• İstanbul24 °C
  • İzmir29 °C
  • Ankara17 °C
  • Manisa28 °C
  • Adana23 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kadir Keskin Hocamızla, Eğitim-İnsan-Yaşam üstüne röportajımız
26 Mart 2019 Salı 13:00

Kadir Keskin Hocamızla, Eğitim-İnsan-Yaşam üstüne röportajımız

Kadir Keskin Hocamız toplumumuzun eğitim-kültür açısından gelişmesinde büyük emeklere sahip biri, 76 yaşında bir eğitim gönüllüsü. Birçok seminerler verdi, makale ve kitap yayımladı.

Bugün ki konuğumuz Eğitimci-Yazar Kadir Keskin. Hocamız eğitim-kültür faaliyetlerinde büyük emeklere sahip, 76 yaşında bir eğitim gönüllüsü. Uzun yıllar eğitim camiasının içinde bulundu. Manisa Lisesi’ nde en uzun süre Müdürlük yapan kişilerdendir. Sayın Kadir Keskin yoksul öğrenciler için kurslar verdi ve MABEM gibi Belediyelerin açtığı bazı dershanelerde kurucu öğretmenlik yaptı; birçok makale ve kitap yayımladı.  

optimushaber.com imtitaz sahibi Osman Özbaş, Eğitim- İnsan- Yaşam üstüne Kadir Keskin ile konuştu.

Hocam, siz bir eğitim çınarı olarak bunca yılın tecrübelerinize dayanarak eğitimi nasıl tanımlarsınız?

Eğitim ile ilgili bir fıkra anlatayım; Çin’ de Hitan bölgesinden atıyla Şanghay’a giden biri yolda yorgun bir adamla karşılaşmış. Aynı yöne gittiklerinden yanına almış. Şanghay’ geldiklerinde artık inmesini istemiş ama adam inmez, ısrar edince de bu kez iftira atarak, ‘geliverin dostlar bu adam benim atımı alıyor,’ bağırmaya başlamış.

Halk çevresine toplanmış; olay Kadıya intikal etmiş. Kadı ‘bana bir nalbant çağırın,’ demiş; Nalbant incelemiş, ‘Hitan bölgesinden bunlar,’ demiş. Daha sonra Kadı saraç çağrılmasını istemiş. ‘Bak bakalım bu eğer hangi bölgenin?’

Saraççı da ‘Hitan’ demiş.

Kadı, ‘bana bir veteriner getirin,’ diye seslenmiş; ‘bak incele hangi bölgenin atı?’ O da Hitan demiş.

Bu olaydan çıkan sonuç, ‘herkeste akıl var ama bu aklın işe yaraması için eğitime ihtiyaç var.’

Nalbant, Saraççı, veteriner mesleklerinin eğitimin aldı. Eğitim aklı olan insanların, fikirlerinin işe yaramasını sağlar.

Bu bilgi tecrübî olmasının yanında kişiliğine de odaklanan karakter cevherini de açığa çıkarması lazım, değil mi?

Evet tabii... Ben seminerlerimde de bu konuları işliyorum; başarılı ve başarısız öğrencilerin tuttuğu yollar nelerdir, bunları inceledim. Gördüm ki eğitim yaşına gelen çocuklara gerek okul gerek aile tarafından hedef verilmesi lazım; hedefi olmadan hiçbir kimse hiçbir konuda başarılı olamaz. Ben sene sonunda başarılı ve başarısız öğrencileri çağırırdım; gördüm ki başarısız öğrencilerin en büyük eksikliği işte bu hedeflerin olmaması. Başarılı öğrencilere sordum, hedeflerini baştan koymuşlar; bir amaçları var. Çocuğun o seviyelerde kabiliyetlerini, ilgi alanlarını bilmek lazım; temeli olmadan bina inşa edemezsiniz.

Bu hedef, kararlılık anlamındaki bu amacı aile mi veriyor, okul mu daha baskın acaba?

Müşterek katkısı var; burada okul aile iletişini çok önemli. Yeri gelmişken bir noktaya işaret edeyim. Bakın son yıllarda öğrenci hakları, hasta hakları gibi bazı ‘haklar’ tanınırken karşılıklı ‘sorumluluk’ duygusunun pekiştirilmesinde aksaklıklar orta çıkmaya başladı. Benzer şekilde bir aile müessesesinde anne- baba tavırlarında aşırı kollayıcı yaklaşımlara da dikkat çekmek isterim. Mesela annelerin aşırı merhameti çocukların hayatında çok büyük bedeller ödemesine yol açabiliyor. Karşılaştığım bazı velilerden bu konuda muzdarip olup iki gözü-iki çeşme ağlayanlar var; ‘biz çocuğumuzun her dediğini yaptık… Bir dediğini iki etmedik. Ama şimdi çocuk ne doğru düzgün bir işe sahip ne de hayatı bir düzene girdi!.. Bulduğumuz işlerde de çalışmıyor; bu paraya uğraşılır mı diyor.’ Ben de diyorum ki ‘herşeyi yapmışsınız ama hayatın gerçekleriyle karşılaştırmamışsınız.’ Eskilerin bir sözü vardır, derler ki ‘ahlak kalp bilgisi değil hâl bilgisidir.’ Dergâhlarda bu davranış bilgisi olarak verilirmiş.

Sanırım çocukların arkadaş seçimi de çok önemli değil mi; bir çocuğun arkadaş çevresi geleceğini nasıl etkiler Hocam?

Dedemin bir sözü vardı, hakikaten büyüklerimiz hikmet sahibi insanlardı; insan okuduğu bildiği kadar arkadaş çevresinin de tesiri altında kalır,’ derdi. İnsanlar ister küçük ister büyük olsun, mutlaka gördüğü tanıştığı ya da okuduğu kitabın etkisinde kalır. Hele hele küçükler; insanın genel karakterinin çok önemli bir kısmı bu yaşlarda ve arkadaş çevresi oluşturur. Yüzde yetmişi evde oluşur, geri kalan sokakta, çevresi ve arkadaş çevresi oluşturur

Sizin bu konuda ‘zaman katilleri’ dediğiniz bir kavram var, nedir bu ‘zaman katilleri.’

Bakın insan anasını-babası, kardeşlerini seçme hakkına sahip değil, insanın arkadaşı kendi iradesi ile seçer. Sosyal çevre dediğimizde yalnız ergenlik döneminde değil, benim yaşımda olup eğitimden emekli olan arkadaşlarım var, konken oynayıp zamanı nasıl geçireceğim diye tembellik ediyorsa,  varın ötesini siz düşünün; bu nedenle gençlerin de arkadaş etkisinde kalmaması mümkün değil. Yüreği yanan bir anne bir itirafta bulundu, ‘çocuğuma üç nasihat bıraksaydım, bunlardan biri ve ilki, birlikte zaman geçireceği insanları çok dikkatli seçmesi olurdu!’

Zaman Katillerine gelince, zaman herkesin en büyük düşmanıdır; zamanını güzel kullanamaması… Şeytanın en çok sevdiği kelime, yarın’ mış! Peygamberimizin en çok sevdiği kelime, ‘bugünmüş.’

Bakın Avrupa’ ya gittiğim zaman gözlemliyorum, insanlar bir randevu vereceği zaman cebimden küçük bir defter çıkarıp hemen yazıyor ve dikkat ettim randevularına dakika geçirmiyorlar. Bu zaman kontrolü çok önemli bir alışkanlıktır. Zaman en büyük güç-kuvvettir. Neden Peygamberimiz ‘bugün’ü seviyor; çünkü bugün yapmamız gereken işi bugün yapmamız lazım; eğer yarına bırakırsak o işin olup-olmayacağı belli değil.

Ben öğrencilerime şunu söylüyorum, eğer bir çalışma programı yapmışsanız, buna uyun. Bu programa sadık kalırsanız önce kendinize saygı kazandırırsınız.  Ne diyor Peygamberimiz, ‘yarın yarın yarın diyenler helak olmuştur!’ Dinimiz ne diyor, ‘iki günü birbirine eşit olan zarardadır.’ Bugün bir kelime öğrenmemiş ya da iş yapmamışsak ‘zaman katiline’ kurban oluyoruz demektir.  Allah çalışanın karşılığını verir; dünyada kim güçlü?..Bilgili olan, çalışan insanlar güçlü.

Bana göre dünyada üç tane değer yargısı var; biri, adalet, iki, bilgi, bakın Aziz Sancar, Nobel aldı, en sade vatandaşından en tepedeki Cumhurbaşkanına kadar hepimiz sevindik gurur duyduk.

Üç, maharet, işini iyi yapan usta; ben formasyon diyorum buna. Hasta oldun hekime gideceksin, kime gidersin, iyi bir doktor ararsın; o doktorun A veya B görüşte olmasına dikkat eder misin; işini nasıl iyi yapıyor buna bakarsın değil mi?

Kumaş aldın, diktireceksin, kime gidersin, iyi bir terzi bulmak istersin.

 Yani kısaca, adalet, ehliyet, liyakat önemli; bunları sözde değil özde uygulamamız lazım.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA