• İstanbul27 °C
  • İzmir31 °C
  • Ankara25 °C
  • Manisa30 °C
  • Adana22 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DANSÖZ CD: BALYOZ DAVASI

02 Temmuz 2019 Salı 01:32

1 Temmuz 2019 tarihinde  İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki onuncu duruşmanın öğleden sonraki oturumunda karar açıklandı: 'Ergenekon diye bir örgüt yok!'

Biz 2014 yılında, dava seyrinde delil olarak sunulan ve sonradan ' kofti!' olduğu anlaşılan CD üzerine bir yazı yazmıştık.

Daha o zamanlar FETÖ filan yoktu.. 

-O dönemde 'böyle yazma' diyenler de olmuştu.- Çelme takanlar oldu; bizi işlerine gelmediği için kötüleyenler oldu. Biz bir çıkar peşinde olmadık; adalet istedik!...

Adalet.

Şimdi bu yazıyı yayımlıyoruz.

Bizim başımız dik... 

 

''DANSÖZ CD: BALYOZ DAVASI

Balyoz davasında kanıt olarak sunulan bilgisayar yazılımlarından biri daha sahte çıkmış!!..Bunlar artık bize nedense çok şaşırtıcı gelmiyor; sadece davaya konu olan 11 ve 17 nolu cd’ lerin bilirkişi incelemesinde el yazısı gibi görünen yazıların bir makine vasıtası ile yazıldığı ortaya çıkmış!!.. Mesele Devlet meselesi olunca akıl-sır ermez;

Ama ben bu cd’ ye takmış durumdayım;

CD dediğiniz İngilizce bir kısaltma; ‘sidi’ olunur; açılımına gerek yok, açan-açıyor; okuyan biliyor… Bunlar bilgisayarlarda kullandığımız, yedekleme, görüntü gibi verileri saklamak için tutulan elektronik kayıtlara deniyor. Bilgi saklamak için müthiş bir kapasiteleri var; ama nasıl ki devenin de boyu uzun, ama yularından çeken var;

Bu cd’lerin de gideri çok ama netice de kullanılan alana göre değişiyor tabii… İstersen koca bir kütüphaneyi yüklersin; istersen, eski Türk filmlerinde gördüğümüz pavyon mekânlarındaki ışıklı top gibi tavana asar ışık yansıtıcı diye kullanırsın;

Nitekim bu sidi’lerin, yani CD’lerin ikinci elleri, bir şehir efsanesi olarak, özellikle ticari araçlarda dikiz aynalarına asılmaları moda oldu; neymiş, pırıltısının trafik radarına yakalanmayı önleyici gücü varmış!

Çaputla dilek ağaçlarına niyet bırakmak gibi bir şey bu; yapmayın-etmeyin, inancınızı temiz duygulara yönelteceğinize; ‘çıkar’ üzerinden toplumun adalet –vicdan duygularını bu kadar oyuncak gibi kullanmayın.

Şu cd ile konuşabilsem ona da söyleyeceğim, kendini bu kadar ellere verme Ey CD; hadi seni mekanik-ruhsuz, kindar amaçlar için kullananlara bir şey diyemiyorsun ama sende bi yerinde dur, kıvırıp durma;  bu kadar ruhunu satma Ey CD!..

Tamam ‘benim etim ne budum ne,’ diyebilirsin; belki göz nizamı olmayanlara, ‘yerim dar,’ diyebilirsin; ‘kapasitemin de bir sınırı var, ancak bu kadar görüntü-yazı-belge saklayabiliyorum,’ diyebilirsin; ama ellerine dolandığın kim olursa olsun, okşandıkça çapın değişiyor be CD!...

Hadi çapını geçtik, rengini bile değiştiriyorsun be CD!... Dün sahte bugün gerçek; dansöz müsün  sen?..  

Biraz kalıbının adamı ol diyeceğim, bu da yanlış anlaşılabilir;

Ama ben seni uyarmıştım. Senin kayıtlarında vardır ama bir hatırlatma için 06.01. 2014 tarihinde ‘Ordu’ya Kumpas İddiası’ başlıklı bir yazı yazmıştım;

O zamanlarda senin için balyoz davasındaki bilgisayar yazılımlarıyla ilgili bazı sahtecilik kuşkuları olduğunu dile getirmiştim;

Okuyalım mı?...

 ‘ORDUYA KUMPAS’ İDDİASI

Biri, dangadanak, ‘Orduya kumpas kurulmuş olabilir,’ dedi; alıştıra-alıştıra söylemeliydi aslında. Ne demek, ‘orduya kumpas kurulmuş olabilir,’ sözü?…

İnsanın hissiyatlarıyla bu kadar oynanmaz ki!..

Ne yani, zamanında bu konudaki bazı belirsizliklere dikkat çekenlere, ‘darbeci misin yoksa!’ diye çıkışarak ağız-burun buruşturanların kibirli bakışlarına boşuna mı sessiz kaldık!...

Hani daha 28 Şubat, e-muhtırasının finans, medya ayağını ortaya çıkaracaktık; hani faili meçhuller üzerinde sonuna kadar gidecektik; hani Hrant Dink cinayetinin esrarı çözülecekti!!…

Biliyoruz ki devletin sahibi kisvesiyle bu memleket ‘kontgerilladan’ çok çekti; milletin devletiyle bölünmez bütünlüğüne en ağır zararı, vatandaşına dışkı yediren bu ‘çakma derin devlet’ verdi.…

Biz biliyoruz ki Demokrat olduğunu iddia eden büyük bir çoğunluk zamanında mağdur olanlar için kıllarını kıpırdatmadı.

Hiç olmazsa CD Kayıtlarını araştırsaydınız, o da iş görürdü. Hani televizyonlarda, gazetelerde, siyasi konuşmalarda, ‘Darbe planlarını çözdük,’ diye bağırıyorduk; kripto odalarına bile girdik; ‘devletin yatak odası’ denilen gizli bilgileri öğrendik; senaryo elimizde; tüm ayrıntılar, görev yerleri, kurgusunu biliyoruz!!..

‘Orduya Kumpas Kurulmuş Olabilir,’ dediler ya;

O an anlayışımız kilitlendi sanki;

Ne oldu da bu generaller, muvazzaf subaylar; asteğmenler; emir-erleri, sahadaki gizli görevliler, Hükümetteki işbirlikçiler, tetikçiler, derin devlet bağlantıları, yargıdaki dostlar, üniversite dekanları, muhbir örgütlenmesi, ‘dost’ derneklerle komplo planlamaları, suikastler, hani camii bombalamaları, uçak düşürmeler!!…

Bu örgüt şemalı, hareket planlı CD kayıtlarında ‘alakasız parça mı’ çıktı da ‘karar aşamasında’ işi sulandırıyorsunuz… Polis tutanaklarındaki kayıtlar ile emniyet bilirkişine verilen dosya farklı mıymış?... Delil görüntülerinde yer alan kişilerin belki aynı anda başka yerde olmalarında maddi hatalar mı varmış??!..

Sen ne diyorsun!..Milletin hisseleriyle bu kadar oynanmaz ki; Milletle dalga mı geçiyorsunuz siz?...

Tamam belki Balyoz davasındaki gibi planların servis edildiği tarih ile kaydın oluşturulma günü-saati tutmayabilir, bu da önemli değil; Türkiye’de kim zaten sözünde duruyor ki!.. Ama Harekât Planlarında yer alan aksiyon sahnelerini dehşet anlarıyla satır satır biliyoruz;

Senaryo tamam!...

-dı!!...

Ne değişti de, ‘Orduya Kumpas kurulmuş olabilir,’ diyorsunuz siz!..

Olmuyor; ama olmuyor değil mi?.. Çünkü hukuk-adalet, herkese lazım. Zamanında masumiyet karinesini; uzun tutukluluk hallerini; soruşturma sırasında medyaya servis edilen dosyaları-gizli bilgileri; hatta özel mahkemeleri tartışmadık…

Kolluk güçleriyle Savcılık yetkilendirmesinin işlerliğindeki delil toplama-tespit tutanaklarının değerlendirilmesi, gizli dinlemeyi gerektiren şartların düzenlenmesinde bazı itirazlar olabileceğini hiç akıllara getirmedik?..

Yargıdaki denetim şemasına müdahale edelim dedik, şimdi bu da olmadı, başka bir kurgu mu düşüneceğiz?…

Bunun yerine keşke esaslı bir hukuk reformu üzerinde çalışabilseydik;

KCK operasyonlarını, Şike davasını, Balyoz’u ele alırken, keşke kitle psikolojisinin sosyolojik-tarihi nedenlerine inerek  ‘anlamaya’ çalışsaydınız… Keşke, Devleti korkularına uğratanlara karşı sistemin savunması yerine, kişi haklarına ve demokrasiye ağırlık veren bir zihniyetle ‘yasaların ruhunu’ ele alsaydık!..

Keşke sizler, siyasi tartışmalarınızı efelenmeye’ dayalı ‘güç gösterisine’ dönüştüreceğinize, adalet; güçler ayrılığı; yönetim felsefesi, özgürleşme-demokratikleşme üzerinde düşüncelerinizi yoğunlaşabilseydiniz…

Şimdi orduya kumpas kurulmuş olabilir, deniyor…

Günaydın!’’

-Bu yazı sana gelsin Ey CD!...-

 

 

Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA