• İstanbul15 °C
  • İzmir14 °C
  • Ankara14 °C
  • Manisa13 °C
  • Adana22 °C

Şaban Taşçı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MANİSA'NIN ADLARI, MANİSA'NIN BEYLERİ (1)

26 Eylül 2019 Perşembe 20:47

Yarasanlar'da bugünkü Türk Metal İş sendikasının olduğu yerdeki evlerden birinde oturan Dedemi ziyarete gelirken Manisa Otobüslerine müşteri çağıran çığırtkanların ''Mansa, Mansa, Mansa'' seslenişleri Manisa'nın çocukluğumdan aklımda kalan ilk adıdır.Aslında Manav yörük asıllı Dedemin, Anneannemin Manisa adı geçen cümlelerindeki ''Manse'' ifadeleri de hafızamdaki ilk Manisa adlarından... Ancak sonraki yıllarda Manisa tarihi ile ilgili hangi derleme kaynağa göz atsam karşıma çıkan Yunanistan'ın Teselya bölgesinden gelip Manisa şehrini kuran Magnetler'den dolayı Magnesia adı ile başlayan kent tarihi olduğuna dair bilgilere ise hayatım boyunca hiç inanasım gelmezdi.Yazılanlara bakardım Magnetler bu bölgelerde isimlerini bırakacak kadar hüküm sürmüşler mi diye, bir emare göremezdim.Sonra bir kaynakta Roma hakimiyeti döneminde, özellikle de Roma Cumhuriyet döneminin sona erip Diktatörlük döneminin başladığı ve Anadoludaki Roma hakimiyetinin pekiştiği MÖ 1. yy ve sonrası yıllarda , Roma imtiyazını elde etme yarışına giren kentlerin özellikle Roma Diktatörlerinin itibar ettikleri ''tarihlerini Hellen tarihinden efsanelere dayandırma'' furyasına kapılan birçok Ege kentinin, kuruluş tarihçelerini Helenleştiren efsaneler uydurduklarını, okuyunca meseleyi kısmen anladım.O zaman araştırmak, gerçek tarihi belge ve bilgilere ulaşmaya çalışmak gerekiyordu.Tarih okuyuculuğumu bu yönde geliştirdiğimi söyleyebilirim. Detaylara girmeden kronolojik bir bilgi akışı sunmak istiyorum şimdilik.

Yazılı belgelere geçen ilk bilgilerden ( Hitit çivi yazılı tabletler-Hitit Devlet arşivlerindeki tabletler ) itibaren takip ettiğimizde karşımızda duran ve çözülmesi gereken etimolojik bir problem var. Bunun çözümünü Etimoloji uzmanlarına bırakıyorum. Ama benim verileri yorumlayarak iz sürme hakkım olduğunu düşünüyorum.

Manisa'nın kayıtlara geçen  ilk adı MADDUNASSA.Luwice karşılığı Bal ve Şarap Diyarı. Manisa'ya uygun mu, uygun. Yıllar hatta yüzyıllar boyu söylence dilinde ''DDU'', harfleri ile ifade edilen fonetik ya gerçekten ''G'' , ''Ğ'' dir, ya da ses değişimi kuralları ve alışkanlığı sonucu evrilmiş olabilir mi, bence olabilir. ''ASSA'' son eki de kısaca ''SA'' ya evrilmiş olabilir mi , evrilebilir. Dilde ''MAĞNSA'' yada ''MANSA''gibi bir söyleme ulaşma ihtimali var mıdır, bence vardır.Mansa denilmeden önce Mağnisa, Magnesia şelinde yazılı kaynaklara geçme ihtimali (Eski grekçe ve Latince yazılı belgelerde bu isimle Manisa ifade edilmektedir ) kurallara aykırımıdır, bu biçim yazılım da evrimin bir dönemi olabilir mi, bence olabilir.Etimologları tahrik etmek amacıyla kurduğum bu cümlelerden sonra diğer iz sürme cümlelerime geçmek istiyorum.Coğrafyamızda iki tane Magnesia var. Birine Magnesia ad Maendroum diğerine Magnesia ad Sypilium deniyor. Bu isimlendirmede aynı kent adının kullanılmış olmasını nasıl yorumlayabiliriz ? Tarihi bilgiler bize şu bilgiyi veriyor. Persler döneminde ( MÖ 546'dan sonra) Sardeis'te oturan Satrap ( Sparda Satrapı) yılın belli dönemlerinde işlerini Maendroum Magnesia'sından oradaki Satraplık sarayından idare ediyor. Bu idari durumla ilgili çok sayıda belge var. Bu durumu yorumlayalım şimdi. Maddunassa'nın kurucu kralı (Beyi) Madduwatta bir Yörük beyi idi, çok geniş bir göçebe obasına yada obalarına hükmediyordu.Göçebe yaşamın başlıca döngüsü kışın kışlakta yazın yaylakta yaylamak üzere temel bir dolaşım halinde olmaktır.Manisa kış aylarında zemheri soğuğunda biraz sıkıntı çıkarır mukimlerine, Spil dağının soğuğu tutma özelliğindendir bu.Hitit kaynaklarına göre Ege bölgesinde çok geniş bir bölgenin hakimi Madduwatta acaba kışları daha ılıman iklimli Maendroum Magnesiası denilen kenti de kışlak olarak kullanmak üzere kurmuş ya da değerlendirmiş olabilir mi, bence olabilir.Şimdi sağlamaya gelelim; Madduwatta kişi ismi, Hitit dönemi, Hititlerin isimlendirme geleneği gereği,onların ürettiği bir isimlendirme olarak kentin ismine izafeten, Ülkenin hakimliğini nitelemek üzere ortaya çıkmış ve yazılı belgelere böylece geçmiş olabilir.Asıl budunsal ismi farklı olabilir. Hitit Krallarından bazılarının doğum isimlerinin farklı olmasına rağmen, saltanat isimlerinin Hattuşili ( Hattuşa'ya izafeten) olması gibi.Buradan itibaren de başı ve sonu konusunda iz sürülemez olarak duran ama gerçekliği olma ihtimali güçlü ''TANTALOS'' kurucu Kral isminin bu açıdan incelenerek, veri aramanın daha isabetli olacağı kanaatindeyim. Manisa kentinin yüzey altı arkeolojik kazı ve araştırmalarının çok eksik ve yetersiz olduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor.Sayın Ali Haydar AKSAKAL'ın bu konudaki değerli ısrarlarını ve çabalarını takdirle yadetmek istiyorum.Tantalis, Tantalos isimlerinin Bergama Krallık hanedani Attalis soy ismi ile fonetik çağrışım taşıdığını belirtmeliyim. Hititler dönemi çivi yazılı tabletlere kaydedilen bölgedeki Masalar budununun yerleştiği bölgeye bir sonraki dönem yerleşenlerin Mysia adıyla anıldığını, bu halkın Güneydoğu Avrupa'dan; Traklar, Brigler, Frigler ile yaklaşık eş zamanlı göç hareketiyle peşpeşe gelmiş olduklarını biliyoruz. Attalis Bergama Krallık soyunun İskender ile birlikte Anadolu'ya geçen Philadelphos ile başlayan bir kuruluş hikayesini ve Alaşehiri kolonileştiren ve ismi verilen kentleşme politikalarını da biliyoruz.Antik dönem göç hareketlerinin uzun yıllar aralıkları olsa da aynı budunsal kökenlilerin çok sonraları bile benzer göç yollarını ve nihai yerleşim bölgesi tercihlerini kullandıklarını söyleyebiliriz.MÖ 1200'lerden itibaren görülen Frig göçünün yüzyıllar sonrasında MÖ 3. ve 2. yüzyıllarda Galat göçü ile soy takipçilerince tekrarlandığı düşünülebilir.Galatlar Friglerin yaşadığı bölgelere yerleşip oralardaki yerel halkla çok kolay kaynaşıp dil , kültür ve inançlar bakımından uyum sağlamişlardır.Aynı prensip Seha Ülkesi yerleşimcileri ve yarı göçerleri'nin ve komşuları Masaların takipçilerinin yüzyıllar sonra Lydler ve Mysia'lılar olarak aynı bölgede , dil, din ve kültür fraksiyonlarında uyumlu bir süregelen devamlılık ortaya konmuş olma ihtimali yüksek görünüyor. Ki sonraki kayıtlarda aynı bölgelerin genel adlandırılmalarında Maionia, Küçük Frygia, Lydia gibi isimlendirmelerin de bu fikri delillendirdiği düşünülebilir.

Madduwatta kenti henüz gün güzüne çıkarılmayı bekleyen, nerede olduğu kesin olarak tespit edilememiş antik bir kenttir.Benim ortaya attığım bu hipotez elbette hem arkeolojik açıdan hem de etimolojik açıdan verilendirilmeye , ispatlanmaya muhtaç... Ama asıl gerçeğe ve bilimsel değerlendirmeye hipotezler olmadan nasıl ulaşabiliriz ki ?

Manisa, tarih boyunca hem hinterlandıyla birlikte bir bölge adı olmuş, hem de kendi yerleşim alanını ifade eden kent adı ile birlikte anılmış, ya da Bölgesi bir başka adla anılırken kent adı , kurucusu yönetici ya da topluluğun adı ile anılabilmiştir.Anlık verilen isimlendirme genellikle bir önceki devirden kalan kadim isim olarak yer alsa da, bir sonraki dönem tekrar aynı metodla isimlendirme devam etmiştir. Manisa kent olarak aynı isim ile tarih boyunca anılamamış, çünkü çok müdahale görmüş. Stratejik konumu buna imkan vermemiş denilebilir.Manisa, bölgesinde kendiyle birlikte anılan, Thyetaire, Maddunassa, Maionia, Sardies, Aigae kentleri tarih boyunca varlıklarnı  , isimlerini ( bölgeye hakim beylikler değişse de) korumuşlardır.Tarih sahnesinden silindiklerinde de kalıntıları mevcut olarak izlenebilmiş, yerlerine kurulan kentler ile anılmaya devam etmişlerdir. Thyetaire= Akhisar, Maddunassa=Yeri net olarak belli değildir, Maionia=Gökçeören(Menye), Aigae ( Bu gün Köseler köyü yakınında, MS 300 yıllarına kadar aktif varlığını sürdürmüştür) .Manisa'da ise enterasan bir lanet var sanki; Tarih boyunca kurulu kent işareti yapılar, akılalmaz bir bozgunculukla süratle yokedilmiş gibi bir izlenim alınıyor. Tantalis kenti örneğin, büyük bir doğa olayı ile yok olduğu düşünülen kent ile ilgili yüzey araştırma verisi bile pek fazla yok elde.Antik dönemde kurulan bir kent olması hasebiyle, yüzeysel araştırmalarla emareleri bulunan Antik tapınaklar ,yerleri biliniyor ama kendilerinden eser kalmamış ortada, müzelere kaldırabildiklerimiz dışında.Antik dönemlerden bu yana bahar ve bağbozumu şenliklerini kutlamaya devam ediyoruz, hatta aynı yerde yaklaşık olarak kutlamaya devam ediyoruz; Mesir şenliği gibi; ama Amfitiyatro yok ortada ( Acaba Gurhane bölgesi eski bir Amfitiyatro yeri olabilir mi?Eski Türklerde Şenlik alanına Körmük denirdi acaba bu anlamda Görülen yer anlamında mıdır, Saruhan döneminin Gurhanesi?).  Bursa bile Manisa'dan yıllar önce oluşan Osmanlı imparatorluk eserlerini ortaya çıkarıp koruyabilmişken ( Keza Kütahya, Konya, Amasya, Edirne  öyle) Manisa'da Saray-ı Amire'si bile toz olmuş durumda, süratle hem de.İyi ki İbadethaneler ayakta kalabilmiş ,oradan iz sürebiliyoruz.

Manisa ,Anadolu'nun kilit diyarı olagelmiştir.Anadolu'ya hükmetmek isteyenler Manisa ile başlayan ünlü Meydan savaşlarının neticesine göre bir başlangıç yapmışlar ya da hakimiyetlerine son verilmişlerdir.Ya da Manisa bir bölge olarak Anadolu'ya hakim olmak isteyen sömürücü dış güçlere karşı isyanların ve direnişlerin de kader belirleyici alanı olmuştur.Manisa'nın Tarih içinde böyle de bir geo-stratejisi olduğu anlaşılıyor. MÖ  2 binli yılların Egedeki Arzawa Konfederatif Devletinin üyesi Seha Irmağı Ülkesi yeri olarak Manisa Beylerine iki ayrı defa Hitit Sarayından Gelin gönderilerek siyasal irtibat garanti edilmek istenmiştir.Hatti Ülkesi hakimi Hititler, Arzawa Ülkesine hakim olabilmek için düzenledikleri Askeri seferlerin kader belirleyici olanlarını Manisa bölgesinde gerçekleştirmişlerdir ( Örnek; II. Murşili Seha Irmağı Ülkesine seferinde Kula yakınlarında Yanardağ patlaması ile Fırtına Tanrısının gazabına uğradığı şeklinde yorumlanan korkudan kekeme olması hadisesi çivi yazılı tabletlerde ayrıntıları ile anlatılır, Seha Irmağı Ülkesi yönetiminde yaptığı yeni düzenlemeler de kayıtlara geçirilmiştir.).

MÖ.12. yüzyıl boyunca Frygia akınları Batı ve Orta Anadoluya yönelir ve Merkezi Hitit Devleti son bulurken, Theselia ve Boiotia Yunan karası kentlerinden Dor baskısından kaçan Aioller İzmir körfezinden, Çandarlı'ya kadar olan kıyılarda Koloniler kurdular.MÖ. 8. yy. sonu  ve 7. yüzyıl başlarında Kırım yarımadasında yaşayan Kimmerler , İskit baskısıyla Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya akın ettiler. Fyrigia Krallığı bu istila'da ortadan kalktı.Kral Midas yenilip intihar etti. Heraklid'ler Mysia kökenli Lydia hanedan soyundan son Kral Kandaules' i ( Köpek boğan anlamına gelen bir isim- Maionca ) öldürdükten sonra Lydia Krallığını ele geçiren Mermnadlar hanedanı kurucu Kralı Gyges, Kimmerlerle savaşta yenildi ve öldürüldü.MÖ. 605 yılında Kral Alyattes Kimmerleri yendi ve Anadolu'daki hakimiyetlerine son verdi. Bu hakimiyet savaşları Gediz vadisinde ve Manisa bölgesinde yaşandı.

MÖ 546 ( Tarihçiler birkaç yıl yukarıda ya da aşağıda tarih telaffuz ederler) yılında Kapadokya seferinde Pers Ordusu ile bir günlük, galibi belli olmayan savaştan sonra geri dönen Lidya Kralı Kroisos ile onu , planında yok iken takip eden Pers Kralı II. Kyros Manisa önlerinde ani bir meydan savaşına tutuşurlar. Savaşı kaybeden Kroisos, Sardeis'e çekilip savunmaya geçsede, Persler Sardeis'i ele geçirerek Lidya Devletine son verirler.Bu savaş Perslerin sürpriz Anadolu hakimiyetinin ilk hamlesi olur, yaklaşık 250 yıl Anadolu'yu Pers Satrapları yönetirler.

MÖ. 281 yılında Kyroupedion'da ( Manisa önünde ismini II. Kyros'tan alan Harmandalı civarı olduğu düşünülen ova) yapılan savaşta Lysimakhos ile Seleukos savaşmışlar, Lysimakhos ( İskender'in komutanlarından Perdikkas Ön asya'nın hakimi iken, Seleukos tarafından öldürülünce Helespontos Phyrigiası hakimi Lysimakhos Liydia bölgesinin de hakimi olmuştu.) bu savaşta yenilerek öldürülmüş ve Seleukos bölgeye hakim olmuştur.Seleukos ordusunda çok sayıda fil ve süvariler bulunuyordu, Lysimakhos'un üstün piyade gücü onun için yeterli olmamıştır.Savaşta Lysimakhos'a isyan ederek, Seleukos yanında çarpışan Philetairos'a Bergama'nın yönetimi verilmiştir.Bu savaştan 6 ay sonra Seleukos ölmüş yerine oğlu I. Antiokhos geçmişti.

MÖ. 262 yılında Bergama Krallığının bağımsızlığını kabul etmeyen I. Antiokhos komutasındaki Seleukoslar'a karşı Sardes'te yapılan meydan savaşında Ege bölgesindeki Beyliklerin desteğini alan Pergamon Kralı Kurucu kral Philetairos'un yeğeni I. Eumenes savaşta galip gelerek Seleukoslara karşı Bergama Krallığı  Bağımsızlığını kazanır.Lidya ve Aiolia'nın bir bölümünü ele geçirir.

MÖ 190 Yılında Roma Senatosunun daha önce karar aldığı ''Province Asia'' gereğince Rodos Kralı ile  Pergamon kralı II. Eumenes'in dahli ile Bölgenin hakimi olan Kral  III. Anthiokhos liderliğinde Sellukoslarla ; bugünkü Harmandalı bölgesinde Manisa önlerindeki savaşta galip gelen Kartaca Savaşı galibi Scipio Africanus ve kardeşi komutasındaki Roma Ordusu savaştı.Bergama ,Pontos , Galat, Rodos kuvvetlerinin desteği ile savaşta galip gelen Roma İmparatorluğuna Anadolu kapılarını açtı.Bu tarihten itibaren Anadolu siyaseten Roma Egemenliğine girmeye başladı.

MÖ 133 - 126 arasında III. Eumenes ismiyle Bergama Kralı iddiasındaki Aristonikos'un Roma İmparatorluk Ordusuna defalarca yenilgi yaşattığı, sonunda Stratoneika (Siledik/ Kırkağaç) da yenilerek Batı Anadoludan başlayarak bütün Anadolunun Roma Hakimiyetine girişi tescillenmiş oldu.Bu mücadele de Manisa çevresinde gerçekleşti.

MÖ Birinci yüzyıl ortalarında VI. Mithridates ayaklanmasında, olayların merkezi yine Manisa idi.Roma Emperyalizmine son Anadolu direnişi denilebilecek bu mücadele sonucu Roma hızla Anadolu krallıklarına son vererek eyaletlerini genişleterek Anadolunun tek hakimi haline geldi.

Bölge Bizans döneminde 12. yy 'da Merkezi Manisa olan Khliara (Kırkağaç), Pergamon ve Atramytion ( Edremit ) üçgenindeki kent ve çevre köyleri içine alan Neokastra Thema'sı oluşturulmuştu. 1202 yılında IV. Haçlı seferinde, Konstantinopol Latinlerin eline geçince dağılma tehlikesi yaşan Bizans yeniden devamı için , üç ayrı Devlet halinde  organize oldu ( İznik, Epir ve Trabzon Rum ). I. Theodoros Laskaris İznik Devletinin başında 1222 ye kadar hüküm sürerken ; Neokastra Theması'nın dinamik konumundan istifade etmek için Nif ve Manisa'yı yönetim merkezi olarak kullandı. Güvenli geo-stratejisi nedeniyle hem donanma üssü (Çamaltı , Foça) olarak hem darphanesi ile hazine merkezi olarak Endrefil Kalesi ( Manisa Kalesi) üssünden İmparatorluğu yönetmeye devam etti. 1222-1254 yıllarında yerine geçen oğlu  III.Ioannes Vatatzes ,Manisa kentinden İmparatorluğu yönetmeye devam etti.1261 yılında Latin İşgal devleti son bulunca, İmparatorluk yeniden İstanbul'a taşındı. VIII. Mihail dönemi Neokastra Theması etkinliğinin kaybolduğu bir dönemdir, Tüm Batı Anadolu'daki Themalar aynı akibeti yaşamışlardır.1282 yılında VIII. Mikhail öldüğünde Batı Anadolu'da Türk Beylik kuruluşları ve Türkleşme neredeyse tamamlanmıştı.1290 yılından itibaren Manisa ve çevresinde Kara ve Deniz ( Donanma) varlığı ile kendini gösteren Saruhan Bey, Lidya Beyi olarak 1313 yılında da Laskaris İlini ( Manisa'yı) fethederek Beyliğinin Başkentini Adala'dan Manisa'ya taşımıştır.

I. Çelebi Mehmet döneminin, Osmanlının yeniden Devletleşmesinde önemli bir eşik olan Şeyh Bedrettin ayaklanmasının düğümü Manisa'da çözülmüştür.Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa ayaklanmalarının ana üssü olan Saruhan Sancağı  İsyancılarla mücadelenin önemli bir bölgesi olmuş, Torlak Kemal Saruhan'da, Börklüce Mustafa Ayasuluğ'da asılmışlardır. Çelebi Mehmet ağabeyi Musa Çelebi'nin Edirne Sultanlığına son verdikten,son Saruhan Beyi Hızırşah'ı Alaca hamamında boğdurup Saruhan Beyliğine son verdikten , Şeyh Bedrettin'in Serez'de idamından sonra, Osmanlı Devletinin yeniden Rüştünü ıspat ederek, fetret devrini sona erdirerek Bursa'dan yönetimine devam etmiştir.

Yıldırım Bayezid ile birlikte Saruhan Sancağı ; Devleti yönetecek Sultan adayı şehzadelerin askerlik, siyaset ve Bilim öğrenip, Devlet Yönetme stajı gördükleri bir yer olmuştur.Manisa ve Balıkesir'in birleştirilerek Saruhan Sancağı yapılması ile Yıldırımın oğlu Ertuğrul Saruhan'ın ilk sancak beyidir. II.Murad tarafından yaptırılan Saray-ı Amire; III. Mehmet'e kadar Padişahların ikametgahı, Sancak Beylik Merkezi, Eğitim ve Staj Merkezleri olarak Manisa 'da önemli bir misyon üstlenmiştir.

Kayıtlara geçmiş Manisa Beyleri, Kralları;

Eski Hitit çağında Arzawa Ülkesinden Luwiya  olarak bahsedilir.Yeri tarih akışına göre değişkenlik gösterse de Kaikos ( Bakırçay) vadisi ile kuzeyden başlayıp, Hermos ( Gediz) vadisi, Maendros ( Büyük Menderes) vadisine kadar uzanan, aradaki Küçük Menderes vadisini de içine alan başkenti Apassa (Ephesos-Selçuk)) olarak kabul gören , yönetim aktivitesinin Manisa civarında olduğu düşünülen bir bölgeyi anlatmaktadır bize.MÖ. 1650 yılında Labarna zamanında eski bir metinde Arzawiya olarak geçer. Arzawa'lı katipler Akad çivi yazısını öğrenmişler ve yazışmaları, antlaşma metinlerini Hititçe olarak kayda almışlardır. Araştırmalar sonunda Arzawa bölgelerinde birgün bu yazılı metinlerin Luwi dilinde, Arzawaca çevirileri bulunabilir.

MÖ.1445 ( yaklaşık olarak ) yıllarında Hitit Kralı II. Tuthaliya döneminde Seha Irmağı Ülkesi Beyi Madduwatta, Beyliğin Başkenti;Maddunassa ( Kalıntıları olması gerekir, Gölmarmara civarında olduğu nu iddia eden bazı tarihçiler henüz bu kentin kalıntılarına ulaşılamadığını da söylemektedirler).

Madduwatta daha sonra II. Tuthaliya'nın desteği ile Tüm Arzawa Konfederasyonu'nun da Beyliğini yapmıştır. Halkı ; göçebe,yörük büyük bir topluluktu, kendisi etkin, zengin ve sevilen bir Bey idi.Güçlü bir donanma da kurdu, Alasiya ( Kıbrıs ) dahil Lukka, Hapalla ve Pitassa'ya kadar Tüm batı Anadolu'yu ele geçirdi.

MÖ.1400 yıllarında Tarhunnaradu Seha Irmağı ülkesinde Bey'dir. Mısır Kralı III. Amonophis'e mektup yazarak kendi kızıyla evlenmesini teklif etmiş, Hitit Devletinin yıkılmak üzere olduğunu, Kaskaların saldırısı altında olduğunu ihbar etmiş, işbirliği teklif etmişti. III. Anenophis bu mektubu ve cevabını Hitit başkenti Hattuşaş'a da göndermiş, Tarhunnaradu'dan ise Kaskalılardan daha detaylı haber vermesini istemiş ve kızını gelin olarak kabul ettiğini ve nasıl bir gelin hazırlık töreni yapmaları gerektiğini ayrıntılı anlatmıştı.Tarhunnaradu ve Seha Irmağı Ülkesi Hititlere başkaldırdı, Büyük kral II. Tuthaliya,  Harana dağında süren savaşta 500 arabalı savaşcı ile bir miktar yaya askeri esir alarak üstün gelince Arzawa'ya sığındılar, Tarhunnaradu ve çocukları, ailesi esir edilerek Hattuşaya götürüldü. Tabletteki çözüme göre ''(...)Tabarna büyük Kral (II. Tuthaliya) o ülkeye gitmedi. M(uwaUR.MA???)'ın ahvadını seha ırmağı ülkesine kral yaptım ve kendisine ... savaş arabası verdim'' ( Prof.Dr. Ahmet Ünal -Hititler Devrinde Anadolu 2. Kitap s:19)

MÖ.1370-1340 tarihleri I. Suppililuma devrinde Anzappahhuda, Alantalli, Zapalli isimlerinden biri komutasındaki Arzawa kuvvetleri, Himuili komutasındaki Hitit ordusunu yenerler.Arzawa halkı  Mawirissa kenti ( Coğrafi konumu bilinmiyor.) kuşatılınca buradan çıkarak Tiwatassa Dağına saklanmışlardı. I. Suppiluliuma Arzawa seferine çıkar, Seha Irmağı Ülkesinden geçer, Bey Muwavalma 'nın oğlu Manappatarhunda henüz reşit değilken sürgüne gönderilmiştir bundan Galduas  ( Uratarhunda; Seha Irmağı Ülkesi Kralı Muwaurmah( Muwavalma)'ın üç oğlundan biri ; halk tarafından kovulmuştur) isimli kişiyi sorumlu tutar. (Prof. Dr. Ahmet Ünal -A.g.e)

MÖ.1339-1310 yılları II. Murşili döneminde Seha Irmağı Ülkesinde Manappatarhunda Bey olarak bulunuyordu.Arzawa Konfederasyonunun Kralı ise Uhhaziti idi.Uhhaziti Arzawa Krallığı sınırlarını tekrar Orta Anadolu'ya kadar genişletti.Uhhaziti 'den sonra Krallığın başına oğlu Piyamakurunta (Piyamainara ) geçti. Seha Irmağı Ülkesi Manappatarhunda  liderliğinde Uhhaziti yanında Hititlere karşı savaştı. II. Murşili'nin babası I. Suppililuma zamanında kardeşlerinin zorlamasıyla Mira'dan kaçan Bey Mashuiluwa, Suppililuma'nın kızı Muwatti ile evlendirilir ve II. Mursili tarafından Mira-Kuwaliya Ülkesine Bey olarak tayin edilir. ( Prof. Dr. Ahmet Ünal A.g.e)

MÖ: 1310-1285 II. Muvatalli döneminde Seha Irmağı Ülkesi Kralı ( II. Muwatalli döneminden itibaren Hitit kaynaklarında Seha Irmağı Ülkesi Beyleri, Kral olarak anılmışlardır.) Masturi'dir. Masturi, II. Muwatalli'nin kız kardeşi Matanazzi ile evlenmiştir. Matanazzi daha önce Manappatarhunda ile evli idi. Masturi, IV. Tuthaliya devrine kadar yaşamıştır.( Prof. Dr. Ahmet Ünal A.g.e)

MÖ. 1250-1225 IV. Tuthaliya döneminde Mira Beyliği ( Küçük Menderes Vadisi ve Smyrna kenti) ile Seha Irmağı Ülkesi arasında sınırı Maddunassa kenti tarafındaki müstahkem mevki oluşturmaktadır ( Acaba bu müstahkem mevki; Manisa ovasına hakim konumuyla, Smyrna ile Manisa arasında fazla dikkat çekmeden orduların hareket edebileceği yegane elverişli geçit üzerindeki, Sosandra Manastırı olarak bilinen Yoğurtçu Kalesi olabilir mi?  ŞT.). Spilos Dağı uzantısı Amanara Dağı ( Yamanlar) üzerinde Tantalos'un buyruğu ile kurulduğu belirtilmektedir. Maddunassa yakınında ise, yeri aranan Maddunassa nerededir ?, diğer tarafı Wiyanawanda kenti askeri tesisleridir ( Bu kent de, yeri kesin olarak bilinmeyen ama tarife göre Sardeis ile eşlenebilecek bir pozisyonda görünüyor. Çünkü Tmolos dağlarının arkası Mira - Kuwaliya Ülkesidir  ŞT.).Gediz ve Küçük Menderes Vadisi arasında, Tmolos dağlarının ( Bozdağlar) eteğindeki Mira Ülkesinin ( Karabel geçidi ; Seha Irmağı Ülkesi ile sınır teşkil eder ) Kralı Tarkasnawa, Alantalli'nin oğludur.Allantalli de bir olasılık Kupantakurunta'nın oğlu olabilir.( Prof. Dr. Ahmet Ünal A.g.e)

II. Mursili'nin 23. saltanat yılında ; Mira Beyi Mashuiluwa'nın  , Masa Beyi (Hellepontos ile Kaikos arası Mysia Bölgesi) ve Ahhiyawa Beyi ( Karia ve Milet bölgesi) ile birlikte Hititlere isyan hareketini bastırıp, Mashuiluwa'nın Hattuşa'da idam edilmesinin üzerinden, yaklaşık 150 yıl geçtikten sonra ,Masa Ülkesi yani Mysia'lılar Hitit Büyük Krallığının aniden tarih sahnesinden silinmesi sonrasında Maionia kentini merkez alarak  Bakırçay ve Gediz havzasını kapsayan bir bölgede mevcudiyetlerini sürdürdükleri  anlaşılmaktadır.Hititler yerine Egemen büyük krallık olarak Fyrig'lerin dönemi başlamıştı. Ege Bölgesi Luwi dili türevlerini konuşan Beyliklerin yeniden hayat bulduğu bir döneme girmişti. Manisa Bölgesi bu dönemde Fyrigya ( Küçük Fyrigya) olarak da anılarak Maionia Ülkesi, Kent olarak da Magnesia olarak adlandırılmıştır.

MÖ. 800 yıllarından itibaren Lydia Beyleri, başlangıçta Mysia hanedanlarından krallar olmak üzere hüküm sürmeye başlamışlar ; Bu krallar Maionia Beyleri olarak anılmışlar,Lydia'nın yüksek medeniyet devirlerinde Lidya Krallığı olarak adlandırılmışlardır.

 

 

Bu yazı toplam 507 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA