• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara30 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana33 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ortadoğu cadı kazanı gibi

31 Ocak 2018 Çarşamba 08:35
                                          
ABD Başkanı D.Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in Başkenti olarak tanıdığını açıklamasının olayı  gündeme  düştüğünden bu yana o bölgede aşama aşama giderek sertleşip,bazı ülkelerdeki iç savaşları ve çatışmaların giderek daha geniş bir alana yayılarak ilerlemesiyle,üstüne bir de ABD.nin YPG ve diğer devşirilmiş terör örgütlerinden oluşturduğu kuvvetleriyle Afrin bölgesi karışıp gerilimi arttıran bir durum söz konusu olunca TSK.de,B.M.rin vermiş olduğu meşru müdafaa hakkına dayalı olarak Zeytin Dalı harekâtını başlattı ve gidişatın nasıl olduğunu da sanırım sizler haberlerden takip ediyorsunuzdur.
 
Zeytin Dalı harekâtımızı sadece yurt içi haberlerden değil yurt dışı haberlerden de takip ediyorum ve inanın ki bazen beni hayretlere düşüren detayları görüyor ve endişeleniyorum.
 
Kelimenin tam anlamıyla üç tarafı denizlerle ama dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülkede yaşamaktayız,Allah vatanımızı,milletimizi en önemlisi Askerlerimizi ve tüm güvenlik güçlerimizi korusun,acılarını yaşatmasın zira ülke olarak çok zor bir dönemeçten geçiyoruz.
 
Günümüzde,bulunduğumuz bölgemizde neler olduğunu anlayabilmemiz için eski dönemleri iyi bilmemizde yarar var.
 
Tarihe kısaca bir göz atarsak,
 
Yüz yıl önce 11 aralık 1917 de İngiliz generali Edmund Allenby Kudüse girdi, ve ne tesadüftür ki tamda yüzyıl sonra yine Aralık ayında ABD başkanı D.Trump Kudüs'ü İsrailin başkenti olarak ilân etti.
 
11 Aralıkta İngiliz generalin başkanlığındaki ordular Filistin'in Yafa Kapısında oradaki diğer ülkelerin,İngiliz,Fransız,İtalyan,İskoçyalı,İrlanda,Avustralya,Yeni Zelanda kıtalarının orduları tarafından karşılandılar.Şehrin ileri gelenleriyle birlikte bando eşliğinde "Davut Kalesi"ne giderek," Allenby Beyannamesini" okudular.Kudüs'ün bütün duvarlarına asılan bu beyannamede,  şehirdeki yönetimin artık İngiliz egemenliğinde olduğu ve sıkıyönetim ilân edildiği yazıyordu,ve burada bulunan," üç dine ait mabetlerin"de korunacağı  belirtiliyordu.
 
1.Dünya savaşı başladığında Almanya ile Osmanlı arasında 2 Ağustos 1914 yılında bir ittifak anlaşması imzalandı ve 10 Ağustos 1914' te ise  Alman Genelkurmay başkanı  Von Moltke'nin, Enver paşaya gönderdiği bir mektupta, Osmanlının üzerine mümkün olduğunca fazla Rus,ve İngiliz kuvveti çekerek Almanyanın ve Avusturyanın yükünü hafifletmesini istemişti,amaçları Türk güçlerini zayıflatmaktı,Ağustos  1916 da Osmanlı'nın 2.Kanal(Süveyş)seferi başarısız oldu ,asıl amaç ise Osmanlıyı Mısır ve Süveyş'ten uzaklaştırmaktı ve ,İngilizler 1.Gazze muharebesini kaybettikleri için geriye çekildiler ama İngilizler 26 Mart 1917 de ise  Gazzede  bulunan Türk cephesine saldırdılar ancak yenilgiye uğradılar.
 
İngilizler, 17 Nisan 1917 de  ikinci defa Gazzeye saldırıya geçtiler,bu defaki amaçları Kudüsü ele geçirmekti, ancak 2.Gazze muharebesini de kaybettiler,bu muharebelerden evvel ise, 11 Mart 1917 de ise  Bağdat İngilizlerin eline geçti,Alman komutanların söylemesiyle,Enver Paşanın  Irak'taki ordularının büyük bir bölümünü savaşmak üzere İran'a göndermesi ise cepheyi zayıflatmış oldu,"Kut zaferini kazanan  Halil Kut paşa"Yanlış bir karar vererek ordularını İran'a savaşa gönderen Enver paşayı eleştirerek, hatıralarında "ordusunun yarısı kadar sayıdaki olan bir kolorduyu, başka biryere göndermek gibi mühim bir hatayı tarihte hiçbir kumandan yapmamıştır" demiştir.(Türk İnkilâp Tarihi ve Kut-ül Amare, bitmeyen savaş  ve Halil Paşa'nın hatıraları).
 
O dönemde,Mustafa Kemal Paşa(Atatürk) 20-24 Eylül 1917 de stratejikrapor göndermesine rağmenve Cemal Paşa'nın da  itirazları olmasına rağmen Enver Paşa'nın, Sina-Filistindeki cephesini Alman komutanlar, Falkenhayn ve Von Kresse teslim ettiği için de  Kudüs kaybedilmişti,Almanlar şehirdeki dinsel yapılar zarar görmesin diyerek Kudüs'ü hiç savunmadan(Osmanlıyı oyuna getirip) İngilizlere teslim ettiler ve Kudüs Mutasarrıfı İzzet Bey'in ,8-9 Aralık 1917 yılındaki yazdığı teslim belgesinde şu notu yazmıştı, "Osmanlıların Kudüs'teki bulunan bütün  dini binaların yıkılarak tahrip  olmasından çekindiği için şehirden çekildiğini"belirtiyordu.Kısaca Osmanlının Almanlarla ittifak yaptığı ama yine Almanların tertipleri sayesinde Kudüs, İngilizlerin eline düşmüş oldu.
 
Cemal Paşa yazdığı hatıralarında ise, "Filistin ve Suriyeyi böyle acı bir keşmekeş halinde bırakmaktan doğan hüzün ve elemin tesiriyle hüngür hüngür ağlayarak 12 Aralık 1917 de İstanbula hareket ettim,Küdüs'ün düşmesinin bütün sorumluluğu tamamen Falkenhayn Paşaya aittir" demiştir.
 
O dönemlerde,İngiltereye hizmet eden isyancı Arapların, Osmanlıya ihanetleri  ve  yine o dönemdeki Emperyalizmin tuzağına düşülerek yapılan yanlış savaş stratejileri neticesinde Bağdat,Suriye,Filistin,Kudüs tehdit altındayken, asıl oralarda savaşılması ve müdahale edilmesi gerekiyorken, Emperyalizmin yönlendirmeleriyle ordularımızın büyük bir bölümünün İran'a sürülerek oralarda savaşmaya gönderilmesi yeğlenince,bu yanlış strateji  üzerine bir de oralarda  İngilizlerin uşaklığını yaparak Osmanlıya ihanet eden Arapların da o dönemlerdeki  Osmanlıya olan ihanetleri de eklenince durum pahalıya maloldu ve Filistin ve Kudüs'ün kaybedilmesi kaçınılmaz oldu denilebilir.
 
ABD Başkanı Trump'ın Kudüsü başken olarak açıkladığı tarih ise bilinçli olarak yüzyıl evvelki o tarihle örtüşmektedir.Bunları birazda büyük resmi görebilmeniz için hatırlattım
Emperyalizm ve o doğrultudaki ülkelerin hedefleri öyle 3-5 yıllık değildir, yüzyıllara dayanan hain emelleri vardır ve hain emellerini gerçekleştirmek içinde hep bu doğrultuda hareket etmektedirler.O dönemlerdeki hain işbirlikçi Arapların günümüzdede olduğunu görüyoruz ama buna ilâveten Terör örgütlerinden devşirdikleri ve kendilerinin müttefiki olduğunu açıkladıkları,ağır silâhlarla donattıkları, hain odakları da kullanmaktadırlar.
 
Günümüzde de ayni hain plânlarının tezgâhları vardır,o dönemde Osmanlıyı hedef almışlar ve parçalamışlardı şimdide hedeflerinde Türkiye Cumhuriyetini yok etmek,parçalamak ve işgal etmek hedefleri vardır, bu açıkça yaptıklarından da belli olmuyor mu?
 

Kısaca Hatırlayalım yine,Rus haber ajansı Sputnik'in haberinde,İsrailin etkin gazetesi Haaretz de yazdığı haberlerde,ABD-Rusya-İsrail-Ürdün,önce Ürdün(Amman'da)ve AB de bu yönde gizli görüşmelerin yaptığını yazmışdı ve yapılan bu gizli görüşmeli toplantılara ise Rusya özel temsilcisi Aleksandr Lavrentyev , yine ABD'nin özel temsilcisi Michael Ratney ve Brett Mac Gurk  katıldı, yine bu görüşmelere Mossad temsilcileri ve ordu yetkilikleri de katıldılar,ve Avrupadaki toplantıya Rusya,ABD ve İsrail'in katıldığını,PYD 'nin öncülüğünde de Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu oluşumunun yeni Kantonu olarak "Şahba Kantonu" ilân edilmişti Afrin'in hemen yanıbaşında olan  "Şahba Kantonu" dedikleri bölge ise, bizim askeri harekatla İşid'den temizlediğimiz bir bölgedir ve PYD oradaki Rus güçlerinin desteğiyle  kontrolü elinde tutmaktadır ve Afrin bölgesi ise,Güney sınırımızda, Hatay-Reyhanlı ilimizin  hemen dibindedir diyebileceğimiz bir yakınlıktadır. 
 
Görüldüğü üzere adeta "Tarih tekerrür etmektedir"diyebileceğimiz bir emperyalist ittifak vardır ve oradaki terör örgütlerinden devşirme müttefikleri de Arapların tarihten günümüze kadar gelen ihanetlerini de gayet ustaca kullanarak oralarda yeniden şekillendirmeler ve bazı ülkelerin sınırlarında değişiklikleri yapmaktadırlar.
 
Tarihte nasıl Osmanlı ordusunu yanlış stratejilerle oyuna getirerek,Irak,Bağdat ve Kudüs'ü aldılarsa, yine hain oyunlarını kurmaktalar ve ihanet edecek Arapların da desteğiyle oraları darmaduman etmektedirler.Yapılan adeta Müslüman ve Türk kıyımıdır da denilebilir.
 
Kendi tahminlerime dayanarak söylüyorum ki,PKK dan,YPG den,PYD'den devşirilmiş ve ağır silahlarla donattıkları bu hainler ordusuyla da "Kudüsün İsrail'in başkenti yapılmasına tepki veren ve mücadele eden ülkelerin" üzerine saldırtacaklardır, hatta belkide  "Kudüs'ü savunan müslüman ülkeleri sözde destekleyeceklermiş gibi ve sizlere destek için Mehdi Ordusu yolluyoruz,görüntüsü vererek ve bu yalanın tezgâhlanması ile böyle bir  görüntü bile verdirtilerek,kandırmak için din objesini bile böylece haince kullanabileceklerdir, kaleyi içerden yıkacak,Kudüs için mücadele veren ülkelere karşı böylesi sinsi eylemlere ve oyunlara dahi girişebileceklerdir diyebilirim. Terör örgütlerinden devşirdikleri kuvvetlerine savaşma taktiklerini,tırlar dolusu o kadar ağır silahları ve hertürlü savunma sistemlerini niye vermiş olabilirler ki,belliki gizli bir amaçları ve hain  plânları mutlaka vardır diye tahmin ediyorum.
 
BOP dedikleri Büyük Ortadoğu projesi(aslında büyük israil projesi)olarak lânse edip haritalarını yayınlamaktan bile çekinmedikleri hain projelerini adım adım uyguluyorlar.
 
Emperyalist zihniyetteki işgalci ülkelerin tarihteki oynadıkları savaş oyunlarını ,ihanetleri ve yaptıklarını günümüzdeki versiyonu ile izlemiyormuyuz.
 
Tarihten bu güne kadar görülüyor ki,ülkeler arasında dostluklar olmaz,ancak olsa olsa ticari ilişkiler ve karşılıklı  menfaat ilişkileri olabilir diye düşünürüm. 
 
"Domuz derisinden post,Gavûrdan dost olmaz" sözünü de gayet doğru bulurum,Ata'larımız bu sözü boşuna dememişlerdir ve bir bildikleri mutlaka vardır.
 
Olaylara ve gidişata bakarsak atalarımız hiç de haksız değillermiş diyebiliriz.
 
O dönemlerdeki yaptıkları hainliklerine günümüzde de hiç hız kesmeden devam ediyorlar.
 
 
 
 
Bu yazı toplam 629 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Kushner'in ekonomik kalkınma planına Suudiler Destek verdi!
  • Çobanları bekleyen tehlike: Avustralyalı Swagbot!
  • Rusya Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler restini çekti: 'Karşılık veririz!'
  • Koyunun kesik kulağı yasak aşk cinayetini çözdü!
  • Son dakika! Kara Harp Okulu davasında karar çıktı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA