• İstanbul12 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara6 °C
  • Manisa12 °C
  • Adana12 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mal bulmuş mağribiler

28 Ağustos 2016 Pazar 14:49
Evet; maalesef dostu kalmamıştı. Aldata aldata, kandıra kandıra sonunda kendi de aldatılmış, kendi de kandırılmış, ortada bırakılmıştı.
 
Onu, o sefil darbeyi; daha doğrusu henüz darbe bile olmadan kalkışma aşamasında onu derdest eden milletin, mahşeri vicdanına bırakalım ve acaba 15 Temmuz’ da kazananların maksatları hâsıl oluyor mu bu süreçte onu sorgulayalım.
 
15 Temmuz’un galibinde mutabık kalalım önce.
Millet!
Halk, cemiyet, toplum, adına ne derseniz deyin yıllardır bu ülkede konuşma hakkı, kendini ifade etme hakkı, eğitim hakkı, inanç hakkı, yaşamak hakkı elinden sinsi bir sürü planlarla hatta kimi zaman zorbalıkla elinden alınanların zaferiydi 15 Temmuz.
 
Tercihinin, inancının arkasında durdu ve her türlü vesayete, entrikaya bir kez daha: “Yeter, söz milletin” dedi.
 
Tek parti dayatmasına karşı 1950 de, 1960 ihtilaline karşı hemen 1961 seçimlerinde ve 1980 darbesine karşı da merhum Özal’a verdiği destek ile de koymuştu tavrını bu millet ama sonrasında yine darbelerde yenilenler usta manevralarını sergileyip pişkin tavırlarıyla her mağlubiyetlerinden adeta zaferler çıkarmaya devam etmişlerdir.
 
Nasıl ki Osmanlıyı ayakta tutan Asım’ın Ruhunun kendi öz vatanında üretilen bir Haluk Nesli’ne ezdirildiği gibi.
 
15 Temmuz’ un bir ilk, bir milat olmasını bu yüzden önemsiyoruz.
Aynı yerden sokulmaya bir daha hiç niyeti yok bu milletin.
15 Temmuz’ u zafer gecesi yapan ruh Asım’ ın ruhudur!
 
Ruhlarında emperyalizmin döllerini taşıyanlar, gözlerini başka coğrafyalardaki efendilerine dikerek yaşayanlar hep pusudaydılar ama millet ve Asımın Ruhu meydanlarda, tanklar üstünde, namlular önündeydi.
 
İktidar değişmedi o gece. Gönüllerden başka bir yerler de fethedilmedi. Millet gereğini yaptı sıra şimdi o milletin sahip çıktığı ve yine o gece gazilik beratını bir kez daha perçinleyen gazi meclisin vekillerinde.
 
Dün pusuda bekleyenler, yüz yıldır her türlü desise ile koparamadıkları öz değerlerinden bu milleti koparmak isteyenler mal bulmuş mağribi gibi şimdi yine sıvadılar kollarını ve bıraktılar muhalif görünmeyi ve başkumandan dan ehl-i sünnetin kellesini istemekteler!
 
Teşhisi de koyuvermişler uyanıklar: “Bugün FETÖ, yarın başka bir ÇETÖ olmamalıymış!”
Bu yüzden kışladan da, hukuktan da, camiden de din çıkmalıymış!
Meğer 15 Temmuz’a ülkeyi bu din anlayışı getirmiş!
Hani derler ya: dahleden dinimize bari müselman olsa!
 
Gerçi onlar yeni söylemiyorlar bunu. Onlara göre Türk’ün geri kalmasının tek nedeni İslam.
Hatta coğrafyada başımıza gelenlerin tek sorumlusu da Müslüman olmamız. 
 
Biraz bırakıversek ya da esnetip, batılı normlara falan büründürsek, mesela dinler arası diyaloglarla falan biraz daha bulandırsak, ismimizi, cismimizi İslam’dan biraz olsun arındırsak. 
 
Hep bunun derdinde olanlar için elbette 15 Temmuz’ un sonrası da çok önemli.
 
Ehl-i Sünnet de bilmezlerki Ulu’l Emr vardır ve Müslüman ola ki şeyhi ile ya da hocası ile ülkesini yöneten arasında tercihe zorlansa Ulu’l Emr makamındaki yöneticisine tabii olur. Dahilde kılıç çekmez, fitne çıkarmaz, kan dökmez! 
 
Dinin aşk pınarlarıdır ehl-i sünnet alimleri, evliyaları. Onlarla bu topraklar şüheda yurdu olmuş, onlarla İslam asırlarca diri kalabilmiştir. Ortaasyadan Avrupa’nın ortalarına hatta dünyanın her bir bölgesine asırlardır aşk ikliminin esintilerini o erler, o Horasan Erleri taşımışlar, onları yok ettiğini sananlar, yerlerine FETÖ havarileri gibi çakma erler koymaya çalışsalar da ipleri 15 Temmuz’da pazara dökülmüştür.
 
Onlar bizim can damarlarımız, ecdadımız, atamız, atimiz!
Bu yüzden Arif Nihat Asya’nın dediği gibi: “ Yoksa şu yaprakta Yavuz, yoksa şu sayfada Oğuz, Bizde yoğuz, Biz de yoğuz”
 
Mal bulmuş mağribileri yazmaya devam edeceğim. Sunilikten hoşlanmadığımı bilenler bilir. Öyle yapay dostluklara, seromonilere falan da karnım tok! Sevmesin varsın beni herkes; beni kardeş bilenlerin kardeşliği ve Allah şüphesiz bana yeter!  
 
Sözü 17 yüzyıl Şeyhülislamlarından Mehmet Bahai Efendi’nin dizeleriyle bitirelim.
“Gerçi kim nefse uyup itmedeyüz sehv ü hata 
 Bilürüz cürmümüzi itmeyiz inkâr asla 
 Gam değil aybımızı söylese dâim âda 
 Kâilüz hak söze biz gerçi Bahaî amma 
 Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa 
 Dahleden dinimize bari müselman olsa”
     
Bu yazı toplam 1020 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA