• İstanbul16 °C
  • İzmir18 °C
  • Ankara15 °C
  • Manisa18 °C
  • Adana23 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İSTANBUL DEĞİL İZMİR

14 Mayıs 2019 Salı 18:52

Kamuoyunun İstanbul ile yatıp, İstanbul ile kalktığı günlerdeyiz.

İstanbul’un işgalden kurtarılacağı, İstanbul için güzel günlerin yakın olduğu, İstanbul’da demokrasinin kazanacağı söylene dursun biz; doğduğumuz, büyüdüğümüz ve yaşadığımız şehre bakalım.

İzmir’in demokrasi serüvenini yazalım, İzmir’in kurtuluş mücadelesine odaklanalım istedim.

İzmir sorunsuz ve yıllardır emin ellerde.

Öyle mi?

Ebedi dostlarımız olmasa da bu coğrafyada ezeli düşmanlarımızı biliyoruz ve unutmamak gerekir diye düşünüyorum.

Bölgenin en büyük tehlikesi Türkiye ve Türk’ü bu bölgede diri tutan en büyük özellik ise Müslüman kimliği!

Bu yüzden Türk’ün yurdunda;özellikle büyük şehirlerinde İslam’ın yozlaştırılarak, Türk’e uygun olmayan bir hale getirilmesi, Araplaştırılması ile oluşacak İslam karşıtlığının siyasi rant aracına dönüşmesi bir süredir belirli mihraklarca ince ince işlenen bir konu. İzmir bu konuya, levanten kültürünün de etkisiyle en duyarlı il.

İzmir’in işgalinin üzerinden henüz 100 yıl geçti. 15 Mayıs 1919’un görüntülü de olsa ayrıntılarına dair birçok bilgi ve belge, yerli ve yabancı birçok kaynakta tazeliğini koruyor. İşgal nasıl başladı, işgalin öncesi ve sonrası İzmir’de neler yaşandı, Ankara ve İstanbul’un işgale bakışları ile ilgili tüm belgeler moda deyimle bir tık ötemizde. Ama maalesef bizlerin; yüce kitaplarının ilk sayfaları: “Oku” emriyle başlasa bile dinleyerek, tetkik etmeyerek öğrendiğini sanma gibi bir zaafımız var. 28 Şubat sürecinde nasıl asıl din adamlarını bırakarak üzerimize pompalanan ve adı “İslamcı Yazar” olan birileri tarafından dağarcıklarımız iğfal edildiyse şimdi de akademik – bilimsel hiçbir yeterliliği olmayan mihrakların kirli dezenformasyonlarıylakarşı karşıyayız.

İzmir, ülkemizin üçüncü büyük kenti ve bünyesinde de şimdiye kadar çok önemli bilim insanları yetiştirmiş üniversiteleri olan bir şehir. Özellikle tarih alanında, üstelik yakın tarihimizin böylesi önemli bir olayında etkin ve yetkin kişilerin kamuoyuna bir açıklama yapmadan bu üniversitelerimizde görev yapan bilim insanlarına başvurmaları kirliliğin önlenmesi açısından önemlidir diye düşünüyorum.

İzmir’in askeri alanda işgali tarih oldu. Allah bir daha güzel kentimize böylesi acılar yaşatmasın! Böyle acılar yaşamamak için de siyasi ve kültürel anlamda Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği; ilmi hür, vicdanı hür, irfanı hür kadroların ellerini taşın altına koyarak sorumluluk almaları şart.

İzmir Valiliği bu konuda üstüne düşeni yapıyor ve işgalin 100. Yıldönümü dolayısıyla Ege ve Katip Çelebi Üniversiteleriyle işbirliği içinde bir dizi etkinliğe imza atmış. Etkinliğin ilk gününde ise gerek yerli gerekse yabancı kaynaklarda belgeleriyle yer alan ve işgale karşı çok önemli rol oynayarak 15 Mayıs 1919’da Yunan süngüleriyle şehit edilen Miralay Fethi Bey’in kabri başında bir anma programı var.

Miralay Fethi Bey’in o gün şehit edildiği ve Yunan işgalcilere karşı: “Zito Venizelos” demediği, kalpak ve rütbelerine el sürdürmediği, vücuduna giren süngü sayıları bile bugün kayıt altındadır ve yabancı kaynaklarca da doğrulanmaktadır.

Bizler tarihimizi doğru bilmek, kahramanlarımızı doğru tanımak zorundayız. Yine cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal: ““Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” diyerek omuzlarımıza önemli bir görev yüklemektedir.

İşgale karşı direnişte ve kurtuluşta Miralay Fethi Bey ile birlikte rol alan, şehit düşen sayısız isim var. Hepsinin de ruhları şad olsun! Bir İzmir çocuğu olmam dolayısıyla da hep merak ettiğim ve cevabını bulmakta zorlandığım, bazı soruları yıllar geçse de bulamamanın üzüntüsünü duymuyor değilim. Mesela:

İşgal sırasında ilk kurşunu attığı söylenen gazeteci Hasan Tahsin veya Osman Nevres ismi 1974 yılına kadar, gerek şehirde gerekse ulusal alanda niçin duyulmamıştır?

Gazetecinin ilk kurşunu attığına dair resmi; yerli ve yabancı kaynaklarda hangi bilgiler yer almaktadır?

İlde işgal öncesi de direniş mücadelesinin içinde yer aldığı söylenmesine ve şehirde tanınmasına rağmen naaşını teşhis için niçin yabancı birilerinin yardımına ihtiyaç duyulmuştur?

İlk kurşun anıtı gibi bir anıta ihtiyaç duyulduysa bu niçin açık ve seçik; yerli ve yabancı kaynakların hepsinde ilk gün direndiği için şehit edilen ve aldığı süngü darbelerinin sayısına kadar belli olan Miralay Fethi Bey’in anıtı düşünülmemiştir?

Anıt için teklifi yapan kuruluşun İzmir Gazeteciler Cemiyeti olduğunu dolayısıyla direnişte de bir gazetecinin adının öne çıkartılmasının doğru olduğuna kanaat etsek bile böyle bir teşebbüs öncesinde tarihi alanda hangi yetkin kurum ve kuruluşların görüşü alınmıştır?

Dün olduğu gibi bugün de böylesi eksik referanslarla, anıtı dikilen Hasan Tahsin isminin yeniden başka oluşumlar için kullanıldığını, öne çıkartıldığını müşahade etmekteyiz. Mesela tarihi bir Konak ismi yerine kurtuluşun simgesi olarak Hasan Tahsin adı öne çıkarken mesela İzmir’e ordusunun başında girerek vilayet konağına şanlı bayrağımızı çeken bir Yüzbaşı Şerafettin isminin akla bile getirilmemesini neye yormalıyız?

Tarih yazmak, yapmak kadar önemliyse ve İzmir’in kurtuluşunun dillendirilip, tarihinin yeniden ele alındığı bu günlerde özellikle akademik camianın sorumluluk alarak daha net bir şekilde ortaya çıkmaları gerekmiyor mu?

İzmir Türkiye için, demokrasimiz için önemli bir şehir ve dikkatlerin İstanbul olduğu böylesi bir dönemde, bir oldubittiye de getirilmeyecek kadar da duyarlı olmamızı gerektiren bir şehir.

Umarım valiliğimizin yaptığı gibi İzmir hakkında sözü olan diğer bütün kurum, kuruluş ve kişiler de akademik camiayı yanlarına alarak söylerler sözlerini.

                                                                                                                                                                                                                                                 14.05.2019

                                                                                                           Erdal ÇİL

                                                                                                                                                                                                                                           cerdal48@gmail.com

 

Bu yazı toplam 298 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA