• İstanbul13 °C
  • İzmir15 °C
  • Ankara10 °C
  • Manisa10 °C
  • Adana14 °C

Hakan Karlıbulut / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

NATO kafa NATO ABD

03 Aralık 2017 Pazar 07:12

Türkiye’yi döve döve yola getirmek istiyorlar. Batı yine eline sopayı aldı. Lakin dönem bundan önceki dönem değil. Türkiye bu saatten sonra artık kimseye boyun eğmez. Batıda son mermisine kadar Türkiye’nin üzerine gelmekten vaz geçmez. Değil mi ki; Türkiye İsrail ille iyi ilişkiler kurmuyor, Müslümanları birlikteliğe ve birlikte mücadele etmeye çağırıyor ve söz dinlemiyor. Bu sebeplerle Türkiye Batı için büyük bir güvenlik tehlike olarak tanımlanıyor. Türkiye’nin bu beklentilerinin karşılık bulmaması için mücadele ediliyor. Bu mücadelesinin başarılı olmaması demek, Batının batması demektir.

Bizlere tersi empoze edilse de, Türkiye NATO için çok önemli bir ülkedir. Gerek savunma hattı ve alanlarıyla gerekse gerçek bir askeri güç olmasıyla hem dünyanın ve de NATO’nun en önemli ülkelerinin başında gelir. Türkiye’nin ne olduğunu biz Türklerden daha iyi bilen bu batılılar bizi NATO’ya alarak kontrolleri altında tutmayı hedeflemişler ve başarmışlardır. Derin NATO askerlerimizi, bürokratlarımızı,  akademisyenlerimizi, basınımız, hukukçularımız, iş adamlarımızı ve hocalarımızı devşirmiş ve ajanlarıyla kurum ve kuruluşlarımızla ülkenin içerisinde adeta cirit oynamışlar. NATO Türkiye’de her on senede bir siyaseti ve demokrasiyi budamıştır. Gizli eller ve odaklar hiçbir zaman bizi kendi halimize bırakmamıştır.

Bizim gelişip, serpilip, büyümemize fırsat tanımamıştır. Gerek örtülü gerek açık darbelerle sürekli güdük kalmamız hedeflenmiştir. ABD bizi diz çöktürmeye kendi askerinin yerine Türk askerini kullanarak kesin galibiyetler elde etmeyi isterken, Türkiye ise ABD güdümünden çıkarak tekrar bir tarih yazıcı olarak yerini almayı arzu etmektedir. Türkiye kendi rotasını kendisi çizmek istemektedir. Türkiye bu yolda ilerlemekten vazgeçmeyecek ve hatta duraksamayacaktır. NATO’nun yani kısaca ABD’nin de tahammül edemediği ve ulusal güvenlik sorunu olarak gördüğü konu tamda bu konudur. Altın veya her ülkenin kendi parasıyla uluslararası ticaret yapmasını dile getirmenin ötesine götürmesidir. İsrail’e “One Minute”, Birleşmiş Milletlere ise (esasen BM’nin 5 daimi üyesine) dünya beşten büyüktür demesidir. Bunları dersen. Bunları birer motto haline getirirsen ve üstüne üstlük topunu birden dünya çapında uygulamaya geçirmeye çalışırsan adın eşkıya olur. Adın Türkiye için tehlikeli, riskli ve güvenilmez olur. Aslında güvenilmez olan bilakis ABD’nin ve batının kendisidir. Kişi kendi gibi bilirmiş karşısındakini. Kendi siluetlerini bize tasvir ediyorlar. Aynaya bakıp bakıp kendi sıfatlarını bize yapıştırmaya çalışıyorlar.

Türkiye çevresi ve dünyayla batıdan bağımsız olarak ilişkiler kurmaya ve geliştirmeye başlayınca, batıdan da rol çalmaya başlamış oldu. Bunu bizim içimizdeki iç ve dış mihrakların provokasyonuna gelen insanlarımızda iyi anlamalıdır. Düşman düşmanlığını yapacaktır ama içimizden bize saldıranlar, yarın pişman olacakları bir hal ve tavır içerisindedirler. Bunu iyi düşünsünler ve ona göre hareket etsinler. Son pişmanlık fayda etmez. Özellikle biz Türkler için vatan söz konusu ise kimsenin gözünün yaşına da bakılmaz.

Türkiye coğrafyası ve askeri yapısı ve gücüyle çok müstesna bir devlettir. Görüldüğü gibi devlet bilinciyle çelik bir irade ve yapıya sahiptir. Devlet gibi davranan, tavır, tutum ve iletişin içerisinde olan bir devlettir. Bu yapısından da hiçbir zaman taviz vermemiştir. Bu günlere bu şekilde süregelen bir uyku dönemi yaşamışız. Ama artık gözümüz açıldı. Türkiye silkinmeye başladı. İcracı özelliği ile de tekrar sahneye çıkıyor. Bu yeni durumun sürdürüle bilinir bir duruma gelmemesi için siyasi, bürokratik, ekonomik, adli ve terör unsurları ile uluslararası bir konsorsiyumla üzerimize yüklenilmektedir. Türkiye’yi bu şekilde kendi menfi istekleri doğrultusunda dikte ede ede kendilerinden uzaklaştırdılar. Her zaman uyguladıkları sopalama stratejileri bu sefer, burada tutmadı. 15 Temmuz’un sonucuna çok şaşırdılar. O sebepledir ki saçma sapan demeçler verdiler. Çünkü, ellerinde böyle bir durum için herhangi bir çalışma ve replik yoktu. Anlık olarak hareket ettiler ve kendilerini apaçık açığa düşürdüler. Devam eden operasyonların sonuçlarına da çok şaşırmaktalar. Ne yaparlarsa yapsınlar olmuyor. Duvarda ne çamur nede onun izi duruyor. Duvar tertemiz.

ABD, bu zamana kadar kadim müttefiki olan İngiltere ile de yollarını ayırdı. Demekti kavga büyük. Okyanuslar yerinden oynuyor. Okyanuslar yerinden oynuyorsa tüm dünyanın uzun süre ve şiddetli bir şekilde çalkalanacağı anlamına gelir. Bu iki ülke menfaatlerinin gerektiği alanlarda birbiri ile kıran kırana bir mücadele içerisindeler. Yıllar süren birlikteliğin aslında bir tür illüzyon olduğunu fark ettiler.  Aslında ABD-İngiltere’ ilişkilerinin ABD’nin taşeron gibi kullanılmasından ibaret bir müttefiklik ilişkisi olduğunu anladılar.

Esası ABD vatandaşı, Siyonistlerin ABD’yi yönettiğini ve kullanıldıklarını fark ettiler. Bütün kurumlara sirayet eden bir Siyonist derin gücün yönetimi elinde tuttuğunu gördüler. Sömürülmüşlerdi. Sahte bir demokrasi ve kendilerinin sandıkları bir ABD’nin olmadığını gördüler. Amerikan rüyası bitti. ABD bunun intikamını almak için Trump’ı iş başına getirdi. Siyonizm’in komuta kontrol üssü olan İngilizler ile ABD tabiri caizse derinlerde göğüs güğümse çarpışma başladılar. Fiziki olarak görünmeyen kuvvetler birbirlerine birbirlerinin ülkelerinde operasyonlar düzenlemeye başladılar.  Bunu her iki ülkede, arka arkaya gelen saldırılarda görebiliyoruz. İr onda bir bunda patlaya patlaya ilerliyorlar. Bu çetin mücadele her iki ülkeyi savurmaktadır. Sesi soluğu çıkmayan İngiltere ve ABD’nin Ortadoğu harekâtlarında nasıl savrulduklarını net bir şekilde görebiliyoruz. Artık yükü ağır gelen faaliyetler ve harekâtlar savrulmalarını artırıyor. Avrupa desen onlar kendi sorunlarında kafalarını dahi kaldırıp çevrede neler olduğuna dahi bakamıyorlar. Hiçbir iddiaları kalmadı.  İyi seyredin, güneş Batıdan nasıl batacak. Şimdi biraz daha Almanya’nın ve periferilerinin neden Türkiye’ye saldırdığını anlayabildik mi?

Batı’nın çökmesi bizi tökezletir. Birisinden birisi çökecek. Ya batı çökecek ya da bu yüzyılın umudu olan doğu çökecek. Bu bizim coğrafyamız olacağına onların coğrafyasının olacağı bir çöküş olsun. Eğer biz çökersek bir daha Allah’ın hükmettiği o güne kadar başımızı doğrultamayabiliriz.  Her hâlükârda birtakım sıkıntılar yaşanacak ve bir kanat pes ederek veya kaybederek çökecek. Kanatlardan biri çökecekse bu kanat biz olmamalıyız. Bütün tantana bittiğinde başını suyun üstünde tutabilen muzaffer taraf olarak tarihe geçecek ve tarih yazıcılığını üzerine alacak. Geçmiş medeniyet ve tarih yazıcılarından biri olan Türkler eskisi gibi dünyaya adaleti ve huzuru getirecek köklere sahip büyük bir devlettir. Türklerin büyük bir kültür ve devlet genetiği bulunmaktadır.

Bu yüzyılda tarihi tekrar bizim yazmaya başlamamız gerekir. Aksi halde birkaç yüzyıl daha uyutulmak zorunda kalacağız. Biz iki yüzyıl uyuduk, uykumuzu da aldık. Artık uyumak istemiyoruz. İki yüzyıl da dünyayı tarumar eden bu batının defterini dürme zamanı geldi de geçti bile. İcaplarına bakalım da bu NATO kafalılar bir sekiz yüzyıl daha uyusunlar. Sorun çıkarmasınlar, arıza yapmasınlar. Biz Türkler olarak pek uykuyu sevmeyiz. Uyku bize yaramıyor. Bunları yataklarına yatıralım biraz istirahat etsinler. İki yüzyıl,  üç yüzyıl ayakta kalmak bunlara yaramadı. Biraz yatıp uyusunlar ve dinlensinler. Bizde bu arada şu hırpalanmış insanı ve coğrafyaları biraz yaşanacak şekli getirmeye çalışalım.

Bu yazı toplam 663 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Mehmetçik Vakfı duyurdu!
  • O vergi kanunu değişti
  • 2018 YKS puan tercih tablosu açıklandı
  • Yavuz Yılmaz'ın hastalığı neydi?
  • Diyarbakır'da operasyon başarıyla tamamlandı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA