• İstanbul21 °C
  • İzmir19 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana26 °C

Dr.Muzaffer Yurttaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şehirlerin Ruhu

09 Ocak 2015 Cuma 16:46

Bilge Mimar Turgut Cansever; “İnsanın dünyadaki en önemli vazifesi dünyayı güzelleştirmektir” diyor. Gerçekten insanın önce ruhunu, sonra yaşadığı beldeyi imar etmesi ve güzelleştirmesi ile hayatın anlam bulacağı açıktır. İnsan şehrin, şehir de insanın aynasıdır. Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin de ifade ettiği gibi, “insan, şehri inşa ederken, aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur” İnsan içinde olanı dışına ve çevresine yansıtır. Bir amacı, bir medeniyeti ve bir kültür hazinesine sahip olmayan, geçmişle bağlantısı kesilenlerin yaşadıkları mekanlar anlamsız ve huzursuz mekanlardır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) in hicretiyle Yesrib denilen mekan Medine (Medeni Şehir) haline gelmiştir. Aşkı ve sevdası olanlar gittikleri yerlere hep medeniyeti ve huzuru götürmüşlerdir. Sevgi ve aşk medeniyetimiz, tarih boyunca, ruhu olan şehirler inşa etmiş; bu şehirlerden de dünyaya istikamet çizen medeniyetini beslemiştir. Mekanlar şahsiyetleri belirler, bir şehir huzur vermiyorsa, o şehrin insanları huzurlu olamaz. Şehir saygı ve sevgi vermiyorsa, o şehrin insanı da noksan kalacaktır. Artık insanlar huzur veren şehirler istiyor.

Felsefesiz, ruhsuz, büyümek için büyüyen şehirde huzur arayan yığınlar asla huzur bulamayacaktır. Bir şehirde huzur, emniyet, estetik yok ise orada insanlar mutsuzdur. Kurulan şehirler ruhu olan ve yaşayan, canlı şehirler oluşturulmalıdır. Bütün unsurları ile insanı yaşatmayı hedefleyen şehirler, nitelikli insanı ve yatırımı cezbederek kalkınmaya ivme katar.

İstanbul’u İstanbul yapan içinde yaşayanlar ve orayı güzelleştirmiş olanların güzelliğidir. Mimar Sinan insan ruhundaki güzelliği taşa nakşederek eserlerini ve şehirleri güzelleştirmiştir. İyi şehirler inşa edenler, gönüllere girerler; gönülleri fethedenlerdir. Hiç kuşkusuz, şehirler inşa etmek sabır ve soluk ister. On yılların tahribatına uğramış şehirlerimizi tamir etmek, yeni şehirler inşa etmek ancak sabrın ve uzun soluklu bir yürüyüşün neticesi olabilir. Yıllardır ruhsuz büyümüş, ihmale uğramış, bir kanser hücresi gibi amaçsız büyümüş şehirler sorunlu şehirler olmaktan ileri gidememişlerdir.

Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Burada yapılmaya çalışılanlar ahirette hayal edilenlerin yansımalarıdır. Atalarımız “Dünyada mekan, ahirette iman” derken huzurlu ve insanca yaşanılır mekanları kastetmişlerdir. Biz şehirler, şehirlerden de medeniyet inşa etmiş bir geleneğe bağlıyız. Şehir bizim için sadece insan topluluklarının yaşadığı bir mekân değil, insan dostu mekân demektir. Bizim kadim şehirlerimiz adeta insan ruhunun yansıması, cennet hayalinin izdüşümüdür.

Batı medeniyeti yüksek binalar inşa ederken boyuta önem vermiş, Doğu Medeniyeti ruhu olan estetik görünümlü mekanlar oluşturmuşlardır. Bizim hedefimiz şehirler inşa ederek gönüller inşa etmektir. İnsanımıza özgüven vermek, insanımızı tarihiyle ve medeniyetiyle buluşturmaktır. Bizim hedefimiz öncelikle insan dostu şehir anlayışımızı hâkim kılmaktır. “Kimlikli ve kişilikli şehirler” oluşturarak medeniyetimizin şehir tasavvurunu ihya etmektir.

Doğu Medeniyetinde merkezde insan ve onun ihtiyaçları yer alırken, Batı Medeniyetinde merkezde bina ve ruhsuz yapılar yer almıştır. Külliye denilen ve insanın tüm sosyal ihtiyaçlarını ihtiva eden yapıların çevresine şehirler kurulmuştur. Şehir, inandıklarımızın yansımasıdır. Şehir insanın, insan da şehrin aynasıdır. Dolayısıyla bizim şehir tasavvurumuz, aynı zamanda medeniyet tasavvurumuzdur.

Hayatın her alanında yaşadığımız çöküntü ne yazık ki medeniyet birikimimize ve şehirlerimize de yansıdı. Kültürümüz, medeniyetimiz, dilimiz, değerlerimiz gibi şehirlerimiz de görülmedik bir tahribata maruz kaldı. Şehirlerimizin kimliği, kişiliği, özgünlüğü yok edildi. Tarihi eserlerimiz, evlerimiz, sokaklarımız, mahallelerimiz, meydanlarımız tanınmaz hale geldi. Mekânlarımız kadar insanlarımız da tahrip edildi. İnsan, şehrin odağı olmaktan çıkarıldı. Kişiliği yok olan şehirlerde yaşayan insanlarımızın mutluluğu, huzuru ve özgüveni de büyük bir tahribata uğradı. Bu yıkım ve tahribatı tamir etmek ve yaşanılır bir belde oluşturmak için hepimize büyük görevler düşmektedir. Şehrin sakini olmak yetmez, şehrin sahibi olmak için çaba harcamak gerekir.

Şehrin silüeti şairlere ilham kaynağı olmalı. Şehirlerimiz için şarkılar, türküler yazılsın. Ressamlara ilham kaynağı, mimarlara, mühendislere, şehir plancılarına örnek olsun. Yeryüzünde guru kaynağımız ve ilham alacağımız güzel beldeler olsun. Şehirlerimizin dili, felsefesi, kültürü olsun. İnsanımız kendi değerlerinden yola çıkıp dünya şehirleri inşa etsin.

Kentsel dönüşüm bina kurmak değil, yaşam kentleri kurmak, mahalle kurmak, yeşil alan, sosyal alan kurmaktır. “El alma komşu al” diyen atalarımız mahalle ve komşuluğun önemini ne güzel dile getirmişler. Amaç AVM kültürü yerine, kapalı çarşı modelini oluşturmak ve insanı, ruhunu, yerliyi koruyan bir model oluşturmaktır.

Bizim anlayışımıza göre, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan insanın temel sorumluluklarından bir tanesi de dünyayı, yani yaşadığı mekânı güzelleştirmektir. Bozgunculuğa ve kargaşaya engel olmaktır. Biz, şehri sadece bir planlama ölçeği olarak değil, her şeyden önde gelen, eşref-i mahlukat olan insana hizmet eden bir canlı yapı olarak anlıyoruz.  Fatih Sultan Mehmet “Hüner bir şehir bünyâd etmektir. Reâyâ gönlün âbâd etmektir.” Derken asıl amacı şehir imar etmek değil, gönül tamir etmek olduğunu en güzel şekilde dile getirmiştir.

Gelecek kuşaklara nasıl bir dünya ve nasıl bir çevre bıraktığımıza bir bakalım. Biz, sadece bugünün şehirlerine, bugünün insanına, bugünün Türkiye’sine karşı sorumlu değiliz. Bizler, bugünden yarını inşa etmenin, yarını imar etmenin sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Çağımızın yeni şehir modellerinden ilham almamız şarttır. Akıllı şehir, kültür şehri, slow city veya sakin şehir, yeşil şehir gibi her bir model örnek alınabilir. Evrensel modelleri dikkate alıp kendi özgün modelimizle sentezleme becerisini göstermeliyiz. Osmanlı, Selçuklu mimarisini modern mimari ile sentezlemeliyiz ve kendi modelimizi ortaya koymalıyız.

Tarihten bize emanet olan ve gelecek kuşaklara en güzel şekilde aktarılması gereken şehirleri modernite ile yıpratmamak gerekir. Şehirlerimizin geleceği ülkenin geleceğidir. Şehirlerin yanında kurulan mezarlıkları ihya etmek ve cennet bahçesine dönüştürmek, oradaki her taşa sahip çıkmakla başlamalıyız işe. Toprağı yurt yapan mezarlardır. Mezarlıklarına sahip çıkamayanlar atalarına sahip çıkamamış demektir. Betonlaşmak, bina yığını haline gelmek ve gökdelenler dikmek asla modernleşmek demek değildir. Bizim medeniyetimizde varoşlar, gettolar yoktur. Fakir ile zengin, esnaf ile alim aynı mahallede yaşar bizim kültürümüzde ve edebiyatımızda. Ruhunu güzelleştirmek isteyen ve şehrine ruh katmak için çalışanlara selam olsun.

                                                                 

Bu yazı toplam 1198 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Akhisar TSO Başkanı Dr. Ulusoy Berlin'de Akhisar'daki fırsatları anlattı
  • Tıraşa döviz ayarı
  • Manisa'dan, Türkiye- Azerbaycan Diaspora İşbirliğine katkı sağlanacak
  • Mert Şişmanlar, Gençler Avrupa Judo Şampiyonasında 2. oldu
  • İl Müdürü Öztürk başarılı Tekvanducuları kutladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA