• İstanbul25 °C
  • İzmir26 °C
  • Ankara20 °C
  • Manisa24 °C
  • Adana25 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Manisa Sokakları

19 Ocak 2016 Salı 14:37

-“Nasıl geçiyor Manisa’daki günlerin? “ sorusuna epey maruz kaldığım günlerdeyim. Bu yüzden belki bu yazımın, onlara cevap olabilecek türden toptan bir cevap niteliği taşıdığını düşünüyorum.

Bir kere beni epey geçmişe götüren duygular yaşattığını söyleyebilirim Manisa’nın. Osmanlı sultanlarına yaptığı ev sahipliğinin ve onlara ait izleri sürmüş olmanın keyfi ile heyecanı dışında, çocukluğumda kaldığını sandığım birçok tat ve görüntülerle de beni buluşturduğunu söyleyebilirim.

Çocukluk günlerimin geçtiği İzmir sokaklarında çokça rastlardım Manav Dükkânlarına. İnsanların ayakta olduğu her vakit müşterilerinin sebze ve meyve ihtiyaçlarını karşılayan, en az bir bakkal kadar gerekli alışveriş mekânlarıydı manavlar. Gösterişleriyle, insanın ihtiyacı olmasa bile, önünden geçerken durup en azından bir seyretmek istediğiniz, seyrederken de

– hadi şuradan bir yarım kilo da alıvereyim !- dediğiniz, size doğal tat ve renkleri her an tazeliği ile sunan, hayat paydaşlarıydılar. Sonra; bakkal kılığında adına market denen mekânlar çıktı ve önceleri sebze ve meyve satmıyor görünüp, sonra da açgözlü oluşlarından dolayı onları da satmaya başlayan, bu ‘sokakdaşları ‘ tarafından yok edildiler birer birer.

Onlar artık yoklar birçok şehirde. Tıpkı Osmanlı Şehzadeleri gibi terk ettiler buraları diye düşünenlere, yaklaşık her sokakta, ışıl ışıl görüntüleri ile Manisa Manavları cevap oluyor. Tarihin zaman tüneli programının, manavları anlatan kısmının düğmesi burada adeta basılı kalmış! Yanı başlarındaki marketlere inat, sürdürmekteler hayatlarını. Sizi üretilmiş yapay renklere ve tatlara çağıranlara nazire yaparcasına doğal renk ve tatlara çağırmaktalar.

Akşamın geç vakitlerinde sokaklarda manavların renkli görüntülerinin yanında, bir de kapalı da olsalar, dükkânlardan dışarı yayılan kuş seslerini duyuyorsunuz çok yerde. Manisalılar’ ın kuş sevgileri fazla! Birçokları iş yerlerinin önemli bir bölümlerini, sevdikleri ve gözlerinden sakındıkları kuşlara ayırmışlar. Gözlerinizi manavların büyülediği anda, kulaklarınızın pası da kuş sesleri ile siliniyor Manisa Sokaklarında.

Manisa’da halen herhangi bir oyun oynanmayan çay ocağı, kahvehane, kıraathane görebilmiş olmanız da ayrı bir zevk. Çarşı içinde, bolca o bildiğimiz eski hasır tabureli, açık hava çay ocaklarında derin sohbetlere girişildiğine tanık oluyoruz. Oyun oynanabilir diye düşündüğünüz birçok kahvehanelerde ise, oyun gereçlerinin olmadığını gözlemliyorsunuz.

Muhabbet ile yaşamış bir ecdadın çocuklarının muhabbeti halen sürüyor buralarda.

Tarihçi İlber Ortaylı; matbaanın ülkemize geç giriş sebebini, biraz da insanımızın yazmayı talep etmeyen, konuşmayı seven bir toplum olduğumuz ile ilişkilendiriyordu. İnsanları tanıştıran, kaynaştıran, zenginleştiren; muhabbet olup derinleştiren sohbet meclislerinin hemen yanı başında olmak da, ayrı bir güzellik. Çoğu kez ilişip yanlarına misafir olabiliyorsunuz.

Gurbet, ille de akşamı sever. Bu yüzden çıkıp el ayak çekildiğinde, teneffüs edebilmelisiniz gurbeti! İliklerinize dek yalnızlığınızı yaşamalı ve kaldırımların perspektifinden süzebilmelisiniz hayatı. Günü kapatmaya çalışan insanların yüzlerindeki, o yorgun ve biraz da öğrenmiş olmanın izleri ile karşılaşabilmeli, oyalamamalısınız onları. Mesaiye yeni çıkmış olan sokak köpeklerinin diriliklerinden de korkmuyorsunuz ama en çok bu vakitlerde, evine dönen bir kadın ile karşılaştığınızda üzülüyorsunuz! Evindeki eksikliğini düşünüyorsunuz, dışarıda bulunma zorunluluğunu düşünüyor ve yutkunuyorsunuz.

Yere göğe sığdıramadığımız, ama şimdi sıcak bir yuvaya, sıcak bir ilgiye muhtaç bırakılan kadınlar!

Ben zaten sokaktayım, gurbetteyim, hasretteyim de; size ne oldu da buralardasınız?

Tam bu hüzünle dönerken köşeyi, tarihin derinliklerinden gelen bir sesin ılık teması ile irkildim. Yaklaştı, yaklaştı ve gelip yanımda durdu; durdurdum onu.

BoooooooZaaaaaaaaaa…..

Üç tekerlekli bir araba ve arabayı iterken çıkardığı sesten dolayı tanıyorduk onu. Atmış yaşlarında, başında takkesi ile etraftaki insanların aksine, mesaisine yeni başladığından olsa gerek, diriydi. Göçmen sandıydım; Gölmarmara’ lıymış meğer!

Bu dünyada göçmen olmayan da var mıymış?

Göçmenlere has bir sıcakkanlılıkla hemen samimi olduk. Telefonunu çaldırmamı istedi numarasını söyleyerek. Tuşladım dediği rakamları ve telefonunun müziğini dinletti.”Alişimin kaşları kare” isimli Rumeli türküsü çaldı. Okuyan sanatçının Kadriye Latifova olduğunu söylemem üzerine de, gözleri doldu ve elimi tuttu. Yıllar önce Sofya radyosundan dinlediğini söyledi. Oraların her türküsü ve bu kadının her okuması götürürmüş onu oralara. “Oralara hiç gitmedim ama bir yanım, bir yerim hep oralarda!” deyip dalınca bir hüzün deryasına bırakıp peşine de gitmedim. Bozayı sordum ona. Anlattı ve her usta gibi o da kendini biraz olsun övdü. ‘Çakma Bozacılar’ dan bahsetti. İçine tatlandırıcı katılan bozalar bile yapıldığını, yeni neslin bozayı maalesef hiç tanımadığını, hatta eskilerin bile artık eskisi gibi iştahlı boza tüketmediklerini belirtti.

Az önce çok uzaklardan kulak verip, yavaş yavaş yanıma yaklaşan sesin; yavaş yavaş uzaklaşmasına da kulak vererek yürümeye devam ettim. İçim ama bozadan ama muhabbetten mi ne sımsıcaktı ve takvimler ocak ayını gösteriyordu Manisa Sokaklarında.

Belli bir talep var ki, hemen her dükkânın, bakkalın, marketin, pastanenin önünde bir şambali tepsisi. Diğer komşu illerde yok mesela bu kadar yaygın şambali görüntüsü. Şehir; küçük de olsa, kendi farkındalığını hiçbir zorlama veya dayatma olmadan da ortaya koyabiliyor diye düşünürken, belediyenin yapmış olduğu bir güzel hizmeti de buradan aktarmak istiyorum. Şehrin bütün tarihi camileri o kadar güzel bir şekilde ışıklandırılmış ki; adeta gündüz o yoğunlukta fark edemediğiniz bütün ayrıntıları, gecenin o dinginliğinde karşınıza dikiliveriyor. Hani o milletin parasını vergi diye toplayıp, ne idüğü belli olmayan yerlere saçıp savuran belediyeler yanında bir farkındalık meydana getirerek şehrin akşamlarına damgasını vuran ve camileri ışıl ışıl yapanları takdir etmeden de geçmek olmuyor!

Tarih ve geleneğin renkleriyle, renkleri bulandırma uğraşındaki çağdaş istilaya karşı halen ayakta kalma mücadelesini sürdüren Manisa sokaklarından selam olsun hürmetli okuyucuya.

Erdal ÇİL

Bu yazı toplam 1200 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa'daki 'pis kokuların' Alaşehir kaynağında Seks Skandalı çıktı
  • Zerrin Özer, hastane çıkışı görüntülendi
  • Özel sektörün yurt dışı kredi borcu azaldı
  • İmamoğlu TRT' de...
  • ABD'nin Türkiye'ye uygulayacağı olası S-400 yaptırımlarının detayları belli oldu
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA