• İstanbul26 °C
  • İzmir26 °C
  • Ankara21 °C
  • Manisa25 °C
  • Adana26 °C

Dr.Muzaffer Yurttaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sandığa Sevgi ile Yürümek!

03 Haziran 2015 Çarşamba 22:39

Manisa’nın 17 ilçesine ziyaretlerde bulundum. Her gittiğimiz yerde sevgi ve muhabbetle karşılandık. Vardığımız tüm esnaflar çay, kahve ya da başka şeyler ikram etme telaşına kapıldılar. Cennet vatanımızın güzide şehri Manisa’nın her bir ilçesi ayrı bir güzelliktedir. Her bir ilçemizin insanının ayrı bir misafirperverliği ile karşılaşırsınız. Yıllarca önce ameliyat ettiğim hastamın pazaryerinde bize sarılışı, çarşı esnafımızın kollarını sonuna kadar açarak bize gelmesi, annelerimizin ve bacılarımızın dua edişleri karşısında bir kez daha Manisa’ya ve onun güzel insanlarına hayranlığım arttı.

Üzüm konusunda yaptığımız çalışmalar, Okul Üzümü Projesi’nin hayata geçmiş olması tüm üreticilerimizin gönlünde önemli bir karşılık bulmuş görünüyor. Tarım konusunda yaptığımız çalışmaların sonuçlarının alınmasını tüm Manisa dört gözle bekliyor. Sulama barajları, Gediz Ovası’nın kapalı devre sulama sistemine alınması, Gediz Nehri’nin eski temiz günlerine geri döndürülmesi herkesin hayali olmuş.

Dağlardan geçtik, ovalarda yol aldık. Manisa’yı karış karış gezdik. Atom Karınca Modeli deyip sıkılmadık el, çalınmadık kapı, girilmedik gönül bırakmamak için çaba harcadık. Bir ninniyi kıskandıracak kadar güzel sesiyle çakıl taşları arasından sızıp gelen su, çimenler, dağ çiçekleri, kuşlar, yeni doğmuş süt kokan bebekler, güller, toprak, rüzgarda nazlı nazlı devinen yapraklar, ağaçlar, kısacası Tarih ve Şehzadeler Şehri Manisa’yı ve onun güzelliklerini seyrettik. Her ev, her sokak, her sanat eseri İnsanların inceliğini,  duyarlılığını,  insancıllığını, sevecenliğini, sanatçılığını ve üretken ruhunu ifade ediyor.

Dünyada bunca yıkım, kıyım, zulüm, ihanet ve kötülükler olmasına rağmen; yine de bizim insanımız sevgiyle yaklaşıyor birbirine ve misafirlerine. Halkımız öylesine güzel, öylesine derin, anlamlı, zarif düşünüyor ki; onları güneş gibi sıcak, toprak kadar vefalı, su kadar temiz ve verimli bir toprak kadar üretken ve olgun görüyorum.

Dünyanın değişik yerlerinde insanlar, silahlar üretip akıl almaz savaşsalar cinayetler işleyerek güçsüzlere haksızlık edip, açlık ve sefaletin kol gezmesine seyirci kalsalar da, intikam peşinde koşup; ırkçılık ve dini bağnazlıklarla ilkel davranışlar göstererek bizleri zaman zaman hayal kırıklığına uğratsalar da; her şeye rağmen yine de bizim insanımız hep mazlumun, haklının ve garibin yanında yer alıyor. Vicdan, adalet, merhamet ve sevgi gibi değerli unsurların yalnızca insanda var olduğunu ve bu unsurların, insanı insan eden ögelerin en başında geldiğini bir kez daha Anadolu insanın davranışlarında görüyoruz.

Tertemiz bir suyu bulandırmak ne kadar kolaysa, bir insanı dininden, inancından, renginden, dilinden, tipinden, ırkından, dünya görüşünden dolayı hor görmek, aşağılamak, iftira atmak da o kadar kolaydır. Zor olan; insanı, insan olduğu için sevebilmekte, onun bize benzemeyen yanlarını hoş görebilmektedir. İnsan gibi sosyal bir varlığa da zor olan yakışır. “Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk: Kardeş olarak yaşamayı” diyen Martin Luther King’e kulak vermeli ve kardeş olarak bu cennet vatanın üzerinde yaşamayı öğrenmeliyiz. Halkımızın kardeşlik ve çözümden yana olduğunu gözlemledik.

Önemli olan insana saygı duyabilmek, insanca yaşamayı ve yaşarken de paylaşmayı öğrenebilmektir. Dünyada her insanın, her milletin yaşam hakkına saygı duymayı, insanları anlamayı ve en önemlisi de hoşgörüyle bakmayı öğrenmek, onların hakkını da kendi hakkıymış gibi savunmak, insan olmanın gereğidir. İnsanları diğer canlılardan ayıran özellikler de bunlar olsa gerek.

Bence bu dünyada ihtiyacını duyduğumuz ve muhtaç olduğumuz en önemli şey sevgi, dostluk ve hoşgörüdür. Küçücük bir tebessüm ve tatlı dil, karşımızdakine verebileceğimiz en güzel hediyedir. İnsanlar sevmeli, şartlar ne olursa olsun sevmesini bilmeli. Hayata hoşgörü ile bakılınca, olaylar yumuşuyor. Bunu hepimiz biliyoruz mutlaka, ama yine de hoşgörüyü hatırlatmalıyız birbirimize. Çünkü yaşamın tadı ayrıntılarda gizlidir, yaşamak sevmektir, hissetmektir, anlamaktır.

Severek yaşamak güzeldir, severek yaşamanın güzelliğini ve önemini fark edenler de güzeldir. Dünyada bir şey olabilmenin ötesinde çok daha önemli bir şey var aslında; o da insan olabilmek. İnsan olabilmenin ilk koşulu ise; yüreğinde sevgi ve merhamet taşıyabilmektir. Yoksa kim olduğumuzun, nereden geldiğimizin, hangi ülkenin pasaportunda adımızın yazılı olduğunun ne önemi var! Bu dünyada, sadece insan değil miyiz? Bu dünyada bizim yaşam hakkımız kadar, başkalarının da yaşama hakkı var. İnsan dediğin odur ki; nerede ve kime yapılırsa yapılsın, birine yapılan zulmü, haksızlığı, vicdansızlığı, her zaman yüreğinde hissedebilsin, bunu kendisine yapılmış gibi görebilsin.

Yeryüzünde ki bütün insanlar insanlık bahçesinin çiçekleri değil midir? Öyleyse hiç bir devletin, ırkın, insanın, inancın ya da gücün bu çiçekleri ezmesine, soldurmasına fırsat verilmemeli, müsamaha gösterilmemelidir. Bütün halkların, toplum ya da bireylerin kutsal olan yaşama hakkı korunmalıdır; Hatta kültürlerinin gelişmesine katkı sunulmalıdır. Bu dünya hepimizin. Bu dünyada herkese, bütün halklara ve kültürlere yetecek kadar yer var. Yeter ki cehalet, şiddet, baskı ve inkar yerine, hoşgörü, sevgi, saygı hakim olsun...

Öyleyse Türk - Kürt, Laz, Çerkez ya da Roman olmanın ne önemi var, söyler misiniz? Asıl olan hepimize bir hayatın bahşedilmiş ya da armağan edilmiş olması değil midir? Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok muhtacız.

Yılgınlıkların, yorgunlukların damarlarımızda dolaşıyor olması bizi bıktırmamalı, yıldırmamalı; bizi insani değerlerden uzaklaştırmamalı. Bedenimizde, sevgiye açık bir yüreğimiz olduğunu unutturmamalı. Çünkü bize, her şeyden önce yüreğimiz gerekli. Sevgiyi görmek, duvarını örmek ve sevgiyi çevremize sunmak için, önce yüreğimiz gerekli bize.

Yeni bir seçimin arefesinde ülkemiz insanı kendi özgür tercihini yapacak, demokratik hakkını ve görevini yerine getirecek. Siyasi tercihini sandığa yansıtacak. Ama seçim sonrası ülkemizde barış ve huzur içinde yaşamak en büyük amacımız. Kimsenin kılına zarar gelmeden seçimleri tamamlamak herkesin arzusu ve gayesi olmalıdır. İstikrarlı ve geleceğe doğru emin adımlarla ilerleyen bir ülkeyi hepimiz hayal ediyoruz. Gelecek nesillere tertemiz bir çevre ve varlıklı bir ülke bırakmak siyasetçinin en büyük hedefi olmalıdır. Ülkemizin geçmişte yaşadığı buhranları, tartışmaları, saldırı ve terörü artık geride bırakıp aydınlık geleceğe yönelmek istiyoruz. İnsanımız huzur ve istikrar, geleceği ve önünü görmek istiyor. Artık darbelerden, kaostan, kumpaslardan bıktık. Ayyıldızlı bayrağımızın gölgesinde, minarelerimizden okunan ezanların yüzü suyu hürmetine ebedi hür, özgür ve refah içinde yaşamak istiyoruz. Sandığa sevgiyle yürümek gerek.

Pazar günü yapılacak olan seçimlerin ülkemize, milletimize barış, huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Tüm halkımızı ve Manisa’mızın vefakar, çalışkan insanlarını saygı ile selamlıyorum.

                                                                  

Bu yazı toplam 877 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa'daki 'pis kokuların' Alaşehir kaynağında Seks Skandalı çıktı
  • Zerrin Özer, hastane çıkışı görüntülendi
  • Özel sektörün yurt dışı kredi borcu azaldı
  • İmamoğlu TRT' de...
  • ABD'nin Türkiye'ye uygulayacağı olası S-400 yaptırımlarının detayları belli oldu
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA