• İstanbul29 °C
  • İzmir36 °C
  • Ankara32 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana34 °C

Ümit Taydaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ne Oldu da Değiştik?

30 Eylül 2012 Pazar 09:45

Günümüz dünyasında yozlaşan bir takım değerler almış başını gidiyor.

Eskiden yaşanan dostluklar, ilişkiler, insanlıklar bir bir yok olmuş, kayıvermiş ellerden…

Hiçbir kimse umursamıyor çevresinde yaşananlara… Boş vermişlik hayatımızın bir parçası olmuş…

Saygı mı dediniz? Öyle bir kavram kaldı mı ki?

Dünya üzerinde çok az insan vardır ki kendi hayatını yaşarken, başkasının yanlış yapabilme hürriyetini gören ve buna saygı duyabilen…

Doğruluk mu dediniz? Yanlışlar ucuz hayattaki yaşamların vazgeçilmezi olmuş…

Yanlışlar silsilesinde kaybolup gitmektense bu yanlışa bir son vermek en akıllıcası olsa gerek…

Bunu yaparken asla karşı tarafa otorite kurmadan, asla sorgulamadan yanlıştan vazgeçmeyi bilmek gerekir.

Nerde o eski günler? Nerde o eski yaşanmışlıklar?

Beton yığını içerisinde yüreklerde betonlaşmış, anlamsızlaşmışlar…

Modernlik dedikleri aldatmacalar günlük yaşantımızda başköşede oturur olmuş…

Bakıyorum çevreme, sekteye uğrayan hayatlarda erdemsizlikler almış başını gider olmuş…

Kaldı mı ki eski vefalı insanlar? Kaldı mı eski dostluklar? Yerinde yeller eser olmuş…

Kimimiz gözlerini kör eder, yüreklerini para uğruna şeytana satar, kimimiz bir anlık heves uğruna kavramları unutup sıradanlaşmış yaşanmışlıkları yaşar duruma gelmiş ne yazık ki...

Ne oldu da değiştik? Avrupalılaşmak buysa Asyalı olarak kalmaya, doğrularımız üzerine yaşamayı yeğlerim…

Şöyle geçmişe bakılınca fark etmeden atladığın, yaşamadan anlamadığın, zorlasan da hissedemediğin doğrular vardır. Fark eden varsa ne mutlu ona!

Kendi kararlarını özgürce alıp uygulamak istediği anda neden kendi çıkarlarımızı hayata geçirmeye çalışıyoruz dostlarımızın hayatında?

Şekillendirilmeye çalışılan hayatlarla çıkarlar örtüşüyor adeta…

Yapmacık hareketleriyle gittikçe küçülen, içi dışı farklı olanlar, toplumda adeta doğruluk abidesi gibi ortalıklarda gezenler er geç bir gün kendilerini ele verirler.

Şöyle baktığımızda o insanlar oyunlarını öyle güzel oynuyorlar ki, sanırsınız yıllarca sahne tozu yutmuş!  Zaten düşünceleri yüzüne yansıdığı için sevimsiz, sanki yüzünde bir gizli plan varmış gibi çirkinlikleri yüzüne vurmuş oluyor. İnsanlar ne kadar oynarlarsa oynasınlar asıl zararı eninde sonunda kendileri çekerler. Sonuç olarak böyle kişiler, kendi kendilerine kuruyup gitmeye ve mutsuz olmaya mahkûmdurlar…

 

Bu yazı toplam 1002 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA