• İstanbul12 °C
  • İzmir6 °C
  • Ankara1 °C
  • Manisa1 °C
  • Adana8 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sessizlik şüphelendiriyor

01 Kasım 2017 Çarşamba 20:45

İran ve Irak ile birlikte Ülkemizin de sert bir tavır koyarak uygun olmadığı ve gerekirse müdahale yapılabileceği açıklamalarının ardından bölgedeki IKBY referandumu sırasında kopan cayırtıları açıklamaları,dayatma niteliğindeki açıklamalarını  duyamıyoruz zira ABD-İsrail orada yapmayı düşündüklerini onlar vasıtasıyla uygulama niyetindeyken yapılan sert açıklamalar nedeniyle çark ederek anında oradaki yeni bir özerk yapılanma hevesinde olanları ortada bırakıverdi.Ancak bölgede durum sessizliğini koruyor,hatta şüpheleri çekecek kadar  fazla sessiz,bu sessizlikte  acaba yine gizlice birşeyler mi karıştırmaya devam ediyorlar soruları akılları kurcalıyor.

Güney sınırlarımızın hemen dibinde,Suriye'de hareketlilik ve askeri manevralar devam ediyor,Suriye adeta yeniden yapılandırılıyor, orada yeni devletlerin oluşturulması hedefleniyor,tıpkı 1.ve 2.dünya savaşında olduğu gibi..Suriye devlet yönetimini koruyan Rusya,Çin,İran gibi devletlerin korumasıyla orada henüz yapmak istediklerini gerçekleştiremediler ama karıştırdıkça karıştırıyorlar.

Putin'in  G-20 Zirvesi sırasında yaptığı açıklamaları hatırlayın.

Suriye cehenneminde  yaşanan savaş mevzii ve yerel bazdaki çatışmalar son hızıyla devam ediyor, orada artık kimin eli kimin  cebinde vaziyeti ile birbirine karışmış bir durumdadır,İşid'i değil de muhalifleri vurmaya başlayan Rusya hava kuvvetleri,yapılan bütün eleştirilere de kulak asmıyor,zira CİA'nın Suriye'deki bir merkezini de vurdu.Bu hava harekâtlarını  yaparken, karadan da İran askerlerini (kara ordusu olarak) kullanacağı için de   savaş bölgesine onları sokmaya başladı bile.İran askeri birlikleri(Haşdi Şadi)Irak merkezi yönetimine de destek vermişler ve hatta Türkmenlerin yoğun yaşadığı yerde Türkmen bayrağı dahi göndere çekilmişti,hatırlayın,bu müdahaleler dış destek bulamayan Barzaniye geri adım attırmıştı.Ancak o bölgede de son derece sessiz bir durum var bu da şüphe çekmiyor mu?..

ABD ise Ypg-pyd terör örgütünü muhatap kabul ederek onlara hertürlü silah,mühimmat ve lojistik ve eğitimler dahi vererek adeta pkk nın kuyruğu olan bu oluşumu muhatap kabul etmedi mi ,hem de bizim ülkemiz Nato üyesi iken açıkça bize karşı onları korumaya almadı mı

Belli olan en belirgin şey ise Ortadoğu bölgesi yeniden şekillendiriliyor, Suriye’de,biryanda İngiltere ABD,Almanya,Fransa,İsrail, yani Koalisyon Güçleri, ve öte tarafta ise Suriye(Esad)ile Rusya,Çin.İran,Suriye, adeta 1.dünya savaşından kalan eski hesapları masaya yatırırcasına kapışıyorlar,hareket etmiyorlar mı,oralarda artık kim kiminle ne nerede belirsizleşmedi mi, nedeni de,Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden oluşturup,oradaki paylaşımlardan bir pay kapmak derdinin peşinde  hepsi de,insanlar,çocuklar ölmüş,ülkeler yangın yerine dönmüş,hiç de umurlarında değil!..

Tarihe bakarsak 2.Dünya savaş döneminde de oralarda kıyamet kopmuştu,  yaşanan savaşın perde arkasındakiler o dönemde İngiltere ve Fransa başı çekip at oynatıyorlardı ve kendi istedikleri şekilde de   o bölgeyi dizayn etmiştiler,

Molla Mustafa Barzani de o dönemde (1918-1932)arası İngilizlerle hainlikler ve işbirliği yapıyordu,1933-1975 döneminde de Sovyet Rusya'nın maşası olmamışlar mıydı ,1975'ten günümüze kadar da, ABD'nin ve İsrail'in kucağına oturmuş onlara hizmet ederek ülkemize hainlik ediyordu,PYD'nin kökü olan oluşumda Suriye,Irak,İran Demokrat partileri döneminde kurulmuştu ve PYD'nin ardında da Ruslar hep vardı..Yani kısaca oradaki terör odaklarını bütün süper güç denen ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda yönlendiriyorlardı ve halen de öyle.

O dönemi hatırlarsak,2.Dünya savaşı döneminde Sovyet Rusya,Bolşevik İhtilâlı nedeniyle harpten çekilmişti,o dönemdeki," Ortadoğu’da oluşturulan güç dengelerinde" söz sahibi olamamıştı.İşte şimdiki durumda ise orada Ruslara tarihi bir fırsat çıkmış oldu,Suriye bahanesi ile hamle yapacak, hem Akdeniz'de  kalıcı ÜS,ve hakimiyet alanları elde edecek,hem de oynadığı(ermeni) Kürt kartı ile de Anadolu ile Asya arasında oluşturacağı tampon yönetimin eliyle Türk dünyasını  ayırarak birbirleri arasındaki bağı ve ülkemizin de onlarla olan bağını ve birleşmelerinin ve güçlenmelerinin önünü keserek Orta Asya'daki Türk dünyasını da kendine tam bağımlı bir hale getirmek isteyecektir.

Kürt kartını  her iki süper güç ülke kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır,oynanan oyun hem Rusya ve ona bağlı blok ülkeler, hem de, ABD,İngiltere,Fransa,İsrail ve AB, tarafından oynanarak desteklenecektir,Türklere uyguladıkları asimilasyon politikaları hep vardı vede olacaktır..

Ülkemizde dahil  bütün Türk ırklarını  her daim yok etmek istemediler mi ,yok etme planları hep vardı... Bu noktadan bakarsak Suriye'de, Güç kimden yana ise,Barzani de ondan yana olacaktır..Barzani'nin  babası Molla Mustafa,1930 yılında çıkarılan Ağrı Ermeni isyanını da onun için desteklemiştir,Hakkari ve Şemdinli'de de isyanlar çıkartmış,üstüne bir  de Dağlıca'da Piyade bölüğümüze saldırarak orada 2 askerimizi  de şehit etmiştir,günümüze ise, oğlu Barzani sahnededir ve bize dostmuş gibi görünüp perde arkasından bütün hainlere hizmet etmektedir,aslında,yıllarca ülkemizin  içinde mücadelesini verdiğimiz bütün terör olaylarını da alenen desteklemektedir!...

Kısaca tabir etmek gerekirse , Ortadoğu'da  tek şey vardır o da " Güç ve paylaşım savaşıdır..." Aynen 1.Dünya harbinde olanlar gibi..Kazım Karabekir Paşa’nın yazdığı anılarında o dönemler söyle anlatılır; " Rus'ların ülke olarak hayali, Rus Çar'ı, Deli Petro'nun vasiyetinde yazılıdır ve o vasiyette de çok dikkat çekecek iki madde şudur, bunlardan  1. si şöyle anlatılır,"Hindistan'a  ve İstanbul'a egemen olan bir ülke ,bütün dünyaya egemen olmuş demektir,İstanbul'a(Bizans)ve Boğazlara mutlaka hakim olmalıyız, ayrıca hızla İran'ın zayıflamasını  sağlamalıyız ,bazen Türklerle,bazen de Persler'le(İran)savaşa mutlaka girmeli,zayıf düşmeli ve onların güçlenmesinin önünü kesmeliyiz ki hiçbir zaman  güçlenemesinler..2-si.Karadeniz'de ÜS'ler kurup,Denizlere mutlaka hakim olmalıyız,İstanbul ve İran'ı zayıflatarak,Basra Körfezine mutlaka  inilmelidir,Suriye ile ilişkiler kurulup,Levant(doğu)ticareti de mutlaka ele geçirilmelidir,ayrıca dünyanın tahıl ambarı konumundaki olan Hindistan'a inilerek oraya yakın mesafede bulunan İngilizlerin adalarına da  bu vesileyle çok yakınlaşmış olmalıyız,Avusturya ile ilgilenip onların İstanbul üzerindeki hakimiyet isteklerine de  gem vurulmalıdır"  denmektedir..Rus Çar'ının vasiyetindeki gibi hamlelerin yapıldığı da görülmüyor mu..

Zaten 1.Dünya savaşı sırasında Ruslar,kendi içindeki kargaşalarla ve isyanlarla uğraşmaktan Ortadoğuda o dönemdeki oluşturulmuş olan yapılanmaya da  uzak kalmışlar müdahale edememişlerdi,2.ci Dünya savaşındaki yapılan şekillendirmeler ise şöyleydi;

İngilizler, o dönemlerde Osmanlıya ait olan Basra,Musul ve Bağdat eyaletlerini alıp Irak devletini oluşturdular

Şeria nehrinin batısında da Ürdün devletini kurdular,Hicaz,Krallığının(bu günkü S.Arabistan)başına da,1916 yılında Türklere yaptığı ihanetlerin ödülü olarak da, Şerif Hüseyin'i getirdiler.

Fransızlar; Trablus,Sayda,Sur,,Beyrut, Bekaa Vadisini de ekleyerek,Lübnan  diye bir devlet yaptılar,Halep,Şam,Lazkiye,Cebel Dürzi'yi de önce 4 ayrı eyalete böldüler,ardından da Suriye adındaki devlete dönüştürdüler.1.Dünya savaşının sonrasında oralarda ortaya dört ayrı devlet çıkmıştı.

Yani  açıkçası o dönemde,Suriye-Lübnan-Irak-Ürdün devleti ve buralarda Müslüman,Hıristiyan, Yahudi,Arap ne kadar farklı köken ve etnik yapıdan topluluk  varsa hepsi devlet kuruyoruz denilip bir çatı altında toplanmıştı,Suriye'de ise Sünni Müslümanların yanına Alevileri ve Dürzi guruplarının da dahil edilmesiyle oralardaki homojen yapı bozulmuştu,Lübnan'da,Hıristiyan Marunilerin içine MÜSLÜMAN gurupların dahil edilmesiyle de farklı dinsel,etnik yapılar bir araya getirildi.Bundan amaçları ise o bölgedeki farklı yapıların hiçbir zaman kaynaşamaması ve o bölgedeki huzursuzlukların da devam etmesi amaçlanmaktaydı.

Irak'taki yapılanmalarda ise ,Şii ve Sünni Müslümanlarla Kürtler,Türkmenler,Hıristiyanlar, Hıristiyanlar,Asuriler ve Yahudilerden oluşturulan karmakarışık bir yapının içine çekilmişler o bölgedeki çatışmalar, huzursuzluklar hiç bitmek bilmeden günümüze kadar gelmiştir.

Bu gün Ortadoğu’daki yaşanan çatışmaların temelinde de bu yapay sınırlarla oluşturulan,karma karışık, etnik ve mezhepsel  farklılıklar ve günümüze kadar gelen çatışmaları yatıyor..

O coğrafyada ise o dönemde kurulan Yahudi devleti de varlığını bu karışık yapılanmaya borçludur...

Ortadoğu o dönemde böyle yapılandırılırken,Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 1938'e kadarki geçen sürede Anadolu’da çıkarılan isyanları bastırmakla uğraşıyordu.1925 Şeyh Said isyanı bir dönüm noktası oldu,bu isyandan kaçanlar Suriye,Lübnan,Irak'ta yeniden bir araya gelmiş ve yeni tuzaklar,hainlikler peşindeydiler..

Bütün bunlar İngilizler tarafından oluşturulmuş,Sovyet Rusya’nın bütün bunlarda bir etkisi de  olamamıştı,yani o dönemde kendi iç kargaşaları nedeniyle "oyun dışı" kalmıştı, Sovyet Rusya 1918' de 1.ci Dünya savaşındaki yarım bıraktığı hesabını şimdi görmek istiyor ama asıl hedefi aslında Suriye değil Türkiye'dir,Suriye ordusu ile Rus uçaklarıın Hatay'ın Yayladağı karşısında yer alan yerde Bayırbucak bölgesine yoğun bir şekilde saldırıları sürüyor,o bölgede yaşayan  15 bin Türkmen'in yanı sıra,20 bin de Arap bulunduğu söyleniyor.Bayırbucak bögesine hakim 3 tepeden biri ola Kızıldağ Esad rejiminin kontrolündedir ve buradan da Türkmen köylerini ateş altına tutuyor ve kıyım yapıyor,45 n lu tepe ise rejim askerlerinin  elinde,Burç,Kasap Tepesinde ise rejim askerleri ile Türkmen birlikleri hakmiyetiçin çatışıyor,bu noktayı alanın Bayırbucak'a haim olacağı belirtiliyor.Arkası  İdlip olan Kürt dağı ise Arap 1.sahil Tümeninin kontrolü altında.Daha önce rejmin  eline geçtiği iddia edilen Türkmen Dağı'nın yaısının Türkmenlerin,diğer yarısının ise rejim ordusunun elinde olduğu  belirtiliyor,acak Burç Kasap Tepesinin düşmesi durumunda dağın tamamının kuşatılmış olacağı ifade ediliyor. Kuzeyde,Türkiye sınırına çok yakın olan,Gimem,Avanlı, 45 nol tepe,FırınlıAcısu ve Kızıldağ blgesinde de yoğun çatışmalar var.

Suriye Türkmen Birliği başkanı Samir Hafez ise; "elimzdeki silahlar çok demode sanki Rusya'ya karşı elimizde sapanla savaşıyoruz" açıkması yaptı.Teyandan Hatay,Yayladağı'na Suriye'den Rejim Güçleri 'nin attığı top mermisi düştü ve bizim, oradaki  konuşlanan 3.Hudut Tabur  Komutanığı'na bağlı,Kızılçat Karakolundan,uluslararası angajman kuralları gereği,Obüs'lerle karşılk verildi.

 Bu da ülkemizin  ne kadar kritik bir noktada olduğunu gösteriyor,Aysa kıtası ile Avrupa kıtası arasında yer alması adeta köprü vazifesi görerek kıtaları birleştirmesi,önemli ticaret yollarının kesişme noktası olması,boğazlar gibi bir çok önemli hasletlere sahip olan ülkemiz bu yüzdende bütün dünyadaki işgalci,emperyalist zihniyetteki ülkelerin hedef noktası olamakta,stratejik konumu ile de hain odakların cazibe alanı olarak hedeflenmektedir.

Ülkemiz,Suriye'deki devam eden savaşın  dibinde olup, büyük ve çok tehlikeli "iki süper güç ülke "arasında kalmıştır,bu hassas süreçte  izleyeceği stratejisi ile, her iki gücü de berteraf ederek kendi bağımsızlığını ve üniter yapısını muhafaza etmesi gerekmektedir,bunun mücadelesini de en akılcı askeri hamlelerle yapmalı ve siyasi anlamda  da dahiyane bir strateji izleyerek vermelidir ki oradaki yaşanan savaştan ülkemiz bir zarar görmesin...

Hain gözlerini ülkemizin üzerine diken  "İşgalci ve sömürücü zihiyetteki ki  ayrı  süper güç blokun  her ikisi de ülkemiz için  çok tehlikelidir,durum  "iki ateş arasında kalmak"  diye tabir de edilebilir. Basiretsizlik,ufuksuz ve ileriyi göremeyen politikalarla ve cılız  askeri stratejilerle  aşılabilecek kadar da kolay bir durum değildir..

Kısaca anlatmam gerekirse Vatanımız, "Ülkemizin başına adeta gökten belâ yağarcasına bütün düşmanların hedefindedir" de denilebilir..

Allah(cc)Vatanımızı bu hainlerin hepsinden korusun,milletimize ve bizi yöneten devlet erk'lerine de akıl,fikir,izan ve memleket sevdası ihsan eylesin...

Suriye'de ABD,AB ve diğer emperyalist birliklere karşı,Rusya ve ona bağlı devletleri içine alan diğer " Blog "devletler de,oralarda mutlaka kendi çıkarlarına dönük bir  güç oluşturacaklardır...

Bu arada oluşan sessizlik pek de hayra alamet olarak yorumlanmamalı,bu sessizliği arkasından hangi hamleleri ve hangi hainlikleri yapacaklarını çok iyi hesaplamalıdır.

 

 

Bu yazı toplam 437 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA