• İstanbul19 °C
  • İzmir23 °C
  • Ankara16 °C
  • Manisa18 °C
  • Adana19 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İç güçlerin iş güçleri

14 Eylül 2018 Cuma 16:06

Sahi hep dış güç, dış güç de hiç mi iç güçlerimiz yok bizim?

Koca bir millet, koca bir devletiz. İçten dıştan başımıza gelmedik kalmıyor da bizi hep mi dıştan idare edip, dıştan mı kurtarıyor, yaşamamıza dıştan mı karar veriyorlar?

Onlarca devlet batırıp, devlet kuruyor; kurduğumuz, tam rahatladık dediğimiz yerde de her on yılda bir ince/kalın ayar verip, darbe-ihtilal vs. müdahalelerle ayakta tutmaya çalıştığımız devletimize içeriden hiç mi müdahalemiz olmuyor?

İç gücümüz, iç dinamiklerimiz sahi yok mu oldu?

Sizi bilmem ama ben bu soruya kendi üstüme koca bir -Yok canım!- derim.

Hatta dış güçlerin bile içine sirayet edecek kadar güçlü iç güçlerimiz var.

Bir türlü özde yerli ve milli yapamadığımız, dışa duyarlı iç güçler.

Tarihimizdeki örnekleri tarihçilerimize bırakarak ben yakın geçmişimizde yaşadığımız her tür siyasi, ekonomik, askeri krizlerde bizim iç güçlerin çok çok önemli payı olduğunu düşünüyorum.

Başka iş-güçleri mi var sanki?

Hain içeriden olunca kapı kilit tutmuyor ki…

Son yazılarımda hep bu iç güçleri yazdım aslında.

Yakın geçmişteki bütün yaşadığımız, adı faili meçhule çıkmış cinayetler, darbeler, suikastlar,

Rahmetli Mahir Kaynak’ın işaret edip yine merhum Ömer Lutfi Mete’nin ifade ettiği gibi: “derin devletimiz olmasa da derin güçlerimiz, derin çetelerimiz” var bizim.

Günden güne de güçlenip gitmekteler.

Her vilayette, her ilde, her dönemde operasyon üstüne operasyonlar yapıp kendi iç dinamiklerini de hep zinde tutarlar. İlk bakışta, itici, negatif, muhalif gibi görüntüler verseler de iktidarların hep yakınlarında konuşlanırlar.

Yapacak onca iş varken bir de iktidarla mı uğraşsınlar canım?

Hem bizde devlet başkasına benzemez. Ezer geçer alimallah!

O yüzden devlete karşı saf tutmak yerine yanında saf tutup, parsa toplamak daha akıllıca.

Ülke zor günlerden geçiyor. Beklemiyor değildik ve çok da tepki vermeyişimiz de biraz bu yüzden.

Sürpriz değil yedi düvelin bir olup üzerimize çullanması.

Biz köşemizde, sade vatandaş olarak hazırdık kendi çapımızda da; ya bu beyefendiler?

Onların hazırlığı ile bizim hazırlığımız tabii ki aynı olmuyor.

Ekonomik yönden almaları gerekenleri aldıkları gibi siyasi yönden de yine devletin yanına hafifçe sokulup yürekli bir şekilde de dünyaya efemine mesajlar göndermekten geri kalmazlar. Böylesine kriz anları denir ya, birbirimize daha bir yakın olma zamanıdır ve onlar bu ülkenin yerli, iç güçleri oldukları için yerleri de doğal olarak bellidir.

Görüntüde yakın olmaları işlerini yapmalarından alıkoymaz kendilerini. Onlar, bedenleri daima burada olsa da gözleri, gönülleri hep dışarıda; efendilerin yanındadır.

Kimisinin zaten bakmayın bu ülkenin vatandaşı gibi davrandığına! Dünya vatandaşıdır onlar.

Ama bir de özellikle son zamanlarda sayıları iyice artan daha yerli görünümlü diğerlerini de es geçmeyelim.

Onlar da sonradan bunlara yakın dura dura, huyundan, suyundan nasiplenerek gitgide benzemişler hatta havayı biraz daha iyi kokladıklarından olsa gerek şu sıralar daha popüler duruma gelmişlerdir.

Öncekileri şarabı ağızlarıyla içtiklerinden ağız çevresiyle sınırlı olan deri deformasyonları onları cemiyet içinde daha belirgin kılarken diğerleri daha kontrollü ve daha iç organlarını kullanarak içmelerinden dolayı öyle kolay da cemiyet içinde fark edilmemektedirler.

Bu yüzden ayırt edici renklere bürünmediklerinden bu ülkenin hasbi çocuklarının bunlara çarpma, çarpılarak zarar görme ihtimali daha yüksektir.

Ufukta yerel seçimler var ve beyefendiler için yeni bir ekmek kapısı.

Kimbilir ne bombalar patlatacaklar; hangi zavallıların kanına girerek, paralarını, zamanlarını, hayallerini alarak, cilalayıp parlatarak aday diye sürecekler piyasaya göreceğiz.

Sonra da daha baştan böylesi bir yola tokatlanarak çıkan bedbahtların, o tokatın acısını çıkartma çabalarını millet olarak nasıl izleyeceğiz?

Doğrusu artık içim kaldırmıyor!

Ayak bile olamayacakların başsız başsız, başlarda dolanmaları gerçekten devlet ebed-müddet kültürüne ızdırap veriyor.

Ama ne yapalım? İç güçlerin işi gücü bu!

Dış güçler bunların yanında bazen o kadar uzak ve masum kalıyor ki…

Ama devletin başına, bekasına güvenimiz tam!

İnanıyorum ki en kısa zamanda devlet, kendini ahtapotun kolları gibi sarmalayan bu girdaptan alnının akıyla sıyrılacak, kendini devlet sayan, devletin kisvesi altına girerek devlet diye iş tutan , Türk Devletini sevimsiz, zalim, haramzade gösteren bu hain iç güçleri hak ettikleri yere gönderecektir.

Bu yazı toplam 298 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA