumuz böyle söz sanatı kullanılarak yazılan birçok yazıyı sadece okumanın vicdani huzuruna ulaşmak için vs. nedenlerle okuyoruz elbette ki her şeyi ders çalışır gibi anlamak, öğrenmek için okuyun demek istemiyorum. Fakat yazmayı saklanma ve duygularımızın üstünü örtmek için kullanmaktansa samimi duygularımızın sözcüsü olarak kullansak keza okumayı da dolanbaçlı süslü birkaç satır okumak için değil de ruhumuza sesini duyurabilen satırları seçerek, bazen çok basit olan bu yazıları okumak sayısız yakın arkadaş kazanmak anlamına da gelebilir. Ve şu satırların sözlü ifadesi nasıl olurdu ona da değinmen geçmeyelim. Gücenmek değeri çok olana karşı bir tepkidir ve sen benim için çok önemlisin ki senin tarafından söylenen söz, yapılan kırıcı, incitici bir davranış beni bu kadar çok üzüyor demektir. Eğer muhatabı bunun farkına varır da ufacık bir telafi yaparsa gücenme son bulabilir. Ama kızgınlık öyle mi bizim için çok kıymetli olamamışlara kızdığımız için çok daha uzun süreli olmaktadır. Elbette ki bu da benim naçizane bakış açım ve algım çerçevesinden böyledir.  Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. Yaşam mücadelesi ve akışı her insan için farklı farklı olsa da aslında öyle birbirimize benzer duygular yaşadığımızı düşündürüp, hissettirdi bana bu kısım ve üzerine bence yazılması, söylenmesi gereken  o kadar çok şey var ve bir o kadar da susulup düşünülmesi gereken şeyler var olduğunu yazarak burayı noktalamayı uygun görüyorum. Yaşamlarımız üzerinde son derece önemli olan bir başka duygumuz ve onun ile ilgili satırlar içinde diyebilirim ki: Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. Gerçekçi yaklaşırsak göreceğimiz manzarada da öyle çok üzülmek için neden bulmaya çalışıyor ve sonunda da buluyoruz. 
 
Korkularımıza gelecek olursak korku için içinde bazı şeyleri sona erdirir denilmiştir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar ve bütün yaşamımıza etki eden bir histir.  Bazı araştırmalara göre korku ilginç bir duygudur çünkü bu, aslında insansı değildir. Bu duygu çok kısa süreli bir hayatta kalma rolüne hizmet ettiği hayvanlardan alınmıştır. Hiçbir hayvan korku içinde yaşayamaz. İnsanların aslında korku duyacakları hiçbir şey yoktur. Onlar kendilerinin sonsuzluk olduklarını biliyorlardır demekte araştıranlar. Ben bu sonsuzluk olgusuna ruh ve düşünce dünyası açısından katılıyorum. Satırlar şöyle devam etmekte; şimdiyse korku gezegenimizi çevreleyen temel bir enerji gücü haline geldi. Korkunun içimizde yol açtığı zarar işte böyledir. Buradan eğer enerji kaynağımızı olumlu duygu ve düşünceler ile besleyebilirsek aynı doğrultuda da enerjimizi yükseltebileceğimiz çıkarımına varıyorum.
 
Son olarak her birimize yapılan bir çağrı ile ilk yazımı sonlandırmak istiyor ve çok teşekkür ediyorum . Bizler bu dünyaya bir ruhsal farkındalık düzeyinde geldik ve buradan daha da kazanımlı bir şekilde ayrılma fırsatına sahibiz.
 
Hatice ÖZKAN 
 
Bu yazı toplam 4249 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Zor olanı başarmak
Sadık Gürsoy
Yüreğine sağlık
05 Ağustos 2018 Pazar 05:59
azim
süleyman üstündağ
kıymetli yegenım hatıce rabbım ne arzun varsa versın .
04 Ağustos 2018 Cumartesi 21:25
RENKLİ HAYATLAR
  • Muhterem Nur: Keşke onu hastaneye götürmeseydim
  • 2018'in Top Chef'i açıklandı
  • Fahriye Evcen ile Burak Özçivit bebek hazırlıklarına başladı
  • Aleyna Tilki’nin Merakla Beklenen Reklam Filmi Yayında
  • Enes 34 Yaşında Görmeye Başladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA