• İstanbul17 °C
  • İzmir8 °C
  • Ankara3 °C
  • Manisa0 °C
  • Adana19 °C

Hakan Karlıbulut / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NATO'nun SSCB Sonrası Türkiye Planları

27 Eylül 2017 Çarşamba 19:49

 

TÜRKİYE GELİYOR

ABD, Afgan mücahitleri kullanarak SSCB’yi yıktıktan sonra NATO, kendisi açısından Türkiye’nin bir öneminin kalmadığını açık açık ilan etti. Yeni Dünya Düzeni içerisinde Türkiye’nin bir rolünün olamayacağını, bölgesel bir ağırlığının kalmadığını söylediler. Bizde soğuk savaşın bittiğini, SSCB’nin yıkıldığını ve bizim bir önemimizin kalmadığını düşünerek bu asılsız iddialara kandık. Evet, NATO bu saatten sonra bizi ne yapsın dedik. NATO toplantılarında gösterilen yansılarda, Türkiye’nin bir kısmı kurulacakları Kürdistan haritasının içerisinde yaralamaktaydı.

SSCB, sonrası ABD’nin projesi olan Tek Kutuplu Dünya algısını kanıksamıştık. İki binli yılların başında bu söylevlerin hiçte gerçeği yansıtmadığını anladık. Batı kendine İslam’ı yeni düşmanları olarak seçtiğini açıklayınca oluşturulan algı operasyonunun farkına varmıştık. NATO’nun ve ABD subaylarının planlı operasyonları Türkiye’nin algısını düzenlemeye yönelikti. NATO’nun artık Türk askerine ihtiyacımız kalmadı imajı uyandırılmaya çalışılıyordu. Bunda da başarılı olunmuştu. ABD’li subaylar bizim subaylara bu tür bilgileri güya bize iyilik yapıyormuş gibi anlatıyorlardı. Bir ABD subayı neden böyle bir önemli bilgiyi versin ki? Amaç belli; ellerin kolları bağlı hissiyatını uyandırmak ve topyekûn bir ülkeyi ve askeri gücünü elde etmektir.

İşin aslı Batı’nın esas şimdi Türkiye’nin coğrafyasına ve askeri gücüne ihtiyacı vardı. Türk askerine yapılan çuval operasyonu da aslında bu günler içindi. Türkiye oyunu çözdü. Türk askeri bölgenin karışmasında payanda olmayın reddedince işler karıştı. TSK’de bu yaşananlar karşısında bir güvenlik konsepti zafiyetini gördü. Sadece NATO’ya bağımlı kalınmaması gerektiğini anladı. Ellerindeki planlamalara göre bizim uyutulmamız gerekiyordu ve de uyutulmaya çalışıldık. Aslında ABD Yeni Dünya Düzeni içerisindeki Türkiye’nin önemini bizden daha iyi biliyordu. Türk askerinin ağırlık çarpanı katsayısı diğer ülkelerin askerlerinden çok daha yüksekti. Pekâlâ, bu konudaki amaçları neydi? Yeni konjonktürde Türkiye’nin ağırlığını kaybettiğine Türkiye’yi inandırıp, kayıtsız şartsız ABD’nin emirlerini dinlememizi, sesimizi çıkarmadan verilen görevleri bir emir olarak telaki ederek kayıtsız şartsız icra etmemizi sağlamaktı. Türkiye’nin ancak bu şekilde yaşayabileceğini bilinçaltımıza işlemeye çalıştılar. Her türlü oyunu denediler olmadı. Başaramayınca da ellerindeki en büyük kozu 15 Temmuzda sahaya sürdüler. Büyük sürpriz bunu da başaramadılar. Durdular mı? Hayır, durmadılar, durmuyorlar, durmayacaklar. Çünkü dururlarsa çökerler, biterler. Ya biz, bizde durursak çökeriz biteriz. Bu bir beka sorunudur. Sorun dünün bu gününün sorunu değil. Sorun yüzyıllık bir sorun.  Şimdi ne olacak? Açığa düştüler, gözle göründüler, vesayet güçleri ortaya çıktı ve bu vesayet güçleri ile elde edebilecekleri başarı oranı belli oldu. İş başa düştü, sahaya iniyorlar. Vazgeçemedikleri terör örgütü müttefikleri ile birlikte savaşacaklar. Yeni bir dünya kuruluyor ve bu dünyada kartlar tekrar karılıyor. Geçmişteki elde ettiklerini kaybetmemek ve yeni imtiyazlar kazanmak için geldiler. Önümüzdeki yüzyılda günümüz konumlarını koruyabilmek, Müslümanları sömürebilmek, imkân ve kabiliyetleri doğuya kaptırmamak için geliyorlar. Acımadan, merhamet göstermeden, açıktan düşman ilan ede ede geliyorlar. Gören ve görmek isteyen gözler tüm bunları çok net görüyor. Görmek istemeyen ve işine gelmeyen ise kafasını kuma gömüyor.

ABD, Rusya, Gürcistan, Ukrayna, Balkanlar, İran, Çin, İngiltere, Fansa, Almanya, Irak, Suriye, Katar, Sudi Arabistan, BAE, İsrail, Kuveyt, Afganistan, Filistin ve dahası aklımıza gelmeyen birçok ülkenin çıkarlarını savunabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Bu ülkelerin bir kısmı Kazan-Kazan Politikalarıyla Türkiye’ye yaklaşırken diğer bir kısmı Kazan-Kaybet Politikalarıyla Türkiye’ye yaklaşmaktadır. Birçok ülke Türkiye’yi direk olarak karşısına almaktan çekinmektedir. Türkiye’nin bir tarafta olması o tarafa çok çarpalı bir kaldıraç etkisi sağlar. Bu kaldıraç ise Kazan-Kazan Politikası ile ilerlemek istemektedir.

Kendisine bir düşman oluşturarak varlıklarını sürdüren ülkeler fazla yaşamaz. Korku imparatorluklarının ömürleri kısa olur. Bu nedenle batını medeniyetinin battığı bir yüzyıla giriyoruz. Bizi de, Türkler batıyor yalanıyla bir algı operasyonu oluşturup kendilerine yeni bir yüzyıl daha kazandırmaya çalışıyorlar. Hayır, Türkler batmıyor, Türkler Anka kuşu gibi bir kez daha küllerinden doğuyor. Kimse bizi kandırmasın. Biz içeride birlik olduğumuz sürece bizi hiçbir güç yıkamaz.

Türkler kadim medeniyetiyle, insanlığa olan sevdalarıyla, adaletsizliğe olan isyanlarıyla, töreleriyle, ülküleriyle ve kendilerini ortaya koyarak geliyorlar. Veraset kullanmadan, olması gerektiği gibi geliyorlar. Türkler batının yaptığı gibi sadece kendileri için gelmiyor. Türkler insanlığı başına taç yaparak geliyor.

 

Bu yazı toplam 886 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Hulusi Akar ABD'ye gitti!
  • Şehit Yakınları ve Gazilerin Dikkatine! O Tasarı Komisyondan Geçti...
  • Şehit Aileleri ve Gazilere büyük destek!
  • İş yerlerinde gürültü işitme kaybına sebep olabilir
  • Şehit Aileleri Kaymakam'ı şikayet edecek!
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA