• İstanbul21 °C
  • İzmir24 °C
  • Ankara23 °C
  • Manisa24 °C
  • Adana32 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Euro’ya geçiş ve ekonomik bağımsızlık

16 Aralık 2015 Çarşamba 16:57

   
Sürekli değişen ve gelişen global ekonomi ekseninde son süreçte en çok konuşulan konuların başında hiç kuşkusuz Türkiye’nin Euro’ya geçiş süreci bulunuyor. AB Bakanı Volkan Bozkır ise yapmış olduğu açıklamada Türkiye’nin AB yolunda ilerlemesini sürdürdüğünü ve halihazırda birçok kriteri karşıladığını belirterek, Avrupa’da Maastricht Kriterleri’ni sağlayan iki ülkeden birinin Türkiye olduğunu iddia etmiş ve iki yıl içerisinde Türkiye’nin Euro’ya geçebileceğini söylemişti. Euro’ya geçişle birlikte en önemli beklentilerden biri de AB içinde ve dışında ticaretin artmasıdır. Tek para birimi kullanımı sonucu, döviz kurunda istikrar sağlanacağı ve döviz kuruyla ilgili maliyetlerin azaltılabileceği, böylece birliğin ticaret hacminin artacağı beklenmektedir. Dış ticaretinin yaklaşık % 50’sini Avrupa Birliği ülkeleriyle yapan Türkiye’de, Euro’ya geçişin ithalatımız üzerinde önemli bir etki meydana getirmesi kaçınılmazdır. Ancak Euro’ya geçişin Türkiye’nin ithalatını etkileme derecesi, geçişle birlikte beklenilen faydaların gerçekleşme derecesine bağlı olduğunu da unutmamamız gerekiyor.

   
Öncelikle AB Bakanı Bozkır’ın ortaya sürdüğü Maastricht Kriterleri hakkında kısa bir bilgilendirmenin yarar getireceğine inanıyorum. Kriter AB’ye üye olmak ve dolayısıyla Avro bölgesine girmek isteyen ülkeler için belirlenmiş bir dizi ekonomik kriterden oluşuyor. Bu kriterlere göre; Toplulukta en düşük enflasyona sahip yani en iyi performansı gösteren üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki fark 1,5 puanı ve Üye ülkenin devlet borçlarının GSYH’sine oranı %60’ı geçmemelidir. Üye ülkenin bütçe açığının GSYH’sine oranı %3’ü geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibariyle, fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmamalı ve son olan 5. Kritere göre son iki yıl itibariyle üye ülke parası diğer üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.

   
Bu kriterleri de göz önüne alan ve yerine getiren Avrupa Birliği üyesi ülkelerde üretimde etkinlik artışı olacağı, faktör verimliliğinin artacağı, birçok firmanın sektörel bazda uzmanlaşmaya gideceği ve ölçek ekonomilerinin avantajlarından yararlanarak birim maliyetlerini düşürecekleri beklenmektedir. Faktör verimliliğinin yükselmesi ve buna bağlı olarak sermaye stokunda meydana gelebilecek artışlar bu ekonomilerdeki üretim miktarını artıracaktır. Üretimde meydana gelmesi beklenilen bu artışın Türkiye’ye yansıması ise ithalatında artış şeklinde olacaktır. Euro alanında kur riskinin ve uluslararası işlemlerde birden fazla para biriminin kullanılmasının yarattığı maliyetin ortadan kalkacak olması, ortak pazarda etkinliğin artmasını sağlayarak Euro alanı ülkelerinde mal ve hizmet sektörlerinin rekabet gücünün artmasına katkıda bulunabilecektir. Bütün bunların sonucu olarak Türkiye’nin, Ekonomik ve Parasal Birlik üyesi ülkelerde meydana gelecek bu gelişmelerden olumsuz etkilenmesi ve böylece ithalatında artış meydana gelmesi mümkündür. Türkiye dış hacmini geliştirme, Pazar alanını genişletme ve Euro’ya geçiş düşüncesindeki diğer artıları hesap ederken bu olumsuz etkilenmeden meydana gelebilecek ithalat artışı olasılığını da göz ardı etmemelidir.

   
Unutulmamalıdır ki kendi parasını kullanması ve bundan vazgeçmemesi bir ülkenin aynı zamanda ekonomik bağımsızlığının göstergesidir. Bu nedenle Türkiye Euro’ya geçildiğinde doğabilecek artıların yanında ortaya çıkabilecek olumsuzluk ve bağımlılığı da düşünmek zorundadır ki şu an AB’ye bağlı 13 Üye ülke Euro değil kendi paralarını kullanmaya devam ediyor. Kendi Ulusal parasını kullananların başını da İngiltere, Danimarka, İsveç çekmekte. Bu ülkeler Euro’yu terkedip ulusal paralarını geçme kararını ise yaptıkları referandumla sağladılar. Yani ne kadar dışa açılma, Pazar arayışınızı yükseltme ve ekonomik refahınızı sağlama düşünceniz olursa olsun millet kendi değerlerinden asla vazgeçmiyor. Bu durumun milli değerlerine bağlı, ulusal egemenliğine düşkün Türkiye açısından da Euro’ya geçilse dahi kısa zamanda bu eksende eseceğini şimdiden söyleyebiliriz.

   
Bir taraftan finansal ve ekonomik göstergeler bunu işaret ederken diğer taraftan geçen hafta İzmir’de açılan Turizm Fuarına Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı sıfatıyla davetli olarak katıldım. Fuarı ziyaretim esnasında şahsıma Demokratlar Gurubu Başkanı Samet Ocakoğlu ve turizmci Birgül Çelik eşlik ederken Türkiye’nin ister şehirler bazında ister acenteler bazında trendinin yükseldiğini gördüm. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü genç ve güler yüzlü yapısıyla stantlarına gelen konukları en güzel şekilde ağırlarken, Manisa’nın en iyi şekilde mesiri, zeytini ve üzümüyle kendini temsil ettiğini belirtmek istiyorum. Bunun yanı sıra Karadeniz Bölgesinden Sinop, Rize Doğu illeri arasında ise Batman, Gaziantep ve Adıyaman, Ege’den de Aydın il yetkilileri şehirlerini en güzel şekilde temsil edenler olarak dikkatimi çekti. Konuyu açmışken şunu da ifade etmeliyim ki Doğu illeri önlerine hazır balık konulmasını değil, balık tutmak ve tuttuklarını yemek istiyorlar. Yani şehirlerine yeni iş sahalarının açılmasını, işsizliğin önüne geçilmesini böylelikle de Türk ekonomisine faydalı olmak istiyorlar. Fuar çıkışında da ardıma baktım ve paranın ilk bulunduğu yer olan Lidya’nın, Antik turizmin merkezi Sardes’in, birbirinden önemli tarihi turizme ışık tutan ilçelerin bağlı bu güzel ilin yani kongre turizminin gözdesi olmayı çoktan haketmiş Manisa’nın neden turizm fuarı yok diye bir an düşündüm. Benden söylemesi.

 

 

 

Bu yazı toplam 475 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • TSK açıkladı
  • Türkiye’de 7 kişiye 1 otomobil düşüyor
  • Meteoroloji’den flaş uyarı..!
  • Erdoğan Trump'la görüştü
  • Erdoğan'dan flaş İdlib açıklaması!
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA