• İstanbul29 °C
  • İzmir31 °C
  • Ankara26 °C
  • Manisa32 °C
  • Adana32 °C

Kadir Keskin

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NE ASLAN POSTUNA BÜRÜNELİM , NE DE İBRİKÇİ BAŞI OLALIM

24 Haziran 2019 Pazartesi 16:03
Vakti zamanın birinde eşeğin biri, bir aslan postu bularak sırtına giydi. Bu kılık değiştirmiş haliyle dağda yaşayan hayvanları korkutmaya çalıştı. Ama bunda pek başarılı olamadı. Dış görünüşü benzese de çıkardığı ses aslan sesi değil, kendi sesi idi. Kendi sesiyle de hemen eşek olduğu anlaşılıyordu. Bu duruma daha fazla kayıtsız kalamayan tilki, alaylı bir şekilde seslendi: “Eğer bizleri geçekten korkutmak istiyorsan sadece postunu değiştirmen yetmez; anırmanı da değiştirmen lazım.” dedi.
 
La Fontaine’in bu hikâyesindeki gibi günümüzde aslan postuna bürünmüş o kadar insan çok ki. Belki siz de etrafınızda böyle tipleri çokça görüyorsunuzdur. Hele bürokraside böyle tiplere o kadar çokça rastlıyorsunuz ki, ben gördüklerimin ve yaşadıklarımın birkaç tanesini siz okurlarıma anlatarak paylaşmak istiyorum. 
 
Haydi konuya girmeden bir hikaye daha anlatayım ki meramım daha iyi anlaşılsın. Eski zamanlarda biliyorsunuz evlerde musluk yoktu. İnsanlar su ihtiyacını çeşmelerden taşıyarak giderirlerdi.. Nitekim bir köy çocuğu olarak bizim evde de su yoktu. Eşekle ve sırtımızla su taşırdık. Tabii çarşıda bulunan umumi tuvaletlerde de aynı şekilde. Tuvalete bakan sorumlu kişiye ibrikçi başı derlermiş. Çok sayıda ibrikleri su ile doldurarak tuvaletin içine sıralarmış. Adamın biri iyice sıkışmış tuvalete daldığı gibi eline geçirdiği bir ibrikle tam kabine girerken tuvaletin bakım ve temizliği ile ilgilenen ibrikçi başı atladığı gibi adamın elinden ibriği alır, eline sıradaki ibriği verir. Adamın “ Niye?” diye soracak hali olmadığı için gerekeni yapar, kabine dalar ve hacetini giderdikten sonra tuvaletçinin neden o ibriği bıraktırıp da diğerini aldırdığı konusunda düşünmeye başlar. Çünkü ikisi de aynı su dolu ibrik. Nihayet hacetini bitirip çıktıktan sonra tuvalet ücretini öder “ Neden ibriği değiştirdiğini ?” sorar. İbrikçi başının verdiği cevap “ Benim burada bulunmamın sebebi nedir?”
 
Siz de bu fıkraları okuduktan sonra etrafınızdaki insanları şöyle bir gözden geçirin. Etrafındaki insanlara göre kendinde farklılık gören tiplerin çevresine bakışları hemen değişiyor. Elbette hepsi değil ama değişenleri çok görüyoruz. Hele hele bürokraside.
Bir zamanlar önemli bir mevkiye gelen ve nişan yüzüklerini benim taktığım bir kardeşime “ Hayırlı olsun” ziyaretine gittim. Ziyaretim esnasında eşini de arayıp bir hal hatır sormak istediğimde, ziyaretinde bulunduğum kardeşim evinin telefonunu sekreterine sorması çok tuhafıma gitmişti. Güya işleri o kadar yoğunmuş ki evinin telefonunun dahi hatırlayamıyor havasını verdi bana.. Düşündüm aramızda asgari değil azami müştereklik olan bu kardeşim makamında bana hava atarken tanımadıklarına nasıl davranır, onu da siz tasavvur edin.
 
Yine ilimizde yakinen tanıdığım bir bürokratın kapısında görüşmek için dakikalarca beklerken, (biliyorsunuz koltuklar kadıya mülk değil.) Koltuktan düştükten sonra ilk aradığı kişi ben oldum. Bir değil binlerce personeli olan bu bürokratın bana acı bir itirafı oldu. “ o kadar değer verdiği, kendileri için riske girdiği personelinden hiç birinin geçmiş olsun demediğini, sadece bir tanesinin telefonla aradığını” söylemişti. Bu tür misaller o kadar çok ki. Koltukta iken aslan postuna bürünen bu insanların koltuktan düştükten sonra sokağa gündüz değil, gece çıkanlarına da şahit olduk.
 
Yazımı uzatmak istemiyorum. Siz de yukarıdaki hikayelere göre etrafınıza bir göz gezdirin siz de etrafınızda aslan postuna bürünmüşlerle, ibrikçi başlarını sizler de görebilirsiniz 
 
Yakinen tanıdığım karı koca işçi ailesi gül gibi geçinip giderlerken bayanın iş yerinde konumu kocasına göre farklılık olunca “ Benim kariyerime uygun değil” diyerek boşanmak için soluğu mahkemede aldığını yakinen bilenlerdenim. Gömlek değiştirir gibi eş değiştiren ekranlardaki şöhretlerle, sonradan ün, unvan ve un ( zengin) sahibi olan insanların fıtratı dışındaki davranışları ile içinde yaşadığı toplum içinde ne hale geldiklerini bilmem teker teker anlatmaya gerek var mı?
 
Varın siz siz olun. ne aslan postuna bürünüp, ne de ibrikçi başına özenip çevremizde gülünç duruma düşmeyelim. Sonunda kaybeden biz olursunuz. Mevlana’nın söylediği gibi ne olursak olalım ama olduğunuz gibi görünmekten, göründüğümüz gibi olmaktan şaşmayalım. 
 
Evvelimizin bir damla su, ahirimizin de bir avuç gübre olacağını asla unutmayalım. 
 
www.kadirkeskin.net
 
 
 
Bu yazı toplam 509 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA