• İstanbul21 °C
  • İzmir17 °C
  • Ankara13 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana23 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Değişimleri Yaşamalı, İdealleri Yaşatmalıyız

10 Mayıs 2015 Pazar 20:37

M.Ö 535-475 yılları arasında Efes'de yaşamış olan filozof  Herakleitos.” "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" demiş. Yani insanın yaşadıkları sonucunda edindiği deneyimler, yaşam tarzı, her geçen gün olgunlaşan hayata bakış açısı ideolojik anlayışını ve kendisini süreç içerisinde değiştirebiliyor. Mevlana'nın "Şu akıp giden kum seline bak; ne durması var, ne dinlenmesi. Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya, nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini..." sözlerinde anlattığı gibi değişim her geçen an devam edecek. Çünkü doğanın bir kanunu bu.

Her sabah aynı güneş doğuyor diyorsanız; Hayır! Her sabah güneş başka doğuyor, her akşam başka batıyor. Ay geceleri gökyüzünü yıldızların başka anları, ışıklarıyla ile paylaşıyor. Ve bizler de her sabah bir başka bizde gözlerimizi açıyoruz. İşte bunu fark edebildiğimiz anda, tıpkı bilim insanlarının en hızlı sandığımız ışıkdan da daha hızlı birşeyin varlığı keşfetmeleri gibi, biz de kendimizde yeni bir beni, içimizde yatan hazinenin yeni bir köşesini keşfedebileceğiz.

 

İdealler uğruna, hayatın akışını değiştirmek, hile hurda yapmadan, kanuna, nizama ve çevre değerlerine hürmetle ve saygıyla yaşamanın bir bedeli var. Önemli olan tüm bu zorluklara karşı onurlu ve dirençli bir duruş göstermek. Avanta bir yaşamı değil, alnımızın akıyla şerefli bir yaşamı kendimize adapte edebilmek. Aslında bu insan olmanın özünü de taşıyor. Bir gün bir büyüğüm bana dünyadaki olayları büyük resim çerçevesinden bakmam gerektiğini söylediğinde henüz 16 yaşındaydım. Yani 28 yıldır yaşama başarabildiğim ölçüde büyük yaşam penceresinden bakmaya gayret gösteriyorum. Direncimi de hiçbir zaman yitirmeme pahasına onurlu, disiplinli ve emekten yana bir hayatı kendime adepte ettiğime inanıyorum.

 

Okumak, yazmak, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmak hobim değil asli işim oldu yıllardır. Yazamadığım ya da en az günlük gazeteleri okuyamadığım zamanlar kendimi adeta o gün boşlukta hissediyorum. Bazı insanlar vardır, kötü bir durumdur bilirim ama işyerlerinden ayrılma ya da atılma durumlarında bocaladıkça bocalarlar, adeta o an dünya başlarına yıkılmıştır. Ben ise bugüne kadar kaç işyeri değiştirdiğimi artık sayamıyorum. Çünkü 8 yaşından beri çalışıyorum. İlk çalışmaya poğaça-böyrek satarak başladım. Babamlar ‘Çalışma okuluna devam et’ deseler de çalışıp her zaman kendi ekmeğimi kazanmayı tercih ettim. Böyrek satışımdan ilk kazandığım parayla kendime o yaşlarında verdiği heyecanla ve çocuksu yüreğimle futbol topu alışımdaki sevincimi hala yüreğimde yaşıyorum. İlkokulda unutamadığım ve hafızamda yer ettiğim kitap Aziz Nesin’in, “Şimdiki çocuklar harika” Ortaokul yıllarında ise Uğur Mumcu’nun “Sakıncalı piyade” olmuştu. Ortaokuldan itibaren ise severek dinlemekten büyük zevk aldığım sanatçılar ise Ahmet Kaya ile Zülfü Livaneli olmuştu. O yıllarda çevrem, okuduklarım ve gözlediklerimden anladıklarımın neticesinde kendimi devrimci ilan ediyor, iş- emek ve özgürlükten yana tavrımı koyuyordum. Ta ki ne zaman başımıza dayatılan devrimci masalları Rusya’nın bizlere kazandırdığı bir tatlı bir hikaye olduğunu ve Büyük Birlik Partisi’nin şehit başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile tanışıncaua kadar sürdü bu düşüncelerim. Yazıcıoğlu ile İzmir’de tanıştığımız ilk günden ilk süreçten itibaren düşüncelerimde hızlı bir değişim yaşadım. Devlet diyordu Yazıcıoğlu, tek vatan, tek bayrak, tek millet, Türk – İslam ülküsü diyordu. En önemlisi Türkiye diyordu. Bu düşünceler, bu söylemler ne dış kaynaklıydı, ne de başka dillerden, teorilerden alıntıydı. Tamamen benim güzel yurduma has özgün bir düşünce ve her yönden milli birlik ve beraberlikten yanaydı. Reklamcılık, sigortacılık ve en önemlisi ardından muhabirlikle başlayan basın hayatım bende bir tutku, bir sevda haline gelmişti.

 

2005 yılında İzmir Buca’dan Gümüldür’e gittiğimde buram buram doğa ve güzellik kokan Mandalina bahçeleri karşılamıştı beni. Gazeteciliğe Gümüldür’de devam etmeye karar vermiş, Belediye Başkanı Bülent Rüzgar’ın yanında basın işlerine devam ediyordum. Gümüldür’de çok saygıdeğer, devlet ve millet sevdalısı insanlar tanıdım. Okurlarımız fazla gürültülü olmayan sakin bir tatil geçirmek istiyorlarsa öncelikle onlara tercihim yakınlığı nedeniyle İzmir Gümüldür olacaktır. 2009 yılına kadar Gümüldür Belediyesinde basın işlerine devam ettim. Yeni çıkan Belediyeler Yasasından dolayı Belediye kapanmak zorunda kaldığında o güzel beldede yaşayan yürekli ve mert insanların çaresizliğini anlatamam. ‘Bu iş burada bitmez, en önemli irade halkın iradesidir” diyerek dernek kurdum ve bu derneğin çalışmalarının bir devamını yine Gümüldürlü arkadaşlarımız sürdürüyor. Derneği kurmamla beraber şahsıma inanan arkadaşlarımla birlikte bir yaz sezonunda iki festival yapmanın da bahtiyarlığını yaşadım.

 

Hayatımda ki değişimler devam ediyordu ve kendimi 2011 yılında bir anda Manisa’da buldum. Gelmiştik bu güzel şehre ama ne doğru dürüst bir tanıdığım insan, ne de bir iş ve çevrem vardı. Yine iş bana düşüyordu bu esnada en büyük şansım ise Allah’ın bir lütfu olarak değerlendiriyorum. İzmir’den tanıdığım Manisalıların Milletvekili benim öncelikle saygıdeğer abim Selçuk Özdağ ile karşılaşmak olmuştu. O günden bu güne kendisine haberlerinde yardımcı olmaya gayret gösteriyorum. 2011’den bu yana Manisa’nın günlük gazetelerinde Genel Yayın Yönetmenliği, muhabirlik kendi kurduğum Manisa Büyükşehir Gazetesinde İmtiyaz Sahipliği, Kanal 45 Haber’de editörlük, Optimus Haber’de Yayın Koordinatörlüğü ve Köşe Yazarlığı görevlerinde bulundum. Muhakkak ki eleştirildiğim, maddi manevi zorluklar yaşadığım anlar oldu ama hiçbir insanı yarıyolda bırakmadım, üç kuruşluk menfaat için kimseyi satmadım, sırf bu yüzden de Genel Yayın Yönetmenliği yaptığım Gazeteden ayrılmak zorunda bırakıldım ama buna rağmen kimseye küsmedim. Allah’a havale ettim. Bunu en iyi bilen ise eşim Nuran Özen ve dostum Yazar Osman Özbaş’tır. Şimdi de yine Allah’ın bir lütfu olarak bir taraftan basından kopamadım ama aynı zamanda Vergi dairesinde memuriyet görevimi kayıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Bunun için de keşke yaşasaydı, şehit olmasaydı dediğim abime her gün dua ediyorum…

 

Yani sevgili dostlar hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ama değişim yaşanırken insan ideallerinden, inandıklarından, uğruna bedel ödediklerinden, sevdiklerinden ve hayatımın anlamı dediklerinden asla ama asla vazgeçmemeli, mücadele etmeli ama taktiri de Allah’a bırakmalı. Bu esnada günübirlik yaşayan avantacılar mı? Onları kendi hallerine bıraktım yanyana olmayı ise kendime haram sayarım. Saygılarımla…

Bu yazı toplam 766 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Akhisar TSO Başkanı Dr. Ulusoy Berlin'de Akhisar'daki fırsatları anlattı
  • Tıraşa döviz ayarı
  • Manisa'dan, Türkiye- Azerbaycan Diaspora İşbirliğine katkı sağlanacak
  • Mert Şişmanlar, Gençler Avrupa Judo Şampiyonasında 2. oldu
  • İl Müdürü Öztürk başarılı Tekvanducuları kutladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA