• İstanbul21 °C
  • İzmir17 °C
  • Ankara13 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana23 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şimdi Zeytin Zamanı..

14 Kasım 2014 Cuma 14:43

Yurdumuzun bir çok bölgesinde bulunan ve çok kıymetli bir ürün olan Zeytin ve Zeytin ağaçlarımızın korunup kollanması ve yaygınlaştırılmasına yeteri kadar özen gösterilebiliyor mu?...Bu tartışılır!..

Zeytini,yağı,odunu,pirinası,kısaca her şeyinden yararlanılması nedeni ile adına"ekmek ağacı,ya da nimet ağacı" da denir.

Zeytinin ve zeytin ağacının hikâyesi mitolojik anlatımlarla, taa antik çağlardan başlayıp günümüze gelir.

Zeytinin öyküsü gökyüzünden Akdeniz'e uzatılan bir dalla başlar ve çok çeşitli mitolojik anlatımlar vardır ancak en fazla bilineni ise şöyle anlatılmaktadır;

Tanrıça Athena'nın,Atina Akropolüne dikmiş olduğu bir Zeytin dalıdır,bu dal büyür fidan olur ağaç olur ve zeytin verir..Apollo'nun oğulları meyvecikleri sıkıştırır,damla olur,yağ verir...

Nuh'un salıverdiği bir çift Güvercin gemiye ağzında zeytin dalıyla döner,mucize olur,hayat haberi verir...

Zeytinyağı yüzyıllardır böyleydi,hem Akdenizlinin aşına girdi,hem de akdeniz kültürünün ayrılmaz bir parçasıydı.

Acı bir meyveden elde edilmesine rağmen hep güzel ve aydınlık şeyleri simgeledi.

Zeytin,antik çağlardan günümüze kadar en önemli ticari mallar arasındaydı,temel ticari mallar arasında oluşu ise kimbilir daha kaçbin yıl daha var olacağını ve değişik kültürlerde yaşayacağını gösteriyor.Yemeklik olmanın yanında,aydınlatma yakıtı,merhem yapılmasında ilâç olarak da kullanılıyor.

Antik çağlardaki dinsel törenlerde destekleyici bir unsur  olarak da kullanılmıştır.İsrail'de antik dünyanın sitelerinden (Del-Dan)üretilen yağı tapınaklarında kullanmışlardır.Museviliğin erken dönemlerindeki bu uygulamada ezilmiş arı bir yağı özel anlamda kullanırlarmış ve bu yağların standartlarını ise din adamları belirlermiş.

Başka ülkelerin bu kadar önem verdiği bu ürüne bizim ülkemizde gereken önem veriliyormu acaba?...Kısaca bir göz atacak olursak;

Atatürk'ün direktifi ile 1929 yılında(Yalova)Zeytincilik seferberliği başlatıldı ve gerekli çalışmalar yürütüldü,1937 yılında ise İzmir Bornova'da Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kuruldu ve Atatürk'ün vasiyeti ve isteği ile ölümünden 2,5 ay sonra da TBMM.den 3573 sayılı özel zeytincilik kanunu çıkarıldı ve ülkemizde zeytin ağacının yetiştirilmesi ve zeytincilik yaygınlaştırıldı.

O yıllarda ise ABD dünyadaki en büyük Mısır üreticisiydi ve ürettiği mısırlarını ihraç etme hedefi ile,11.9.1947 yılında ABD,Truman doktrini ile Marshall yardımı adı ile yardımlar yapmaya da başladı ve Marshall yardımı adı altında da mısırözü yağını ülkemize ihraç etmeye başladı ve zirai olarak ülkemizdeki tarım alanlarında neyin üretileceği ve neyin tüketileceğine yaptığı anlaşmalarla karar vermeye başladı ve bize mısırözü yağını alacaksınız dedi,alındı ancak buna karşılık bizden zeytinyağı alıyordu ancak mısıryağını borç olarak veriyordu.Yıllar sonra Dolarla satmaya başladı.

12 Kasım 1956 daki yapılan anlaşma ile(ABD),zeytinyağı ihracatımızı önce yılda 10 bin ton,daha sonra da 6400 ton ile sınırladı.Bu rakamlar artarsa, artış oranı kadar ABD den nebati yağ almak zorundaydık.Kısaca tarım politikalarımızı ele geçirmişlerdi,buna karşılık kendi malları için gümrük vergileri,antrepo,depo ve belediye vergilerini düşürterek rıhtım ücretlerinden de muaf oldu.

Soya fasulyesi ve Mısır üretiminde dünya 1.cisi olan ABD,ülkemize Soya yağı ihtacına da başladı,bu yağlar ucuz oluşu nedeniyle margarin yapımında da kullanıldı ve ülkemizdeki ilk margarin fabrikası da ABD nin yardımı ile kuruldu...

Görüldüğü üzere sinsi politikalar ile yürütülen bir yol ile ülkemizin altın değerindeki Zeytin ve zeytinyağı üretiminin yaygınlaşarak ülke kalkınmasının önü böylesine  kesilmiş oldu.

İklim olarak geniş bir alana yayılan Zeytin ve zeytincilik günümüzde ise can çekişir hale getirilerek kalanları da yok edici bir şekle dönüştü.Aç gözlü rant tacirlerinin bir gecede bile yaptığı kıyımlar ile telef olmaya devam ediyor ve edecektir de.

Teşvik edici yasalar çıkmadıkça,milli ekonomi modelimiz benimsen medikçe,ülkemizin değerlerine yasalarla sahip çıkılmadıkça bu bitiş ve sona doğru gidiş devam edecektir.

Dış ülkelere bağımlı bir tarım modelinin benimsenmesi gerekir ki öz tarımımız olabilsin.

Yerli ırk tohumların bile kullanılmasının suç sayıldığı,verimli tarım alanlarımızın rant tacirlerinin aç gözlülerine terk edilerek talan edilmesi,dışa bağımlı modeller ile tarım politikalarımızın bitirilerek,ülke ekonomisinin çöktürülmesi demek olacağından,akılları başa almanın zamanı gelmiştir de geçiyor demektir.

Kendi toprağından geçimini sağlayan insanlarımızı açlık,yokluğa ,ölüm kuyularına inmeye mecbur etmeden,milli tarım ve milli ekonomi modellerinin hayata geçirilmesi şarttır.

Ata'larımız; "Domuz derisinden post,gavurdan dost olmaz" demekle doğru söylemişler,

Gerçekten de her yeni günde yani yeni entrikaları ve artniyetli yaklaşımları ile ülkemizi allak bullak etmeye devam ediyorlar baksanıza!...

 

 

Bu yazı toplam 759 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Akhisar TSO Başkanı Dr. Ulusoy Berlin'de Akhisar'daki fırsatları anlattı
  • Tıraşa döviz ayarı
  • Manisa'dan, Türkiye- Azerbaycan Diaspora İşbirliğine katkı sağlanacak
  • Mert Şişmanlar, Gençler Avrupa Judo Şampiyonasında 2. oldu
  • İl Müdürü Öztürk başarılı Tekvanducuları kutladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA