• İstanbul18 °C
  • İzmir16 °C
  • Ankara11 °C
  • Manisa9 °C
  • Adana13 °C

Osman Özbaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Büyük Taarruz Kararı

10 Ekim 2014 Cuma 04:46

Ağustos ayı Türklerin tarihi büyük başarılarının arka-arkaya dizildiği önemli günleri içerir; Malazgirt Zaferi, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz sayesindedir ki bizler bu coğrafyada bulunuyoruz!..

Bugünler destanlı başarılarımızla doludur; ancak tarihi dönemeçlerdeki kültürel benliğimizle hep tazelenen bağımsızlık ruhunun aziz hatırasını tekrar tekrar anlatmakta yarar var;

Mesela Mustafa kemal!...

Büyük Taarruz hazırlıklarının sonlarına doğru, komuta düzeyinde bir toplantı yapılır; Fevzi Çakmak saldırı planını açıklar. İsmet Paşa saldırıya karşıdır; Yakup Şevki Paşa, milletin varını-yoğunu zar gibi atmanın tarihçe cinayet sayılacağını söyler. Mustafa Kemal,

-Milletin varı-yoğu bundan mı ibarettir Paşam, der.

-Evet!

-O halde kesin sonucu bununla almak zorundayız.

Falih Rıfkı Atay, Çankaya kitabında anlatır;

‘’Milli Savunma Bakanına göre günün birinde herhangi bir harekât emri verilecek olsa; ordunun yürümek için pabucu yoktur; silah kayışı yoktur…

Maliye Vekiline göre kasada on para kalmamıştır. (Milli Savunma Vekili, hemen hiç olmazsa altıyüz bin lira lazım olduğunu söylemişti.) Yakınlarda vergi toplamak da imkânsızdır.

Meclis’teki muhaliflere göre milletvekilleri aldatılmaktadır… (Çünkü onlar halihazırdaki savaş donanımı açısından bakıldığında ordunun çok ileriye yürüyeceğine inanmamaktadır!)

Nitekim Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Paşa da, ‘’bizim geri teşkilatının düşmanı yirmi kilometreden fazla kovalayamayacağını,’’ söyler.

Mustafa kemal:

-Bizim geri teşkilatımız düşmanı yirmi kilometreden fazla kovalayamaz mı?

-Hayır Paşam!

-Demek düşmanı yirmi kilometre içinde yok etmek zorundayız.

Askeri komuta bile henüz netleşmemiştir;

Mesela İkinci Ordu komutanı Ali İhsan Paşa, cephe komutanına karşı entrikacı davranışlarından ve ordu içinde bölücülük yaptığından, geri alınmıştı; yerine teklif edilen Ali Fuat Paşa, ‘’ben cephe komutanlığı yaptım’’ diyerek reddeder. Bu sefer Refet Paşa’ya komutanlık teklif edilir; aralarında şöyle bir konuşma geçer:

-Önemli bir şey mi olacak?

-Evet olacak.

-Ben sanmıyorum, olacağı zaman düşünürüm.

Bunun üzerine Ordu Kumandanlığı Nureddin Paşa’ya verilir.

Sıra İkinci Ordu Komutanı Nureddin Paşa’ ya gelir; Paşa ise henüz cepheye yeni geldiğinden bir fikri olmadığı söyler…

Ortam biraz limonileşince, Fevzi Paşa:

-Madem ki Ordunun bana güveni yok, ben çekiliyorum, diye istifasını verir. Mustafa Kemal de, (bu arada belki ikisi arasındaki bir anlaşmaya dayanarak; cümle önemlidir sayın okuyucu, lütfen dikkat!)

-Genelkurmay Başkanı çekildiğine göre kendisinin de komutanlık görevinde kalamayacağını söyler. Telaşa düşen İsmet Paşa,

-Efendim bize fikrimizi sordunuz, söyledik. Yoksa hepimiz emrinizdeyiz, ne yolda isterseniz öyle hareket ederiz.

Eldeki maddi imkânlar çok sınırlı; Hindistan’dan Mustafa Kemal’e gelen bir para vardı; Gazi son ihtiyaçların karşılanması için bu parayı Hükümet emrine verir...

Şimdi saldırıya geçmek için son kararları almak sırası idi. Gazi Mustafa Kemal, Ankara’dan hareket edeceği günün akşamı Keçiören’ de yakın adamları ile bir aradadır; yanındakilere:

-Taarruz haberini alınca hesap ediniz. On beşinci İzmir’deyiz demişti. (Falih Rıfkı Atay, Çankaya; İstanbul-1969; sayfa-309)

Düşünün daha saldırı başlamamış; savaşın gidişatı konusunda meydanlarda herhangi bir üstünlük mücadelesi henüz netleşmemişken; Mustafa Kemal Atatürk, İzmir’e ‘varış gününü’ veriyor…

26 Ağustos’ta başlayan, ‘Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!’ emri üzerine akıncılar o kadar hızlı saldırıyor ki; asker o kadar cesur; Türk Halkı o kadar bağımsızlık ateşiyle savaşıyor ki; Gazi’ yi haklı çıkarıyor;

Hatta söylediği takvimden bir gün öncesinde İzmir’deyiz!…

İzmir’in dağlarında çiçekler açtığı o gün; herkes, ‘YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA!’ diyerek bağımsızlığını bağrına basıyordu…

Haydi hepbirlikte söyleyelim:

İzmirin dağlarında çiçekler açar. 
Altın güneş orda sırmalar saçar.

Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa.

İzmirin dağlarında oturdum kaldım.
Şehit olanları deftere yazdım.

Öksüz yavruları bağrıma bastım.
Kader böyle imiş ey garip ana.
Canım feda olsungüzel vatana.

 

Bu yazı toplam 4474 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Erdoğan'dan 180 Günlük Eylem Planı vurgusu!
  • Düzbağ Projesinde çalışmalar hızla devam ediyor
  • Ömer Asım Aksoy Caddesi’nde tek yön uygulaması
  • Turkcell, BiP'le Ramazan'a bolluk bereket katıyor
  • Yılın Komedisi Ekim’de vizyonda!
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA