• İstanbul12 °C
  • İzmir12 °C
  • Ankara8 °C
  • Manisa6 °C
  • Adana13 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuklar adam olunca

21 Haziran 2017 Çarşamba 18:22

Çoğunuz atlayıp başlığa eli paraya veya bir makama kavuşup da güya kendini ‘adam’ yerine koyan insanları anlatacak sandınız ama yanıldınız!

Aslında başlığa ‘Şimdiki’ kelimesini de ön tarafa eklemek yerinde olacaktı ama işaret edilen zevata da gönderme yapmayı, bir kez daha kulaklarını çınlatmayı toplumsal bir gereklilik diye düşünerek uygun buldum.

Güya kendini adam sanan, içerilerinde hep bir boşluk- bir açlık olan, olgunlaşamadan hormonlaşıp erdiklerinden tatları, tuzları olmayan kelekleri bir yana bırakarak isterseniz dönelim biz şimdi kendi sabilerimize.

İçinde bulunduğumuz ay Ramazan ve bol bol geçmişle beraber yaşıyoruz Ramazan’ı ve ritüellerini.  Hep de özlemlerimiz şelaleler oluşturuyor ve avucumuzu yalamasak da tatlı tatlı dalıp gidiyoruz eskilere.

İyi ki yaşamışız, görmüşüz de şimdi bile avunuyoruz ama ya şimdikiler?

Zavallılar düşünsenize bizim yaşlara geldiklerinde acaba bir araya geldiklerinde mesela çocuklarına neler anlatacaklar, neleri özlediklerini söyleyecekler, hangi Ramazan anılarını anlatacaklar?

Birisinin mesela (ah) deyip iç çekişiyle beraber: “ nerede bizim çocukluğumuzun Ramazanları! Babamlar daha güzel ihya edebilmek adına genelde izin kullanırlar, sahura kadar ellerinde cep telefonları, tabletler, dizüstülerle hoşca vakit geçirirler sonra da öğlene kadar azıcık yatıp yine ikindi sonrasında tekrar uykuya yer ayırdıkları eski Ramazanlar şimdi nerede?” dediğini duyar gibi oluyorum.

Diğerinin de: “Haklısın azizim; ne sessiz ne sakin günlerdi o günler! Bazen iki-üç aile bir araya geldiğimizde bile bir iki boş konuşmadan sonra o koca koca insanlar çekilirler bir köşeye ve ellerindeki ufacık aletlerle gömerlerdi başlarını sanal âlemlerine sessizce.”

Ya da bir diğerinin: “bizim büyükler beni bazı seferler pide almaya fırına gönderirlerdi. Her gidişimizde genelde koca koca insanların ya yavan muhabbetlerine tanık olur ya da öfkeli davranışlarından rahatsız olduğumdan gitmek istemez ve kardeşimle adeta gitmeme inadına tutuşurduk.”

“Kendileri ellerinden bırakmasalar bile bizim internete ve o alemlere girmemize asla tahammül de edemezlerdi zavallı büyüklerimiz! Biz de türlü numaralarla güya ders çalışıyoruz da, dil öğreniyoruz da, aslında kitap okuyoruz da gibiyalanlarla avutur geçiştirirdik onları.”

Kalabalıklardan ürken, hareketsiz, içine kapanık, bencil ve içinde haz olmayan her şeye karşı aşırı mesafe koyan bir neslin geleceğe doğru adım adım sürüklendiğini görebiliyor muyuz?

Henüz orta yaşlarında hareketsizliklerinden dolayı bilumum kas ağrılarıyla düçar olacak, beyinlerine az oksijen gitmesinden dolayı gençliklerine çok erken yaşlarda veda etmek zorunda kalacak, paylaşım bilmemelerinden dolayı ne sosyal hayatın ne de ticari hayatın asla bir bireyi bile olamayan, sevimsiz, tembel, duyarsız bir nesile zavallı dünyamız ne tepki koyacak ve nasıl katlanacak bilemiyorum ama vebalimizin ne denli ağır olduğunu düşündükçe de uykularım kaçıyor.

Güzel anılmayacağız vesselam!

Hâlbuki bütün meselemiz bir hoş seda bırakmaktı.

Ne istedilerse yaptık, ne istedilerse aldık ile olmuyor hanımlar, beyler!

Acaba içinde yaşadığımız toplum, ait olduğumuz kültür, tarih ve bilim neler diyor kulak verebiliyor muyuz?

Şimdi güya adam beğenmiyoruz, gerçek adamlığa dair beylik sözler savurmadayız.

Ya ileride adam olsun diye bıraktıklarımız, büyüttüklerimiz ya da büyütemediklerimiz?

Dertleniyorum ama ümitsiz de değilim.

Arayışlarım, hasretim bu keşmekeşin içinde de olsa sürüyor.

“İşte bütün meselem, her meselenin başı,
  Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!”

‘Ol’ deyince olduranın gücüne iman etmişiz bir kere ve ümitsizliğe düşmek bize yaraşmaz.

“ Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara ‘siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!’ diyecek ve gerçek müslümanlığın ‘nasıl’ ını ve ‘ne idüğü’ nü her haliyle gösterecek bir gençlik...”

Adam olacak o çocuklar. Bunu görüyorum, buna inanıyorum. Yeter ki siz de ıskalamayın ve bir nebze de olsa fark edin o adam olacakları.

Bu yazı toplam 1422 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Evleneceklere Devletten 65 Bin TL Destek Geliyor
  • Voleybolda dünya şampiyonuyuz
  • Meteoroloji'den Son Tahmin: Kar ve Yağmur Tüm Yurdu Saracak
  • Ziya Selçuk' u kim engellemeye çalışıyor?
  • Albay Dere, “Şehit Aileleri, Gaziler bizim için çok önemli”
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA