• İstanbul3 °C
  • İzmir4 °C
  • Ankara-5 °C
  • Manisa3 °C
  • Adana6 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SİYASETTE AHLAK; YA DA TAVUK YUMURTA MESELESİ!...

21 Kasım 2019 Perşembe 14:07

Cumhurbaşkanlığı Sistemi oylaması öncesinde; siyasi partilerde ahlak yasalarının tartışıldığı bir dönem vardı;

Hatırlıyor musunuz?

Yıl 2015 Ocak ayları olmalı; bir ara Siyasette Ahlak yasası diye sloganlaştıracağımız yasa, AK Parti Milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulmuştu. Buna göre Milletvekillerine yönelik etik davranış ‘ilkelerinin’ düzenlenmesini öngören çalışmalar yapılacaktı.

Konu esasen, 3628 Sayılı mal bildirimi hakkındaki kanundaki değişiklerle, üst yöneticilerin mal bildirimlerinin şeffaflaşmasıyla, kamu sorumluluğunu yürütenlerin gelir-giderlerinin daha ‘takip edilebilir’ olmasıyla ilgili bile olsa, çerçeve daha geliştirilmeli ve denetim daha bağımsız yapılabilmeliydi…

Bunu geçtik, sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ ne geçiş aşamasında altı ay içinde ‘uyum yasaları’ çıkacaktı!...

Bugün 2019 Kasım’dayız.  

Henüz bu yasalar gereğince tartışılmadı.

Neden diye sordunuz mu?

Hani belediye başkanları ya da İl Başkanları, partilerin merkez ilçe başkanlarını da içeren mal varlıklarına ilişkin zenginleşme karineleri mercek altına alınacaktı?

Mesela bir il başkanının hiçbir ekonomik faaliyeti yokken, bir anda apartmanların sahibi olması; şirketlerin ortağı çıkması, dolar zenginliği nasıl oluyor diye denetlenecekti?

Diyelim ki bir partide ahlâksızlık iddiası nedeniyle veya kendi içindeki rüşvet, görevi kötüye kullanma gibi, soruşturmaya gerek duyulan yetkilileri varsa, adliye süreci ayrıca işlemekle birlikte kendi içinde temizlik yapılabilecekti...

Sonra, milletvekillerinin seçildiği partiden birkaç ay içinde başka bir partiye geçince yüzü kızaracağı bir siyasi ahlak standardı geliştirilecekti…

Neden bu yasalar çıkmadı diye düşündünüz mü?  

Şimdilerde bazı kuşkular, siyasi partilerin kendi içlerindeki ‘çürüklerin’ ayrılması bir tarafa, adliye süreçlerinin de iyi takip edilmesi gereği kamuoyunca konuşuluyor.

Çok teorik oldu, örnek üzerinden anlatalım; bir hayali olaydan gidelim.

Mesela; bir siyasi parti üyesinin, İl başkan yardımcılarının ya da İl Başkanı veya Meclis üyesinin karşılıksız çekler veya devlette iş halletme üzerinden vatandaştan hariçten para alması ortaya çıkınca ne yapılır?

Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur… Dava açılır; dava süreçleri ilerlerken bu ‘partililere’ yardım eden, mesela bir milletvekilinin ismi önünüze gelirse mahkeme seyri nasıl etkilenir?

Sorarım; dokunulmazlık var, ayrıca iş siyasi boyutta ele alınırsa sümenaltı edilme ihtimali ağır basabilir de!.. Belki de yapılıyor; yapılmıştır, yapılabilir!

İşte Kamuda Şeffaflık ve Siyasette Ahlâk Yasası en başta bunun için önemlidir…

Konu ceza hukukunun kapsamına girmişken bile siyaset adalet mekanizmasına etki ediyorsa, demokrasi açısından çok önemli bir sorun var demektir.

…Başka bir örnek verelim.

Mesela yeni konut alanları açılan bir beldeden Merkezle bağlantısını sağlayacak ‘enterasan’ yol güzergâhında çevre arazilerin yandaşlarına ‘kapattırılması’ gibi biraz daha ‘flu’ bir cambazlık söylentileri ortaya çıktı diyelim.

Meclis şunu yapacak;

Bir kere ‘fısıltı’ yalan çıkarsa, bu fısıltıyı yayanlar araştırılacak; yani konu daha mahkemelere gitmeden, erken bir şekilde, dedikoduların aslı-astarı araştırılacak;

Bu bir.

İki; araştırma sürecinde yönetim gücü ile siyasi yakınlıktan yararlanarak görevi kötüye kullanma ihtimaline karşı, sorumluluk zincirinin denetimini daha hızlı yapabilecek.

Üç: Parti kendi içinde suçluyu bulursa mahkemeye gönderebilecek.

Çok fantastik değil mi? Aynı partiden insanların, aynı cemiyetten, birimden kişilerin kendi çürüklerini ayırması zor olabilir biraz!

Kısaca demek istediğimiz şudur; kamu gücünün, yönetim otoritesi ve sorumluluğu üzerindeki denetimi Türkiye’ de ne kadar sağlıklı işliyor?

Aslında en iyi demokrasilerde en iyi denetim seçim sistemidir; fakat mesela Türk demokrasisinde, inandırıcı olmaya bile gerek duymadan zırp-pırt parti değiştiren milletvekillerinin yüzünü kızartacak kamuoyu tepkileri pek gelişmedi.

Milletvekili de 'halk hesap sormuyorsa, yeni fırsatlara bakarım!' diye düşünse, kim ne diyebilir.

Diyemez; bunun başlıca iki nedeni var; birincisi, milletvekili seçim listelerinin parti liderlerinin iki dudağı arasında oluşturulması…

Böyle olunca milletvekilinin halka karşı sorumluluğundan daha çok, ‘parti başkanı ne der!’ kaygısının daha öne çıkması…

İkincisi, milletvekili seçimi ile Vekillerimizin seçim süreçlerindeki mal varlığının kontrolünün yapılmaması.

Yani kamu gücünü temsil edenlerin de bir yönetim ahlakı ve mal bildirimlerinin şeffaflaşması konusu var...

Yani konu şu; tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan…!

 

 

Bu yazı toplam 593 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • 'Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 1,03'e yükseldi.'
  • Mucize Aşk, 6 Aralık 2019'da Sinemalarda..
  • 'Türkiye ekonomisini harekete geçirme zamanı geldi!'
  • ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ TAŞIYAN MİNİBÜS KAZA YAPTI
  • FETÖ'nün TSK yapılanmasına yönelik sabah yeni operasyonlar başladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA