• İstanbul12 °C
  • İzmir12 °C
  • Ankara8 °C
  • Manisa6 °C
  • Adana13 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnsanlar ölüyor, batı dünyası seyrediyor

28 Haziran 2015 Pazar 15:27

Mübarek Ramazan ayının girmesiyle birlikte gece sahura kalkıyor niyetlenmek üzere bir birliktelik ve paylaşım içerisinde o gün tutacağımız orucun mutluluğunu taşırken sabah namazına hazırlık yapıyoruz. Ertesinden birbirimize hayırlı işler niyetlerimizi sunarak mesaiye gidip rızkımızı kazanırken oradan da iftar sofralarının bereketinde bir kez daha buluşuyoruz. Biz tüm bu bereket, paylaşım ve kardeşlik duygularının hazzını yaşarken mübarek Ramazan ayına girdiğimiz ilk günden bu yana Suriye sınırında iki terörist gurup o bölgeye hakim olma düşüncesiyle Suriye sınırında acımasız katliamlarına devam ederken olan yine o bölgede yaşamaya mahkum bırakılan halka oluyor. Sadece o bölgede yaşanmıyor bu insanlık dışı katliamlar, Çin’in Uygur Türklerine karşı uyguladığı vahşi katliamlar tüm Dünya’nın gözü önünde yaşanıyor ve İnsanlık haklarından yana Türkiye’ye ders vermeye kalkan batı Dünyası tüm bunlara seyirci kalıyor.

Peki ne oldu da PKK’nın yeniden farklı bir yapılanması olarak gördüğüm PYD Suriye sınırında hakim olduğu bölgedeki konumu bir an kaybeder gibi oldu ve IŞİD’in ardı ardına gelen katliamları izlendi. Daha doğrusu IŞİD o bölgeye nasıl ve nereden geçti? O bölgede yaşanan katliamdan dolayı bazı kesimler Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp günah keçisi ilan etmeye çalışsalar  da ben IŞİD’in Türkiye sınırından girdiğine inanmıyorum. Çünkü bütün Dünya seyirci kalırken Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta yaşanan krizler konusunda sergilediği iyi niyet ve yaptığı fedakarlıkları yakından takip eden birisiyim. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi önemi çok iyi bilenler ve her geçen gün büyüyen Türkiye’nin önüne nasıl taş koyarım diye fırsat kollayanlar nasıl daha önce Kobani’de yaşananları bahane ederek Türkiye’nin değişik illerinde olaylar çıkarmaya çalışmışlarsa yine aynı senaryo önümüze konmuş durumda. Bu süreçte ben Milliyetçiyim, vatanseverim, lider ülke Türkiye’den yanayım her kim varsa devletin bekası adına muhalif duruşunu bir kenara bırakmalı birlik, beraberlik içerisinde devlet başa demelidir. Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki Türkiye’de daha önce diğer ülkelerde olduğu gibi Suriye ve Irak’ta ki mağdur ve mazlum halkın yanında yer alıyor. Suriye’de ki özgürlük mücadelesine destek veriyor ama birilerinin öne sürdüğü gibi ne IŞİD’le bir dirsek temasına girildiğini söylemek acizliktir, aklını kiraya vermektir. Dikkat ediniz bu iddiayı öne sürenlerin tek bir ortak gayesi var. Birincisi daha önce de ifade ettiğim gibi Türkiye’nin ilerleme sürecine ve güçlü, muasır seviyeye yükselmesini baltalamak İkincisi de 13 yıldır iktidar olarak önemli ve istikrarlı icraatlara imza atmayı başaran ama zaman zaman da özellikle çözüm süreci konusunda benim de eleştiri oklarını doğrulttuğum ana şu an Türkiye’nin garantisi olarak gördüğüm AK Parti iktidarını zayıflatmak ve itibarsızlaştırmak…

Şimdi öncelikle herkesin merak ettiği en önemli soru olan IŞİD Suriye ve Irak bölgesine nasıl ve nereden girdi konusuna değinmek istiyorum; IŞİD militanlarının Kobani'ye nereden girdikleri konusunda farklı açıklamalar yapılıyor. Farklı görüşleri dillendirenler bu görüşleri nasıl temellendiriyor? Militanların Türkiye'den geçtiği tezini savunanlar kentin birçok noktasına girişte kontrol noktaları olduğunu, kuzeyden girmeden bu saldırılardan bir bölümünün asla gerçekleşemeyeceği kanısında. Türk yetkililer ise bunun bir propaganda olduğunu, fiziki şartlar itibariyle böyle bir olasılık bulunmadığını, elde Türkiye'den girişe dair bir kanıt da olmadığını söylüyor. Kobanê Kantonu Savunma Bakanı Şex Hesen Kobane sınır kapısına bombalı araç saldırılarının Türkiye dışından hiçbir bölgeden gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. BBC Türkçe'ye konuşan Burkan El Fırat Komutanı Şervan Derwiş de militanların Türkiye'den girdiğine dair ellerinde görüntü olduğunu söyledi. PYD lideri Salih Müslim "Her şey gösteriyor ki Türkiye'den sızmalar olmuş" açıklamasını yaptı. Müslim ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada ise ellerinde kesin bilgi olmadığını, sağ ele geçirdikleri IŞİD militanlarının her şeyi anlatacaklarını söyledi. YPG Sözcüsü Redur Halil ise ilk açıklamasında militanların Türkiye'den girip girmediklerinin net olmadığını söyledi.

Tüm bu açıklamalara Türk yetkililerden çok sert cevap geldi. Konuyla ilgili olarak Türk yetkililer ise militanların Türkiye'den girdiği yönündeki iddiaları sert bir dille yalanladı. Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparken Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise "karanlık bir odağın Türkiye'yi karalama kampanyası yaptığını" söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ'ın "Türkiye IŞİD ile işbirliği yapmadığını ispat etmelidir" açıklamasına tepki gösterdi ve "Olmayan şeyi ispat etmek dünyanın neresinde var" dedi. Davutoğlu, "Türkiye'nin DEAŞ'la işbirliği yaptığını iddia edenler ispatlamakla yükümlüdür" diye konuştu. Bu arada Şanlıurfa Valiliği'nden yapılan açıklamada "Elimizdeki veriler örgüt üyelerinin Suriye'nin Cerablus kentinden Kobani'ye sızdığını ispatlamaktadır" ifadesi kullanıldı. BBC Türkçe'ye konuşan Şuruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi ise mevcut görüntülerin her şeyi ortaya koyduğunu, militanların Türkiye'den geçmiş olamayacağını söyledi. Çiftçi şunları söyledi: "IŞİD üyelerinin Türkiye'den Kobani'ye girdikleri iddiaları doğru değildir. Böyle bir ihtimal olasılığı da yok. Kamera görüntüleri herşeyi ortaya koyuyor. Sınır hattındaki köylerinin tamamı Kürt köyleri ve HDP, PYD'ye yakın olan insanlardır. Sınır hattı boyunca hendekler kazılmış. Kapıda her tarafta Kameralar var. Kameralarda karşıdan IŞİD'in geldiği araçların Kobani içerisinden geldiği çok net. Buna rağmen bunlar tamamen saptırma amaçlı ve kara propaganda amaçlıdır bu tür iddialar."

IŞİD Mısır, Cezayir, Suriye, Libya, Sudi Arabistan gibi ülkelere her geçen gün güçlenerek giriyor. Ve Örgütlenmesini her geçen gün sayısal olarak arttırıyor. Yani Dünya’da ki şu an itibariyle en tehlikeli örgütlerden biri olduğunu çoktan belli etti. IŞİD ile PYD yani PKK’nın bölgeyi yine kendi hakimiyeti altına alma çabalarının da kuvvetli bir olasılık olduğu kaydediliyor. Suriye'nin Tel Abyad kentinin, koalisyon desteği ile Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) kontrolüne geçmesi akıllara ABD PYD arasında nasıl bir ilşiki var sorularını getirdi. Zira Ankara Suriye Kürtlerinin; Afrin, Kobani ve Cezire kantonlarını birleştirerek, ülkenin kuzeyinde Irak sınırından Hatay'a uzanacak bir özerk bölge oluşturmasını istemiyor. Bu noktada hemen bir hususu net ve açık şekilde hatırlamak ve dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü PYD güçlerinin Tel Abyad'a girmesinde, ABD öncülüğündeki koalisyonun kentin güneyinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü mevzilerini bombalaması da önemli rol oynadı.

Hürriyet gazetesinin yaptığı haberde göre Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın devletin zirvesi için hazırladığı Tel Abyad ile ilgili değerlendirmesine ulaştığını bildirmişti. Habere göre raporda, "Türkiye, IŞİD ile mücadeleyi her platformda sürdürecek. Aynı zamanda da PYD'nin Suriye ile ilgili kırmızı çizgileri aşmasına göz yumulmayacak" ifadesi yer alıyordu. Türkiye'nin "kırmızı çizgileri"; PYD'nin Esad rejimi ile işbirliği yapmaması, Suriye'nin toprak bütünlüğüne aykırı hareket etmemesi, Suriye'nin geleceğine tüm ülke halkının birlikte karar vermesi ve PYD'nin bunun dışında kalmaması. Dışişleri Bakanlığı'nın yalanlamadığı değerlendirmede, "ABD, Türkiye'nin Tel Abyad başta olmak üzere Kuzey Suriye'deki Kürt bölgesine ilişkin görüş ve isteklerine açık destek veriyor" ifadesi yer alıyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken BBC Türkçe'ye konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşu German Marshall Fund'dan Türkiye uzmanı Joshua Walker, "ABD hükümetinde de çalışmış biri olarak şunu söyleyebilirim: Biz asla tam destek vermeyiz" diyor. 1998-2000 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı'nda da görev yapan ve Politika Planlama Bölümü'nde çalışan Barkey, iki taraf arasındaki işbirliğini şöyle özetliyor: "ABD, uçakları ve insansız hava araçları (İHA) ile sıkı irtibatta olduğu PYD'yi IŞİD'e karşı destekliyor. Şu ana kadar bölgede PYD'den başka IŞİD'e mağlubiyet tattıracak başka bir güç çıkmadığından, ABD'nin eli biraz mahkum. Ama şimdiye dek elde edilen başarıların önemini görmezden gelmemek lazım. Bunlar son derece önemli. Hem askeri açıdan, hem de psikolojik açıdan. Dolayısıyla bu işbirliğinin devam edeceğini düşünüyorum."

Peki ABD, PYD'yi siyasi bir aktör olarak görüyor mu? "Bu çok zor bir soru" diyen Joshua Walker, ABD'de çok sayıda aktör olduğunun altını çiziyor. Walker'a göre, Amerikan ordusu PYD/YPG'yi cephede birlikte çalışabileceği bir ortak olarak görüyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini anlıyor, çok dikkatli davranıyor ve Amerikan ordusu ile sürekli temas halinde. "Mevcut soruna önce askeri bir çözüm bulunması gerektiğini biliyoruz. Daha sonra siyasi bir çözüm bulunmalı. IŞİD sorunun çözümü de nihayetinde askeri değil, siyasi olacaktır" diye konuşuyor Walker.

Profesör Henri Barkey'e göre ise ABD'nin PYD'yi bölgede politik bir aktör olarak görmesi ise imkansız. Barkey bunun, Suriye'nin geleceginin çok muallak olmasından kaynaklandığını belirtiyor. "Yine de Kürtlerin gelecekte Suriye'de nüfuzlarının olması kesin. ABD ile işbirliği psikolojik olarak onlara çok yardımcı olacak" diye de ekliyor. Buna karşın ABD, PYD lideri Salih Müslim'e yaklaşık 3 yıldır vize vermiyor. Washington Müslim'in son vize başvurusunu Ocak ayında reddetmiş ve kararın gerekçesini açıklamamıştı. Henri Barkey'nin, ABD'nin kararı ile ilgili görüşü net: "Müslim'e vize vermemek, sırf Türkiye'ye göz kırpma mı diyelim, Türkiye'nin gönlünü almak için mi yapılıyor diyelim, son derece lüzumsuz bir olay." Joshua Walker ise mevcut ortamda yetkililerinin vize alması halinde PYD'nin "ABD'nin piyonu" olarak görüleceğini, Washington'un bu sorumluluğu almak istemediğini söylüyor.

PKK, 1997 yılından bu yana ABD'nin "terör örgütleri" listesinde. PYD ise halen bu listede yer almıyor. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Tel Abyad'daki son gelişmelerin ardından, "PYD, YPG ve diğer bazı unsurların bölgedeki Arap ve Türkmenlere yönelik bir göç dalgası meydana getirme arzusu var" dedi. Muhalif Özgür Suriye Ordusu da YPG'nin ele geçirdiği bölgelerde Arapları ve Türkmenleri sürdüğünü iddia etti. YPG bu yöndeki iddiaları yalanladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce "Tel Abyad'da Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı, onların yerine terör örgütü PYD ve PKK'yı yerleştiriyor" şeklinde bir açıklama yaptı. Türkiye'de iktidara yakın bazı yayın organlarında da, PYD'nin kantonları birleştirerek Akdeniz'e ulaşmaya çalışacağı, Irak'taki Kürt petrolüne Türkiye dışı bir güzergâh oluşturulmak istendiği yönünde haberler yayımlandı.

İşin özüne dönecek olursak özellikle Suriye bölgesinde iki üç gün içerisinde biter denecek bir katliam, terör örgütleri arası çatışma ve benzeri olaylar yaşanmıyor. Gözüken bir diğer hususta bu hadiselerin çok önceden temellerinin atılmış olması. Bir diğer dikkat çeken husus ise bölgeyi tampon olarak kullanmak isteyen ve menfaati gereği sınır tanımayan, PYD’yi de yeri ve zamanı geldiğinde taşeron olarak kullanmaktan çekinmeyen bir ABD dış desteği mevcut. Başlangıç, gelişme ve sonuç ne olursa olsun ortada gözüken en önemli husus PYD ve IŞİD birbirleriyle çatışırken yüzlerce masum insan ölüyor. Bunun sorumlusu da Türkiye’ye tutuluyor. İşin özeti Suriye’de, Irak’ta, Çin’de masum insanlar ölüyor. Türkiye’ye demokrasi dersi veren batı seyrediyor. Tüm bunların günah keçisi ise Erdoğan ve Türkiye’nin olduğu ilan ediliyor. Hadi oradan da hadi oradan….

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1034 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Evleneceklere Devletten 65 Bin TL Destek Geliyor
  • Voleybolda dünya şampiyonuyuz
  • Meteoroloji'den Son Tahmin: Kar ve Yağmur Tüm Yurdu Saracak
  • Ziya Selçuk' u kim engellemeye çalışıyor?
  • Albay Dere, “Şehit Aileleri, Gaziler bizim için çok önemli”
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA