• İstanbul24 °C
  • İzmir25 °C
  • Ankara19 °C
  • Manisa27 °C
  • Adana25 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
‘Çanakkale’de yaşlı bir asker: Oğuz Amca’
18 Mart 2019 Pazartesi 12:40

‘Çanakkale’de yaşlı bir asker: Oğuz Amca’

'44 yaşında askere alınıp Çanakkale cephesine giden; iki oğlu Sarıkamış’ a gönderilen Oğuz Amca, cephede son nefesini verirken en küçük oğluyla karşılaşacaktır. '

Öğretmen Seyhan Çağlar Emen, Çanakkale Savaşlarının isimsiz kahramanlarından Oğuz Amca’ yı optimushaber.com imtiyaz sahibi Osman Özbaş'a anlattı.

Seyhan Ağabey, önce kendinizi biraz anlatır mısınız?

Ben Mersin’in Tarsus kazasının, 1948 yılında doğdum. Ben Yemen şehitlerinden Ali’ nin torunuyum. Benim ailemin büyükleri Osmanlı vatandaşıydı ve bunların çoğu gazi veya şehit çocuklarıdır. Çocukluğumdan beri mahallemizde her evde bir gazi, en az bir şehit vardı. Ben onların yanında otururdum, onların hatıralarını dinlerdik. Biz o neslin, o acı hatıralarıyla doğup büyüdük.

Ben 1962’ den beri devam lı olarak gerek 1. Dünya Savaşı ve gerekse Kurtuluş Savaşı’nın bilinmeyen yönlerini araştırmaktayım; tespit ettiğim, ilginç hatıraları arşivimde saklamaktayım.

Bu arşiv notlarından biri Erzincan’lı Oğuz Amca’yla ilgili. Bize Çanakkale Savaşlarının isimsiz kahramanlarından Oğuz Amca’ dan söz eder misiniz?

Erzincan’lı Oğuz Amca’ nın hayat hikâyesini bir tarih dergisinde okumuştum, ilginç bir şahıstır, ben bunun tanınması gerekir diye düşünüyorum.

Oğuz Amca, Erzincan’ın şimdi “Oğuz” adını alan köyündendir. Babası, o yıllarda ulaşım imkânı olmadığından O’nu nüfusa çok geç kaydettirmiştir. 1914 yılında seferberlik ilan edilince 44 yaşında iken iki oğlu ile birlikte askere alınırlar, kendisi Çanakkale Cephesine iki oğlu ise Sarıkamış Cephesine gönderilirler. Evde sadece eşi ile küçük oğlu kalır, Oğuz Amca Çanakkale’de savaşırken iki oğlunun da Allahuekber Dağlarında şehit olduklarını, Sarıkamış’tan gelen askerlerden öğrenir. Çocuklarının şahadet haberi köye gelir ve eşi Oğuz Amca’ya yazdığı mektuplarda oğullarından mektup aldığını, iyi olduklarını, babalarına da selam gönderdiklerini yazar ki kocası üzülmesin diye gerçekleri saklar.  Oğuz Amca da karısına gönderdiği mektuplarda bilmiyormuş gibi davranarak oğullarına selam gönderir. 

‘Oğuz Amca’ dan sonra evin en küçük oğlu da askere alınır’

Çanakkale Mahşeri devam ederken Oğuz Amca’nın en küçük oğlu da askere alınarak Çanakkale cephesine gönderilir. Oğuz Amca, haberi alınca Gelibolu’da oğlunu arar, yarım milyon askerin içinde bulmak kolay değildir, düşman saldırısının bertaraf edildiği bir esnada askerlerimiz dinlenirken karşı tepeden yanık sesli bir Mehmetçiğin türküsü duyulur. Oğuz Amca, türküyü dinlerken ürperir, bu sesi tanır, bu yanık ses küçük oğlunun sesidir. Tam o anda İngiliz saldırısı başlar ve Oğuz Amca yaralanarak Sargı Yerine götürülür, Sargı yerine getirilen ağır yaralı bir asker, Oğuz Amca’ya dikkatli bakar, göz göze gelince babasını tanır, babası üzülmesin diye yüzünü saklar ve o genç asker Oğuz Amca’nın en küçük oğludur, sıhhiye çadırında şehit olur. Oğuz Amca, uzun süre tedavi görür, bu arada İngilizler bir gece karınlıkta sessizce kaçıp gitmişlerdir ve oğuz Amca’nın birliği de Filistin Cephesine gönderilmiştir.

Çanakkale’de birliğinin Filistin’e gittiğini öğrenen oğuz Amca, diğer birliklerle birlikte Filistin’e giderek asker arkadaşlarına kavuşur,  yeni birliğinin komutanı Oğuz Amca, yaşlı diyerek mutfakta  görevlendirmek isteyince itiraz eden Oğuz Amca: “ Ben düşmana üç evladımı  şehit verdim, intikam almak istiyorum.” der ve en ön cephede çarpışmalara katılır. Filistin cephesi çökünce, Suriye’ye ve oradan da Anadolu’ya gelir, köyüne gitmeden Ankara’ya giderek Milli mücadeleye gönüllü olarak katılır. O, 9 Eylül 1922 günü İzmir’e ilk giren Mehmetçiklerimizin en önünde yer almaktadır. O artık yaşlı bir gazi Onbaşı Oğuz Amca’dır.

Kurtuluş Savaşı sona erince, tüfeğini birliğine teslim ederek, Erzincan’a doğru yola çıkar, haftalarca yol yürür, yolda hep ailesinden sadece hayatta kalan çilekeş eşini düşünür, bir akşamüstü karanlık çökmek üzere iken köyüne ulaşır. Çeşme başına gelince, bir karaltı görür, yaşlı bir kadın kovasını doldurmaktadır,  Onbaşı Oğuz Amca çeşmeye doğru yaklaşır ve kısık bir sesle: “ Bacım, bana bir tas su uzatır mısın?”  deyince yaşlı kadın bir çığlık atar, karanlıkta kovasına su dolduran kadın, kocasını sesinden tanır, su isteyen yaşlı adam yıllardan beri görmediği kocası Oğuz Amca’dan başkası değildir.

Şimdi Erzincan’ın bu köyü “ Oğuz” adını almıştır, Oğuz Amca 1935 yılında vefat etmiştir. O’nun ve tüm gazi ve şehitlerimizin ruhu şad olsun.  

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA