• İstanbul12 °C
  • İzmir12 °C
  • Ankara5 °C
  • Manisa11 °C
  • Adana13 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mumcu’nun Öngörüleri Çağımızın Aynasıdır

27 Ocak 2014 Pazartesi 04:28

24 Ocak 1993 yılında hain bir saldırı sonucu kaybettiğimiz Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’yu katledilişinin 21. Yılında bir kez daha saygıyla ve rahmetle andık. Kalpaksız Kuvayı Milliyeci, fikri müstakim aydın, yiğit gazeteci Uğur Mumcu, emekten, eşitlikten, aydınlanmadan, bağımsızlıktan yana antiemperyalist bir devrimciydi.

Usta kalem Uğur Mumcu, Atatürkçülüğün, Cumhuriyet Devrimi’nin yılmaz, yorulmaz, ödünsüz savunucusu bir düşünürü olarak Bugün yaşadığımız süreci ve sonuçlarını Silah Kaçakçılığı Ve Terör , Rabıta, Tarikat – Siyaset – Ticaret, Kürt İslam Ayaklanması gibi konularda çok önemli kaynak niteliği taşıyan kitaplarında yazarıdır. O nedenle yazıları ve kitapları sadece yaşadığı dönemi anlatmayıp, geleceğe de ışık tuttular. Çok titiz bir bilim insanı gibi çalıştı Mumcu. Tek başına bir üniversite gibi üretti. Tahlillerinde ve öngörülerinde hiç yanılmadı.

Gazeteciliğe ilk başladığım yıllardı. Cumhuriyet Gazetesinde gönüllü muhabirlik görevine başlamıştım. O yıllarda mesleğimde ki idolüm olarak gördüğüm Uğur Mumcu ile İstanbul İran Konsolosluğu sokağında bulunan gazetenin binasında karşılaşmıştık. Benim çalışmalarımı gözlemlediğini fark etmiş içimden ‘Aman Hakan herhangi bir haber ve yazım hatası yapma’ diye kendimi uyarmaya başlamıştım ki bir sesle irkildim. Seslenen Uğur Mumcu’ydu. Mehteran yürüyüşünde ki gibi iki adım ileri bir adım geri gidiyordu sanki ayaklarım. ‘Hadi oğlum çabuk’ uyarısını alır almaz kendimi yanında bulmuştum. Önce adımı sormuş ondan sonra da Gazeteci kimdir sorusunu yöneltmişti. Ben heyecanlı bir şekilde gazetecinin kim olduğunu anlatmaya çalışırken bana tebessüm ederek, ‘Bak Hakan! Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir’ tarifini o an yapmıştı. Daha sonra bu tarif tarihe geçecek ve gazetecilik mesleğine başlayan herkesin adeta bir kılavuzu haline gelecekti.

 Mumcu, seri suikastlar ve karanlık hadiselerle hayata geçirilen örtülü bir darbenin yaşandığı 1993 yılında suikasta kurban gitti. Mumcu suikastı uzun yıllar laiklik tartışmalarına meze yapıldı ve mütedeyyin kitleler zan altında bırakıldı.

Mumcu’nun sözleri sadece gazetecilik mesleği üzerine değildi. Aynı zamanda birbirinden önemli sözleri ve öngörüleri vardı

Binlerce yazısı içinden bir örnek verelim: Emperyalizmin Osmanlı Devleti’ni tasfiye etmesinden sonra, Türkiye Cumhuriyeti ve Ortadoğu üzerindeki hesaplarını şöyle tahlil ediyor, 7 Ekim 1992 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan sözleri ve öngörüleri şu şekildeydi: 

“... Musul ve Kerkük petrolleri üzerindeki pazarlıklar, Lozan Konferansı'nda yapılmıştı. İsmet Paşa, tartışmalar sırasında Musul konusunda plebisit yapılmasını önermiş; bu öneri, Lord Curzon tarafından ‘Kürtlerin plebisitin anlamını bile bilmedikleri’ ileri sürülerek reddedilmişti. Lozan Anlaşması, Musul sorununu çözememiş, çözümü Cemiyet-i Akvam'a bırakmıştı, Cemiyet-i Akvam, Macar, Belçika ve İsveç temsilcilerinden kurulu bir komisyonu görevlendirdi: Komisyon, 16 Ocak 1924 günü kararını verdi. 1928 yılında bitecek, İngiliz mandasının uzatılması ve Kürtlere özerklik verilmesi...”.

“... O günlerde Nasturi Ayaklanması başlamıştı: 12 Eylül 1924 günü başlayan bu ayaklanma, aynı ayın 28'inde bastırıldı. Komisyon kararını 16 Ocak 1925 günü vermişti. Şeyh Sait Ayaklanması, 13 Şubat 1925 günü başladı. Şeyh Sait Ayaklanması’nı, 9 Ağustos 1925 günü Raçkotan Ayaklanması, bu ayaklanmayı, 16 Mayıs 1926 günü 1. Ağrı Ayaklanması izledi. Türkiye bu ayaklanmaları bastırdı, ancak Musul’dan vazgeçmek zorunda kaldı. 5 Haziran 1926 tarihli anlaşma ile Musul petrolleri, İngilizlere terk edildi...”

“... Körfez Savaşı sonrasında, Kuzey Irak'ta Amerikalılar ve öteki Batılı devletlerin destekleri ile oluşan Kürt devleti, Batılı petrol şirketlerine Musul ve Kerkük petrollerini açacak. Bütün amaç bu değil miydi?”

Mumcu, tespitlerinde bilimseldi ve haklı çıktı. Türkiye, ABD’nin gözde generallerinden Çevik Bir’in sözüyle, “bölgede güvenlik üreten bir ülke” olarak yapılandırıldı emperyalizm tarafından. Yani, kriz bölgelerine müdahale gücü, yani lejyoner birliği, yani adeta özel güvenlik şirketi olarak konumlandırıldı.

Mumcu doğru bildiği yolda, her türlü tehdide rağmen yürüdü. Haksızlıkları, sömürüleri, adaletsizlikleri kimseden korkmadan sergiledi. Bir an olsun umutsuzluğa kapılmadı. Bir devrim meşalesi gibi, gericiliğin, tutuculuğun, sömürünün, yolsuzluğun ve cinayetlerin üstüne gitti. Terörün sadece Türkiye'ye özgü bir olgu olmadığını, uluslararası boyutu olduğunu söyledi. Uğur Mumcu’nun keskin kalemi, bilgiye, belgeye, araştırmaya dayalı yazıları gerçekleri öğrenmemizi, görmemizi, anlamamızı sağlıyordu.

Gazeteci – Yazar Uğur Mumcu Türkiye Cumhuriyeti’nin, istiklal-i tam şiarıyla, “manda ve himayeye hayır” denilerek kurulduğunu hep vurgulamıştır. Siyasetle iktisat, dahili cepheyle harici cephe arasındaki ilişkiye, etkileşime dikkat çekmiştir. Pek çok cephede kavga verirken, yolsuzluktan bölücülüğe, siyasal İslam’dan mafyaya, Türk siyasi tarihinden sosyalizme, silah kaçakçılığından teröre dek çok farklı konularda araştırmalar yapıp, kitaplar yazarken, bu topraklardan beslenmiş ve sadece kalemiyle değil, al kanıyla da yine bu toprakları beslemiştir. Bu yüzden emperyalizmin hedefi olmuştur.

Mumcu, Öcalan'ın Maliye Bakanlığı'ndan aldığı bursun kesilmesi gerektiği halde neden 1980'lerin ortasına kadar devam ettiğini soruşturuyordu.  12 Mart'ta Öcalan'ı yargılayan askerî mahkemenin savcısı Baki Tuğ, kendisinde belge olduğunu söylüyor. Tuğ, “Bana onun MİT görevlisi olduğuna dair bir yazı gelmişti. Arşivimde olma ihtimali yüksek. Arşivime bakayım. Çarşamba günü gelin” diyor. Mumcu bu belgeyi alamadan öldürüldü. Yarım kalan bu araştırması daha sonra “Kürt Dosyası” ismiyle yayınlandı. Ancak giriş bölümünden ibaret olmasına rağmen kitapta anlatılanların tamamı MİT-Öcalan ilişkisine dairdi. Mumcu suikastını soruşturan komisyonun raporunda eylemde RDX'in ancak devlet destekli istihbarat örgütleri tarafından kullanılabileceği bilgisi yer alıyor. Bu bilgilerin ne pahasına olursa olsun üzerine gidilmeli ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar sona erdirilmelidir.

Pentagon’un arşivlerinde çalışmakla, yabancı servislerden burs, AB elçiliklerinden fon almakla, hükümetlerin kuryeliğini yapmakla, iktidarların basın bültenini yazmakla övünenlerin “gazeteci” geçindiği ve servet yaptığı günümüzde, Uğur Mumcu’ya dönük özlemin bitmemesi, ona yönelik ilginin, sevginin artarak sürmesi,“Sakıncalı Piyade”nin unutulmaması önemlidir. Sadece onu unutmayanların vefasını göstermez, onunla bütünleşmiş ilke ve değerlerin kökünü, gücünü de gösterir. Onu anarken asıl yapılması gereken de, onunla özdeşleşmiş kavramları anlamak ve sahiplenmek değil midir? 

 

 

Bu yazı toplam 1174 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa Lisesi 67-69 mezunları pasta kesti
  • Cumhurbaşkanı Kurmaylarına talimatı Verdi: Her ilde miting Yapacağım, hazırlık yapın
  • Kredi Kartlarınızdaki Puanlar İçin Son Günler
  • Başkan Ergün Elektrikli Otobüsleri Test Etti
  • Büyükşehir’in Milli Gururu Avrupa Yolunda Önemli Bir Adım Attı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA