• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara30 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana33 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kirli Oyunlara Dur Demeliyiz

29 Temmuz 2015 Çarşamba 20:12

Milli birlik, beraberlik ve benliğini kaybedenler milletler yok olmaya mahkumdur. Maalesef Haçlı zihniyeti ve intikam duygusuyla Türkiye’nin güçlü bir devlet olmasını hazmedemeyen bazı egemen güçlerin etkisiyle bu ülkede özellikle bir dönem birileri yıllarca saltanat sürmüş, millet egemenliği hiç sayılarak vesayet kurulmuştur. Başörtülü kız kardeşlerimiz Üniversite kapısından geri çevrilerek eğitim hakkına sırf inancından dolayı ambargo konmak istenmiştir. Başörtülü asker analarımız sırf inancından dolayı kışlaya alınmayarak gözyaşları içerisinde oğlunun yemin törenini izlemeye hapsedilmişler, hatta ve hatta kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim dahi bir dönem yasaklamaya maruz kalmış samanlıklarda Türk ve İslam ülküsüne inanmış vatandaşlarımız Kur’an-ı Kerim okumaya mahkum edilmişler, O dönemde Kur’an okurken yakalananlar ise kendilerini hapishanelerde bulmuşlardır. Ondan sonra da tüm bu yapılan uygulamalara demokrasi, insan hakkı, özgürlük denmiştir. Ama kime?

Türkiye özellikle son yıllarda eski darbeli yıllardan kurtulan, teknolojiyi, ilim, irfanı kabul eden, geleceğe güvenle bakan bir ülke profiline kavuşmuştur. Bu profil çerçevesinde nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilen, Atasına ve örf ve adetlerine bağlı. Osmanlıyı da, Cumhuriyeti de kabul eden bir millet ve lider vardır artık. Halkından aldığı güvenle millet tarafından seçilen tek Cumhurbaşkanı olan Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birbirinden değişik senaryolarla ayrıştırılmaya çalışılan milletiyle uzun yıllardır bu kadar birbirine yakın ve güven duymuştur. Devlet, milletiyle, millet te devletle barışmıştır. Devlet ve millet bütünleşmesinden ortaya çıkan büyük davanın adına da Milli birlik davası denilerek güçlü ülke Türkiye’nin temelleri atılmıştır. Bu dava artık söz milletin dediği bir davadır.

İşte böylesine kutsal davadan korkuyorlar. Dünyanın en büyük tehlikesi emperyalizmin uşakları ve egemen güçleri bu kutsal davanın büyüklüğünü baltalamak, Türkiye'nin güçlü olmasını istemiyor ki Gezi olaylarını, 17-25 Aralık olaylarını başımıza musallat ettiler. Ama bilmiyorlar ki Türkiye eski Türkiye değil. Kendi enerjimizi, kendi arabamızı, kendi uçağımızı, kendi tankımızı, kendi silahımızı kendimiz üreteceğiz artık. Tamamen yerli olacak öz kaynaklarımız, ürettikçe büyüyeceğiz, ürettikçe daha güçlü Türkiye olacağız. Çünkü kendi öz kaynaklarını üretmeyen devletler ve milletler esir yaşamaya mahkûmdurlar. Yazımda da daha önce de belirttiğim gibi birileri güçlü ülke Türkiye’den çekinmişler ve başımıza artık rayından çıkmış, iyice azıtmış terör belasını salmışlardır. Türkiye dış güçlerinde etkisiyle çok büyük bir terör saldırısıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Maalesef özellikle son iki haftadır devam eden terör olayları neticesinde çeşitli insanlık dışı katliam ve oyunlarla, tuzaklarla askerimiz, polisimiz şehit düşmüştür. 7 haziran 28 Temmuz'da neler oldu? 657 terör olayı gerçekleşti 11 güvenlik görevlimiz şehit edildi, 41 vatandaşımız hayatını kaybetti, 15 baraja saldırı düzenlendi, 20 araç yağmalanması, ve 335 araç yakılmasıyla karşı karşıya kaldık. 7 Temmuz'da Siirt'te polisimizin şehadetiyle işaretini vermeye başlamıştı. IŞİD (DEAŞ), PKK ve DHKPC eş zamanlı olarak Türkiye'yi hedef almıştır ve saldırılar başlamıştır.20 Temmuz'da Suruç'ta DEAŞ'ın saldırısıyla 32 vatandaşımız katledilmiştir. IŞİD diğer bir tabirle DEAŞ ne kadar kendini bir İslami Cihat Örgütü olarak göstermeye çalışsa da bir İslam ve Türkiye aynı zamanda insanlık dışı olduğunu kısa zamanda göstermiştir.  PKK ve DHKP-C yıllarca başta Almanya, Fransa gibi ülkelerden destek bulmuş be destek bulmanın şımarıklığıyla ülkemiz üzerinde kirli oyunları, sanaryoları kan akıtarak, insanlık dışı katliamalar yaparak yerine getirmeye çalışmıştır. Etnik istismar üzerinden faaliyet yürütmeyi sürdürmüştür.

Herşeyden önce bu kirli ve kandan rant devşiren örgütlenmelere ve onların siyasi uşaklığına soyunan şer odaklarına karşı her zamankinden daha dikkatli ve uyanık olmalıyız. Aramıza fitne sokmak isteyenler, şu veya bu etnik grubu harekete geçirerek türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara da bütün millet olarak el ele durmalı, Türk milletinin ve devletinin gücünü, birlik ve beraberliğini tüm Dünyaya yine aynı kararlılık ve mücadele ile ilan etmeyi sürdürmeliyiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, ordusunu ve milletini aciz ve zayıf görmek isteyenler bu insanlık dışı katliam ve saldırılardan sonra bir kez daha yanıldıklarını görmüşlerdir. Çünkü başta kararlı bir devlet ve hükümet, ardında da ona inanmış bir millet oldukça tüm kirli oyunlar ve senaryolara karşı koymak daha da başarılı sonuç vermiştir. Bu başarıyı da ister Türk ordusu ister Türk polisi bir kez daha sorumluluğunu ve görevini en iyi şekilde yaparak yerine getirmiştir. Saygılarımla…

 

 

Bu yazı toplam 818 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Kushner'in ekonomik kalkınma planına Suudiler Destek verdi!
  • Çobanları bekleyen tehlike: Avustralyalı Swagbot!
  • Rusya Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler restini çekti: 'Karşılık veririz!'
  • Koyunun kesik kulağı yasak aşk cinayetini çözdü!
  • Son dakika! Kara Harp Okulu davasında karar çıktı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA