• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara31 °C
  • Manisa37 °C
  • Adana34 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

HER KIYIYA HER KÖŞEYE SONUNA KADAR DEMOKRASİ

28 Mart 2019 Perşembe 14:08

Türkiye bir seçim sathı mahalline daha girdi.

Bu bir yerel seçim ama kullanılan dil ve malzemeler bir genel seçimi andırıyor gibi.

Özellikle Güney Ege kıyılarına baktıkça sanırsınız ki koca bir ülke, koca bir yurt, başkent falan elden gitti, işgal edildi, satıldı da sıra buralara geldi ve halk direniş göstermezse buralar da elden gidecek!

Bu yüzden bu zihniyetin bütün adaylarının yaşadıkları, aday oldukları merkeze dair hemen hiçbir projeleri falan yok! Sadece Kurtuluş Savaşı, Ulu Önder ve onlara ait sözlerle bezenmiş seçim broşürleri.

Dolu dolu projeleri olan kim varsa, partisi önemli değil hep işgal ordularının adamı ve kesinlikle oy verilmemesi istenen adaylar.

Parti önemli değil velev ki bağımsız bile olsa direnilmesi gereken, oy verilmemesi gereken adaylar ve hepsinin dolaylı da olsa işgal kuvvetleriyle beraber hareket ettiğini söyleyecek kadar zavallı ve sığ söylemlere dayanan bir üslup.

Kendimi zorluyor ve söylemlerinin etkisinde kalarak çıkıp dolaşıyorum bu merkezlerin sokaklarını, sahillerini.

Mesela İki gündür Datça’daydım. İnanın Muğla’nın en küçük, en şirin, en bilgi birikimine sahip, nezih bir kitlenin yaşadığı bir kent. Zaten iki-üç cadde ve sokaktan oluşan bir yerleşim yeri ama gidip görün o caddelerin, sokakların halini. Seçime şunun şurasında üç-beş gün kalmış ama o caddelerin, sokakların halini Allah Aşkına gidip bir görün!

Hele bir de bir sürü projeler hazırlayarak, doğduğu kente hizmet için aday olmuş, diş hekimi Feyzullah Gülada’nın, ilçedeki tek seçim bürosunun hemen önündeki sokağın halini inanın görüp de şaşırmamanız, üzülmemeniz elde değil.

Cadde üzerindeki esnaf, bütün gün toza dumana bulandıklarına mı, işlerinin - müşterilerinin azaldığına mı yansınlar.

Hani bir projeniz olur da, hani parası yeni gelmiş olur da, süresi falan geçecek olur da anlarız ama tam seçim öncesi üstelik tek ciddi rakibinin seçim bürosunun hemen önünde olan bu tozu dumanı gerçekten ayıplıyor ve kınıyoruz.

Yaklaşık on yıldır geçmemiştim Datça’ya. Ne değişmiş diye şöyle bir gezdiğimde de bir değişikliğin kırıntısına bile rastlamadığımı söylersem haksızlık etmiş olmam diye düşünüyorum. Bu yüzden bir ara gidip belediyenin seçim için hazırlattığı broşürlere de göz gezdirdim ama nafile!

Dediğim gibi amaç zaten değiştirmemek, geliştirmemek! Değişim, gelişim için gelenlerin hepsi sanki işgal kuvvetleri. Pekiyi bu direniş karşılık buluyor mu?

Ne yazık buluyor buralarda!

İstanbul’u, İzmir’i, Ankara’yı kaybetmek pahasına bir sürü, buralardayatı- katı- villası olanlar gelip oylarını burada kullanarak kıyıları elde tutmayı şimdiye kadar maalesef başardılar.

Burada yaşayan esnaf, turizmci, memurun halleri onları zaten ilgilendirmiyor ki hiç! Sağlık Müdürlüğünde görev yapana dek bilmezdim buraların kamu yönetiminde birer sürgün yeri olduğunu. Memur görev yaptığı köye nasıl ulaşıyor, öğretmenin görev yaptığı beldedeki sorunları ne, esnaf neden sadece günü kurtarma derdinde, turizmciler neden büyük düşünemiyorlar kimin umurundaki?

Ahmet Kutsi Tecer’in, Cumhuriyetin ilk yıllarında kaleme aldığı mısralar sanki onların hayat felsefesi.

“Orda bir köy var, uzakta /O köy bizim köyümüzdür. / Gezmesek de, tozmasak da /
O köy bizim köyümüzdür.”

Halbuki gelip değişimin de gelişimin de bir parçası olsalar, kibiri, ukalalığı bırakıp biraz da ekmeklerini yedikleri köylülerle, esnafla, yatırımcıyla halleşseler, yapacaklarsa direnişlerini yapılacak değişimlere kara çalmaya çalışanlara, gelişimden haksız rantlananlara, harama, yalana, dolana bulaşanlara karşı yapsalar…..

Ama bağnazlıkları, tutuculukları izin vermiyor.

Kızdıkları, cahil diye suçladıkları halk yeri geliyor bir seçim öncesi iktidar yaptığı bir siyasi partiyi bir seçim sonrası baraj altına itebiliyor ama bunların takım tutar gibi parti tutma bağnazlıkları değişmiyor. Bu kadar aşırı bağnazlık da doğal olarak karşılarında da bir o kadar katı bir oluşum, siyaset geliştiriyor.

Adayı tanımak, projeleri ile ilgili varsa eleştiri yapmak gibi emek isteyen, demokratlık isteyen hiçbir işe kalkışmıyorlar ve partilerinin genel merkezleri kimi aday çıkartırsa çıkartsın gidip, hatta kilometreleri aşıp oylarını kendilerine dayatılan adaylar için kullanmaktan geri kalmıyorlar.

Adları da sözde demokrat bunların!

Bunların dili demokrasi dili olacak, bunların yaptığı bilinç olacak, sevgi ve hoşgörü olacak ama diğerleri; ötekileştirdikleri hep cahil, yobaz, simsar ve kullandıkları dil de nefret dili olacak öyle mi?

Fani ömrümde tanıma fırsatı bulduğum örnek insan, merhum Yazıcıoğlu’nun da geçtiğimiz günlerde ebediyete intikalinin yıldönümüydü. Bu vesile ile sevenlerine bir kez daha başsağlığı dilerken onun içselleştirdiği demokrat duruşunun sadece kendimize değil bütün yurttaşlarımıza örnek olmasını diliyorum. Onu sevdiklerini söylemelerine rağmen, cenazesine yurdun dört bir yerinden koşup gelmelerine rağmen ondan bir oylarını hep esirgemiş olanlara o asla tavır koymadı, aşağılamadı, zekâlarıyla alay etmedi. Kapalı kapılar ardında politik oyunların içinde de olmadı ve inandığı yolda yıllardır tek başına yürüdü.

Ruhu şad olsun! Yolu, demokrat geçinen, demokratlıktan geçinen nicelerine de örnek olsun İnşallah!

Yerel seçimler, ülkemizin geneline; kıyı – köşe her noktasına demokrasi getirsin! Birbirimize daha iyi sarılmaya, daha iyi anlamaya vesile olsun. 

                                                                                                    28.03.2019                                                                                                                                                                                                                                                                              Erdal ÇİL

                                                                                                                                                                                                                                               cerdal48@gmail.com

 

 

Bu yazı toplam 525 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA