• İstanbul10 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara3 °C
  • Manisa4 °C
  • Adana12 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ekonomide Parasal Genişleme Dikkati

18 Ocak 2014 Cumartesi 18:06

İktisat alanının en çok bilinen ve teoriye giren an önemli bilgisi, para arzı ile mal-hizmetlerin, ya da gayri safi milli hasıla – kamu borçları üzerindeki ‘mali’ dengenin korunmasının, ülkelerin ekonomik gücünün bir göstergesi olduğudur.

Türkiye, 1 Ocak 2009 tarihinden bu yana, yani yeni Türk Lirası uygulamasıyla banknot matbaasını çalıştırırken titiz bir şekilde para arzını – ve dolaşım çarpan etkisini- kontrollü götürdü.

Mesela şimdi cebinizden Türk Lirası banknotlarını çıkarın, seri numaralarına bakın. 5’lik, 10’ luk, 20’lik, 100’ lük, hepsi ‘A’ ‘B’ seri numarasıyla devam eder…

Eskiden olsa, üç-beş ayda bir yeni seri harfleri basılırdı! Ancak bu konuda daha da önemli olan şu: Diyelim 200 lirada ‘A’ serisinden B’ ye C’ ye geçiş ile 5 lira ya da 100 lira’da geçiş arasında fark vardır; rakam büyüdükçe serinin miktar hızı artıyorsa, halk küçük paraları kullanmıyor demektir… Küçük paraya ihtiyaç duymuyorsanız ve kuruş’ları önemsemiyorsanız, ekonominiz satın alma değeri açısından sürekli kayba uğruyor, demektir.  Aksi olması ne demek, elinizdeki paranın rakamı ne olursa olsun, çarşıda-piyasada net bir karşılığının olması demek... Yani fiyat istikrarı demek!

Fiyat istikrarını etkileyen en önemli göstergelerden biri ‘para arzı stoku ile mal-hizmet üretim- fiyat dengesinin’ sağlanmasıdır…

Bu konuda en büyük risk, bütçe açıklarıdır.

Dış dünyadan örnek verelim:

Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinin bütçe açıkları hâlâ yüksek; yakın zamanda bu açıkların büyüme hızına olumlu etki edip-etmediği anlaşılacak… –karşılıksız- para stoku hâlâ artmaya devam ediyor.

Bir yandan dolar bazında ‘para’ nın ABD’ye dönüşü ile ilgili ‘faiz’ opsiyonu harekete geçiriliyor; öte yandan ‘fazla para’ ile desteklenecek büyümenin ‘enflasyon’ dengesinin nasıl sağlanacağı tartışılıyor… Bizim bu konuda 18 mayıs 2012 tarihinde, Hakan Özen yönetimindeki Hür Işık gazetesine verdiğimiz demeç, şu şekilde haberleştirilmişti:

‘’Hayatın gerçekleri, yani para arzının istihdam-verimlilik-üretim değerlerine bağlı kalmaksızın, fazla-fazla, sürekli matbaa makinesinde basmanın bir maliyeti vardır. Şunu unutmayalım gerçek olan paranın kağıdı değil, onun temsil ettiği ‘ekonominin temel dinamikleridir’ ve bir zaman sonra kaçınılmaz bir şekilde kendini gösterir.

(…) Para hakkında konuşurken bugünün gelişmiş ekonomilerinde ve özellikle Amerika’da temel dinamikler açısından ilginç bir ‘cambazlık’ yaşanıyor: Para miktarı sürekli-sürekli-sürekli artıyor, ancak kişi başı borçluluk oranı da yükseliyor... ekonomi büyümüyor ve halk fakirleşiyor. Hanehalkı davranışları güven endekslerine henüz olumlu bir şekilde yansımıyor.

Peki bu ‘fazla para’ nereye gidiyor? Efendim bu para, ‘türev piyasalara’ gidiyor. Nitekim ABD’de bankaların bankacılıktan kazandıkları para, elde ettikleri karın yalnızca yüzde on civarı; yüzde doksan türev piyasalar. -Konuyu merak edenler ‘türev piyasaların’ ne olduğunu internetten araştırabilir, yalnızca şunu söyleyelim, bir ‘metanın’ karşılığının -karşılığının – karşılığının- karşılığının - karşılığı… - böyle sürüp gider-, sigorta karşılıkları üzerinden değerleme yaparak tahviller çıkarılır ve bu da türev piyasalar olarak adlandırılır. İlk karşılıkların değeri 1000 lira diyelim; ev’i ipotek ettiniz, karşılığı 1000 lira…İşte bu ev üzerinden, neredeyse 1000 liraya karşılık olmak üzere 36.000 liraya kadar türev piyasalar yaratılmış. Yazıyla yazalım, otuz altı bin lira!

Biz ev örneğini verdik, onu da bin lira dedik; ev fiyatı bin lira olmaz, diyelim, 100 bin lira. Yüz bin çarpı  -Kaldıraç oranını 1 bire 36 gibi düşünün derim,- buna göre hesap edin bakalım rakamlar nerelere uzanıyor…-

 ABD bankalarının genelindeki türev enstrümanlarının tutarı nedir? Yaklaşık 700 trilyon dolar! Yanlıca iki yıl önce, 2010 haziranında bu rakam 582.6 trilyon dolardı. Aradaki farka dikkat çekerim. Peki bu para miktarı niye artıyor?

Nedeni şu, bol bol para basmanın nedeni büyük bankaların zararını kapatmak içindir. Üretime dönük bir şey yok! Sadece kağıttan kuleler yükselmiş -yükselmiş –yükselmiş; ve yükselmeğe hâlâ devam ediyor.Peki bunun bedelini Dünya nasıl ve ne şekilde ödeyecek?..

Ya da gereken önlemler alınıp sistem ne kadar sürede sağlığına kavuşturulacak?

Bunun için hangi politikalar izlenecek?.. Hangi ‘gerekçeler’ üretilecek?

Bir ara Merkez Bankaları altın satışıyla piyasadan para çekmeye çalıştı. Amaç enflasyon beklentilerini aşağıya çekmek olabilir…

Ancak tüm ihtimalleri düşünmek lazım ama en kötüsüne hazırlıklı olalım…

Çünkü ABD ‘de tüketici siparişleri, istihdam oranlarındaki artış hızı yeterli değilken, Hazine borçları bu derece daha da artış eğiliminde ve ‘vergi’ gelirleri açısından yukarıdaki nedenler yüzünden bütçe dengesi açıkları derinleşirken…

Birden trendin aksine gidişatına uygun olarak her şeyin yolunda gittiğine dair iyimser raporlar arka arkaya açıklanırsa daha dikkatli olun, derim.

Bizim ülkemiz için bu konuda en büyük belirsizlik, bütçe dengeleri üzerinde ağırlıklı yer tutan ‘enerji maliyetleri’ ve buna göre şekillendirilen ‘enerji stratejilerindeki’ öngöremediğimiz değişiklikler olacaktır!

Ama bundan da önemlisi döviz borçlu durumda olup ‘enflasyonist ortamda’ bu kötü senaryoya yakalanmaktır.

Para arzı konusunda ihtiyatı elden bırakmamak lazım!

Bu yazı toplam 1208 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Taksicilere Özcan’dan, Ötv İndirimi Konusunda Destek Sözü
  • İnşaat Sektörü Kan Kaybetmeye Devam Ediyor...
  • Amerika Birleşik Devletleri Eğitim Ataşesi David Fay MCBÜ Öğrencileriyle Buluştu
  • Tarım Ürünleri Fiyatları Artmaya Devam Ediyor
  • Bozkırın Bilgesi Cengiz Aytmatov Doğumunun 90. Yılında Panelle Anıldı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA