• İstanbul23 °C
  • İzmir22 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa23 °C
  • Adana21 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Milliyetçilik Türk olmanın mayasıdır

30 Ekim 2015 Cuma 22:21

Son günlerde yaşanan tartışmalardan biri de milli olmak ve milliyetçilik üzerine. Milli olmak her şeyden önce Türk olmanın özünde vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milliyetçiliği üzerine çok önemli sözleri bulunmakla beraber bu sözlerden birisi de, “Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” şeklindedir. Türk milliyetçiliğinin önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp ise, “Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir.” demişti. Gökalp’ın bu kısa tarifinin açılmış şekli şöyledir: Türk milliyetçiliğinin gayesi, Türk milletini, kendisini tarif eden yani Türk milleti yapan kültür değerleriyle birlikte ebediyen yaşatmaktır. Başka bir ifadeyle Türk milliyetçiliğinin gayesi, Türk milletinin var olmasını ve var kalmasını sağlamaktır.

İlan edilişinin 92. Yıldönümünü kutlamış olduğumuz Cumhuriyet’e giden yolda milli mücadelenin temelini Türk milletinin haysiyet ve istiklal mücadelesi oluşturmuştur. Dolayısıyla Cumhuriyet’e giden yol; milli duruş, düşünce, haysiyet ve istiklal mücadelesiyle başlamıştır. Atatürk Nutuk’ta bu anlayış ve mücadeleyi, “Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Türk’ün haysiyet ve şerefi ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşmaktansa mahvolsun evlâdır. Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm” şeklinde açıklamaktadır. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözü ile Gençliğe Hitabe’nin, “Türk istiklâlini Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet  muhafaza ve müdafaa etmektir.” şeklindeki ilk cümlesi, Türk milliyetçiliğinin cemiyet birimini, tercihini ve gayesini ortaya koyar.  Atatürk, başka hiçbir söz söylemese bu ifadeleri onun Türkçü-Türk milliyetçisi olduğunu net bir şekilde izah etmektedir. Samsun’dan yola çıkarak Türk olmanın onurunu ve kahramanlığını tüm Dünya’ya duyuran Mustafa Kemal Atatürk’ün okuduğu kitapları araştırdığımızda Türk Milliyetçilğiğinin önemli şair ve yazarlarından Namık Kemal’i, Mehmet Emin Yurdakul’u okuduğuna tanık oluruz. Zaten bağımsızlık mücadelesinin başladığı 1919 yılı Türk milliyetçiliğinin kültürel, siyasi, sosyal ve bir fikir olarak şekillendiği dönemdir. Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele ve Cumhuriyet devrinde milliyetçi olmamış; tersine milliyetçi olduğu için Millî Mücadele’ye atılmıştır.

Türk milliyetçiliği, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yani Atatürk döneminde, Devlet’in bir çeşit resmî ideolojisi olmuştur. Atatürk, Türk milliyetçisi olduğunu her fırsatta söylemiştir. Şu sözleri onun görüşlerini en açık şekilde göstermektedir: “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.  Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”  (27 Nisan 1926) Türk Tarih Kurumuna liseler için yazdırılan Tarih ders kitabında,  Türk milliyetçiliği ile Cumhuriyet’in kuruluşu arasındaki ilişki şu ifadelerle tespit edilmektedir: “Türk milliyetçiliği ancak millî idareden sonra, her sahada bütün vuzuh ve şumuliyle hakiki mana ve delâletini bulmuş, siyasî, iktisadî, harsî (kültürel)  bir devlet sistemini almıştır. Halk Fırkası milliyetçiliği en ehemmiyetli umdelerinden biri edinmiştir.” Metinde görüldüğü gibi, Cumhuriyet’in kurulmasından bile  “millî idare” diye bahsedilmektedir. Atatürk Devri Türkiye’sinde devlet politikalarının Türkçülük-milliyetçilik üzerine kurulduğunu o devrin bütün yazar ve eserlerinde, hükümet politikalarında görmek mümkündür.  

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş gaye ve ülküsünden yola çıkarak net bir şekilde ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti milli bir devlet olup üniter yapısını ne pahasına olursa olsun muhafaza etmek mecburiyetindedir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk milliyetçilerinin idealindeki millî devlet olarak kurulmuştur. Atatürk, Nutuk’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin, “millî”  ve asrî Türk devleti olarak kurulduğunu ifade etmektedir. Millî devlet, kurucusu ve sahibi bir tek millet olan devlet demektir. Cumhuriyet’in kurucularına göre, Türkiye’de tek millet vardır. O da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve sahibi olan Türk milletidir. Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” diyerek bunu açık seçik ortaya koymuştur.

Cumhuriyet’in kurucu fikri Türk milliyetçiliğine göre, millet, dil, kültür ve ülkü birliğine; kısaca da mensubiyet esasına dayanır. Mensubiyet, insanın kendisini bir millete ait sayması duygusudur. Bundan dolayı bazı kesimler her ne kadar Türk milliyetçilerine yönelik bir algı oluşturma çabası içerisinde milliyetçiliği bir kafatasçılık olarak göstermek istemektedirler. Bu tamamen kendi benliğini reddeden ve çıktığı kabuğu beğenmeyenlerin boş bir çabasıdır. Çünkü Türk milliyetçiliği ırkçı  değildir. Kendisini Türk kabul eden, “Türküm” diyen herkesi Türk kabul eder. Marksizm-Komünizm, din kavramını tanımadığı gibi millet varlığını da tanımaz. Bundan dolayı, Marksist-Komünistler Çoğu zaman kendilerini Sosyalist kimliği ile nitelerler, millet yerine mecbur kaldıklarında halk-halklar terimlerini kullanırlar. Bunun en bariz örneğini maalesef son süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında HDP’li Milletvekillerinin İstiklal Marşı’nı okumamasında ve konuşmalarında, bazı Milletvekillerinin “Türk Milleti” yerine “Türkiye Halkları”, “Türk milleti” yerine sadece “Millet” kelimesini kullanmasında net bir şekilde görüyor ve kahroluyoruz. Yine Türk kimliği yerine Türkiyeli kimliğini oluşturma ve savunma çabaları geldiğimiz süreçte hızla artmaktadır. Sözün kısası kendini milliyetçi, vatansever sayan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bağımsızlığından yana olan, üniter yapının muhafaza edilmesinden yana olan herkes Türkiye’nin bu içinde bulunduğu zorlu süreçte milli duruş, düşünce ve mücadelesine sahip çıkma sorumluluğu ve görevini üstlenmelidir. Çünkü 5 bin yıllık tarihi olan kahraman Türk devletine ait bu kutsal vatan toprakları kolay kazanılmadı, kaybetmeye ise hiç tahammülümüz olamaz…   

 

Bu yazı toplam 849 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Bakan Sarıeroğlu:'Bundan sonra işçi alımı kadrolu şekilde gerçekleştirilecek'
  • Erdoğan:'317 bin kişi için istihdam sağlanacak'
  • Türkiye otoyol kalitesinde 30’uncu sırada
  • Türk Askeri Münbiç'te!
  • Bakan Şimşek'ten dolar açıklaması
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA