• İstanbul10 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara3 °C
  • Manisa4 °C
  • Adana12 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Nevruz Türk Dünyası’nın Büyük Bayramıdır

21 Mart 2015 Cumartesi 20:56

21 Mart Bahar Bayramı olarak adlandırılan Nevruz değişik kesimlerde o kesimlerin kabul ettikleri tarzıyla kutlandı. Her ne kadar bazı kesimler ya da diğer bir deyimle etnik kökene sahip topluluklar Nevruz’u sahiplenmek isteseler de Nevruz Türk Dünyası’na mal olmuş ve Türk milletinin kültürel inanç ve kültüründen doğmuştur. Nevruz’un Farsça anlamı “Yeni günün doğuşu” olarak geçmektedir. Sonsuz gökyüzü ve sınırsız bozkırlar Türk Milletinin özgür yaşama isteğinin yaşama geçirildiği yerlerdi. Asya’nın sınırsız bozkırları, kışların çok uzun sürdüğü bölgeler olduğu için, doğanın yeniden canlanmasını sabırsızlıkla beklerlerdi. Yirmi bir Mart günü, güneşin yüzünü kuzey yarım küreye çevirdiği gündü. Yani Türklerin yaşadığı bölgelerde güneşin daha çok görüneceği, doğayı ve insanları daha fazla ısıtacağı günlerin başlangıcıydı, yirmi bir Mart… Doğa yeniden canlanacak, sürülerine otlak yaratacak ve insanları yaşamın içerisine tekrar çekecekti. Göçebe bir toplum olan ve sürüleri ve onlardan ürettikleri ile yaşama bağlanan Türkler, bu yüzden, yirmi bir mart gününü “yeni günün doğuşu” olarak kabul etmişler ve sevinçlerini, mutluluklarını bayram yaparak göstermişlerdir.

“Nevruz – Yeni Gün” bayramı denmesi, baharın gelişini büyük bir özlemle beklendiğinin somut kanıtıdır. Kırgızistan ve Kazakistan’da Novruz, Türkiye ve Azerbaycan’da Nevruz, Tataristan ve Başkurdistan’da Nawrız olarak adlanan bu bayram, Dünya Türk halklarının binlerce yıldan beri, ortak olarak kutladıkları tek bayramdır. Nevruz’da semenler hazırlanır, ateşler yakılır, üzerinden atlanır. Bu ateş üzerinden atlamalar, yılın iyi geçmesi ve kötü ruhların uzaklaşması için yapılır. Edebiyete göç etmiş olan yakın kimseler için mezar ziyaretine gidilir. Önceden hazırlanmış yemekler ve helva mezarlığa götürülür ve orada bulunan fakirlere dağıtılır. Ölenin ruhuna Kur’an okutulur. Evlerde, hava izin verirse kırlarda oyunlar oynanır, özel olarak hazırlanmış yumurtalar tokuşturulur, aşık oyunu oynanır. Gece tongallar yakılır ve sıra ile üzerinden atlanır. Ateşin üzerinden atlanırken bir dilek tutulur ve atlayanın dileğinin yerine geleceğine inanılır. Tüm hastalıkların ve kötülüklerin, ateşin üzerinden atlarken ateşe dökülüp yanacağı ve yeni yılın güzellikler getireceği inancı oldukça yaygındır. Herkes birbirine hediyeler alır. Genç kızlar Nevruz çorabı örerler ve sevdiklerine o ördükleri çorabı hediye ederler. Herkes, büyük küçük, birbirlerinin bayramlarını kutlar, yaşlılara ziyaretler yapılır, yılın hayırlı ve güzel geçmesi için hayır duaları alınır.

Nevruz Türk edebiyatında da haklı olarak önemli bir yer almış ve Türk halk biliminde Nevruz ile ilgili bir çok tarihi ve sosyal belgeler, bilgiler, şiirler ve edebi metinler yer almıştır. Türk edebiyatını süsleyen Nevruziyeler, sadece Nevruz gününe hasredilmiş, günün anlam ve önemini, güzelliğini, verdiği duyguları, coşkuyu, sevinci, mutluluğu aks ettiren şiirlerdir. Neden olduğunu pek anlayamadığım bir anlayışla Nevruz bayramı uzun yıllar Türkiye’de unutturulmuş ve kutlanmamıştır. Birçok kişi, bunun nedenini, bu bayramın Ateşperestlikten kalma olduğu iddiasının İslam anlayışına ters düştüğünden unutturulmak istendiğini yazmış, bazıları ise Türklerin Gök Tanrı inancının bir sonucu olduğu için yine İslami çevrelerce engellendiğini belirtmiş. Şahsi düşünceme göre bunların ikisinin de gerçek neden olması pek mümkün değildir. Aklıma gelen tek neden; Türk kültürünün yozlaştırılması ve yok edilmesi çalışmalarının bir parçası olarak, kültürümüzün bu en temel öğesi de unutturulmak istenmesidir. Dilimizde güzel bir söz var; “Bir şeyin değerini kaybettikten sonra anlarız” diye. Tarihimiz ve günümüz bunun binlerce örneği ile doludur. O zaman Türkçeye, dilimize, örf ve geleneklerimize, milli birlik ve beraberliğimize, kültürümüze gerekirse bedel ödeme pahasına sahip çıkmalıyız. Bunu yapmadığımız zaman ise Türkçeye rahmet okumaktan başka yapacak bir şeyimiz kalmayacaktır.

Not: Türkçe, dil ve okumaktan konuyu açmışken Manisa’da ki Gazete Bayilerinin az olması ve gazete bulamama sıkıntısını dile getirmek istiyorum. Manisa çarşı merkezini temel alacak olursak; Beyaz Fil, eski adliye binası, 8 Havuzu geçtikten sonra Erler Caddesinde, Karaköy İzmir Caddesi üzerinde yaklaşık 5 kilometrelik yol üzerinde sadece iki noktada, Malta’ya indiğimizde ise sadece bir noktada gazete bulabilmiş olmak kitabı bırakın gazete dahi okumayan bir milletiz cevabını bizlere maalesef veriyor. Manisa’da mevcut bulunan 10 günlük gazetenin ise reklam alamaması bu gazetelerin yayın hayatlarına devam ettirmelerini maalesef gün geçtikçe daha da zorlaştırmaktadır. Bu nedenle okuyan bir toplum ve daha çok gazete bayii olması temennilerimi siz saygıdeğer okuyucularımızla paylaşmak istedim.

Bunun yanı sıra 20 Mart Cuma akşamı Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin düzenlediği Çanakkale Şehitlerimizi anma programına katıldım. Program sonrası Saruhan Park’ta eşim ve arkadaşlarla çay içtikten sonra dağıldık. Bizden sonra gecenin ilerleyen o saatinde Belediye Denetimli otobüse binen bayan arkadaşlardan biri inmek için ayağa kalkmış, otobüs durağa yanaşırken sert bir fren yaptığından 50 küsur yaşlarda olan bayan arkadaşımız daha doğrusu büyüğümüz düşmekten son anda kurtulmuş. Bu bayan büyüğümüz aynı zamanda geçmiş olduğumuz dönemde Manisa Belediyesi Meclis üyeliği de yapmış, Manisa için gece gündüz çalışmış saygıdeğer bir hanımefendi. Diğer bayan arkadaşımız şoförü uyarınca da Şoför, “O bayan da topluklu ayakkabı giymesin o zaman” cevabı olmuş. Yaşanan olaya mı üzülelim yoksa şoförün cevabına mı bilemiyorum ama kendimi ‘eh insaf…’ demekten de alamıyorum. Saygılarımla…

 

Bu yazı toplam 766 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Taksicilere Özcan’dan, Ötv İndirimi Konusunda Destek Sözü
  • İnşaat Sektörü Kan Kaybetmeye Devam Ediyor...
  • Amerika Birleşik Devletleri Eğitim Ataşesi David Fay MCBÜ Öğrencileriyle Buluştu
  • Tarım Ürünleri Fiyatları Artmaya Devam Ediyor
  • Bozkırın Bilgesi Cengiz Aytmatov Doğumunun 90. Yılında Panelle Anıldı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA