• İstanbul16 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara8 °C
  • Manisa13 °C
  • Adana13 °C

Şaban Taşçı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MANİSA'NIN ADLARI, MANİSA'NIN BEYLERİ (2)

31 Ekim 2019 Perşembe 21:15

Katıldığım Luwilerle ilgili bir tarih söyleşisinde konu Anadolu'nun antik çağlarda Türk unsurları taşıyıp taşımadığı konusuna geldi. Söz aldım ve Van kedisini, Ankara kedisini, Ankara tiftik keçisini örnek verdim.Zooloji genetik araştırmalara göre bu hayvanların menşei Sibirya.Kendi kendilerine göç etmiş olmaları mümkün görünmediğine göre bazı İnsan gruplarıyla gelmiş olmalılardı. Bu örnek üzerine pek tartışma çıkmadı ama kabul etmekten kaçınan bir grup izleyici hemen kendini belli etti.

Sosyolojik tarihi bir tema baz alarak, 'Türk-İslam tarihi' der, İslamın Türklerde yayılımını ve Anadoluya sirayetini esas alır öyle anlatabilirsiniz. Devletler teması ile kurulan, yıkılan, ordusu, başkenti, yönetici sinsilesi olan yapıları inceler, bir coğrafyadaki devletler tarihini anlatırsınız. Hakim ve istikrarlı olmuş uzun soluklu olmuş Devletler temanız  olur, ona göre bir tarih anlatırsınız.Bu sınıflamayı uzatmak mümkün, bu tür tarih anlayışları daima manipülatif olmak zorundadır, objektif olması mümkün değildir. Temasına göre tarafgir olması kaçınılmazdır. Benim tarih anlayışım ise bir zincirin halkaları gibi devamlılığı olan sosyolojik bir dar tariften çok insanlığın genel durumunu anlamlandırmaya uygun süreklilikleri açıklayan Objektif bir tarih anlayışıdır.

Manisa'nın adları ve Beyleri yazı dizisi biraz uzayacak galiba, MÖ 1000'li yıllardan buyana bir bölüm yazı hazır olmasına rağmen araya bu bölümü yazmak kaçınılmaz oldu.Manisa'nın adları derken tabi ki kent adı birincil önemde fakat Kent'e tarihi anlam katan öyle manidar isimlendirmeler var ki, yer adlarından, bazı eylem adlarına, ad olmayan bazı geleneklere kadar pek çok ''ad'' dan bahsederek Manisa'yı daha iyi anlamayı tercih ederek bu bölümü kaleme aldım.Bu adların bazılarını ele alalım.

GURHANE;

Saruhan Beyin türbesinin de olduğu yere verilen isim.Gurhane ismi Danişmend Beyliğinde Ulu Beylerin defnedildiği mezar yeri olarak da karşımıza çıkıyor. İlk yerleri Altay Baykal bölgesi ( Güneybatı Sibirya) olup antik dönemde doğu-batı göç yönelişiyle doğu göçerlerinin bugün doğu Sibirya , kuzeydoğu Rusya'da konumlandığı Saha(Yakut) Türkleri bileşenlerinde ( Sagay, Hakas Türkleri gibi) önemli yeri olan OLONHO destanlarında da anlatılan KURIKAN adıyla benzeşmesi dikkat çekicidir. Kurıkan, Gurıhan olarak da geçmektedir. Eski Türk dinine göre Erlik ( Yeraltı Ruh Uluları) kültü belirtecidir.Kara Han'dan evrilmiş bir tanımlamadır.Bahar (Yaz) bayramı , Nevruz Bayramı bu kült yerinde yapılır. Yapılan törenin adı ''Güneş saçım Töreni''dir. Bu törene Saha Türkleri Isıah derler.Şaman nezaretinde daha önce ölmüş Ulu kişilerin ruhlarından istifade ile Güneş ışınlarının yeryüzüne saçılarak  toprak altında uyuyan ruşeymi canlandırarak bereketlendirmesi dilenir.Bu tören iki gün sürer.Bazı ritüeller de yerine getirilir. Bu ritüellerden biri halkın halka olarak, kutlu şarkılar (İlahiler) söyleyerek dansetmesidir.Bu dans halkası hiç bozulmaz, çıkanların yerine yenileri katılır ve halka halinde dönerek dans edilir.Bu dansa HOROS ( ya da Osuohoy )denilir. Tören içerisinde Saçı ( Saçu) hayrı da yapılır.Şaman , kımızı, Ulu Erlik Ruhlarına ithafen mezarlara saçar, ayrıca Ballı Yoğurt hazırlanarak törene katılanlara dağıtılır.Ballı Yoğurt için büyük olasılıkla kurutulmuş yoğurt lokmaları kullanılır.Bütün bu Bayram töreni Kurıkan'da ( Gurıhan'da ) yapılır.  ''Gün Tuğ ola gök KURIKAN'' olarak geçen mesel ise Oğuz Destanında geçen bir tabirdir. Anlamı; ''Güneş Bayrağımız , Gök Çadırımız olsun'' demektir.Kurıkan Çadır anlamında kullanılmıştır.( Eski Türklerde Şaman ayinlerini büyük bir Oyun=Ayin çadırında yaparlardı ) Bir başka KURIKAN anlamı ise; Baykal gölünün kuzeyinde yaşan bir türk boyunun adıdır., at yetiştiriciliğinde uzman bir boydur.

AĞLAYAN KAYA ANITI;

Niobe efsanesini bilmeyen yoktur.Sefa Taşkın'ın aktarmasıyla, H.J.Mason'a göre Tantalos'un oğlu Pelops, Kızı'da Niobe'dir.Niobe'nin yedi kız, yedi oğlan çocuğu olur ve Zeus'un karısı Leto'ya böbürlenir.Zeus ve Leto'nun çocukları Apollon ve Artemis çocukları öldürür.Derin yasa bürünen Niobe Spylos eteğinde taşa dönüşür. George Bean ise bu kayanın bir Hitit ( Seha Irmağı Ülkesi - ŞT) anıtı olduğunu ileri sürmektedir.( George E. Bean, Eski Çağda Ege Bölgesi s.93-95)

Burada bir Hakasya Kaya Ana hikayesi anlatalım, bakalım ne kadar benzer ? ULUG HURTUYAH TAŞ Anıtı; Üç metrelik taş kadın heykelinin ağırlığı 2,6 tondur. Arkeolojik verilere ve değişik kaynaklara göre 4-6 binyıl önce çok özel ve güçlü bir enerji ışınımının kaydedildiği jeolojik bir fay üzerine inşa edilmiştir.Esrarı çözülemeyen bu ışınım adeta bu taş anıtı binlerce yıl olduğu yerde korumaya almış bir başlangıç gibidir.Çok eski zamanlardan beri bozkırın sakinleri, ''yaşlı taş kadın'' a gelip, kısırlıktan kurtarması için, çocuğu olmayan kadınlar çocuğu olsun diye, dua etmişlerdir. Efsaneye göre HURTUYAH çok çocuğu olan gerçek bir kadınmış..Kanlı bir çatışma sırasında kocası düşmanın dikkatini başka yere çekerken Hurtuyah kadın , çocuklarını alıp Tanrıya yakararak , korunma istemiş.Tanrı çocuklarını bir kolye de boncuk haline getirip eline vermiş. Tam bir mağaraya girecek iken kolyenin ipi kopup boncuklar dağılmış, kaybolmuş.O zaman kadın ağıtlar yakarak, acı şarkılar söyleyerek o kadar içten üzülmüş ki, Tanrı onu anneler ve çocukların koruyucusu yapmış. O zamandan beri Bozkırın Tanrıçası Hurtuyah doğu tarafına bakarak hüzünlü, acı şarkılar söyleyip duruyor.Hakasya Özerk Cumhuriyeti Sagay Bozkır topraklarında bulunan Taş anıt 1954 yılında doğadan olumsuz etkilenmesin diye büyük bir çabayla Müzeye kaldırılsa da, 90'lı yıllarda Halkın yoğun talebi ile nihayet 2003 yılında eski yerine konularak Camla kaplı bir korumaya alınmıştır.

YOĞURTÇU KALE ;

Yoğurt, Dünya üzerinde başka dillerde karşılığı konulmayan, ilk imalatçısı Türklerin verdiği isimle anılan bir süt ürünü olması nedeniyle , bu kalenin Türklerle ilgili bir isimlendirme olarak yaşaması ilginçtir.Osmanlı dönemi Avrupalı gezginlerin yöre haritalarında Yoğurtçu Kale olarak isimlendirilmesine de bakarak, çok eski zamanlardan buyana kullanılan bir isim olması kuvvetle muhtemel. Hitit Kralı II. Tuthaliya'nın bölgeye geldiğinde Ordusu ile konakladığı müstahkem mevki olma ihtimali değerlendirilmeye değer bir varsayımdır.Kalede yeterli arkeolojik çalışma yapılmadığı düşüncesindeyim.Yapılış tarihini tespite yönelik malzeme analizleri  ve buluntuların sağlıklı tasnifi ile ilginç verilere ulaşılabilinir.

HOROS;

Türk İslam Ansiklopedisine göre; Zahire öğütmek için kullanılan alt üst iki değirmen taşının bulunduğu ve taşları çevirmek için daire şeklinde dönen atın döndüğü alana verilen ad. Ayrıca Osmanlı döneminde İstanbulda değirmenci esnafının alt üst çift öğütme değirmen taşına verdikleri ad. Saha Türklerinin bazı boylarında Isıah ( Bahar Bayramı) Bayramında yapılan halka şeklinde dönerek oynanan şarkılı kutlu dans türüne verilen ad.

Horos Köy ile ilgili bir başka az bilinen bilgiyi de paylaşmak isterim. Eski Türk dininde Şamanlar Otacı yönlerini otlarla ilaç yaparak yara ve görünür hastalıkları tedavi etme yanında görünmez ruhsal hastalıkları da tımar etmek için kendilerine özgü yöntemleri kullanmışlardır.Osmanlı son dönemlerinde bugünkü Horos Köy Çarşı Camiinin yerinde bulunan Ortadoks Kilisesinin Avlusu çok sayıda hücreden oluşuyordu. Bu hücrelerde Ruh hastaları tedavi amacıyla tutulur ve seanslar uygulanırdı. Bu metod Ülke genelinde bilindiğinden bu kiliseye çok sayıda şifa arayan insan gelir hastalarına çare arardı.Öyle anlaşılıyor ki Dilleri Türkçe olan Horos Köy Ortadoksları Ruh hastalıklarını iyileştirme yollarını çok eski devirlerden beri miras olarak bilmekteydiler. Kurtuluştan sonra bölgede mezalimiyle tepki çeken Yunan İşgalcilerine desteği nedeniyle kilise yıkılarak yok edilmiş olsa da şifacılık geleneğinde bir aksama olmamış Manisa'da Cumhuriyet döneminde modern Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesi kurulmuştur.

GEDİZ;

Manisa bölgesi MÖ 2 000 li yıllarda bir dönem SEHA IRMAĞI ÜLKESİ olarak yazılı belgelerde geçmektedir. Eski Türklerin yerleşiklik rotası Irmak kaynağından başlayarak akakı boyunca yerleşmektir.Gediz Nehri ,Murat dağlarından doğar ve farklı besleyici kolların katılımıyla büyük bir Irmak olarak bütün bir havzaya can vererek, akışını Menemen'de Ege Denizi ile buluşarak sonlandırır. Eski Türklerde Dağ ve Irmak kültü birlikte değerlendirilmiştir.Irmak dişili, Dağ ise erili temsil eder. Simgeleri de Sug Eezi ve Tag Eezi adıyla Sarışın , Çilli, uzun saçlı güzel bir kız olarak Irmak kutsalı (Perisi) ve Genç yakışıklı, güçlü, çevik Dağ kutsalı olarak çeşitli menkıbeler anlatılır.Sug ve Dag EEZİ kavramlarının söyleyişte GEDİZ' e evrilmiş olması çok muhtemel görünüyor.Seha Irmağı Ülkesi tabirini Hititler büyük olasılıkla bu bölgede yaşayan ve Beylik kuranların boy ismine atıfla kullanmış olmaları muhtemeldir.Saha Türklerinin bazı boylarının MÖ 3000 ile 2000 yılları arasındaki tarihlerde Batıya göç ederek kendilerine yeni Yurt olarak Anadoluyu seçmiş olmaları muhtemeldir. Seha Irmağı Ülkesi Beyi Madduwatta 'ya ilk önce konuşlanması için Zippasla Dağı ( Murat Dağı ) Simav bölgesi verilmiştir.          ( Hitit arşivi kayıtlarında bahsedildiği gibi.)Madduwatta buradan önce , Demirci üzerinden Maddunassa'ya kadar olan yerleri fethederek merkezini Maddunassa'ya taşımıştır.( Bu hareket tarzı Saruhan Bey'in harekat tarzına ne kadar çok benziyor.) MÖ 800 ile 700 arasında 100 yıl boyunca Kafkaslar üzerinden Anadoluya geçerek Fyrig  Krallığına son veren Kimmerlerin Manisa Bölgesinde de yıllarca Lidya Beyliği topraklarında hüküm sürdüğü Lidya Beyi Gigyes'i öldürerek bazı çatışmalarda üstün geldikleri de bilinmektedir. Kimmerler, İskit ( Saka) boylarındandır. İskitler ise aynı dönemden sonraki yüzyıllar boyunca Anadolu ile irtibatlarını hiç kesmemişlerdir.Bu ilişkiyi bazı adlarda iz sürerek tespit etmemiz mümkün

GREY( GREĞİ) GÜNÜ;

Pazar gününe ağırlıkla Ege bölgesinde halkın verdiği addır. Birinci gündür.Tam etimolojik karşılığını henüz ben bulamadım. Yağmurlu Köy'lü İsmail Kilaz'ın aktardığına göre Haftanın İkinci günü Palamut, Üçüncü günü Dernek, Dördüncü günü Soma Bazarı, Beşinci günü Kırkağaç Bazarı, Altıncı günü Cümee'dir. Palamut , Akhisar Mecidiye'nin eski adıdır.Antik devirde Güneş Kültüne ait yörenin en büyük Kutsal Alanı Apollon Tapınağı buradadır. Buradaki ayinler için böyle bir toplanma günü verilmiş olabilir, aynı gün Pazar da kuruluyordur belki. Salı günün DERNEK olması da ilginç. Antik dönem İşlik merkezli Kült yapıları kompleksine DERNEK denilmektedir. Daha sonra  bu kavram farsça ile karışık DERGAH olarak da kullanılmaya devam edilmiştir. Tapduk Emre Dergahı tam da bu tabire en uygun örnektir. MÖ 1000 yıllarında eski adı Maionya olan şimdiki  Gökçeören'de büyük bir Ormanların denetleyicisi Ağaç işleri işlikleri olan çevrede çok saygın bir Kült merkezi vardı, tarihçiler yazılı kalıntılardaki adını DERNEK olarak çeviriyorlar. Aynı yerde şimdiki Emre köyünde Tapduk Emre Dergahı yeri kalıntıları bulunmaktadır. Yunus Emre araştırmacısı Mustafa Tatış son yayınlanan kitabında Tapduk Emre'nin bir Ahi Dedesi olduğunu belgelemektedir.Yunus Emrenin kabrindeki taşlardan birinde Çift Başlı Balta ( Kimmer ve Saka-İskit simgesi), diğerinde ağaçeri simgesi ( Yuvarlak , alta doğru çizgi) bulunması bizlere bir şeyler demektedir. Dernek günü belki de Dergah için hizmet günü olabilir mi bilmiyorum ? Grey günü adının Kimmerlerin bir hayli eylendikleri bir bölge olan Çorum İskilip'de de kullanılıyor olması ilginç.İskilip'in en önemli özelliği ağaç işlerinde mahir bir geleneğe sahip olmaları.Bugün bazı Batı Anadolu illerimizde ilk özlerini koruyan Tahtacı denilen Ağaçerileri tabir edilen çok az sayıda topluluk ''Yan Yatırlı Ocağı'' kült inançları ile halen varlığını sürdürmektedir.Bu veri de bize Tarih okumamızda bir kanıt sunmaktadır. Saka, Kimmerlerin yurdu Kırımda uzun bir dönem Beylik soyunu sürdürmüş olan Aile Giraylardır. Bir dönem Kırım Hanlığı GİRAY Hanlığı olarak anılmıştır. Girey adının Türkçe bir kavram olduğu kesin.

KIRKAĞAÇ;

Adıyla ilgili inandırıcılıktan uzak ağaç sayısına bağlanan rivayetlere rağmen ben Kimmerlerden geçmiş Kırçağaç 'dan evrilmiş olduğunu düşünüyorum.Khliara antik dönem isimli kent kalıntıları henüz bulunamamış olsa da, Açık alan Tapınak yeri demek olan Namazgah'ı ile Çam'daki Sarıkız efsanesi ile eski kent'in olduğu yer olarak düşünülen mevkideki efsanevi ''Sarı Hoca''sı ile Kırkağaç tipik bir, kökleri çok eski Türk yerleşimidir dersek yanılmayız.

TARHUNDARADU;

Bu isimden önceki yazımda bahsetmiştik. Seha Irmağı Ülkesi Beylerinin en önemlilerinden , daha sonra Arzawa Beyi olarak da anılıyor.Niğde , Twanawa'ya kadar bütün bir orta batı Anadolu'ya Arzawa Krallığını genişletmesi ( Assuwa Krallığı) ile tanınıyor. Araştırmacı Sefa Taşkın'ın Luviya adlı eserinde belirttiğine göre , yaklaşık olarak MÖ 1350 yılında yazılmış olduğu bilinen Amarna Mektubu olarak adlandırılıp bulunduğu El Amarna şehrine izafeten EA 32 arşiv numarası verilen çivi yazılı kil tablet'in menşei Tel Aviv'de bir laboratuarda incelenmiştir. Sonucu 2002 yılında Çorum'da yapılan V. Hititoloji Kongresinde Prof Yuval Gören tarafından sunulan rapora göre şöyledir; EA 32 nolu tabletin kili, Batı Anadolu'nun Ege kıyılarının ; klasik dönemin Kuzey İonia ( Kordelia-ŞT) hatta Aiolis ( Kordelia'dan daha kuzeyde Menemen -ŞT) bölgesinin kilidir. Bu tarif bölge coğrafyasına göre yorumlanacak olursa, söyleyebiliriz ki Manisa'da yazılmıştır.Manisa Krallık merkezi olarak Tarhundaradunun bu mektubu yazdığı yerdir.Krallıklararası bu yazışmalar buluntulara göre , bir prosedüre göre arşivlenmektedir. El Amarna da bulunan III. Amonhotep'e yazılan, göderilen  nüshadır.Hatusas'ta da bir kopyası bulunmuştur.Bu kopya ya Vassal bir Krallık olarak Arzawa Kralının efendi Krallık merkezine arşiv için gönderdiği nüshadır.Ya da Mısırın sonraki kralı IV. Amonhotep tarafından Hitit Krallığı ile iyi ilişki adına haberdar etmek için yazdırıp kopye ettiği nüsha olabilir.Bir de asıl yazıldığı Krallık Merkezinde arşivlenmesi gereken nüsha henüz bulunmamıştır. Arzawa Krallık merkezi için Apasha ( Efes) düşünülmüş olmasına rağmen bugüne kadar Efes kazılarından yerel arşiv kaydı çıkmamıştır. Manisa Arzawa Krallık merkezi ise bu  tabletin son nüshasının mutlaka burada bulunması sürpriz olmayacaktır.Menemen yakınında Larissa antik kentinin Limanı olduğu düşünülen Panaztepe höyüğü kazılarında III. Amonomphis'e ait iki adet mühür baskılı malzeme Manisa müzesinde bulunmaktadır.Maddunassa'nın teşhisi ile EA 32'nin bulunması pek çok soru işaretini giderecektir.

AMAZONLAR;

Sefa Taşkın'a göre; Massan-i/a Luwice Tanrı demek, uzzi; arzu,istek demek, Massanauzzi (Matanazzi) Tanrının isteği anlamına gelen bir isimlendirmedir.''annis massanassis'' , Tanrıların Anası, Ana Tanrıça demektir. II. Murşili çok çatışıp sonunda uzlaştığı Seha Irmağı Ülkesi Kralı Manappatarhunda ile yeğeni Massanauzzi'yi evlendirir.Çocukları olmaz, Manappatarhunda'nın ölümünden sonra kuzeni Masturi, II. Muvatalli tarafından Seha Irmağı Ülkesine Kral tayin edilir, kızkardeşi Massanauzzi ile de evlendirilir.Kraliçe Massanauzzi ismi ve yönetim sorumlulukları gereği Amazon olarak adlandırılmış olabileceği gibi  Ana Tanrıça ile ilişkili savaşçı kadın rahibelerin ( Kadın Şamanların) amazon olarak adlandırılmaları da mümkündür.Amazon sözcüğü Luvice Massanauzzi adından veya türevlerinden Helen diline uydurulmuş bir kavram olarak duruyor. Smyrna'nın, Myrina'nın, Thyathaire'nin kurucularının efsanelerde Amazonlara yakıştırılması bu nedenle olmuş olabilir.( Luviya sf.214)

TARHALA BARANASI;

Tarhala ismi Luwice kökenli Tanrısal bir isimlendirmeyi çağrıştırıyor, Soma'nın yakınında bir köy olan yerleşim eski devirlerden beri aynı isimli Kaza düzeyinde bir kent. Hititler dönemi geçmişi olduğuna dair de emareler taşımakta. TARKUWAİ Dans etmek için dönmek anlamında Hititçe bir sözcüktür. TARWESGALA  dans ekibi demek.Tarhunt'a ve Tiwad'a ( Fırtına ve Güneş Tanrısı) çember oluşturup şarkı söyleyerek dans etmek bir tür ritüeli oluşturuyordu.Şimdi size Hitit Çivi yazılı tabletlerinde anlatılan bir dans bölümünü aktaracağım; '' ..api..adamları ( önderlerinin nezaretinde) kendi kendilerine dans etmektedirler. Grup liderleri yüzünü krala doğru çevirir çevirmez, onlar yerlerinde sağa doğru bir dönüş yaparlar. Hokkabazlar ''aa'' diye bağırırlar. Hapiya adamları sola doğru bir dönüş daha yaparlar. hokkabazlar tekrar ''aha''diye bağırırlar. Onların grup lideri sekerek öne krala doğru kayar. Diğer Dansçılar halkayı açarlar ve kayarlar. Grup liderleri başını Krala doğru çevirir çevirmez, asa taşıyıcısı  onlara katılır ve dansçılar arasında yerini alır. Hapiya adamları yerlerinde kral istikametine geniş bir dönüş yaparlar ; hokkabazlar '' aha'' diye bağırırlar.'' ( Prof. Ahmet Ünal - Hititler Devrinde Anadolu 2. Kitap. s.151)

Tarhala'nın tanıtımı yapılırken anlatılan Tarhala Baranası  ise şöyle;Bu oyun atadan dededen kalma bir oyunmuş. 18 kişiyle, kadın erkek birlikte oynanıyormuş. Bu baranın içinde, altı saat çalıp söylemesi süren bir oyun varmış. Oyun bir def ve iki dümbelekle oynanırmış. Tefçi şef olurmuş, 6-8 kişi şarkı söylermiş. Tefçinin temposuna uygun olarak 15 kişi de tefçinin gözüne bakarak oyuna bir girermiş ki, söyleyenlerle oynayanların kim olduğunu anlamak mümkün olmazmış.Önceki 3500 yıl önce Batı Anadolu'dan Hattuşaş'a giderek festivale katılan bir dans ve müzik ekibinin gösterisinin çivi yazılı tablete kaydedilmiş versiyonu, bu anlattığımız ise Soma Tarhala köyü kültürünü yaşatmak amacıyla yeniden canlandırılan bir oyunun röportajdaki anlatımı. İsmi de Kültürü de ne kadar korunmuş olarak kalmış öyle değil mi?

Son olarak Seha Irmağı Ülkesi insanlarının Saha Türklerinin bazı boylarına mensup olan yarı göçebe bir kavim oldukları söylenebilir.Batı Anadoluda kendilerinden önce varolan Luwiler gibi yerli halklarla kaynaşarak yaşarken, eriyen dilin Luwice olduğu, Türk lehçesinin ise kalıcı olarak muhafaza edildiği söylenebilir.Bazı gelenekler ve adların bu kalıcılığın tanıkları oldukları da görülmektedir.

 

 

 

Bu yazı toplam 340 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • İntihar haberleri konusunda medya kuruluşlarına hassasiyet çağrısı
  • Manisa sabaha sis'le uyandı
  • Manisa'da Judoculara spor malzemesi desteği
  • Kalın: 'S-400 NATO sistemine entegre edilmeyecek ancak aktif kalacak"
  • Gecekondular için yetki belediyelerden alınıp TOKİ'ye veriliyor
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA