• İstanbul12 °C
  • İzmir12 °C
  • Ankara5 °C
  • Manisa11 °C
  • Adana13 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ezanın Yeniden Öz Diliyle Okunması Bir Milattır

17 Haziran 2015 Çarşamba 00:01

Maneviyatta ve doğada bir ana temanın dokusuyla ne kadar çok oynarsanız o oynadığınız tema asimile olmaya mahkumdur. Bu ele alınan konu hiç kuşkusuz Ezan-ı Muhammediye içinde geçerlidir. Çünkü ezanın Rab’ça okunmasının gerekliliğinin en temel delili ezanın bir ibadet oluşu ve Peygamberi Ekrem’in sünneti olmasıdır. Çünkü ibadetin şekli ve biçimi Allah’ın emriyle belirlenmiş ve Peygamber tarafından bildirilmiştir. Ezan her ne kadar okunuş olarak Arapça olarak tabir edilse de yazım ve dil bilgisi olarak incelendiğinde Arapça olmadığını net bir şekilde görebiliriz. Bu konuyla ilgili Üstat Necip Fazıl’ın, “Ezan Arap’ça değil Rabça’dır” sözünün hatırlanması ne kadar doğruysa, ezanın İslam amelinin ortak kültürünü, tarihini ve geçmişini ifade ettiğini savunmak ise o kadar gerçektir.

16 Haziran 1950 tarihi İslam’ın birlik ve hürriyetinin alameti olan ezanın yeniden öz diliyle okunması çok önemli bir milattır. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından 1930’da ezanın, tekbirin ve salanın Türkçeleşmesi, Kur’an’ın Türkçe okunması ve namazın da Türkçe dualarla kılınması kararlaştırılmış ve Türkiye’nin önde gelen bazı hafızlarına ezanın ve duaların Türkçeleştirilmesi vazifesi verilmişti. Hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Kur’an’ın, tekbirin ve kametin Türkçesi ilk defa 1932’nin 3 Şubat’ına rastlayan Kadir gecesinde Ayasofya Camii’nde okundu. Daha sonraki aylarda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin dört bir yanına gönderilen tamimlerle ezanın artık sadece "Tanrı uludur" sözleriyle başlayan Türkçe şekliyle okunacağı bildirildi, Arapça ezan yasaklandı, bu arada salanın ve tekbirin de Türkçe olması emredildi ve yasaklar gayet sıkı bir şekilde denetlendi. Yasak, 1950 yılına kadar 18 yıl boyunca devam etti ama Türkiye’nin birçok yerinde olaylar çıktı, tatsızlıklar yaşandı ve konu Demokrat Parti’nin 1950 Mayıs’ında yapılan seçimleri kazanmasından sonra yasağın kaldırılmasına yönelik üç ayrı kanun tasarısıyla Meclis gündemine geldi. Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, Kayseri Milletvekili İsmail Berkok ve 13 arkadaşı ile Başbakan Adnan Menderes hükümeti, Arapça ezana hapis cezası getiren 526. maddenin değiştirilmesi için kanun tasarı ve teklifleri hazırladılar. Tasarı metinlerinde ezanın yeniden Arapça okunabileceğinden söz edilmiyor, sadece cezanın yer aldığı maddenin yeni şekli veriliyordu. Adalet Komisyonu, hükümetin tasarısını kabul etti ve Meclis’teki görüşmeler 16 Haziran günü, İstanbul Milletvekili ve Şair Fuad Hulusi Demirelli’nin başkanlığında yapıldı. Genel Kurul’da söz alan Demokrat Parti milletvekilleri, ezanın asıl haline dönmesinin halkta yaratacağı rahatlamadan bahsettiler.

DP milletvekili Seyhan Sinan Tekelioğlu, "Atatürk sağ olsaydı hiç şüphe yok ki, bu büyük Meclis’in düşündüğü gibi düşünecekti. ...’Allahu ekber’ ile ’Tanrı uludur’ kelimeleri bir manaya gelmez. Eski zamanlara ait kitapları okursak birçok tanrılar olduğunu görürüz: Yağmur tanrısı, yer tanrısı, vesaire. Binaenaleyh ’Tanrı uludur’ deyince bunların hangisi uludur? ...Hristiyanlar bile bir ölüyü haber vermek için çan çalarlar. Onlar çan çalınırken çanın ne demek istediğini anlıyorlar, Müslümanlar bir sala sesi duymuyorlar" diye konuştu. Tam bu sırada şaşırtan bir gelişme yaşandı: DP’liler CHP’lilerin tasarıya ret oyu vermelerini beklerlerken, CHP grubu adına söz alan Trabzon Milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu, Arapça ezan konusunda tartışma açmak istemediklerini söyledi ve "Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkartılmasına aleyhtar olmayacağız" dedi. Daha sonra, üç maddelik tasarının maddeleri ayrı ayrı oylandı ve DP’liler ile beraber CHP’liler de kabul oyu kullandılar. Ezanın 18 sene aradan sonra yeniden Arapça okunmasına izin veren kanun, işte böyle kabul edildi. Her ne kadar kanun iki partiye mensup Milletvekillerinin oylarıyla da kabul edilmiş olsa da CHP yıllarca "Ezanın Türkçe olarak kalması için mücadele vermiş" gibi gösterildi ve bu tartışma hala devam ediyor. O nedenle şunu çok net söyleyebiliriz ki ezanın Türkçeleştirilmesi Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte olmuş, Demokrat Parti döneminde Meclis’te yine DP’lilerin önerisi üzerine yapılan konuşmalardan sonra DP’liler ve CHP’li Milletvekillerinin oy birliğiyle kendi öz diline dönmüştür. Hemen burada bir parantez açmak isterim ki 1930 yılı ezanın Türkçeleştirme çabaları içerisinde bir ilk değildir. Osmanlı döneminde ezanın Türkçe okunması konusunda çalışmalar yürütülmüş 19. Yüzyılda Türkçülük hareketinin yaygınlaşıp, Türk kelimesine ve Türk diline önem verilmeye başlanması ile birlikte ilk olarak Sultan Abdülaziz devrinde Ali Suavi ezanın, hutbelerin ve namaz surelerinin bile Türkçeleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.

Şahsi düşüncemi hemen belirtmek isterim ki ezan ne Arap’ça ne de Türkçedir. Rahmanca’dır. Başka bir dille de okunamaz, okunan şey de ezan olmaz. Peygamber Efendimiz Bilal-i Habeşi'yi çağırıp ezanın bu şekilde okunmasını tebliğ etmiştir. O nedenle biz Elhamdülillah Peygamberimizin bize tebliğ ettiği ezanı biliyoruz. Onun dışındaki bütün farklı dillerde okunması düşünülen metinler, şarkıdır, bestedir ezan değildir. Bu halk yıllar boyu büyük sıkıntılar çekti ama buna hiçbir zaman ezan gözüyle bakmadı o ezanın altında namaz kılınamayacağını bildi ve bu suretle direnişini gösterdi.

 

Bu yazı toplam 769 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa Lisesi 67-69 mezunları pasta kesti
  • Cumhurbaşkanı Kurmaylarına talimatı Verdi: Her ilde miting Yapacağım, hazırlık yapın
  • Kredi Kartlarınızdaki Puanlar İçin Son Günler
  • Başkan Ergün Elektrikli Otobüsleri Test Etti
  • Büyükşehir’in Milli Gururu Avrupa Yolunda Önemli Bir Adım Attı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA