• İstanbul13 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara11 °C
  • Manisa9 °C
  • Adana14 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hedefi Turan olanlar

21 Mayıs 2018 Pazartesi 13:42
Oldukça bitkin ve yordum görmüştüm onu, odasına girince.
 
Hâlbuki günün henüz geç vakitleri de değildi. 
 
-Ortadoğu beni öldürüyor, bitiriyor. Okudukça, daldıkça dehşete kapılıyorum Ortadoğunun makûs tarihini. Günümüzde olan hiçbir şeye de bu yüzden çok fazla üzülemiyor, acılarını yaşayamıyorum.
 
Alanında başarılı bir bilim insanıydı. Tarihçiydi ve yıllardan beri tanıdığım için de anlatmak ve yazmaktan öte yaşardı bildiklerini.
 
Fitnenin bu kadar uzunca egemen olduğu başka bir coğrafya var mıydı acaba yeryüzünde?
 
Bütün dünyayı avlanmaya çıktığı babasının tapulu arazisi sanan batılı da bu topraklarda dersine iyi çalışmış ve fitnenin buralarda nasıl prim yaptığını öğrendiğinden buraya sürekli fitne tohumları ekerek yönetir hale gelmişti.
 
Bu coğrafyada olup da buranın ikliminden, kültüründen, entrikalarından uzak durabilmek, buradaki iç karışıklıklardan devlet olarak etkilenmemek ne kadar mümkündü ki?
 
Dört kitabi din bu coğrafyaya inmiş, peygamberleri bu coğrafyada yaşamışlardı. Coğrafyanın özelliklerini, ihtiyaçlarını çok iyi bilen ve onların içinden gelen son dinin son peygamberi ve ona gelen kitabında; fitne ve bozgunculuğun lanetlendiğine, yasaklandığına dair pek çok emir ve yasaklar bulunmaktaydı oysa.
 
Ama kitapları ne yazarsa yazsın, peygamberleri ne söylerse söylesin emperyalist batının fitne şerbetini içen, onun zehrini alan bölge insanı maalesef bu etkiden kendini kurtaramamakta, dinini yaşayamadıkça da zamanla yaşadığı gibi düşünmeye başlamakta ve savrulmaktadır.
 
Emperyalist batı cemiyete önce dilleriyle nüfuz ediyor sonra ahlaklarını, kültürünü enjekte edip yavaş yavaş yok ediyorlardı karşılarındaki rakip gördükleri her şeyi.
 
Yıllardır buradaydılar işte.
 
İçimizde, evimizde, bizim dediğimiz her yerde, her kurumda, her partide vardılar maalesef ve hipnozları o kadar etkiliydi ki karşılarına geçip bütün bunları fark edebilmek bile insana azaptan başka bir şey vermiyordu.
 
Bu coğrafyada olup da etkilenmemek elbette mümkün değildi ve yıllardır biz de ülke olarak payımıza düşeni fazlasıyla alıyoruz ne yazık.
 
“Bölünürsek yok, birleşirsek tok oluruz” sözü buralıdır ve asırlardır dilimizde olmasına rağmen ne kurumlarımız ne kutsallarımız bizi asla birleştirememektedir. Doğumuz batımıza, sağımız solumuza, gencimiz yaşlımıza, şehirlimiz köylümüze, dindarımız dindar olmayanımıza hep düşmandır;
 
Hem de ölümüne!
 
Bu yüzden bazen çok akıllı çok faydalı işler çıksa bile o gürültünün, gerilimin ortasında fark edilmez ve usulca ürkek bir ceylan gibi terk eder meclisimizi de haberimiz bile olmaz.
Bir bakarsınız diğerlerine karşı aynı dine, aynı inanca, aynı partiye, aynı fikre, aynı soya mensup insanlar bile var oluş gayelerini unutarak birbirleriyle uğraşmanın çekiciliğine kaptırıverirler kendilerini de, görmez gözleri başkaca hiçbir şeyi.
 
Çöl devesinin kendi kanını içmesinden aldığı tat gibi bu tadın etkisi kör eder gözlerini.
 
Siyah beyaza karışır, doğru bildiklerin yanlışa.
 
İmanından dahi şüphe eder duruma gelir fitne zamanı insan ve bütün bildiklerini bile sorgular.
 
Bütün değerlerine düşman olur; varlığın, değerlerin bile bir yük olur sırtında.
 
Fitnenin en keyifli olduğu andır bu an ve derhal sana bütün ezberlerini bozduracak yeni teklifler sunar.
 
Bir bakarsın kırk yıllık kani oluvermiş yani ve hayatında hep yüksek idealler olan, yüksek ahlak ve erdemi amaçlayan bir ülkücü bile dün savaştığı yabancı ideolojilerin, yabancı fikirlerin sözde ulusal cereyanlarına kapılıp, hayatına yeni putlar dikmeye başlayıverir. Yabancı ajan düşmanlığının yerini aynı inanca sahip kardeşinin düşmanlığı alır. Dün enternasyonal solcu gördüğü insanlarla bakarsın kol kola girmiş, hedef Turan yerine hedef kendi devleti, kendi ülkesi, kendi insanı, kendi başkenti oluvermiş; rehber Kuran’ın yerini ise dünkü sahte kahramanların kitapları alıvermiştir. 
 
Sayıca Çinlilerden çok az olmasına rağmen Çin emperyalizmi altında kendi ülkülerinden, kendi ülkelerinden uzaklaştırılan Türkleri bir araya getirip tekrar hürriyetlerine kavuşmalarını isteyen Bilge Kağan’ın asırlar önceki haykırışına, titreyip kendimize dönmemize ne çok ihtiyacımız var bugünlerde. 
 
Böylesi bunaldığımız günlerde çare yeni limanlar aramak yerine tarihi tecrübelerden faydalanmak değil midir?
 
Bilmem Amerika’yı yeniden keşfe gerek var mı?
 
Haydi, hedefi Turan olanlar!
 
Haydi, rehberi Kuran olanlar!
 
Titreyip kendimize dönme zamanımız gelmedi mi?
  
  Erdal ÇİL
  cerdal48@gmail.com
 
 
 
Bu yazı toplam 354 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Evleneceklere Devletten 65 Bin TL Destek Geliyor
  • Voleybolda dünya şampiyonuyuz
  • Gördes Karayağcı Barajında Çalışmalar Hız Kesmiyor
  • Kula Belediyesi Personeline, Yangın Tatbikatı
  • Engelliler'den İl Müdürü Öztürk'e Teşekkür
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA