• İstanbul7 °C
  • İzmir9 °C
  • Ankara6 °C
  • Manisa8 °C
  • Adana12 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Medya ve bilgi kirliliği

04 Kasım 2015 Çarşamba 21:57

    Son yıllarda teknolojinin de getirmiş olduğu avantajlardan biri olan sosyal medya sayesinde hızlı bir bilgi alışveriş trafiği yaşanıyor. Sosyal medyanın yanı sıra mevcut Televizyon Kanalları ve Radyolar görsel ve işitsel olarak edindikleri bilgiyi takipçilerine en hızlı aktarmanın rekabetini yaşarken Gazeteler de dijital ortamın imkanlarından en iyi şekilde yararlanmayı ve bundan da kendilerine avantaj sağlamaya çalışıyorlar. Tüm bunlar yaşanırken en sık rastlanılan konulardan birisi de hiç kuşkusuz bilgi kirliliği. Bilgi kirliliği ne kadar yaygınlaşırsa o derece yararlı bilgi edinme ve kullanma şansımızda azalıyor. Doğru bilgi ve haberleşme ağıyla bilgi kirliliği o kadar içiçe geçmiş bir durum içerisinde ki bazı durumlarda bilgi kirliliğinden kaçınmamız hatta o kirliliği fark etmemiz mümkün dahi olmuyor. O nedenle bilgi kirliliğinden kurtulmak için tarafımıza ulaşan bilgi kirliliğinin dışsal ve içsel kaynaklarını tanımak, mücadele etmek ilk adım olabilir. Bilgi kirliliği ile başa çıkmak için ilk başta bilgi edinmeye ilişkin dış ve iç faktörlerin iyileştirilmesi gerekir. Alınan bilginin düzenlenmesi, doğrulanması, tekrarlanmasının kirliliği azaltmak açısından yararlı olacağı kanaatindeyim. Bu eksende bireyler olarak okuma, izleme gibi davranışlarımızı düzenleyerek, kişisel yanlılıklarımızın farkında olarak ve kendimizi geliştirerek bilgi kirliliğinden kaçınabiliriz.

    Toplum olarak ki yaşadığımız süre içerisinde sürekli iletişimi bir araç olarak kullanmamız gerekiyor. Takip ettiğimiz medya yayın organlarını bir yayın ve haber alma aracı olarak kullandığımız gibi özellikle son 10 yıldır internet kullanımımız hızla arttı. Bireyler olarak birbirimizle iletişim kurmak, kurumlarla ilgili yazışmalarda bulunmak ve bilgi ve haber edinmek için interneti kullanıyoruz. Bu süreçte hızla artan bir bilgi bombardımanının altında kalıyor, bir yandan da düşünerek, yorumlayarak, kendimizle konuşarak kendi kendimize bilgi üretiyoruz. Yaşadığımız süreç içerisinde ekmek, suya ihtiyaç duyduğumuz gibi bilgiye de muhakkak ihtiyaç duyuyoruz. Daha açıkçası bilgi bizler için su ve ekmek kadar değerli. Bilgi edinmek için sadece dinlemek, okumak, izlemek gibi pasif alıcı durumu çoğunlukla yeterli değildir. Bilginin kullanılması hem bilgiye ilişkin farkındalığımızı artırır hem de bilgiyi kalıcı hale getirir. Anlatmak, tartışmak, yazmak ve çizmek gibi etkinlikler bilginin temizlenmesini ve kalıcı hale getirilmesine yardımcı olur. Bilgi kaynakları ve iletim ortamı gibi dış etkenleri anlayarak, okuma, izleme gibi davranışlarımızı düzenleyerek, kişisel yanlılıklarımızın farkında olarak ve kendimizi geliştirerek bilgi kirliliğinden kaçınabiliriz.

    Hiç kuşku yok ki yaşamış olduğumuz şehirlerde ki yerel gazetelerde bilgi edinme aracı olarak çok önemlidir. Yaşadığımız ilde en az her eve 2 gazete girmeli ve bu gazeteleri okuyarak mahallemizde, ilçemizde ve dolayısıyla yaşadığımız şehirlerde neler olduğunun bilgisini en net şekilde öğrenebiliriz. Her ne kadar günlük gazetelere Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmi ilan desteği verilse de bizlerde bu şehirde yaşayan bireyler olarak yerel gazetelere abone olarak destek vermeliyiz. Kaliteli bilgi edinmek istiyorsak bunun bedelinden de kaçınmamamız gerekmektedir. O bölgede çıkan yerel gazeteler de birbirinin kopyası olmaktan uzaklaşmalı, yaptıkları özel haber, röportaj ve okuyucuya aktaracakları çarpıcı bilgi ağıyla da işlerini en güzel şekilde yerine getirmenin tatlı rekabetini yaşamalıdırlar.

    Bu durum ulusal ve uluslararası medya sektöründe de aynı şekilde olmalı ve gazeteler taraftar ya da birilerinin partizanı gibi değil her kesime hitap edecekleri haber ve bilgi ağlarıyla okuyucularına ulaşmalıdırlar. Avrupa Gıda Bilgi Konseyi (EUFIC) Genel Direktörü Dr. Laura Fernandez Celemin yaptığı açıklamada Avrupa Beslenme Dernekleri Federasyonu (FENS) üyesi 8 ülkenin gazetelerinde, “beslenme” konulu 375 haberi incelediklerini, bu haberlerin yüzde 49’unun asılsız iddialardan oluştuğunu tespit ettiklerini söyledi. Bu örnekte de görüldüğü gibi bilgi kirliliğinden uzak durma ya da uzaklaşma konusunda medya yayın organları başı çekerek okurlarına asparagas veyahut yanıltıcı haberden kaçınarak doğru haber vermenin mutluluğunu yaşamalıdırlar.

    Yukarda da değindiğim gibi bilgi kirliliğinin en çok yaşandığı mecralardan biri de sosyal medya ve internet haber siteleri. Haberciliği ve bilgi aktarımını dobra, gerçekçi ve araştırmacı gazetecilik örneği sergileyerek kamuoyu ile paylaşan, bilgilendiren siteler olduğu gibi kulaktan duyma bilgileri araştırmadan yalan, yanlış takipçilerine ulaştıran sitelerde oldukça yaygınlaştı. Bu da ister istemez bilgi kirliliğine yol açıyor. Her geçen gün sosyal medyanın ve internet haber sitelerinin daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum. Bu nedenle sosyal medyada ve internet sitelerinde bilgi kirliliğinin önüne geçmenin yollarından birisi de internet yasasının bir an önce çıkartılmasından geçiyor. En azından bu yasa çıktıktan sonra siteleri birbirinden ayırt ve tercih etme yöntemi daha da ağır basacak. Ancak bu da bilgi kirliliğinden kurtulacağız anlamı taşımıyor. Bu nedenle iş öncelikle bu konuda da bizde bitiyor. Bu aşamadan sonra bence bir risk yönetimi yapılması önerilebilir. Akıllı davranan kişiler engel olamadığı bir şeyi yönetmeye çalışır. Bence sosyal bilimcilerin, siyasi bilimcilerin ve özellikle bu konu üzerinde çalışanların, toplumların bu alandaki ihtiyaç ve yönelimlerini olumlu anlamda yönetecekleri bir takım kararlar almaları iyi olacaktır, diye düşünüyorum. Bu konuda da Üniversitelere çok iş düştüğüne inanıyorum…

Bu yazı toplam 1227 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA