• İstanbul29 °C
  • İzmir36 °C
  • Ankara32 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana34 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lice Bir Vatan Parçası, Bayrak Namusumuzdur

11 Haziran 2014 Çarşamba 14:36

Demokrasi dengeler ve hoşgörü sistemidir. Ancak Türkiye'nin içinde bulunduğumuz süreçteki en büyük tehlikelerinin başında kutuplaşma geliyor. İnsanlar birbirlerini tahammül edemez hale gelmiş, en ufak dalgalanmada şu'cu, bu'cu yakıştırmalarına girerek deli gömleklerini maalesef çok çabuk üzerilerine giymektedirler. Asıl tehlike işte bu noktada başlıyor. İş işten geçmeden ve büyük tehlikelerde daha derin çıkmazlara, ayrılıklara girilmeden herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmektedir. Bu nedenle Ülkemizde siyasi tartışmalarla başlayan kutuplaşma, bazen siyasetin ötesine geçebilmekte, kimliklere, inançlara, hassasiyetlere dokunan bir nitelik kazanabilmektedir. Böyle bir kutuplaşma elbette milletimizin sosyal insicamını bozma tehlikesi taşıyor. Her meseleye, her tartışmaya, "siyah-beyaz", "doğru-yanlış", "haklı-haksız", "bizden-onlardan", "dost-düşman" zaviyesinden bakamayız. Ayrışmadan, kutuplaşmadan kurtararak toparlayıcı, birleştirici olma açısından hepimize önemli sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Topyekun millet olarak böylesi bir sorumluluğu yerine getirmek için duygusallıktan uzak, akılcı politikalarla hareket etmeliyiz. Geçmişin deneyimlerinden ders çıkararak ülke sorunlarına çözümler üretmeli ve farklılıklarımız zenginliğimizdir sözünü kendimize şiar edinerek hep birlikte Türkiye'nin aydınlık yarınlarını inşa etmeliyiz diye düşünüyorum ama demokrasi her istediğini yapma, devletin ve vatandaşın malına zarar verme uğruna eylemde bulunma hakkı değildir.

Kandan rant devşiren, egemen güçlerin taşeronluğuna soyunan terör örgütü elemanları ay yıldızlı Türk bayrağımızı direkten indirme cüretinde bulunuyor ve bu hadise 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığında gerçekleşiyor. Herkesin bu hadiseden sonra kendine gelip silkelenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir gazeteci olarak hükümetin demokrasi, yatırımlar ve özgürlükler alanında yapmış olduğu bazı uygulamaları her zaman desteklemişimdir ancak buna çözüm süreci dahil değildi. Böyle bir sürecin olması evet gerekliydi ama uygulanan yöntemi baştan itibaren tasvip etmediğimi ifade etmek istiyorum. Çünkü olayın ilk başladığı günden bu yana terör örgütü ile bu şekilde görüşülmemesi gerektiğini belirterek, İnşallah yanılırım şeklinde başlayıp çözüm sürecinin başarıya ulaşmayacağı tezimi her zaman söylemişimdir. Çünkü terör örgütünün amacı Kürt kökenli vatandaşlarımızın haklarını korumak değil ülkeyi kaosa sokmak, Türkiye’nin ilerleme sürecine darbe indirmektir. Bundaki en büyük desteği de egemen emperyalist devletlerden almaktadır.

Her şeyden önce Lice bir vatan parçasıdır, Türk milletinin toprağıdır. Kanım çekilerek izliyorum televizyonlardan... İpten kazıktan kurtulmuş bir kalabalık. Bir kışlanın dikenli tellerini aşıp, Türk bayrağını indiriyorlar, ayaklar altına alınıyor bayrağımız. Halk değil onlar, hiç bir halk bayrağına saldırmaz çünkü. Nöbetçi kulübeleri taş yağmuru altında... Nöbetçiler ya yerinde değil, ya da sadece izlemekle yetiniyorlar. 

Oysa o bayrağa saldıranın kim olduğu önemli değil. Yaşı, başı, saçı, teni, uyruğu, milleti... Bunların hiçbir önemi yok. Çünkü bunların hepsinin üstündedir o bayrak. Hangi el uzanırsa uzansın, koparılıp atılır. Atılır ki, o bayrak bir milletin çocuklarının, kadınlarının, hudut boylarında düşen gençlerinin ve bundan sonra bin yıllar boyu düşecek gençlerinin sembolüdür. O el koparılıp atılır ki, huzurla yaşayabilsin o millet.

Aklıma çalınıyor, unutmamışım. Tarih 8 Ağustos 1996. Yer, Kıbrıs. Bir grup Rum, Türk sınırını aşmaya çalışıyor. Adı, Tasos İsaak... Tam o sınırı geçerken vuruluyor. Bundan 6 gün sonra bu kez Magosa sınır kapısında Solomos Solomu... Adı bu... Türk bayrağını indirmek için tırmanmaya çalıştığı bayrak direğinden kanlar içinde aşağı yuvarlanıyor... Bir Türk askeri... Unutmamış neden asker olduğunu... Ve herkese hatırlatıyor.

Çünkü bayraktır o. Namustur. Vatandır. Uğrunda ölünecek ne varsa sembolüdür hepsinin. Uzanan eli kırmak için yemin eder Türk askeri. Bu yüzden askerdir, bu yüzden vardır. O üniforma, o silah, o rütbeler, günde üç öğün karavana, o marşlar bu yüzdendir. Bu yüzden önünde selam dururuz askerimizin. Öldüğünde o bayrağa sarılmasının nedeni budur. Çünkü aynı bayrak üzerine el koyarak yemin etmiştir, onu canı pahasına koruyacağına... Canının pahasıdır o tabutuna sarılan... Bu yaşanan hadisede ne asker askerliğini ortaya koymuş ne de bu yaşanan hadiseden önceki yaklaşık 20 günlük süreç içerisinde yol kesen terör örgütüne karşı devlet kararlı duruşunu ve otoritesini tam olarak yerine getirebilmiştir. Bu nedenle bu yaşanan utanç verici olayda herkes önüne bakmalı ve hadiseden ders çıkarmalıdır. 

Tüm bu hadiselerin yaşandığı süreçte belki dikkatinizi çekmiştir. Bu Lice’de meydana gelenler ne tuhaftır ki Türkiye’nin çok önemli yatırımlarını gerçekleştirdiği sırada cereyan etmiştir. Daha dün 3. Havalimanı için büyük hamleler gerçekleşirken, ilk yerli tankımız Altay görücüye çıkmışken yaşanmıştır. Amaç bu örneklerden dahi kendini göstermektedir. Birileri kalkıp bu büyük hamleleri sekteye uğratma görevini eli kanlı terör örgütüne vermiş bu senaryonun uşakları da efendilerinin sözünü yerine getirmek üzere eylemlere başlamışlardır. Ama her zaman ki gibi bu çabaları yine kursaklarında kalacak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendisine yakışır şekilde bunlara en güzel cevabı verecektir. Ama bu aman süreç bozulmasın edasıyla değil ulusal ve milli birliğine, egemenliğine sahip çıkarak, taviz vermeyerek başarılır. Saygılarımla...

Bu yazı toplam 2159 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA