• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara30 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana33 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MOBBİNGE HAYIR

19 Ocak 2019 Cumartesi 18:31

Muhabbet etmeyi seviyoruz!

Matbaanın ülkemize geç girmesini de dönemin süper gücü sayılan Osmanlı’nın geri bir devlet olmasından değil halkının genelde okumak yerine, dinleyerek öğrenen özellikte olmasından kaynaklandığını düşünürüm.

Kitaplarının ilk emri: “dinle”veya “işit” değil de “OKU” olmasına rağmen seviyoruz hem konuşmayı hem dinlemeyi.

Böyle olunca da özellikle şehirleşmeyle birlikte bol bol adına STK dediğimiz örgütler oluşturmuşuz. Kendimiz gibi olanları daha kolayca bulabileceğimiz STK’lar.

Hemşeri dernekleri, meslek odaları, siyasi partiler, sendikalar, fikir ve düşünce dernekleri, zevkleri, meziyetleri aynı olanların bir arada faaliyetlerde bulundukları bir sürü STK’ mız var ama şahsen bunların birçoğuna ben sivil toplumun örgütü demekten tereddüt ediyorum.

Aynı olanların, aynı şehirde doğanların, aynı diplomaya sahip, aynı zevke, aynı derde sahip olanların bir araya gelmesi yani o birliktelikleri onları ne ölçüde sivilleştiriyor, toplumun önünde onları ne derece sivil yapabiliyordu ki? Bilakis onlar aynı olmakla beraber aynı tip formaya bürünmüş olarak çıktıklarından asıl sivil olan halk gözünde onlar aslında birer imtiyazlı kesim, ayrıcalıklı zümre olmuyorlar mıydı?  

Askerler, polisler, hekimler, işçiler gibi!

Bağlı bulundukları örgüt, hürriyetin aksine onları dünyaya, çevreye hep kendilerinden bakmayı telkin etmiyor muydu?

Bir hak arama mücadelesinde bile merkeze hep kendilerini; kendilerinden olanı önceye almıyorlar mıydı?

Kendini, kendiliğini önceye alan, öncelikleyen hiçbir yapıya doğrusu benim sivil demek içime sinmiyor. Kişiyi daima bir sürüye, bir gruba, bir imtiyaza, bir ayrıcalığa davet eden hiçbir çağrıyı da ben sivil bulmuyorum!

Ama bütün bu klikleşmeye, sürüleşmeye rağmen hepsine hitap eden, hepsini kucaklayan organizasyonlar da yok değil tabii ki!

Bir Kızılay, Yeşilay gibi!

Sadece mağduriyet anında ve ayrım yapmadan herkesin yanında!

Hatta daha çağdaşlarının bile bunların yanında faaliyete girmeleri doğrusu ümitlendiriyor beni.

Çağdaş diyorum zira afet, uyuşturucu, felaket, yoksulluk gibi kavramlar asırlardır çok yabancı değil insana ama insan ilişkilerinde artan kurumsallaşma ile birlikte kurum içinde insana karşı yapılan fiziki ve psikolojik baskı, kurum içi ilişkilerde çürüme diyebileceğimiz kavramlarla daha yeni tanışıyoruz.

Batıda asırlardır var olan güçlü kurumlar, güçlü ilişkiler, güçlü geleneksel yapılar var ve bu yapılar bilgiyi kullanmaları sayesinde sürekli kendilerini yenileyerek ayakta dururken bizde ise maruz kalınan sık siyasi müdahaleler sonucu kurumlarımız güçlü şekilde hayatlarını devam ettirememekteler. Bilgiden yeterince yararlanamayınca da amaçları, ilkeleri, gelenekleri kalmamakta, hayata tutunamayıp savrulmakta, tarihe karışmaktadırlar ne yazık.

Mobbing: kurum ve kurumsallaşma ile birlikte hayatımıza giren bir kavram.

Kurumun bütün dinamiklerini ve bağışıklık sistemini etkilediğinden onu bir işyeri kanseri diye de tanımlayabileceğimizi söyleyen Mobbingle Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman, derneklerinin 2010 yılından beri her kurumdan gelen mobbing vakaları ile mücadele ettiğini ifade etmekte.

Yine geçenlerde tanıştığım ve gönüllülüğü ile tanıyıp etkilendiğim İzmir Mobbing ile Mücadele Derneği Kurucu Başkanı Safiye Öztürk ise mobbingin sınır tanımadan arttığını ve kesinlikle bütün kurumlara musallat olan çok ciddi bir tehlike olduğunun altını çizmekte.

Kansere sebep olan unsur bazen bir yönetici, bir hasta kişilik, bir bilgisizlik, bir başka STK mensupluğundan kaynaklanan imtiyaz, bir siyasi güç olabildiği gibi bir yanlış anlaşılma da olabiliyor. Ama mağdurları ise hepimiz, her kurumun çalışanı.

Hepimiz birer polis, asker, mühendis, mimar, öğretmen, memur, imam, sporcu olabiliriz ama bir kurumda görev yapıyor isek her an biz de böylesi bir mağduriyetle karşı karşıya kalabiliriz. Belki de bir süredir işyerinde bizi huzursuz edip evimize, özel hayatımıza da taşıdığımız sıkıntının kaynağı da olabilir mobbing.

İşte bu dernekler ve gönüllüleri koşulsuzca, hiçbir ikbal beklemeden size yardım etmek için sizi beklemekteler.

Sözde biz sendikaları, dernekleri, hatta adalet ve emniyet birimlerimizi ve pek çok eğitim kuruluşumuzu da bu amaçlar doğrultusunda kurup çalışmalarını murat etmiştik ama bilgi ile dinamikleştiremediğimiz ve günlük ihtiraslarımıza feda ettiğimiz için pek çoğu şimdi kendi bürokrasilerinin içinde eriyip gitmekteler ne yazık!

Kurumlarımız kaynıyor. Alanlarında çok iyi insanlar olmalarına hatta yakın çevrelerinde iyi bir insan olarak tanınmalarına rağmen pek çok kişi sırf birileri istedi diye veya iteklenerek getirildikleri kurum yöneticiliklerinde bir o kadar da başarılı olamadıkları, zorlandıkları hatta acziyetin verdiği hezeyanla kendilerini asla yarın kendilerinin de tasvip etmeyecekleri mecralara sürükledikleri bir gerçek. Başarısızlık her girişimde beklenen bir durum ama mağduriyet, kimsenin kaderi ve rıza göstereceği bir durum olmamalı.

 4-10 Şubat tarihleri arası Mobbing Farkındalığı Haftası. Gelin; bu bünyemizde yeni yerleşmeye başlayan ama bir o kadar da acımasız ve hızlı ilerleyen bu tehlikeye birlikte dikkat çekelim ve “Mobbinge Hayır” diyelim.

Mobbinge Hayır!

                                                                                                                                Erdal ÇİL

                                                                                                               cerdal48@gmail.com

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Kushner'in ekonomik kalkınma planına Suudiler Destek verdi!
  • Çobanları bekleyen tehlike: Avustralyalı Swagbot!
  • Rusya Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler restini çekti: 'Karşılık veririz!'
  • Koyunun kesik kulağı yasak aşk cinayetini çözdü!
  • Son dakika! Kara Harp Okulu davasında karar çıktı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA