• İstanbul26 °C
  • İzmir26 °C
  • Ankara21 °C
  • Manisa25 °C
  • Adana26 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Egenin şifalı otları ve toplumda ot kültürü

25 Mart 2018 Pazar 15:28
Ülkemizin her yöresinde kendi barındırdığı değerleri vardır,bunlar her alanda bir çok kıymetlerimizin bir göstergesidir diyebiliriz.
 
Günümüzde artık doğal yaşamın ve organik gıdaların önemi, insan sağlığı için faydaları sıkça dillendiriliyor, doğal hayatın içindeki yer alan değerlerimizin heba edilmemesi ve insanların sağlıklı beslenmesi alanındaki yerlerini alabilmeleri için de yerel değerler teşvik ediliyor,tanıtılması,sağlıkla ilgilerinin anlatılarak toplumun bilinçlendirilmesi adına çeşitli festivaller de yapılıyor.  
 
Ege yöremizinde kendi bünyesinde barındırdığı kültürel değerler çok fazla,tabiiki bunlar çok çeşitlilıkde arzediyor, Urla Ot Festivali de bu bağlamda güncelliği açısından adını duyuran ve ilgi çeken festivallerdendir,bir çok yerde buna benzer festivaller de yapılıyor,örneğin Bodrum Karaot festivali,Alaçatı Ot Festivali gibi.
 
Yurdumuzda yetişen şifalı otlarımız ve bu bağlamda yapılan her türden ot festivalleri ile giderek adını daha geniş alanlara duyurmaya başlayan ot yemekleri ve şifalı otlardan yapılan her türlü gıda maddesi,esans ve kurutulmuş baharata dönüşen değerlerimiz saymakla bitmeyecek kadar fazladır.
 
Urla'da her yıl yapılan, Mart dokuzu ot festivali (eski adıyla böyle bilnir)bir çok yöreden gelenlere hiç bilmedikleri, şifalı olduğunu öğrendikleri ot türlerini ve bu otlardan yapılan çok çeşitli ot yemeklerini görme,tatma imkânı sunuyor,gastronomi alanında da yerel katkı sunmuş oluyor.
 
Çeşme Alaçatı ot festivali de yakınlarda yapılacak bunun için ise gün sayılıyor diyebilirim,bu yıl  yapılacak olan ot festivali de her yıl olduğu gibi yine şenlikli ve festival havasında olacak,rekor düzeyde bir katılımın olacağını şimdiden söyleyebilirim.
 
Ot deyip geçmemek lâzım,zira tıp alanında kullanılan ilaçlarımızın bile bazılarının ham maddesi içinde çeşitli şifalı otların yer aldıklarını biliyoruz,geleneksel kültürümüzdeki kullanılış biçimleri ve en önemlisi de gıdalarımızın içinde farklı bir tadta yer alması, onlara verilecek önemi daha da değerli kılıyor.
 
Uzakdoğu kültüründe sağlık alanındaki çalışmaların hemen hemen tamamında bitkisel ürünlerin kurutularak, ya da taze olarak,ilaç haline getirilerek hazırlandığı çok bilinir.
Bizim geleneksel kültürümüzdede bazı uygulamalarımız vardır ve nesilden nesile zamanımıza kadar ulaşmıştır,halen kırsal kesimlerdeki yaşayanlarımız tarafındanda uygulanmaktadır.
 
Şifalı otlardan yapılan türlü çeşitte  yemekler,börekler,damaktadına uygun her türlü yiyecek te bu şifalı otlardan gelecek sağlık umududur diyebiliriz.
 
Günümüzdeki GDO lu gıdaların,hormon verilerek yetiştirilen bütün sebze,meyve ve her türdeki yiyeceklerin,zararlı katkı maddeleri ile yapay tatlandırılan türlü çeşitli gıdanın insan sağlığına verdiği olumsuzluklar ve sağlığı tehdit edici etkileri çok fazla, Hibrit tohum dediğimiz tohumlarla yetiştirilen sebzeler keşke hiç olmasa ya da görsel anlamda görünüşü güzel olacak diye keşke hiç hormon verilmese,ilaçlamalarda yapılmasa ne güzel olurdu,ancak malesef bu o kadarda kolay bir şey değil,zira tarım alanlarımızdaki yapılan üretimlerde hep dış ülkelere bağımlı olarak kullanmak mecburiyetinde kalınan,her türlü ilaç,tohum,gübre,fidan yada bunun gibi bir çok alanda hep yerli ırk tohum ve fide kullanmamış olmanın yarattığı uzun vadeli zararlarını malesef çok görüyoruz.
 
Onun içindir ki hep,"Milli üretim,milli tarım şart" diyoruz ya.
 
Tarımda ve gıda alanlarında tekelleşmiş dış ülkeler kendi tarımında,üretiminde,gıdasında kullanmadığı,her türlü ürününü üçüncü dünya ülkelerine satarak hem sağlığımızı riske sokup hemde bundan önemli bir rant elde ederken,öte yandanda o zararlı ürünlerden olumsuz yönde etkilenen insanların sağlığını da yine kendi ürettikleri ve sattıkları tüm sağlık alanındaki ürünleri ve ilaçları da  satarak bizlerden katlamalı şekilde rantlar sağlıyorlar.
 
Onun için hep diyoruz ya milli üretim ve yerli üretim şart diye.
 
Milletçe ülkemizin içinde barındırdığı bütün değerlerimize  sahip çıkmalıyız,zira onlar bu milletin ana damarlarını teşkil ediyorcasına bariz bir kültürel aktarım olarak nesilden nesile geçecek ortak değerlerimizdendir.
 
 
 
Bu yazı toplam 799 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa'daki 'pis kokuların' Alaşehir kaynağında Seks Skandalı çıktı
  • Zerrin Özer, hastane çıkışı görüntülendi
  • Özel sektörün yurt dışı kredi borcu azaldı
  • İmamoğlu TRT' de...
  • ABD'nin Türkiye'ye uygulayacağı olası S-400 yaptırımlarının detayları belli oldu
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA