• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara30 °C
  • Manisa36 °C
  • Adana33 °C

Hakan Karlıbulut / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İpek Yolu ve bizdeki yansımaları

04 Kasım 2017 Cumartesi 16:39
Çin-İngiliz planı olan İpekyolu Projesi adım adım ilerliyor. Dünya da bu İpekyolu Savaşı ile çalkalanıyor. İşte bütün olup bitenler bu ipek yolunun çıkardığı çatışmalar neticesinde cereyan etmektedir. Büyük oyun, büyük ülkelerin yaptığı planlar ve bu planların havaya kaldırdığı tozdan belli olmaktadır. Tozu dumana kattılar, neredeyse göz gözü görmüyor. Kimin eli kimin neresinde belli değil. Dünyayı ters yüz eden bu İpek Yolu Projesi, geçmişte var olmuş ve herkesin daha ortaokuldan beri bildiği bir coğrafi ulaşım ve ticaret yoludur. Çin malını dünyaya ulaştırmak, İngiliz de bu malları pazarlamak için anlaşmışlar. Aslına bakarsanız ortada yeni bir durum yok, eski yolu gündeme getirerek canlandırmak gibi bir durum söz konusu.
 
 
Biraz konu dışına çıkacağım ama şuna da değinmeden geçmek istiyorum. Neden bizim tarihçimiz, coğrafyacımız, strateji uzmanlarımız, teorisyenlerimiz ve siyasimizden böyle bir fikir çıkmaz, böyle bir icat çıkmaz. Tabi bize “İcat çıkarma.” dediler, bizde söz dinleyen bir millet olarak, efendi efendi oturuyoruz. İcat çıkarmıyoruz. Lakin elin adamı da icat çıkarmamış ki; sadece eski yolu canlandırmayı düşünmüş ve gündeme getirmiş. Olay koptu gitti, dünya birbirine girdi.  Bu çok büyük bir buluş değil. Aslına bakarsanız bence buluş bile değil. Önceden develerle yapılanı şimdi trenle yapacaklar. Neden böyle fikirler bizden çıkmaz?!...
 
 
Şu an için, ABD’ni dışlayan ve tarihin tozlu raflarına kaldıracak olan yegâne en büyük unsur İpek Yolu Projesidir. ABD, bu projeyi kendisine çevirebilmek için planlar kurgulayarak saldırmaktadır. Biz bilmiyoruz ama mevzu 1980’li yıllara dayanmaktadır. Yani biz o dönemlerde NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında mışıl mışıl uyurken, hazır konseptleri alıp NATO’nun konforunu yaşarken, enerjimizi yurt içine harcarken olanlar olmuş. NATO’nun önde gelenleri de bu konuları açıp diğer müttefik ülkeler ile paylaşmamışlar. Define bulan köylü gibi sır olarak saklamışlar.  O ne saldırmadır öyle, tüm varı yoğuyla İpek Yolu Projesine dokunan her yere 1990’dan bu yana operasyon üzerine operasyon yapmışlar, yerli, Amerikalı ajanlar yerleştirmişler. Bu işlere Dünya Ticaret Merkezine ve Pentagon’a yapılan saldırıların bahane edilmesiyle,  Afganistan üzerinden start verilmiştir. Biz 11 Eylül Olaylarının Afganistan mevzusuyla olan bağlantılarını yeni yeni çözüyoruz. Afganistan’da bir terörle mücadele yapıldığını sanıyorduk. İşin içinde iş var, biz bütün olup bitenleri gün ağardıktan sonra görüyoruz. O zaman da İş işten geçmiş oluyor. Bir uluslararası aklımız ve bu aklı besleyecek düzeyde bir istihbaratımız yokmuş. 
Biz bundan sonrasına bakacağız. Çin’den gelen yol Türkiye sınırına geldi dayandı. Deniz yolu taşımacılığı artık etkinliğini ve uygunluğunu yitirmeye başlayacak. Bu da aynı zamanda ne demek oluyor? ABD ile karşı taraf (İngiltere, Çin, Rusya ve Fransa) arasındaki çatışmalar ve İpekyolu’nun geçecek olduğu ülkelerin zapturapt altına alınması çalışmaları dozunu artırarak devam edecek demektir. Bir adım ötesini söyleyelim. ABD, bu işi kendi lehine çevirmek, çeviremezse de oyun bozmak için çok gayret sarf edip, çok kanlar dökecek demektir. Bu da ortalık daha çok toz duman olacak anlamına geliyor.               
ABD’ bu çetin mücadeleden nasıl çıkar? Galibiyet ile çıkması biraz zor. Kendisini dünyanın tek en büyük lideri olarak gören ve burnu Kaf Dağında olan bir ABD’leri evirilen yeni sistemi görmek istemiyor. Gerçekçi okumalar yapmak istemiyor. Tek kutuplu dünyanın yegane lideri olduğunu iddia ederek kazanabileceğini sanıyor. Oysa, ABD 2. Dünya Savaşından sonra girdiği savaşlardan hangisinde net bir galibiyet alarak çıkabilmiştir. Yıkıp, yakmak kazanmaksa, evet kazanmıştır. Lakin buna askeri literatürde Pirus Zafer denir. ABD acaba girmiş olduğu savaşların kaçında beklediği sonucu alabilmiştir? Bakınız; Kore, Afganistan, Irak ve belki de bunlara ek Suriye. ABD’nin oyunu kazanma ihtimali mevcuttur. Kazanamazsa saldırgan askeri hamlelere soyunarak ortalığı toza dumana bulaması da ihtimaller dâhilindedir. Kaybetme hırsı bir çılgınlık durumuna dönüştürebilir. Batı medeniyeti geçmiş genlerine hızla rücu ederken, güç merkezinin kaydığı Asya’yı şiddetle tehdit ediyor. Batıda bir tek kazanan var oda İngilizler olarak görülüyor. Her zaman olduğu gibi sesiz sedasız işini görüyor. Ortalıkta hiç görünmeden istediğini yumuşak gücüyle elde ediyor. Buna eş olarak Çin’de ona keza bu güne kadar sessiz sedasız kazananlar içerisinde yer almaktadır. Lakin ABD’nin sıkıştırması Çin’i ne zamana kadar sessiz tutacaktır? Çin ne zamana kadar Kuzey Kore verasetiyle maçı götürebilecektir? Bir oyunun sonuna doğru gelirken başka bir oyunun başına doğru ilerliyoruz. Çin, bu sessizliğini ve veraset mücadelesini çok fazla sürdürebileceğini sanmıyorum.
 
İpek Yolunun geçtiği kentler kısa sürede büyük gelişmeler kat edecek, ticari kapasiteleri artarak refah düzeyleri yükselecektir. Türkiye açısından topraklarında bölgesel doğu ve batı farkının kalmayacağı bir durama doğru ilerlenmiş olunacaktır. Türkiye’de bu yol sayesinde büyük kazançlar elde edecektir. Bu proje Türkiye’nin bölgenin finans merkezi olma hayaline katkı sağlamış olacaktır. Türkiye’nin ithalat kapasitesi de gelişecektir. Enerji ve kıtalar arası ulaşım yolları üzerinde bulunacak olan Türkiye güvenliğini de artırmış olacaktır. Dünyaya mal ihraç etmek isteyen uluslararası firmalar yatırımlarını ülkemize yapacaktırlar. Proje 65 ülkeyi içermektedir. Bu derece büyük ve kapsamlı bir proje elbette kapasitesi itibariyle siyasi bir birliktelik ve iş birliği ortam ve atmosferi de oluşturacaktır.  
 
Bir diğer konu Çin’e güven duyulması ne kadar doğrudur? İttifakların eriyip akıp gittiği bir konjonktür de hiç kimseye güvenilmeyeceği ortadadır. Kısıtlı zamanlı dar konulu birlikteliklerin olduğu yenidünya döneminde her ülke yalnız ve kabiliyetleriyle baş başa bir durumdadır.  Ha keza bizde Rusya, İran ve Irak’la da aynı pozisyondayız. Çıkarlarımızın çakıştığı noktalarda birlikte hareket ediyoruz. Şua an için bölgemize başlayan ve devam eden bir batı, haçlı akımı bizi birlikte hareket etme mecburiyetine götürmektedir. Durum böyle görünmekteyken diğer taraftan, birlikteliklerde bulunduğumuz bölge ülkelerle birtakım kalıcı ortaklıkların kurulma ihtimali ve zorunluluklarını da ileride göreceğiz. Şu an birbirine yaklaşan bölge ülkeleri temkinli ilerlemeler ile birbirlerine güvenmek zorunda oldukları ortak noktalarda bir mutabakata varacakları kanaatindeyim. Bu bugün zaruret olması durumundan kaynaklanırken yarın bölgesel birlikteliklerin finansal, ticari, enerji, ulaşım ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle ittifaklar tesis edilebilirler. 
 
Esas en büyük soru ise, Çin insan potansiyeli ile Çin’den İngiltere’ye kadar olan 65 ülkeye ve Afrika’ya yayılma ve zapt etme ihtimali vücut bularak önlenemez bir istila ile karşı karşıya gelinebilir. Bu Moğol İstilasının günümüz versiyonu olabilir. Bu gün sesiz olan Çin, İpekyolu ile açılımını yaparak Afganistan’dan Baltık ülkelerine kadar bir Çin istilasında bulunabilir. Diğer uçtaki sesiz yürüyen İngiltere’nin bu hızlı yol ile bu coğrafyalarda neler planladığı veya planlayacağı da ayrı bir mevzudur. Bizler bu İpek Yolunun cazibesine kapılıp, tıpkı NATO’da yaptığımız gibi İpekyolu’nun ve yeni oluşumların da konforuna kapılarak boş bulunmamalıyız. Herkese tam güven içerisinde olmamalıyız. Hem dışarıdan hem de içerideki iş birlikçilerden her zaman bir tehdidin gelebileceğini unutmamalıyız.
 
Günümüzde yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz tüm ihanet ve dış saldırılara rağmen Türkiye’nin de engellenemez bir yükseliş içerisinde olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Lakin önümüzde çetin geçecek süreçler bulunmaktadır. Biz çarpışa çarpışa ilerliyoruz. Saldırılara karşı koya koya ilerliyoruz. Üç düşünüp bir hareket ediyoruz onu da süratli yapmaya çalışıyoruz. Bu zamana kadar da Allaha şükür çok sağlam adımlarla ve gerek duyulan hızla hem içeride terörle mücadele ettik hem de dışarıda Fırat Kalkanı Harekâtı ve İdlib (Bir Gece Ansızın Gelebiliriz) harekâtlarıyla bizden beklenmeyen başarılara imza attık. Beklenmeyen derken bir açıklama getirmek zorunluluğu hissettim. Sanırım bizi NATO içerisinde eritip bitirdiklerini sananlar, bizdeki genlerin derinlerde halen canlı olduğunu anlayamamışlar. Daha da bir şeyleri anlamadıkları ortadadır. Anlamadıkları konular yavaş yavaş kendilerine anlatılacaktır. 
 
Türkiye şuana kadar Yeni Dünya’nın nasıl olması gerektiğini tanımlayan tek ülkedir. Bunu dillendirende Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’dır. Esas dünyayı değiştiren güç fikirdir. Bu güç ise şu an İslam âleminin tek elden temsil ettiği, Türkiye Cumhuriyetindedir. Bu manifestolara, Venezüella’dan cevap gelmiştir. Dünya bir revizyon beklemektedir. Nerede olursa olsun insanlar insanca yaşanın gitgide mümkün olmadığı dünyadan bir atılım beklemektedir. İnsanlar milliyeti dini ve mezhebi ne olursa olsun insanca yaşamak istemektedir. Tükenen uluslararası kurumların yeniden, yeni şartlara göre düzenlenmesini beklemektedir. İnsanlar, Dünya’nın beşten büyük olduğunu ve yenidünyanın tüm insanlara bir umut olmasını istemektedir. İnsanlar insanca bir yaşamı arzu etmektedir. Bizlerde belki bu İpek Yolu ile ve diğer imkân ve kabiliyetlerimizle daha güzel bir dünya için bir şeyler yapma fırsatı bulabiliriz. Dünyaya hitap edecek olan bir fikri konsepti yine dünyaya hitap edecek olan bir yol ile gerçekleştirebiliriz.
 
 
 
Bu yazı toplam 919 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Kushner'in ekonomik kalkınma planına Suudiler Destek verdi!
  • Çobanları bekleyen tehlike: Avustralyalı Swagbot!
  • Rusya Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler restini çekti: 'Karşılık veririz!'
  • Koyunun kesik kulağı yasak aşk cinayetini çözdü!
  • Son dakika! Kara Harp Okulu davasında karar çıktı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA