• İstanbul13 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara11 °C
  • Manisa9 °C
  • Adana14 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Onların Hikayesi…

08 Temmuz 2015 Çarşamba 01:53

Yaşları 15 ile 67 arasındaydı ama yaş onlar için sadece doğdukları günü tarif ediyordu. Yorgun dünyalarının yorgun emekçisi olmuşlardı, kendilerini bildikleri ilk günlerden bu yana ise karın tokluğuna çalışıyorlardı. 15 Yaşındakinin adı Burak Kaya’ydı. Soyadını doğrularcasına kaya gibi yürekli, sağlam delikanlıydı. Malum okullarda kapanmıştı kapanmasına ama onun için tatil diye bir şey yoktu. Çalışacak, okuyacak bir sonraki döneme okul harçlığını çıkartacaktı. Nesrin Aydın ise Mehmet’iyle daha geçen sene evlenmişti. Bir taraftan düğün borçlarını ödemeye çalışıyor bir taraftan da aile bütçesine destek olmaya çalışıyordu. Sabahın seherinde kalkmışlardı her zamanki gibi. Tüm amaçları ailelerinin bütçesine destek dertleri ise bu zor hayat şartlarında geçimdi. Kolay olmadığı için de kimisi sevdiğini, kimisi kundaktaki bebeğini ve okula giden çocuğunu bırakmıştı. Mevsim yaz olmasına karşın sabahın ayazı üzerlerine geçmesin bir sonraki gün yevmiyeden olmama uğruna sıkı sıkı giyindiler ve üzeri açık kamyonete doluştular. 52 Yaşında ki Kamyonetin şoförü Seydi Aydın’ın sesi yankılandı sabahın o sessizliğinde, ‘Aman dikkat edin, arabanın arkasında görünmeyin, trafik polisini görünce de saklanmayı unutmayın, kafalarınızı battaniyeyle örtün” dedi gür bir sesle.

Tamı tamına 16 kişiydiler bunlardan 14’ü bayandı üstelik. Hepsi onurlu bir yaşam mücadelesi veriyordu ama ne yaparlarsa yapsınlar bu zor geçim şartlarında yetmiyordu kazandıkları. İçlerinden 35 yaşındaki Zeynep Zengin derin bir of çekti. Ardından da kederli ses tonuyla, ’Ah ulan ah! Herifte sabah işe gidecek, çocuklar sokağa çıktığında başlarına bir şey gelmez inşallah. Yüze Rabbim artık yüzümüzü güldür, bari çocuklarımız rahat yüzü gülsünler, okusunlar, üniversiteleri bitirsinler doktor, mühendis olsunlar. O günleri görürüz inşallah’ derken kontağın sesi duyuldu, yola koyulmuşlardı. Sabah ayazı geliyordu üzerlerine birbirlerine adeta sarılmışlardı. Kolay değildi bir kamyonetin tepesinde 16 kişi yola çıkmak…

Hacıveliler mevkiine gelmişler, bazısı sabahın o hayliyle kamyonetin tepesinde uyumaya devam ediyor, bazısı ise birbiriyle fısıldaşarak konuşuyorlardı. Topladıkları bağ yapraklarından kilo başına 1,5 lira kazanıyorlardı. İçlerinden biri yine öne atıldı. “Bayram da yaklaştı, ziyanı yok kendimize almasak ta olur ama çocuklara üst baş almak lazım. Bu hafta daha çok çalışmalıyım, daha çok yaprak toplamalıyım” dedi. Tam o esnada bir ses duyuldu aniden ardından da ne olduklarını dahi anlamadan kıyamet gibi koca bir tırın gövdesi göründü burunlarının ucunda. Ekmek derdinde olan emekçiler gözlerini dahi açamamışlardı, belki de hala kendilerini uykuda zannediyorlardı. Belki de ölüme giderlerken tüm olanları hala hayal zannediyorlardı. Ama hayal değildi yaşadıkları gerçekti. Onların hayalleri masumdu, hedefleri geçimdi ama gerçekler ise çok acıydı. Bu acılar onları sabahın seher vaktinde ekmek derdine düşürmüş, ardından da katliam gibi bir kazada sevdiklerinden bu yalancı dünyada ayırmıştı ama bu hayatın birde öbür hayatı vardı işte o gerçek hayatta mutlaka bir kez daha buluşacaklardı sevdikleriyle, hiç ayrılmayacaklardı çocuklarından, analarından, babalarından ve de yârlerinden….

Onların hikayeleri ne 7 lahmacun ve 7 ayrana 900 lira ödeyip yatlarında her türlü zevki yaşayıp tatil yapanların hikayelerine benzer ne de sırf kıyafet almak, biraz da dolaşmak üzere özel helikopterleriyle bir oradan bir oraya kendilerine mekan eden sınır tanımaz yaşantılara benzer. Onların hikayeleri ölüme emeklerini en kutsal şekilde ortaya koyup evlerine bir ekmek daha fazla almak isteyenlerin hikayesi. Onların hikayesi su kadar berrak ve bir çocuk kadar masumdu. Onların hikayesi çocuklarının geleceğini garantiye almak için bir ömür harcayanların hikayesi. Onların hikayesi kocasına destek olmak üzere elleri nasırlaşanların hikayesi. Onların hikayesi anasının, babasının, karısının dualarını alıp, geçim derdinde yola koyulanların hikayesi. Onların hikayeleri asgari ücretle 1000 liraya mahkum edilip ev kirasına en az 500 lira verenlerin hikayesi. ..

O nedenle bu güzelim emekçi insanların ölümlerinden sonra yok yol yapılmamış yok şoförlerin kusuru varmış, yok şuymuş, buymuş… İnanın 15 canı kaybettikten sonra bunların hiç mi hiç önemi yok artık. Tek gerçek bundan sonra başkalarının da  ölmemesi için hangi tedbirlerin alınacağı. Çünkü bu saatten sonra kimse mazeret ve gerekçe dinlemek istemiyor sadece ve sadece kamyonet üzerinde geçim derdine işe değil ölüme giden bu emekçiler gibi, Soma’da, Ermenek’te ki ölüme giden kara elmas diyarının emekçileri gibi başka emekçiler, başka canlar ölmesin istiyoruz. Çocuklar öksüz kalmasın istiyoruz. İşin özü bahane değil çözüm istiyoruz. Trafik kazalarında ve diğer tüm iş kazalarında insanlar ölmesin istiyoruz. Bu konuda ne eğitim veriliyorsa verilsin istiyoruz. Allah’tan gelmedikçe başka acı hikayeleri artık yazmak istemiyoruz. Bunun içinde öncelikle eğitim ve toplumsal bilinç, kültür şart diyoruz. Sahi ben bu satırları yazarken Ramazan davulcusunun davula vurduğu ses tırmalıyor kulaklarımı. Halbuki bizim Ramazan davulcularımız vardı çocukluğumuzda maniler okuyan, eğitimsizlikten ve vurdumduymazlıktan dolayı onları da mı kaybettik yoksa…

Not:Bu yazım onurlu bir yaşam, ekmek ve hayalleri uğruna ölüme giden emekçiler için kaleme alınmıştır. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum…

 

Bu yazı toplam 826 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Evleneceklere Devletten 65 Bin TL Destek Geliyor
  • Voleybolda dünya şampiyonuyuz
  • Gördes Karayağcı Barajında Çalışmalar Hız Kesmiyor
  • Kula Belediyesi Personeline, Yangın Tatbikatı
  • Engelliler'den İl Müdürü Öztürk'e Teşekkür
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA